1934 yılının sıcak bir temmuz ayında vuku bulur olay.Dolmabahçe sarayından,Beylerbeyi Sarayına denizden yaklaşan motor çok önemli bir misafiri taşımaktadır.İran Şahı,Rıza Şah Pehlevi.Görünürde iyi ilişkiler olmasına rağmen iki ülkenin sınır bölğesinde yaşayan kürt aşiretlerinin yarattığı sorunlar yaşanmaktadır.Sınırın tam olarak belirlenememesi,iki ülke güvenlik güçleri arasında gerginliklere sebep olur.Özellikle “Ağrı Dağı”isyanları sırasında Türkiye’nin bu konudaki rahatsızlığı had safhaya ulaşır.Daha sonra yapılan bir antlaşmayla küçük Ağrı Dağının tamamen Türk sınırlarının içine alınır ve sorun büyük ölçüde çözülür.Rıza Şah,aradaki gerginliği yumuşatmak adına Türkiyeye bir ziyaret yapar.Olayın tarihsel ve siyasal akışı budur! Zamanın karanlık bırakılmış noktalarında demlendirilmiş,uzayıp uzatıldıkça şekil ve içerik değiştirme ihtimali aşikar anılar zilsilesi olayları yeni yeni öğreniyoruz...Korkaklık gösterilip saklanan,aşağılanma görmüşlerse abartılarak düşmanlık beslenen kişisel anlatılar belkide.Emin olamayız.Sonuç itibariyle,ortaya dökülen aynaların sırları ..Ayna parçalanmış bir kez,kiminin ayağına kiminin yüreğine batacaktır mutlaka. Bizim bildiğimiz hikayatta masal, 1001.gece bitmişti.Oysa ki bizim masalımız 1002.gece yaşanmış rivayete göre!Gerçekliği tam bir muamma.Benim kalemimin ucundan dökülsede kağıda,ben Şehrazat değilim.Olsa hoş olur muydu,bunu da hiç düşünmedim. Evvel zaman içinde diye başlar tüm bildiğimiz masallar.O evvel zamanı hangi saatin zembereği doğru gösterir o da bilinmez.Bizde kuralı bozmayalım masalımıza bir varmış bir yokmuş girişiyle başlayalım...Geçmiş zaman rivayeti aksın,sonuna kadar dinleyen her kes sussun,kırık aynalarda yolculuğumuz başlıyor. Düşlerini suya yazan bir zatı muhteremi, paşa yanına çağırmış bir gün: _Bu gece Beylerbeyi Sarayında Şehinşah’a hususi bir ziyafet veriyoruz hariçten kimse bulunmayacaktır.Kendileri mihmandarlardan yalnız senden başka kimsenin bulunmasını istemiyorlar.O da yalnız bir nedimini getirecek buyurmuşlar.Ziyafetin olacağı havuzlu salon gün boyu gece için hazırlanmış.Tamamı Fransız_Baccarat kristalleri tek tek silinip parlatılmış.Ortamın ihtişamı daha bir aydınlansın diye.Saray Sultan Abdülaziz zamanında yazlık olarak yaptırılmış.En önemli özelliği doğu_batı motiflerinin iç içe kullanılmasıymış.Tavanlarda çini işlemeleri,yerleri kaplayan hereke halılarılarıyla hem Osmanlının hem yeni kurulan Cumhuriyetin resmi misafirlerini ağırlamakta kullanılmış uzun yıllar.1002.gece masalıda bu sarayımızda gerçekleşmiş! Nihayet gece olmuş.Ağır misafiri,sarayın kapısında gayet güzel ve ağır giyinmiş on kadar kadın karşılamış ki bunlar o zaman İstanbul’un sazandeleri ve dans artistleri imişler.Hepsi diz çökerek hükümdarları selamlayıp, Şah’a takdim olunmuşlar.O da gülerek iltifatlarda bulunmuş.Bu meclis o zamanın “helva sohbetlerine”pek de benzemiyormuş görünen.Hayli curcunali geçeceği belliymiş. Saray içinde ahengle mermer havuz un içinden sular fışkırmakta, gerilerde bir orkestra hem alaturka hem alagranga şarkılar çalmaktaymış.Şehinşah’ın geceyi orada geçirme ihtimaline karşı fevkalade yatak odaları hazırlanmış.Şah’a ikramlarda bulunulmuş,şaraplar ikram edilmiş.Şah meclisin sıcaklığını bozmamak için önüne konulan kadehten arada bir yudum alıp kendisi için hazırlanan bu gecenin tadını çıkarıyormuş. Buraya kadar her şey olası ve realitesi kabul görülebilecek eylemler.Asıl bu anlardan sonra gelişen olaylar endişe verici ve gerçekliğinin alabileceği şekil ve sonuçları itibariyle bıçak sırtı anları.Numaralar gittikçe açılmış ve ortamdaki bayanlar serbestleşmeye başlamışlar.