Dinsel terminolojiyi bir kısıtlama alanı içinde “tarihsel mitolojik soslarla” bezeyip sunanlar hüsnü zannımca fena halde yanılıyorlar. Zira din, insana “kısıtlama” değil tam aksine geniş bir “özgürlük alanı” sunar. Ancak bu özgürlük “hak edilmiş” bir özgürlük değil, “bahşedilmiş” bir özgürlüktür.
İnsanın en büyük şansı ise, insana bu özgürlüğü bahşeden kudretin, insanın özgürlüğünü son sınırına kadar kullanmasından zarar görmesi mümkün olmayan, insana rakip olmayan, insanı kıskanmayan “aşkın ve mutlak” bir varlık olmasıdır.
Zira eğer insana özgürlüğünü bahşeden kudret insana rakip olan bir varlık olsaydı, onu istismar etmesi, o özgürlüğü kullanmasından korkması ve gocunması söz konusu olurdu.
Burada anlaştıysak devam edelim;
İnsanın kendisine bahşedilen bu özgürlüğü hür iradesi ile kendi aleyhine kullanması mümkündür. İşte bu “sapma” ihtimali nedeniyle, insan denen varlık bizzat yaratıcısı tarafından muhatap alınmış, bahşedilen özgürlüğü kendi aleyhine “kullanmaması” için gerekli olan uyarılar, bir yetim ve öksüzün tertemiz vicdanından yüzyıllar önce ilahi kelam ile yapılmış ve günümüze kadar gelmiştir.
Bu ilahi uyarılar, sadece özgürlüğünü doğru kullanması için değil, aynı zamanda sunulan potansiyel sınırlarına yükselerek kendi kendini “gerçekleştirmesi için” de bir kılavuz işlevi görür ve insan denen varlık bu sayede “insanlığın” lezzetine ulaşır.
Ancak insanın, iradesini aleyhinde kullanmasından, başta kişinin kendisi olmak üzere, yakın çevresi, içerisinde yaşadığı toplum, doğal çevre olmak üzere herkes zarar görür.
“Kötülük” olarak nitelendirdiğimiz böylesi bir eylemde zarar görmeyecek olan tek varlık, ona o iradeyi bahşeden kudrettir. Yine insanı özüne ve doğasına yabancılaşmaktan koruma maksadıyla gönderilen ilahi talimatlardan, başta onları hayatına geçiren insan olmak üzere, herkesin çıkarı vardır; fakat hiçbir şeye muhtaç olmadığı için çıkarı olmayan tek varlık yine Allah’tır.
Başta kendisi olmak üzere, korumakla sorumlu olduğu doğal ve beşerî çevresine zarar veren insan, iradesini (kötüye de olsa) kullandığı için değil, öz benliğine kendi elleriyle ihanet ettiği için cezalandırılır.
Hal bu iken din bir “kısıtlama alanı” olarak görülebilir mi?
Pek tabi ki koca bir “hayır!”
Bu tespitleri alt alta topladığımızda ise diyebiliriz ki, İlahi hitabın konusu, “yaratan kudretin mutluluğu” değil yaratılan insanın mutluluğudur.
Yani din, Allah’ı mutlu etmek için değil insanı mutlu etmek için vardır!
Onun içindir ki İlahi hitap, yaratan kudretin insana olan sevgi ve rahmetinin en yüce ifadesi olarak sevgi, merhamet ve adaleti ön plana çıkararak insanı merkeze alır. Bu hitaba sırt çeviren insan ise, yaratıcısına ve O’nun kendisine olan sevgi ve merhametine sırt çevirmiş olur.
Ancak bu, sadece insanın yaratıcısına karşı saygısızlığı değil, aynı zamanda ona emanet edilen kendi öz benliğine saygısızlığıdır. Çünkü bu tür bir tavır, insanın “kendi kendisine yettiğini” vehmetmesinin bir sonucudur ve böylesi bir vehim, insanın haddini “bilmemesi”, başka bir deyişle “haddini aşmasıdır!”
İnsanın kendi kendine yettiğini sanması ise, ilahi hitabın “şirk” adını verdiği ve affetmem dediği iki günahtan biri olan sapmanın en çirkin biçimidir ki haddini bilmeyen, sadece yaratıcı kudret karşısındaki cüceliğini değil, bugün yaşadığımız gibi eşya karşısındaki yüceliğini de bilmeyerek, eşyaya köle, kula kul olur.
İnsanlık tarihi ise, bu hitaba sırt çeviren insan ve toplumların çok geçmeden kendileriyle eşdeğer olan hemcinslerinden ya da kendilerinden daha aşağı değerdeki dünyalıklardan birer tanrı peydahlayıp, onlara kul ve köle olduklarının sayısız örnekleriyle doludur.
