Ariflerden bir zat anlatıyor. Bir gün bir akrep gördüm ve bu akrep olağandışı bir hareketlilik içinde olduğundan dikkatimi çekti ve bu akrebin hareketlerini takip etmeye başladım. Hızlı hareketlerle bir dere kenarına kadar geldi ve bir kurbağanın sırtına zıpladı. “Eyvah” dedim kendi kendime, kurbağayı sokup öldürecek. Ama öyle olmadı. Bir görevliymiş gibi kurbağa sırtına aldığı akrebi suyun öbür tarafına geçirdi ve suyun öbür tarafında kurbağanın sırtından zıplayıp çalıların arasından kayboldu ama benim merak ateşim oldukça yükselmişti. Bir süre sonra çalıların arasından çıktığında, bir ağacın altında abasına bürünmüş bir şekilde uyuyan bir çobana doğru daha hızlı ilerlediğini gördüm. Çobana zarar verecek endişesi ile ben de adımlarımı hızlandırdım ama çobana yaklaştığımda dizinin altından simsiyah bir yılanın kafasını çıkardığını görünce oldukça ürktüm. Akrep, aynı hızla tabloya dahil oldu ve yılan ile akrep arasında ölesiye bir mücadele başladı. Kısa bir süre sonra bu savaşın bir kazananı olmamış, akrep de yılan da oracıkta ölmüştü ama çoban hala uyuyordu.
Nerden okuduğumu tam olarak anımsayamadığım ama ilk okuduğumda tüylerimi diken diken eden, kainatın muhteşem düzenine dair müthiş bir sahneyi canlandıran bu yaşanmışlığın, yaşadığımız evrende her salise farklı tablolarla cereyan ettiği ama bizim gözün gösterdiğinden ötesini göremediğimizin acziyeti içinde sürdürmüş olduğumuz yurt turnemizin Siirt ayağında misafirperverliği, Anadolu insanının sıcaklığı, sahip olduğu anaçlığı ile hala bakirliğini korumayı başarabilmiş Kurtalan İlçemizden tüm dost, okuyucu ve takipçilerimize selam olsun.
Eğitim ve öğretime dair tespitlerimi ziyaret ettiğim her il ve ilçe ile birlikte daha çok içselleştirdiğim ve zaman zaman eleştiri dozunu arttırdığım yolculuğumuzda akrep yılan hadisesindeki rolümüzü bilmiyorum ama “şahit olduğu zulüm karşısında susan dilsiz şeytandır” nebevi ikazının bilinci ve vebali altında gözümle gördüğüm, kulağımla duyduğum, vicdanımla şahit olduğum haksızlıkları ısrarla işlemeye ve mümkün mertebe en geniş kitleye ulaştırıp, “aslında öyle olmadığını” haykırmaya çalışıyorum.
Evet, duyduğumuz ya da bize bilinçli servis edilen her olayda toplum olarak duygusu bizi tatmin etmesi nedeniyle bilgisine çok da önem vermediğimiz için yaşanan her olayda; duyduğumuz her vakada az buçuk duyup çok buçuk hükümler veriyor, birkaç satır okuyup ciltler dolusu konuşuyor, yüzde bire ulaşmadan yüzde yüzü infaz ediyoruz. Zira yarım bakışlardan sağlam görüşler çıkmayacağını, eksik bilgilerden doğrulara ulaşamayacağımızı, zanlarla hakikate ulaşma fırsatının kaybolacağını, tanımlamaların gözlemler çoğaldıkça sağlıklı hale geleceğini, aksi halde yarım doktorun candan etmesi misali eksik gözlemlerin bakışı da köreltip insanı dipsiz bir kuyu olan zanna düşüreceğini atlıyoruz. Bu yüzden de manayı ve hikmeti aramak yerine imajlarla yetinen, hipnotik sözlerle duygulanıp sloganik cümlelerle düşünen bir toplum haline geldik.
“Anlama ve kavrama yeteneğimiz” okullarda, medyada, dernek, sendika ve muhtelif oluşumlarda yok edildiği ve beyinlerimiz sabit düşüncelere programladığı için hangi kitabı okutursanız okutun, ne anlatırsanız anlatın; her bireyimiz okuduğundan, duyduğundan, karşılaştığı farklı düşüncelerden hazımsızlık yaşıyor ve aykırı her fikri, düşünceyi yok etmeye çalışarak kendi sabitelerini ısrarla savunuyor. “Ben hep haklıyım ve hakkaniyet benim bilgimde, doğrularımda, düşüncelerimde” diyen birileri ile de Hakk’ı düştüğü yerden kaldırmak imkânsız hale geliyor böylelikle.
