Temel`in en samimi arkadaşı olan İdris, uzun süredir artık kahveye uğramaz olmuştu. Bu duruma fena halde bozulan Temel, bir süre sonra İdris’i evinde ziyarete gider. İdris, evde sürekli kalın kalın kitaplar okumaktadır. Temel heyecanla sorar;
`Ula uşağum bu merak da nerden çıkti daa!`.
İdris, hiç oralı olmadan okumaya devam ederek `benim artık kahve köşelerinde kaybedecek zamanım yok. Mantık okuyorum `diyerek cevap verir.
Temel; `Haçan o nedir uşağum` diye sorunca İdris, Temel`e “bak şimdi sana bir mantık testi yapacağım” der ve ona ardı ardına sorular sıralayarak ilk olarak; “evinde akvaryumun var mı?” diye sorar. Temel, “var” cevabını verince; İdris, “bildiğim kadarıyla bir köpeğin, iki de kanaryan var. Bu demek oluyor ki sen hayvanları seviyorsun” diye cevap verir.
Temel, İdris’in bu tespitine “evet” diye cevap verince, İdris devam eder;
“Sen evlisin ve yengemi de seviyorsun” der.
Temel, “tabi ki seviyrum” der.
Bunun üzerine İdris, “o zaman sen sapık değilsin” diye cevap verir.
Temel bu yoruma ve yeni öğrendiği “mantık” işine bayılır tabi ve vakit kaybetmeden mantık kitaplarını o da okumaya başlar.
Günlerden bir gün Temel`i bu kez başka bir arkadaşı ziyarete gelir ama bakar ki Temel sürekli kitap okumakta, kendisiyle hiç ilgilenmemekte. Temel’in kendisine neden soğuk davrandığını öğrenmek için birkaç soru sorar ama nafile.
Temel ise kendisini ziyarete gelen bu arkadaşını “mantık sever” yapmak istemektedir ve ‘malum testi’ yapar;
“Cevdet, evinde akvaryum var mudur?”
Cevdet, “hayır” cevabını verince, İdris cevabı yapıştırır;
“O zaman sen sapuksun!”
Yoğun bir gündem, ardı arkası kesilmeyen musibetler ile kalabalıklaşan ülke gündemimize nasıl bir “düz mantık” ile baktığımızı gösterdiği için, yazımın başlığına aldığım bu komik fıkra bugünkü bakış açımızın yansıması bence.
İlkin önemli bir alanı ormanlarla kaplı ülkemizde kabul etmesek de liyakatsizliğin sebep olduğu ihmaller zincirinin geniş bir alana yayılmasına sebep olduğu ve ciğerlerimizi dağlayan orman yangınları;
Bu yangınlarda canını dişine katarak varlığını inandığı değerlere şahit kılıp şehadet şerbetini yudumlayan vatandaşlarımız,
Orman yangınlarının sebep olduğu infial ile evi, barkı, ahırı, hayvanları ve yegâne geçim kaynağı olan bağı, bahçesi tarumar olan yüzlerce insanımız,
Her birimizin yüreklerini acıtan ve alevlerin arasında cayır cayır yanan solucanından kuşuna, yılanından börtü böceğine kadar yüzlerce çeşit hayvanımız,
Bu durumdan kendince vazife çıkarıp gönül yangınlarını daha çok alevlendiren kaos severler ve bu fesada çanak tutan fitne tellalları,
Konya ve Ankara Altındağ’da yaşanan; münferit olmasını ve devamı gelmemesini samimiyetle umut ettiğimiz, hop oturup hop kalkmamıza sebep olan, geceleri gözlerimize kum kaçıran elem dolu hadiseler,
Bu yangınlar yazık ki devam ederken Karadeniz illerimizde aniden bastıran yağışla yaşanan sel felaketlerinde bir kez daha çarpık yapılaşmanın, dere yataklarına binalar yapmanın, doğanın asli yapısıyla oynayıp imar izinleri vermenin tepeden tırnağa mesuliyetinden kaçıp ya da günah keçileri bulup onları infaz ederek vicdanımızı sözüm ona teselli etmenin adına “kader” koyduğumuz ihmaller zinciri,
Bu ihmaller zincirinin sebep olduğu evler, yaşamlar, hala bulunamayan onlarca vatandaşımız, yarım kalan yüzlerce hikâye ve bu hikâyelerin ömürlerimize bulaşan acısı,
Ve son olarak; asıl bilenin sustuğu, yarım yamalak bilenin kendi penceresinden “taraflı” yorumlarla yoğun bir bilgi kirliliğine sebep olduğu, bilmeyenin ise hiç susmadığı “Afgan mülteci” krizi ve “mülteci istemiyoruz” çığırtkanlığı.