İnsanın kendine eş değerde olan insana ya da daha aşağı değerde olan eşyaya köle olması, sadece özgürlüğünü değil, güvenlik ve mutluluğunu da heder ettiği anlamına gelmektedir ki çağımız insanın düştüğü ruhsal boşluğun sebebi de buradan kaynaklanmaktadır.
Oysa ki ilahi hitap; insanlığı, insanın kula kul olmadığı, dahası insanın eşyaya köle olmadığı bir dünya kurmaya çağırmakta ve bu yöndeki ikazlarını hitabı boyunca ardı ardına sıralamaktadır.
Tam da burada insanın “kendini tutması” konusunu anmak gerekiyor!
Zira zannımca insanın yaşamı boyunca en büyük sorunu “kendini tutamıyor” oluşu.
Öyle ya Âdem babamız ve Havva annemiz de “kendini tutamadığı” için dünya sürgününe gönderilmemiş miydi?
Yani, aslında tüm derdimiz de kavgamız da kendimizle.
Bu yüzden olsa gerek ki, kendisiyle kavgasını bitiremeyen biri, başkasıyla da “barışık” olamıyor ve kendini kaybedenin “kazandım” diyebileceği hiçbir şey ol(a)mıyor.
Derinlemesine bir tefekkür ve akledebilen bir kalple baktığımızda görüyoruz ki, hatalarımız hep kendini tutamamanın ürünü. Her katil kendini tutamadığı için bir irade krizi ile cinayet işliyor. Her insan dilini tutamadığı için kırıp döküyor, her el kendini tutamadığı için yerle yeksan ediyor!
Kendini tanımayan ve tutamayan insan da özne olmaktan çıkıp, nesne haline geliyor. Kendine hâkim olmak yerine kendini tutamayışının mahkûmu oluyor, sahip olma hırsını tutamadığı için sahip olduğunu sandıklarının kölesi oluyor!
İlahi beyan ise yarattığı insanın ilk imtihanını “kendini tutmak” üzerine kurguluyor. Çünkü “kendisini tutamayan” insanın, nasıl yoldan çıktığını en iyi o biliyor!
Yaşadığımız çağa bakın.
Artık her şey “kendini tutamama” üzerine kurgulu. Yaşadığımız çağa rengini veren bu kurgu bize kendince doğru olanı cezbeden sloganlar eşliğinde dayatıyor:
“Her şeyin en iyisi senin olmalı! Gerçekten istersen sen de her şeye sahip olabilirsin! Sahip olduğun şeyler üzerinde istediğini yapma hakkına sahipsin!”
Yani “kendini tutma, istediğin her şeyi yap!”
İlk bakışta gayet masum, tamamen bizi düşündüğü hissini veren bu kurguya akledebilen bir kalple nazar ettiğinizde fark ediyorsunuz ki, “bizim için istiyor” gibi yapıp, aslında bizden bir şeyler istiyorlar. Zira bizim, yaşamak için birtakım ihtiyaçlarımız var olduğu gibi, kurdukları bu sistemin de var olmaya devam etmesi için bizim yapacağımız bazı şeylere ihtiyacı var. Biz tüketeceğiz ki o tükenmesin. Biz tükeneceğiz ki o var olmaya devam etsin. O cüssesini bizim kanımızı emerek büyütsün ki biz ona minnettar bir şekilde günden güne eriyip yok olalım.
Farkında mısınız “kendimizi tutamıyor” oluşumuzun bizden neler alıp götürdüğünün!
Bizim için önemli olanı, ölçüyü, usulü, üslubu ve biçimi; bir başkasının belirlediği bir dünyada yaşıyoruz artık.
Peki kendimizi nasıl tutacağız?
Günümüz kişisel gelişim kitapları ve yok satan drajelerinin aksine, on yılı aşkın bir zamandır “kişisel” gelişimim için Siyer-i Nebi ve Peygamberler tarihi, ruhumu besleyen ender kaynaklardan.
Zira özellikle bu tür kaynaklarla sevişirken tek bir kişinin “samimi” ve “sadık” kalabildiği veya kendini tutabildiği takdirde, bir dönüşüm ve dahası bir devrimin tohumlarını “tek başına” yüreklere nasıl attığını hayranlıkla ve daha da “küçülerek” izleme şansım oluyor.
Bir not almışım on yılı aşkın bir süre önce bir kitabın ilk sayfasına.
Zamanın kirli ruhuna üfleyen nebevi soluklu enfes bir manifesto;
“Ya öğrenen ol ya öğreten ya da dinleyen! Sakın dördüncüsü olma, helak olursun!”