Bu ve benzeri tabloları gördükçe de hırs ve haset olmasaydı pek çoğumuz yalan söyleme ihtiyacı hissetmezdik diyor yüreğim. Zira görünenle meşgulüz hep; görünmeyenin, içe ait olanın, kalbin uzağındayız. Bu yüzden de günahı bedenin yaptıklarından ibaret zannediyoruz, kalbin hastalıklarından haberimiz yok. Hâlbuki o et parçası, o kalp bir kurtulsa hastalıklarından, bedenimizin günaha tahammülü kalmayacak, istesek de günah işleyemeyeceğiz. Ağacın köküne kendi ellerimizle kurtları boca edip “neden meyveye durmuyorlar” diye dallara sövmekten farksız bizimkisi.
Yer Siirt İli Kurtalan İlçesi Anadolu Lisesi.
Okul müdürüne ait ses kaydı sosyal medyaya servis edilmiş birileri tarafından.
Gaye ne? Onlara göre “hak savunuculuğu, bana göre ise fitne çıkarmak”
Zira; o birilerinin o okulun nerde olduğunu bile bilmediğini, bırakın okulu gelip görmeyi hakkında atıp tuttuğu okul müdürünü bir kez dahi görmediğini, yaşandığı iddia edilen olayın sebebiyetini duygusuna hitap ettiği ettiği için zerrece umursamadığını yazılan çizilenlerden ziyadesiyle anlamak mümkün. Hakim olan zihniyet andığım gibi “taraftarlık” olduğu için de aynı algıyla söz konusu okul müdürü hakkında başlatılan “linç” çabası meyvesini vermiş. Henüz tanışma fırsatını bulamadığım okul müdürü açığa alınmış durumda. İşin en üzücü tarafı ise kurumda çalışan adanmış personelin iffetlerine kadar uzatılan kopasıca diller, yok olasıca zihniyet.
Servis edilen 30 küsur dakikalık ses kaydını benim de şu koşturma içinde dahi olsa dinleme şansım oldu. Adı geçen okul; yurt turnesi kapsamında programımızda olduğu için okul, öğrenciler ve personelin yanısıra 3 yıllık zaman zarfında şu ana kadar 21 İl, 191 ilçe ve 1807 kurum içinde gezmiş olduğum okullar içinde düzenine, tertibine, işleyişine ve gençlere aşılanan kitap aşkına yakinen şahit olduğum okul kütüphanesini de ziyaret etme şansına sahip oldum ve o an kulaklarımda çağlar ötesinden zamanın kalbine nebevi bir haykırış yankılandı;
“Fitne uykudadır, uyandırana Allah lanet etsin”
Ailede verilmesi gereken “eğitim” olgusunda okulların üstlenmesi gereken rolü öteleyen ve okulları salt öğretimin yapıldığı, ders kitaplarındaki bilgilerin çocukların kafasına boca edilip sınavlara tabi tutulduğu bir mekanizma olarak gören bu zihniyet sayesinde “bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum” realitesi yıllar önce erimeye başladığı için dilimizden düşürmediğimiz Celalettin-i Rumi’leri, Yunus Emre’leri, Mimar Sinan’ları yetiştiremiyoruz artık.
“Öğrencinin saçını kesen kurum müdürü beni karşısında bulur” diyen Milli Eğitim Bakanı, kurum müdürlerinin omzuna yüklediği tonla sorumluluğa karşılık yetkilerini elinden tümüyle alıp merkeziyetçi bir zihniyeti zirveye çıkaran mevcut sistem, “öğrenci her zaman haklıdır” diye yaptığı her şikayeti, aldığı her başvuruyu öğretmenine karşı silah olarak kullanan sözüm ona denetim sistemi, çocuğa bağırdı diye “psikolojisi bozuldu” algısıyla sınıfa kadar çıkıp öğretmeni tartaklayan veli bu tabloda her birinizin ayrı payı var ama hazinemiz olan bu gençlerin topluma ve insanlığa yararlı birer fert olabilmelerinin önünde birer engel olduğunuzu göremiyorsunuz bile.
