SAYIN MÜDÜRÜM,
Toprağın altındaki madenler tükenebilir; ancak iyi yetişmiş nesillerin ortaya koyacağı fikirler, medeniyet tasavvurları ve ilmî çalışmalar asırlar boyunca varlığını sürdürebilir.
Devletler, yetenek sahibi çocuklara özel eğitim imkânları sunmaya çalışır.
Çünkü bazı çocuklar yalnızca bugünün öğrencileri değil; yarının bilim insanları, sanatkârları, mühendisleri, Türkiye Yüzyılının fikir adamlarıdır.
Son dönemde Samsun Bilim ve Sanat Merkezi’nde ortaya çıkan tablo, umutları gölgeleyen ciddi sorulara işaret etmektedir.
İddialara göre bazı dersler boş geçmektedir.
Bazı öğretmenlerin keyfî raporlarla derse gelmediği belirtilmektedir.
Kurum içinde derslikte sigara içildiğine dair şikâyetler bulunmaktadır.
İl Millî Eğitim Müdürlüğü tarafından görev yeri değiştirilen bazı personelin yine keyfi raporlarla yeni görev yerlerine başlamadığı ifade edilmektedir.
Daha da dikkat çekicisi;
İstirahat raporu bulunan bazı personelin raporlu oldukları dönemde sendikal eylemlere katılarak “Bize mobbing yapılıyor” şeklinde slogan attıklarına dair iddialardır.
İddialar, öğrencilerin eğitim haklarının zarar gördüğü yönünde endişe oluşturmaktadır.
Burada mesele yalnızca boş geçen ders saatleri değildir.
Asıl mesele, devletin özel ilgi göstermesi gereken çocukların gerekli ilgi ve desteği görüp görmediğidir.
Çünkü Bilim ve Sanat Merkezleri sıradan eğitim kurumları değildir. Bu merkezlerde kaybedilen her ders saati, gelecekte ortaya çıkabilecek bilimsel çalışmaların, sanat eserlerinin veya fikrî üretimlerin gecikmesi anlamına gelir. Bu durum, Türkiye Yüzyılı Maarif Eğitim Modeli hedefinin gecikmesi riskini beraberinde taşır.
Sayın Samsun Millî Eğitim Müdürü Dr. Murat Ağar,
Bu çocukların dersleri neden boş geçmektedir?
Öğretmenlerin göreve devam durumları etkin biçimde takip edilmekte midir?
Ortaya atılan iddialar doğruysa gerekli idarî işlemler neden gecikmektedir?
Daha önemlisi, bu çocukların eğitim hakkını koruyacak kurumsal refleks neden oluşturulamamaktadır?
Devlet ciddiyeti, sorunları görmezden gelmekle değil; sorunları tespit edip çözmekle ortaya çıkar.
Kamu görevi, makam işgal etmek değil sorumluluk taşımaktır.
Özellikle eğitim alanında ihmale dönüşen her aksaklık yalnız bugünü değil, geleceği etkilemektedir.
Samsun’daki Bilim ve Sanat Merkezleriyle ilgili iddiaların titizlikle araştırılması gerekmektedir.
Kamuoyu açıklama beklemektedir.
Veliler cevap beklemektedir.
En önemlisi, ülkenin geleceğine hazırlanan çocuklar cevap beklemektedir.
Valilik makamının ve ilgili kurumların konuya hassasiyetle yaklaşması, iddiaları tüm yönleriyle incelemesi ve kamuoyunu bilgilendirmesi artık bir tercih değil, zorunluluktur.
Çünkü mesele birkaç ders saati değildir.
Mesele, Türkiye’nin geleceğine emanet edilen yeteneklerin sahipsiz bırakılıp bırakılmadığı meselesidir.
Sizleri,
Türkiye Yüzyılı Maarif Eğitim Modelinin; ahlaklı, cesaretli, iradeli, sağlıklı, üretken, bilge, estetik, merhametli, sorgulayıcı, vatansever çocukları adına göreve davet ediyorum.