Herkes, kendisinin “hangisi” olduğunu gözden geçirsin diyeceğim ama ilkin sanırım yüreğimi sağmam gerekiyor bu konuda;
Yani ya ahlâkının varisliğine talip olduğun Alemlere rahmet olanın rolünü üstlenerek “öğreten” ol!
Kaldır ve at üstündeki örtüyü! Çağın yetimlerine, öksüzlerine, kimsesizlerine, itilmiş kakılmışlarına, darda kalmışlarına, yolunu şaşırmışlarına, kıblesini yitirmişlerine hayatı okumayı, ölümü okumayı, baharı ve yazı, kışı ve güzü okumayı, yıkılışları ve yükselişleri, varlığı ve yokluğu, bolluğu ve darlığı, acıyı ve sevinci, güneşi ve ayı, geceyi ve gündüzü, burayı ve öteyi okumayı öğret.
Ya da haddi bil, küstahlık yapma “öğrenen” ol! “Ben de kayıtsız şartsız alemlerin Rabbine teslim oldum” nebevi soluğunu rehber edin ve her öğrendiğinle birlikte karanlıktan beslenen “yarasalara” inat güneş gibi ol. Yalnız kuzuların değil, sırtlanların da üzerine doğ, yalnız güllere değil, ısırganlara da yay ışığını ki yüreklere ektiğin tohumlar sevgiye, merhamete, adalete gebe kalsın ve çağlasın gönül coğrafyalarında!
Belki de bir talebe gibi “dinleyen” ol. “La” silgin olsun “illa” ise kalemin! “La” ile sil, illa ile yaz ve “La ilahe” diyerek temizle yüreğindeki enkazı, “İlla Allah” sarayını ise inşa et onun üzerine.
İşte şimdi sorabilirim;
Siz hangisisiniz?
Yoksa ben “deli” gibi haddini aşarak yüreğinin sağır duvarları ve karanlık dehlizlerine bağırdıklarını ta buralara haykırarak hepsine mi diktin doymaz gözünü!
Hamdi TEMEL
Geleceğin Anahtarı: Topraktaki Şifa ve Tarımda Bio-İnovasyon
Kadir Erol
İnsâni Yardım....!
Öztürk Samuk
Zemin Uygun, Kitle Müsait
Seyfettin BUDAK
Kimse görmeyecekse hâlâ iyi kalabilir misin!
Halil MERT
Millî Ekonomi: Güçlü Ve Büyük Türkiye'nin Omurgası
Aydan KURT
Müsait Değilim
Hasan KARADEMİR
ÜÇ FIKRA
Ömer Naci Yılmaz
Kürt Kadını
Recep YAZGAN
Gerçekten tuhaf değil mi!
Ziya GÜNDÜZ
Düşünmek Çok Yoğun Bir Çabayı Zorunlu Kılar!
Eyüphan KAYA
Koç alnına bir kara leke sördü!
Mehmet Ali Çamoğlu
Akıl Oyunları, İlahi Hesap ve Geçilen Tövbeler
Songül KARAMAN
BEKLER KABEM
Burak Çileli
“BİR ADAM YARATMAK”DA İDAM-I NEFS VE VAROLMA MÜŞKÜLÜ SEMBOLÜ: İNCİR AĞACI
Hüseyin KURT
Bir Yanlışı Eleştirmek, Diğerini Savunmak Değildir
Özlem Gürbüz
Kurban Bayramı Ve Manevî Değerlerimiz
Nihat Güç
Zuhruf Suresi 37. Ayet
Gülay ÇETKİN
Denizli Eğitim Gücü Sen’den Proje Okulu Çağrısı
Mehmet BOZKURT
Türkiye'nin CHP ile tarihi yolculuğu...
Mesut BALYEMEZ
Ulan kapitalizm.
Bülent ERTEKİN
Engelliler İçin Söz Değil, İcraat Gerekiyor
Aydın BENLİ
Çok Gerginiz Çok!
Adnan ÖZ
Bu sezon samsunspor’a yakıştı!
Vehbi KARA
Kocatepe Muhribi’nin Batması ve Liyakatsizlik Sorunu
Murat GÜLŞAN
Maskeler düştü: saha yeşil, zihniyet kara!
Mesut CİHAT
Adamlığın Sende Kalsın
Adnan İPEKDAL
ODTÜ Semalarında Amerikan bayrağı Dalgalanacak mı!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
İsa ÇOLAKER
YAZAR TIKANIKLIĞI
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Mehmet Nuri BİNGÖL
En Büyük Miyar: Kanaat
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Memiş OKUYUCU
İyilikle İyileştirerek Eğitim
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Ahmet SAĞLAM
Din Düşmanlığı
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Ahmet DÜZGÜN
Artık seviye eğitim sistemi şart
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)