Kurumunun ayağa kalkması için personeliyle adeta canını dişine takmış adanmış bir kurum müdürünün “evladım, kızım” diyerek “mürebbi” sıfatıyla kurumunun tertibi, düzeni için vermiş olduğu çabayı hırs oklarınıza hedef yapacağınıza alın başınızı ellerinizin arasına bir düşünün;
“Neden tefekkürümüze yön verecek, sanatıyla çığır açacak, şiiriyle kalbimizi sorgulatacak, eseriyle yarınlara mühür vuracak insanlar artık yetişmiyor?”
“Şiirin, tefekkürün, aksiyonun, çilenin hudutlarını zorlayan divanelerimiz neden yok artık?
Bugüne söz söyleyecek, sözünün yankısı Doğu’da ve Batı’da çınlayacak birisi niye yok, neden gelmiyor, niçin yetişmiyor bir şair, bir münevver, bir sanatçı, bir yazar, bir dava adamı, bir biz?
Mazlum, masum, mahzun, yetmiş iki bin evliya dölü olan mukaddes Anadolu Coğrafyasını yeniden dünyaya “güven adası” yapabilme gayretine soyunmuş; almaya değil, vermeye gelen; konfora değil çileye talip olan; yokluğu katık eden; aşağılanan bir duruşun, horlanan bir inancın bayrağını dalgalandıran; fikirlerini muteber, şiirlerini güzel, çağrısını endamlı bulduğumuz zatlar yetişmez mi dersiniz 32 milyon gencimiz içinde.
Yoksa bu işi kulağında küpe, üzerinde yırtık pantolonu ile gençlerinize dininizin kültürünü ahlakın bilgisini anlatan 28 Şubat mahsulü din kültürü ahlak bilgisi öğretmenlerinizle mi yapmayı düşünüyorsunuz?
Yaşadığınız toprak mı müsait değil, ikliminiz mi? Eğitim Öğretime harcanan paranın farkında mı değilsiniz; bina, fizik, donanım olarak yaşadığınız altın çağın mı körüsünüz ki “avuçlarımızda neden bir altın nesil yok” diye hayıflanmak yerine o altın neslin tohumlarını atmak uğruna kendini adayanları dar ağacına çıkarıyor; heva, istek ve hırslarınızın hedefi haline getiriyorsunuz?
Farkında mısınız başörtülü hakimimiz, polisimiz, öğretmenimiz var artık ama sokaklarımızda “tesettürün” onurunu koruyacak kızımız kalmadı artık uğruna göğüslerimizi siper edeceğimiz.
Heyhat diyor daralan sol yanım;
İnsanın kendine ettiğini yedi cihan bir araya gelse edemez. Dostu kendinden büyük olacak insan dediğinin; kendinden büyük düşmanı yok zaten.
Ve yaşadıkça,gördükçe öğreniyor insan; sorduğum soruları yabancıya sormanın ukalalık, kendine sormamanın ahmaklık olduğunu ve korkarım biraz daha yaşlandıkça anlayacak; sormak ve cevaplamaktan ziyade asıl gerektiği gibi olamamanın, olmaya çalışanların önünde engel olmanın boşa geçmiş bir ömür manasına geleceğini. Zira sorduğum soruların hepsinin cevabında başta kendi nefsim hepimizin katkısı var.
Siyasetçimizin düşünmediği, münevverimizin kafa yorup çıkış yolunu göstermediği, sanatçımızın fark edip dert edip tefekkür edip yapamadığını ben söyleyeyim efendiler;
Hâkimin adaletli davranmasını, belediye başkanının rüşvet yememesini, bürokratın torpil yapmamasını, avukatın üçkâğıda kaçmamasını, müteahhidin tasavvurumuza bigâne olmamasını, imamın takva sahibi, doktorun insaflı olmasını, öğretmenin işini ibadet şuuruyla yapmasını, çocuklarımızın milli ve manevi değerlerle donanmasını ve daha olmasını yahut olmamasını istediğimiz pek çok meselenin hallinin siyaset müessesi eliyle gerçekleşeceğini zannediyorsak yanılıyoruz. Bütün bu işleri yanlış ve eksik yapan kişilerin bizim içimizden çıktığının farkına vararak kendi halimizi düzeltme yoluna gidersek bir gün bu işleri yapanlar doğru dürüst insanlar olur ve onların marifetiyle siyaset müessesi kendi asli işini kâmilen yapmaya, devlet mekanizması iktidar kim olursa olsun işlemeye ve gemi fırtına nereden gelirse gelsin rotasınca ilerlemeye devam eder. Bu işin merkezi de taraftarlıkla zehirlenmiş algılarınız, menfaatle kirlenmiş akıllarınız değil okullardır.