Evet yaklaşık bir aylık ülke tablomuz bundan ibaret ve bir çoğumuz tüm bu tabloyu yazının başında anmış olduğum fıkradaki gibi düz mantıkla okumaya devam ve yazık ki ısrar ediyoruz.
Sanırım elimizdeki ekranlar büyüdükçe onu kullananlar küçülüyor ve zihinleri ekranların parlaklığına esir ediyor. Bu “gönüllü” esaret ise suda pişen kurbağa misali yavaş yavaş bir kayıtsızlık yaratarak değdiği her şeyi cansız bir taş yığınına çeviren, üşüten bir dil yaratıyor. Bu soğuk dil ise, hiçbir şeye şükretmemenin, minnet duymamanın, zaten her şeyi hak ettiğini düşünmenin ve en nihayetinde de “madem hak ediyorum, teşekküre ne gerek var” zihniyetinin soğuk, ruhsuz, umursamaz ve “ben merkezli” tohumlarını yeşertiyor.
Yüreğimizi yakan orman yangınları devletimizin gücü, vatandaşımızın duyarlılığı ile bir şekilde söndü, söner de. Ancak orda mağdur olan yüzlerce vatandaşımız, canını inandıklarına şahit kılan şehitlerimiz, cayır cayır yanarak can veren yüzbinlerce mahlukatın yürek hanemize eklediği vebal ve gönlümüzde açtığı yara bir tarafa; sözünü ettiğim “ben” merkezli tohumlar yeşil kaldıkça, filizlendikçe, boy verdikçe gördüğüm ve anladığım kadarıyla gönül coğrafyalarımızı ve anlam haritalarımızı yakıp kül eden hırs, hased, kin, taraftarlık, konforizm, sahip olma hırsı ve tüketim çılgınlığının çıkardığı yürek yangınlarımız devam edecek.
Zira hep andığım gibi muhatabınız kim olursa olsun saygı bir iletişimin toprağı, dürüstlük güneşi, edep ve muaşeret yağmuru, sadakat tohumu, sevgi ise meyvesidir. Ancak takdir edersiniz ki toprağın olmadığı bir yerde hiçbir şey yeşermez.
Gerek bireysel ilişkilerimizde gerek toplumla olan iletişimlerimizde saygımızı yitirdiğimiz; sağcı, solcu, dindar, seküler, laik, muhafazakâr tüm kesimlerimiz de ezici bir çoğunlukla “ahlak” kavramını rafa kaldırdığı için; dürüstlük, edep, muaşeret ve nezaket kavramlarını yeşertemiyoruz ve beynim aramızda yaşanan bunca felakete rağmen duygu birlikteliğini yakalayamamış olmamızı başka türlü izah edemiyor.
Kabul etsek de etmesek de etnik kimliğimiz, ideolojimiz, düşüncelerimiz, yaşam biçimimiz, hayata bakışımız yetiştiğimiz ailenin, yaşadığımız toplumun bize öğrettiği değerlerdir. Ancak hepsini “ahlâk” çatısı altında toplayabileceğimiz; koşulsuz sevgimiz, tüm yaratılmışa ayrım gözetmeksizin ve ötekileştirmeden sunacağımız katıksız merhametimiz ve ucu bize dahi dokunsa amasız adalet anlayışımız vicdan çipimize kodlanan değerlerdir. Biz öğretilen değerleri kodlanan değerlerin önüne alırsak -ki bugün yazık ki yaptığımız şey bu- aramızda bir sevgi ve duygu birlikteliğini diri tutmamız mümkün olmayacağı gibi çatışmanın, ayrışmamın, didişmenin, ötekileştirmenin ve en önemlisi de tüm bunlar üzerinden kendimizi “aziz” zannetmenin değirmenine su taşımaya devam edeceğiz.
En tepedeki yöneticimizden an alt kademedeki memurumuza, işçimize, sade vatandaşımıza kadar hakikati kendi tekeline alıp öz malı sanan anlayıştan vazgeçerek, idrak etmek ve görmek zorundayız ki deprem, sel, orman yangını gibi afetler pek tabi ki doğal afetlerdir.
Ancak bizim son dönemde yaşadıklarımız (küresel bir plan olarak gördüğüm yaşanan yoğun göç dalgası da dahil) ihmalimizin, denetimsizliğimizin, liyakatsizliğimizin, önlem alamayışımızın, öngörüde bulunamayışımızın kaderidir. Zira fırtına bir sebep değil sonuçtur. Akıl denen nimet ise, fırtına çıkmadan tedbir alalım diye bize sunulmuş ve ilahi kodlama aklını kullanmayanların üzerine pislik yağdıracağını (Yunus,100) kendisi beyan etmiştir.
