Çaresizlik, endişe, belirsizlik, şüphe, umutsuzluk ve ruhsal çöküş.
Özellikle son üç ayımızı böyle tanımlayabiliriz sanırım. Sadece zihnimiz ve kalbimiz değil; hayalimiz, umudumuz ve ufkumuzun da yorulduğu bir süreç yaşıyoruz maalesef. Hızla değişen gündemimiz bir anda allak bullak oldu ve Corona virüsü gelip baş köşeye oturdu.
Özellikle virüs ülkemize girdiği andan itibaren özellikle yabancı kaynaklar olmak üzere sanırım 200 ün üzerinde makale okudum ve aslında tablonun bize sunulmaya çalışıldığı gibi sıradan bir salgın olmadığının farkındalığını elde ettim diyebilirim.
Şunu belirtmek gerekiyor ki dünyayı tehdit eden bu konunun tv ekranlarında virüsün arka planını anlatacak düşünce kuruluşları ve stratejistler ile tartışmak gerekiyor ama yazık ki onlar hala artık 7 yaşındaki çocuğun bile ezbere bildiği el yıkama tekniklerini anlatmakla meşgul.
Temizlik ve virüsün yayılmaması gerektiği konusunda bilgi tabi ki verilsin ama bu koca koca profların işi olmamalı kanımca.
Öncelikle dünyada hızla yayılan bu virüsün bir çok uzmanın anlattığı gibi gribal bir enfeksiyon olduğuna asla inanmıyorum. Her yıl normal gripten ölen insan sayısı mevcut salgının çok üstünde iken ülkelerin teyakkuza geçip seferberlik ilan etmeleri işin içinde bir bit yeniği olduğunu zaten ziyadesiyle gösteriyor.
Virüsün yayılma hızı, etkisi altına aldığı bölgeler, dibe vuran ekonomiler bunun öyle sıradan bir salgın olmadığının ayan beyan işareti olarak duruyor.
Verilerden hareketle de ben bunun biyolojik bir savaş olmasa dahi ilerleyen dönem adına bir nabız yoklaması, bir fragman olduğuna inanan biriyim.
Perde önünde görünen belki bir tiyatro gibi görünüyor olabilir ama ne yazık ki perde gerisindeki gelişmeler tiyatro değil, tamamen gerçek. Geçim telaşı içindeki insanların odak noktası farklı olduğu ve yazık ki hayal aleminde oldukları için bütün bu gelişmeleri sadece bir tiyatro olarak görüyorlar.
Özellikle filmler vasıtası ile yıllardır bu ve buna benzer konuların işlendiğini hepimiz biliyoruz. 2018 yılında çekilen “My Secret Terrius” Dizisinin 10.Bölüm, 53.Saniyesini izleyin ne demek istediğimi gayet net anlarsınız. Zira bugün yayılan bu virüsün tanımı orda çok açık.
2011 yılında çekilmiş “Contagion” adında bir Amerikan filmi daha var. Bu filmde de aynı şekilde bir virüs dünyada yayılıyor ve yaklaşık 6 ay sonra piyasaya aşısı getiriliyor.
Günlerdir okuduklarım, araştırmalarıma eklenen yakın geçmişteki tarihsel süreç Corona virüsünün şimdilik bir fragman olduğunu ama yeni dünya düzeninde kölelik sisteminin geleceğini haber veriyor. Yani aslında ikinci bir Nuh Tufanı’na doğru ilerliyoruz.
Peki nasıl?
Dünyayı güç kullanarak yönetme anlayışı geçmişten bugüne değişmez bir olgudur. Bu sadece Amerika ya da batıya özgü bir olgu değil yani. Küreselci ve müdahaleci bir ideolojiye dönüşen yanı ile kendi imajına uygun olarak güçlüyü oynamak ve gücü elinde tutmak için her türlü yolu mübah bulan Amerika’nın da tercihi bu olmuştur anlayacağınız. Beğenilsin ya da beğenilmesin sahip olduğu güç ve bunun beraberinde getirdiği etki alanı onu dünyanın her karesine hükmedebilir hale getirmiştir.
Daha önceleri arz etmiştim sanırım; üçüncü ve dördüncü endüstri devrimleriyle birlikte, “teknoloji” küreselleşti ve sınırları ortadan kaldırmayı başardı. Bu başarı; ekonominin de kültürün de ülkesizleşmesini sağladı ve zihinler ilk nefes aldığı toprakların dokusuyla ve ruhuyla varoluşsal bağlarını yitirerek küresel sistemin, güç odaklarının çıkarlarını koruyacak, pekiştirecek kadar ilkesizleşti.
Ülkesizleşme ve ilkesizleşme yalnızca ekonomi ve kültürle mi sınırlı kaldı; hayır tabi ki! Aynı hızla zihnî bir ülkesizleşme, ilkesizleşme, yersizleşme ve yurtsuzlaşma da yaşandı.