İşte bu yüzden de iki buçuk asır öncesine kadar neyi nasıl yapıp ettiğimizi bilip iki buçuk asırdır neyin nasıl içine ettiğimizi anlayacak bir nesil gelecek ve işte ihya dediğimiz ulvî vazife İnşaAllah onların işi olacak! Tüm zerrelerimle iman ediyorum ki başta Kurtalan Anadolu Lisesi olmak üzere bu mümbit ilçemizden başlayarak o günlerin tohumları yoz zihniyetinize, kirli algınıza, tutsak aklınıza rağmen atılacak ve yarınlarımız aydınlık olacak.
İlçenin eğitim öğretim kalitesini yükseltmek için değil sadece elini yüreğini de taşın altına sokan başta İlçe Kaymakamı Sn İhsan Emre AYDIN olmak üzere, İlçe Milli Eğitim Müdürü Faysal POLAT ve şahıslarında orda emek veren adanmış tüm idarecilerimiz ve öğretmenlerimizin yüreklerinden öpüyor; ortaya konulan insan üstü çabanın başta bölgenin, akabinde ülkenin yarınlarına ışık olacağına dair taşıdığım derin inançla her birini gönülden kutluyorum.
Müebbet Muhabbetle…
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
İsa ÇOLAKER
Şiirin Gürültülü Sessizliği
Eyüphan KAYA
Allah dilediğini aziz, dilediğini rezil eder
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Fatih ORUÇ
ABD’nin Vietnam Savaşı ve My Lai Katliamı
Seyfettin BUDAK
Neden Lise Yılları Unutulmaz?
Adnan ÖZ
Atanı ve tutanı kaliteli olan trabzonspor kazandı!
Songül KARAMAN
Vuslat Kapısı
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Matematik Eğitiminin Önemi
Bülent ERTEKİN
EŞKİYA DÜNYAYA HÜKÜMDAR OLMAZ
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Hamdi TEMEL
Acı Yakıyor Ama Mutlu Ediyor: Acı Biberin Şaşırtıcı Gücü
Recep YAZGAN
Beyaz leke gösterir…
Hasan KARADEMİR
HALK (!) PARTİSİ
Mehmet BOZKURT
Dünya bir utancı konuşuyor!
Özlem Gürbüz
Bilimin Sınırlarında Dolaşmak
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SUS GÖNLÜM!
Gülay ÇETKİN
Denizli milli eğitimde usulsüz lojman mı tahsis edildi?
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Kaldığımız Yerden mi, Kandırıldığımız Yerden mi Devam Edeceğiz?
Ahmet DÜZGÜN
Bir Oy Vermenin Değeri
Aydın BENLİ
Son Kale Haymana ve Memleket Onuru- Recep Tümtürk
Ahmet SAĞLAM
İNANMAK
Halil MERT
Bu Coğrafya Bizimdir
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Nihat Güç
Bir Ve Beraber Hareket Etmek Zorundayız!
Adnan İPEKDAL
Ne Vereyim Abime, Biraz Sokak Kültürü Alır mısınız?
Vehbi KARA
İnsan Çok Zalim Ve Çok Cahildir
Ravza ZEYBEK
İlim Neyi Bilmektir?
Servet ZEYREK
Dünden Bugüne Çarşamba'da Eğitim
Özhan KIZILTAN
İyi Polis ve Kötü Polisten Sonra Mason Polis Tartışması
Aydan KURT
Yorulmuyor musun?
Mehmet Nuri BİNGÖL
Sahtelerin Tasallutu
Fatma Saçak Akbulut
SEVGİ DİLİ
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Cevahir AYDIN
El alem Jürisinin Sahte Kürsüsü
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Ahmet Eren KURT
Sessizlik Bazen Bir Tercih Değil, Son Çaredir
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Hüseyin KURT
Telekonferansın Ardındaki Gerçek: Büyük Kürdistan’ın Güncel Senaryosu
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Mesut CİHAT
Allah'ın Zatı ve Subuti Sıfatları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Batuhan ŞUORUÇ
Şıracılar
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Murat GÜLŞAN
Türk Milliyetçisinin Vicdan Muhasebesi
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Memiş OKUYUCU
Zübeyir Yetik’in Ardından…
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Cahit KURBANOĞLU
Nefis nedir ve ne istiyor?
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Levent ERTEKİN
Fakir Halkın Bağışladığı 350 Uçak
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)