Milli Eğitim Bakanlığı’nın açıklamış olduğu yeni ortaöğretim müfredatını inceleyen oldu mu bilmiyorum. Gerek TV kanalından gerek YouTube kanalından gerek Bakanlık sitesinden anladığım kadarıyla geniş bir kitlenin ortak görüşleri doğrultusunda hazırlanmış olduğu özellikle belirtiliyor.
Ama dikkatimi çeken iki şey var. Bu yazıda sayısal verilerle ilerleyip birincisini irdeleyeceğim;
Öncelikle işin yönetim ve eğitici sacayağı bu alanda çok ciddi bir sorun teşkil ediyor. Zira 2 yıllık zaman zarfında il il, ilçe ilçe, okul okul dolaşarak tanışma imkânı bulduğumuz binin üzerinde okul müdürü oldu. Onlarca İl Valimiz, vali yardımcımız, kaymakam ve milli eğitim müdürümüz cabası.
Üzülerek belirtmeliyim ki bizdeki yönetim “hizmet etme” değil “hükmetme” anlayışı üzerine bina edilmiş durumda ve özellikle ortaöğretim kurumlarında “liyakat” dediğimiz emanetin ehil ellerde oluşu yüzde 10’ların bile altında. Yanisi her 100 okuldan ancak 10 tanesinde “idarecilik” vasfını taşıyan; yöneticiliği “hükmetme” değil, “hizmet etme” olarak okuyan; değil elini, yüreğini taşın altında sokabilmiş ve aydınlık bir yarın inşa etmek adına gecesine gündüzüne katıp çabalayan okul müdürümüz var. Zaten OECD verileri, TÜİK istatistikleri ve ÖSYM nin sitesinde de bu durumu net bir şekilde görebiliyorsunuz ki inşallah 17 il,178 İlçe bazında yaptığım gözlemleri bir rapor halinde yayınlayacağım.
Evet, idare dediğimiz yönetim kısmı çok önemli ama özellikle işin “öğretmen” boyutu bence daha bir önem arz ediyor. Zira çağımız “bilgi çağı” ve artık bilgiye ulaşmak çok zor değil. Eskisi gibi tozlu rafların arasından kalın kalın ansiklopedi karıştırma, o kütüphane senin bu kütüphane benim dolaşma dönemi kapandı. Yani bugünün dünyasında artık “bilgi” çok bir şey ifade etmiyor. Çünkü internetin girmediği yaşam alanı kalmadı artık. Asıl mesele bilgiyi üretmek ve üretilen bu bilgiyi sonuca dökerek topluma ve insanlığa faydalı hale getirmek.
Kalın kalın kitaplara bağlı eğitim modelinin değişimi, “bilgi”nin artık ulaşılamaz olmaktan çıkışı, teknolojinin hayatın her alanına nüfuz edişi doğal olarak “öğretmenlik” mesleğine de bambaşka bir boyut kazandırıyor. Çünkü “yeni dünya” düzeninde para, güç veya büyüklük artık bilek gücünden değil beyin gücünden geliyor. Dolayısıyla dünyada söz sahibi olmak, belirlediğimiz hedeflere ulaşmak, hayalini kurduğumuz refah seviyesine ulaşmak sadece eğitim ile mümkün artık.
Duydunuz mu bilmiyorum dünyanın ilk karanlık fabrikası 2018’in sonunda Çin’de açıldı. Bu fabrikada insan yok denecek kadar az ve içerde aydınlatmaya ihtiyaç yok. Çünkü sadece robotlar çalışıyor. Yine Oxford Üniversitesi’nin sanırım 2019’un başlarında yayımladığı bir araştırma sonucuna göre dünyadaki mevcut işlerin %47,3 lük oranını bugün bile robotlara devredebilecek bir teknoloji var artık.
Sayısını artırabileceğiniz bu verileri alt alta topladığınızda ise aslında mevcut eğitim sistemimiz içinde öğretmen yetiştiren kurumlardan tutun da, bunların istihdamını sağlayan erklere kadar ilkin mevcut anlayışın değişmesi gerektiğini görüyorsunuz.
Neden?
Hep birlikte bakalım;
Bugün ülkemizde iki kaynaktan öğretmen alır durumdayız. Bunların biri “Eğitim Fakültesi” dediğimiz pedagojik formasyon ile öğretmen yetiştiren kurumlar; bir diğeri ise bu fakültelerin dışında kalan ancak mezunlarının kısa sürede aldıkları pedagojik formasyon sertifikaları ile “öğretmen” sıfatı kazandıran diğer fakülteler.
Bu okullardan mezun olup adına KPSS koyduğumuz elekteki durumumuz ahvalimizi bence tam olarak yansıtıyor;
Öğretmenlik sınavında hangi fakülteden mezun olursa olsun öğretmen adaylarımıza 50(elli) soru soruluyor.2018 verilerine göre ise durum vahim maalesef.