Zira elinize alıp ekmeğe çikolata sürüp evladınıza verdiğinizde bir şefkat aracı olan bıçağı parmağınıza saplarsanız keser, ocağınızı tutuşturmak için kullandığınız çakmağı elinize tutarsanız yakar. Çünkü onların kaderi(ölçüsü) budur!
Dere yatağına yapılan, doğanın asli yapısına müdahale ederek ve buna akıl sır ermez bir anlayışla imar izni verilen evler, alınan ruhsatın çok üstünde çimentosu demirinden çalınarak dikilen binalar, bu konudaki denetimsizliğimiz; etrafımız ormanlarla çevrili olmasına rağmen sağlam ve esaslı bir yangın söndürme teşkilatı kuramayışımız olsa olsa arz ettiğim gibi fırtına çıkacağını bildiğimiz halde, bıçağın keseceğini, ateşin yakacağını bildiğimiz halde önlem alamayışımızın, denetimsizliğimizin ve yazık ki kabul etmek istemesek de liyakatsizliğimizin kaderidir.
Songül KARAMAN
Vuslat Kapısı
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Matematik Eğitiminin Önemi
Bülent ERTEKİN
EŞKİYA DÜNYAYA HÜKÜMDAR OLMAZ
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Hamdi TEMEL
Acı Yakıyor Ama Mutlu Ediyor: Acı Biberin Şaşırtıcı Gücü
Recep YAZGAN
Beyaz leke gösterir…
Hasan KARADEMİR
HALK (!) PARTİSİ
Mehmet BOZKURT
Dünya bir utancı konuşuyor!
Özlem Gürbüz
Bilimin Sınırlarında Dolaşmak
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SUS GÖNLÜM!
Gülay ÇETKİN
Denizli milli eğitimde usulsüz lojman mı tahsis edildi?
Adnan ÖZ
Şimdi Sıra Trabzonspor Maçında!
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Kaldığımız Yerden mi, Kandırıldığımız Yerden mi Devam Edeceğiz?
Ahmet DÜZGÜN
Bir Oy Vermenin Değeri
Fatih ORUÇ
Amerika’nın Hiroşima ve Nagasaki Katliamları
Aydın BENLİ
Son Kale Haymana ve Memleket Onuru- Recep Tümtürk
Ahmet SAĞLAM
İNANMAK
Halil MERT
Bu Coğrafya Bizimdir
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Nihat Güç
Bir Ve Beraber Hareket Etmek Zorundayız!
Önder GÜZELARSLAN
Gaziantep’te Bir Dulkadiroğlu Eseri: Alaüddevle Camisi
Seyfettin BUDAK
Uyanış ve Sürüden Ayrılan Penguen: Yaşamak mı, Sürüklenmek mi?
Adnan İPEKDAL
Ne Vereyim Abime, Biraz Sokak Kültürü Alır mısınız?
Vehbi KARA
İnsan Çok Zalim Ve Çok Cahildir
Ravza ZEYBEK
İlim Neyi Bilmektir?
Servet ZEYREK
Dünden Bugüne Çarşamba'da Eğitim
Özhan KIZILTAN
İyi Polis ve Kötü Polisten Sonra Mason Polis Tartışması
Aydan KURT
Yorulmuyor musun?
Mehmet Nuri BİNGÖL
Sahtelerin Tasallutu
Eyüphan KAYA
İnsanlık Alemi Veda Hutbesini Arıyor
Fatma Saçak Akbulut
SEVGİ DİLİ
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Cevahir AYDIN
El alem Jürisinin Sahte Kürsüsü
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Ahmet Eren KURT
Sessizlik Bazen Bir Tercih Değil, Son Çaredir
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Hüseyin KURT
Telekonferansın Ardındaki Gerçek: Büyük Kürdistan’ın Güncel Senaryosu
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Mesut CİHAT
Allah'ın Zatı ve Subuti Sıfatları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Batuhan ŞUORUÇ
Şıracılar
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Murat GÜLŞAN
Türk Milliyetçisinin Vicdan Muhasebesi
İsa ÇOLAKER
Aşık Veysel Şiirinin Renkleri
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Memiş OKUYUCU
Zübeyir Yetik’in Ardından…
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Cahit KURBANOĞLU
Nefis nedir ve ne istiyor?
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Levent ERTEKİN
Fakir Halkın Bağışladığı 350 Uçak
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)