Şah bunları gülümseyerek fakat ciddiyetini hiç bir şekilde bozmayarak seyrediyormuş.Sazendeler,şarkılara ve dansa başlamışlar.Deniz kızı Eftelya ve iki gençkız havuza atlayıp danslarını suda devam etmişler.Bu sırada çırılçıplak bir genç kız Şah’ın önüne yaklaşıp elleri önünde başı eğik öylece durmuş.Bunu gören Şah önce ne yapacağını şaşırmış daha sonra,kızın başını okşayarak:Çok maharetlisiniz,genç ve güzelsiniz.Allah bağışlasın,haydi kızım içeri girinde giyinin üşürsünüz....deyince,bir anda,temmuz sıcağında buz gibi bir hava esmiş. Masal anlatıcısı şöyle devam ediyor sözlerine: “Şehinşah’ın o gece ki durumu,ağırlığı meclisin neşesini bozmaksızın hiç bir hafiflik göstermemesi dikkat çekiyordu.Gece yarısına doğru Dolmabahçeye dönme arzusunda bulundular hep birlikte kalktık gene motorla denizden saraya döndük.Binbir gece masallarını ,bin ikinci gece yapamadık vesselam..!” Aynı masalın bir değişik versiyonu Atatürk’ün yıllarca hizmetini görmüş kişi tarafından “Atatürk’ün Uşağı İdim”adlı anı kitabında da yayınlanır.Bu anıları yakın geçmişimize kadar duymadık.Çünkü 5816 sayısı ağızları mühürlemişti.Değişen siyasal yapılar esnekleştikçe,gizli sırlar yavaş yavaş mühürlü ağızlardan ortalığa saçılmaya başladı.Yaşanan olay,sadece kişisel bir anının seyri olsa idi,üzerinde durulması gerekmezdi.Kişisel yaşam haklarına saygı ilkesi gereği böyle bir hakkımız olmazdı.Fakat bu masalda aktarılan olayın çirkinliği, “Türk kadınının” düşürüldüğü alçaltıcı bir olayın aktarımıdır. Her hikayenin bir çıkış noktası vardır.1001 Gece masalının dokusu bir sadakatsizlikten nefes bulup,üflene üflene zamanımıza değin ulaşmıştır.Sona gelindiğinde Şehrazat üç erkek çocuğu doğurmuş ve evliliklerinin üzerinden uzun yıllar geçmiştir.Şehriyar’ın kadınlara öfkesi ve kötü düşünceleri dinmiş,Şehrazad’ın sadakatine inanmıştır.Görsel anlamda hissedilen bizim olayımızla isminin yaptığı çağrışımdan başkaca ortak bir özelliği yok gibi gözükse de “Sadakatsizlik” boyutunda bir kesişim seziliyor.Her anlatı kıssadan hisse çıkarmaya odaklıysa bu olayda kıssa neresi alacağımız hisse ne?Şimdi biz neye ,kime inanalım? Uşaklar, tam da bu günlerde pusulayı ters mi çevirmeye çalışıyor?Yakın tarihimiz, bize öğretilirken sadece öğrenmemiz istenilen kadarını mı öğrendik? Bu yeni yeni öğrendiklerimizi,tarihin neresine hangi sıfatla yerleştireceğiz?Kazanılan “Kurtuluş” zaferinin çığlıkları henüz kesilmeden insanın içine bir yenilği,bir büyük kayıp hüznü çökmüyor mu,aklımızın ve kalbimizin orta yerine yansıtılan yakın tarih sırları ortaya döküldükçe? Gizli defterlerin sayfaları,rüzgarın gücüyle açıldıkça,toplumsal heyezanlar yaşıyoruz.Yazanda da ,okuyanda da ruhsal,beyinsel dengesizliklerle karışık afallama hali bırakıyor üzerimizde.İster inanalım ister inanmayalım,ister öfkelenelim ister kuşkuya dönsün düşüncelerimiz ortada gerçekliği su götürür olsa da iki kişi ve bu kişilerin aktarımı bir olay var ! Tek bilmediğimiz olayın aktarımı sırasında araya karışma olasılığı yüksek kişisel hırs ve saptırmaların ölçüsü.... Kollektif bilinçaltımızda kirli düşüncelerin kök salması için uydurulan bir hikayat mıdır ?Böylede yorumlamak mümkün.Yoruma açık bir konu!Yoruma açık,doğru ve yanlışlığı tartışılabilir konuları netleştirmek çok da olsı değildir! Bir de taraflardan suçlanan kişi, kendini savunamayacak konumdaysa! Yapabileceğimiz soruları her kişi kendi beyin ve yürek gücüyle sorar.Aldığı cevap ancak kendini rahatlatır ya da huzursuz eder.