Eğitim Fakültesi mezunu olmayan yani diğer fakültelerden mezun olup pedagojik formasyon sertifikasına sahip olup bu sınava girmeye hak kazanan adaylara baktığımızda;
Lise Matematik Öğretmenliği için her 50 soruda bu adaylar; 12 net yapmış. Diğer bir deyişle Liselerde matematik öğretmeni olmak isteyen öğretmen adayımız sorulan 50 sorudan sadece 12 sini net olarak cevaplayabilmiş.
Fizik Öğretmeni olmak isteyen adayımız kendi branşında 16 net, Kimya Öğretmeni olmak isteyen adayımız 16 net, Biyoloji Öğretmeni olmak isteyen adayımız ise 21 net, Edebiyat Öğretmeni olmak isteyen adayımız 18 net, Tarih Öğretmeni olmak isteyen adayımız 21 net, Coğrafya Öğretmeni olmak isteyen adayımız 24 net, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni olmak isteyen adayımız 29 net, İngilizce Öğretmeni olmak isteyen adayımız ise 24 net yapmış ki bu verileri ÖSYM’nin resmi sitesinden alabilirsiniz.
Peki ya Eğitim Fakültesi mezunları yani bu işin okulunda yetişenlerde durum nedir?
Türkçe Öğretmeni olmak isteyen adayımız 50 soruda 30 net, İlkokul Matematik Öğretmeni olmak isteyen adayımız 17 net, Fen Bilgisi Öğretmeni olmak isteyen adayımız 12 net, Sosyal Bilgiler Öğretmeni olmak isteyen adayımız ise 24 net yapabilmiş.
Şimdi bu verilere göre sizce de ne kadar mükemmel binalar yaparsak yapalım, onların tabelasına ne yazarsak yazalım geleceğe emin adımlarla yürümek mümkün mü? Eğiticilerin eğitilmediği bir toplum geleceğin başarılı çocuklarını yetiştirebilir mi?
Bir tık daha ileri giderek soralım ve diyelim ki öğretmenlik gibi kutsal bir mesleğe başta bakanlığımız olmak üzere ne toplum, ne veli ve yazık ki ne de öğrenciler artık saygı duyuyor mu?
Peki, yukardaki sayısal verileri de hafızamızda tutarak bu konumdaki bir meslek bu ülkenin geleceğine ne katabilir, çocuklarımıza ne verebilir, bizi dünyanın sayılı ülkeleri haline nasıl getirebilir?
(Öğretmenlerin mevcut ahvaline ilerleyen dönemde atanamayan kardeşlerimizi de dâhil ederek sayısal veriler eşliğinde devam edeceğim. Zira bu konu tek bir yazıya sığmayacak kadar vahim maalesef.)
Devam edelim;
Eğitim ve Öğretimden sorumlu bir bakanlığın (hangi akıl tutulması içinde bilmiyorum) bizzat kendi yaptığı, kendi donattığı okulu nitelikli-niteliksiz olarak ayrıştırmasını izah edecek olan var mı? Düşünün okulu yapan siz, donatan siz, oraya idareci- öğretmen ataması yapan siz, ama onu niteliksiz hemen 300 metre ötesindeki okulu ise nitelikli sayan yine siz!
Nitelikli ilan ettiğiniz okulda okuma şansına sahip öğrencinin niteliksiz ilan ettiğiniz okulda okuyan öğrenciye üstünlüğü ne?
Hayatının henüz baharında, hayata adım atmaya hazırlanan bir gence “sen tembelsin”, “işe yaramazsın”, “bu yüzden bu okulda okuyorsun” fikrini empoze ederek “çaresizliği öğretmeye” kimin ne hakkı var?
Kelime anlamı “hazine” olan gencimizi işleyip cürufundan ayırarak topluma ve insanlığa yararlı hale getirmekle mükellef bir sistem bu gence “sen bir işe yaramıyorsun, akademik başarın yok, bu yüzden okuduğun okul da niteliksiz” söylemi ve yazık ki eylemiyle onu yeniden toprağın altına gömerek dünyayla yarışan bir ülke haline nasıl geleceksiniz?
Açın ÖSYM’nin verilerine bakın ne olur;
2001’de 9.315 kişi, 2002’de 8.919 kişi, 2016’da 32.983 kişi, 2017’de 37.026 kişi üniversiteye giriş sınavlarında sıfır çekmiş.
Nedir açıklamanız?
Bu çocukların abileri ablaları çok zeki idi de bu çocuklar sonra mı aptallaştı yoksa ortaya koyduğunuz eğitim sisteminde mi kalite gittikçe düşüyor?
Alın size başka bir veri.
Dünya Ekonomik Forumu verilerine göre 143 ülke arasında genel eğitim kalitemize bakalım.
2008-2009’da 77. Sıradayız. 2014-2015 Eğitim Öğretim yılında 89, 2015-2016 Eğitim Öğretim yılında 92, 2016-2017 Eğitim Öğretim yılında ise 104. Sıraya düşmüşüz.
Devam edeyim mi? Bence edeyim;
Yine Dünya Ekonomik Forumu verilerine göre 143 ülke arasında İlkokul Eğitim kalitesinde 2008-2009 Eğitim Öğretim yılında 91.sıradayız. Ama düşüş burda da sürüyor. 2014-2015 Eğitim Öğretim yılında 94, 2015-2016 Eğitim Öğretim yılında 100, 2016-2017 Eğitim Öğretim yılında ise 105.sıraya düşmüşüz.
Biz, bu verilerle mi İslâm Alemi’nin lokomotifi olacağız?
Kendi dilinde okuduğunu anlamada 72 ülke içinde 50.olan çocuğumuz cidden bizi yarına taşıyıp dünyanın güçlü ekonomileri arasına sokabilir mi? Yine matematikte 49. olan çocuk sizi uzaya götürebilir mi? Size yüksek teknoloji üretip hayal ettiğiniz refah seviyesine sizi ulaştırabilir mi?
Evet, hakkını vererek kabul etmeliyiz son 15 yıl içinde eğitime müthiş yatırımlar yaptık. Harikulade binalarımız var ve içleri tıka basa dolu bunların. Dolaştığım hemen hiçbir okulda bir idarecimizin “malzeme eksikliği” sıkıntısını duymadım, görmedim. Yani tabir-i caizse altın bir çağ yaşıyoruz. Ama inanın ki biz bu altın çağın içinden “altın bir nesil” yetiştiremiyorsak Allah belamızı verecektir. Zira sunulan her imkân aynı zamanda birer imtihandır.
Eğitim dediğiniz olgu bir ülkenin geleceğine karar verecek çocukları kazanmak ya da kaybetmektir. Eğer onları kaybederseniz ben de kaybederim, siz de kaybedersiniz, ülke de kaybeder.
Açıklanan değişim modelinin en önemli ikinci sıkıntısı ise Tarih derslerinin zorunlu ders olmaktan çıkarılması.
Bir başka yazıda inşallah.
Müebbet muhabbetle.
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Fatma Saçak Akbulut
LEYLEK
Fatih ORUÇ
Abd Ve İngilizlerin Irak Felluce Katliamları
İsa ÇOLAKER
Kitap Okurunun Hakları
Hüseyin KURT
Karadeniz’i Atık Çukuru Yapmak
Halil MERT
Türkiye–iran kardeş devletleri için Emperyalizmin büyük tuzaklari
Eyüphan KAYA
Hakkıdır Hakk’a tapan milletimin istiklal
Ravza ZEYBEK
Bir Bayrama Uyanmak
Seyfettin BUDAK
Görünmek mi, var olmak mı?
Adnan ÖZ
Türk futbolu böyle yö-ne-ti-le-mez!
Songül KARAMAN
Geçmişten Günümüze Ramazan Gelenekler
Nihat Güç
İsrail-ABD, İran Ve Biz
Özlem Gürbüz
Çocukların Dilinde Mekke Sevgisi
Hamdi TEMEL
Oruç: Hücrelerimizi Yenileyen İlahi Sistem
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Problem Çözmenin Önemi
Mehmet BOZKURT
İran Yalnızlaşırken, Ortadoğu Yanıyor!
Mehmet Nuri BİNGÖL
ABD, İran, Vekâlet Savaşları ve Caydırıcılık Meselesi
Levent ERTEKİN
Karatüre Üzerinden Kültürel Restorasyon (3)
Aydın BENLİ
İran’a saldırı, bölgeye saldırıdır!
Aydan KURT
Oyunlar…
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Z kuşağı daha az zeki mi, yoksa daha fazla yorgun mu?
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 76
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Bülent ERTEKİN
EŞKİYA DÜNYAYA HÜKÜMDAR OLMAZ
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Recep YAZGAN
Beyaz leke gösterir…
Hasan KARADEMİR
HALK (!) PARTİSİ
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SUS GÖNLÜM!
Gülay ÇETKİN
Denizli milli eğitimde usulsüz lojman mı tahsis edildi?
Ahmet DÜZGÜN
Bir Oy Vermenin Değeri
Ahmet SAĞLAM
İNANMAK
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Adnan İPEKDAL
Ne Vereyim Abime, Biraz Sokak Kültürü Alır mısınız?
Vehbi KARA
İnsan Çok Zalim Ve Çok Cahildir
Servet ZEYREK
Dünden Bugüne Çarşamba'da Eğitim
Özhan KIZILTAN
İyi Polis ve Kötü Polisten Sonra Mason Polis Tartışması
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Cevahir AYDIN
El alem Jürisinin Sahte Kürsüsü
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Ahmet Eren KURT
Sessizlik Bazen Bir Tercih Değil, Son Çaredir
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Mesut CİHAT
Allah'ın Zatı ve Subuti Sıfatları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Batuhan ŞUORUÇ
Şıracılar
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Murat GÜLŞAN
Türk Milliyetçisinin Vicdan Muhasebesi
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Memiş OKUYUCU
Zübeyir Yetik’in Ardından…
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)