Şu an okuyucu neyse ben de o konumdayım.Kendi sorularımı sordum kendi yanıtlarım ancak beni bağlar. Ben kişisel olarak düşülen zaaflara,alışkanlıklara,yapılan hatalara bakmam.Kişiseldir.Hangimizin yok?Kişi yaşar yaşamaz kime ne? Fakat ! Yaşanan olay benim tarihimi,örf adetlerimi,toplumsal kimliğimi,kadın kimliğimi zedeleyecek nitelikler taşıyorsa,bir yerlerde bu yazıldı ve ben öğrendiysem tahlil ederim.Eleştiririm.Yargılarım.Gerekirse düşüncelerimde suçluları infaz ederim.Demokratik,sosyal ve hukuk devleti sıfatı taşıyan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıysam buna sonuna kadar hakkım var. Toplumsal liderleri insan sıfatından çıkarıp küçültenlerde,insanüstü imajlar yükleyip putlaştıranlarda aşırı uç noktalardadır.Her iki durumda gerçekçi ve sağlıklı yaklaşımlar değildir.Her olay yaşandığı zaman diliminde değerlendirilmeli ve sonuçlar çıkarılmalıdır. Gizli defterlerde çizilen portre ile,siyasi,sosyal, ve toplumsal ideolojilerin oluşturduğu portrenin sınırların dışına çıkılmıştır.Karşımızda her şeyden önce “İnsan Atatürk” görülmelidir. Bildiğim ve savunduğum tek düşünce “Sevmek zorunda değiliz fakat ülkemiz için yaptıklarına karşı her zaman saygı duyarız,duymalıyız.!” 5816 zorla olmaz! “Sevmek gönül işidir.” Mustafa Kemal Atatürk hem Türk tarihi hemde dünya tarihinde ulusal ve dünyaca kabul edilmiş bir liderdir.Atatürk birileri onu sevmiyor ya da kötü anılarını ortaya serdi diye ne küçülür ne de değerini korumak için özel kanunlara gereksinimi vardır! Bir şiir düşüyor şimdi de mevsimsiz düşen karların ayazı gibi,kalemimin mürekkebine.... Vakit hüzün vaktidir , Sazendeler bitirmiş meşki ve efkar zamanı gelmiş gönül dostlarım Bütün güzergahlarda senin adın var. Dostlarım kardelen olmuş hergece doğmuş ve ilk güneşte ölmüş. Yarenlerin senin kadar dik senin kadar mağrur yaşıyor usta Sohbetler hep aynı benim ayrılık şarkılarıma benziyor. Terenenler hep aynı ayaklar baş başlar ayak olmuş, Yahu usta çakallar hep adam olmuş. Çakallar adam olmuş... Bedenler hasta gönüller yasta yeter artık yeter artık.....(Arsız Bela. “Ben babamın oğluyum”dan alıntı )
Özlem Gürbüz
Kurban Bayramı Ve Manevî Değerlerimiz
Nihat Güç
Zuhruf Suresi 37. Ayet
Hüseyin KURT
Asabiyenin Gölgesinde Bir Coğrafya
Gülay ÇETKİN
Denizli Eğitim Gücü Sen’den Proje Okulu Çağrısı
Seyfettin BUDAK
Güveninizi Bir Gerçek Sandığınız Duygusal Avcı Narsistin Sosyal Medya Tuzağı
Mehmet BOZKURT
Türkiye'nin CHP ile tarihi yolculuğu...
Eyüphan KAYA
Ailenin selameti için 7-S
Recep YAZGAN
Karl Marks’ın Hindistan İhaneti!
Öztürk Samuk
Proje Derin
Mehmet Ali Çamoğlu
Sisli Meydan: At İzi İt İzine Karıştı
Mesut BALYEMEZ
Ulan kapitalizm.
Bülent ERTEKİN
Engelliler İçin Söz Değil, İcraat Gerekiyor
Aydın BENLİ
Çok Gerginiz Çok!
Aydan KURT
Bir yolculuktan fazlası...
Adnan ÖZ
Bu sezon samsunspor’a yakıştı!
Songül KARAMAN
Aile İçi İletişimde 10 Altın Kural
Kadir Erol
İnsan Olmak....!
Vehbi KARA
Kocatepe Muhribi’nin Batması ve Liyakatsizlik Sorunu
Murat GÜLŞAN
Maskeler düştü: saha yeşil, zihniyet kara!
Mesut CİHAT
Adamlığın Sende Kalsın
Adnan İPEKDAL
ODTÜ Semalarında Amerikan bayrağı Dalgalanacak mı!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
Burak Çileli
Sumud filosu işkencesine kısas milli haysiyet meselemizdir
İsa ÇOLAKER
YAZAR TIKANIKLIĞI
Ömer Naci Yılmaz
Ali Kolcu Hoca’mızı Hakk’a Uğurladık
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Mehmet Nuri BİNGÖL
En Büyük Miyar: Kanaat
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Memiş OKUYUCU
İyilikle İyileştirerek Eğitim
Hamdi TEMEL
Suçun Adresi: Başta Medya, Sonra Hepimiz
Halil MERT
Türklük Tanımının Güncellenmesi
Hasan KARADEMİR
HİKMET KIVILCIMLININ DİNİ ANLAYIŞININ ELEŞTİRİSİ
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Ahmet SAĞLAM
Din Düşmanlığı
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Ahmet DÜZGÜN
Artık seviye eğitim sistemi şart
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)