Zihnin ülkesizleşmesi; kültürü ve değerlerinden kopuk bir neslin türemesi; varlık nedenini, yerini terketmesi, iddialarını yitirmesi; ilkesizliğin, dilsizleşmenin, yersiz-yurtsuzlaşmanın, yön ve yörünge yitiminin hayat bulmasıyla sonuçlandı.
Yani bu topraklarda yaptığımız tarihle ve yeşerttiğimiz medeniyetle de zihnî, ruhî irtibatını tastamam koparmış olan; beraberinde zihnî felçleşmeyi ve rûhî körleşmeyi de yaşayan bir toplum çıktı ortaya.
Batı’ya açılmak, lokal sınırların aşılması, küresel ölçekler kazanmak ve başka dünyalara ulaşabilmek, Gadamer’in deyişiyle “ufukların buluşması” gibi bir zenginleşme ve derinleşmeyle sonuçlanmadı; aksine Batı’ya açılmak, Batı’ya kapatılmakla son buldu.
Tarihte müslümanların geliştirdikleri tarihin tanık olduğu ilk küreselleşme tecrübesinde, İslâm medeniyetinin başka medeniyetlerden, başka medeniyetlerin de İslâm medeniyetinden beslenebildikleri verimli ve inşacı bir tablo göze çarparken; İslâm medeniyeti, iki asırdır ikinci büyük varoluşsal bunalımını yaşadığı için; andığım küreselleşme süreci, müslümanların ufuklarının genişlemesine değil, zihinlerinin, kültürlerinin, ekonomilerinin ülkesizleşmesine, ilkesizleşmesine, dolayısıyla İslâmî duyarlıklarının hızla aşınmasına yol açtı, açmaya da devam ediyor.
Bugün araç (özellikle de güç üreten araçlar) amaç hâline getirildi. İnsan amacını yitirdi, araçların kölesine dönüştü ve hayat mekanik, ruhsuz bir güç mücadelesi arenası olup çıktı.
İstediği kıvamı elde eden dijital dünyasının kurgucuları çocuk ile aile, devlet ile vatandaş, insan ile toprak, insan ile ruhu arasındaki bağı kopartıp tüm geçmiş tarihi ve kültürel birikimi de dejenere ederek zihinlere yeni bir format atmak ve yeni kavramlarla dünyayı/evreni, gerçekliği açıklamak ve kendi istekleri doğrultusunda algılatmak peşindeler.
Özellikle kültürel birikim önemli; zira bir toplumu ayakta tutan en önemli özelliği, kültürü. Yayılan virüsün yaşlıları hedef almasının sebebi de bu sanırım.
Zira hangi kültüre mensup olursa olsun bir toplumun yaşlıları o toplumun kültürünün karekodlarını taşırlar. Onların temsil ettiği, yaşadığı ve yaşatmaya çalıştığı değerleri toptan yok etmek toplumların kültürünün de toptan yok olması demek. Toplumun temel yapı taşı olan aile kültürünü engellemek, bağlarını kesmek yeni nesillerin kolaylıkla elde edilmesini sağlayacaktır.
Kökünden kopardığınız bir toplum göğe yükselebilir mi, tabi ki hayır! Yoksa insan sağlığını direk tehdit eden bir salgının sadece yaşlıları hedef almasını başka türlü aklım izahlandıramıyor. Yani adamlar gözümüzün içine baka baka tiyatro oynuyor. Tıpçıları ve mühendisleri birlikte çalışıyor.
Amaç; artırılmış sonsuzluk ve takas edilebilir kimlikler. Yeni bir insan, yeni bir dil, yeni devlet şekli, yeni sosyalleşme, robotlarla evlilik, biyometrik çip, kriptopara. Kağıt para yerine digital paranın hüküm sürdüğü yeni bir dünya. Hacklenebilir insan modeli.
2013 yılında hayatını kaybeden yazar ve diplomatik strateji uzmanı Aytunç Altındal hayatını kaybetmeden yıllar önce katıldığı bir programda "ABD çok gizli birim kurdu” diyerek bu kurumun “Hastalık Politikası" geliştireceğini ısrarla söylemişti.
Kabul etmek istemesek de karşımızda 21.yüzyıl dijital dünyasının kavramları ile yeni bir oyun kuran "organize bir akıl" var.
29 Haziran 2019'da, Çin Halk Cumhuriyeti Ulusal Halk Kongresi Daimi Komitesi aşı yönetimi ile ilgili ÇHC Yasasını (Aşı Hukuku) kabul etti. Bu, biyometrik çipin aşı ile ilk kez Çin’de uygulanacağını gösteriyor.
Biyometrik çip ne peki?
Birleşmiş Milletler tarafından yürütülen ID2020 organizasyonunda blockchain tabanlı ilk dijital kimlik tanıtılalı epey bir süre oldu. Dijital para birimi bitcoinin de altyapısında kullanılan blockchain teknolojisiyle oluşturulan kimlik, gizliliği ve güvenliği korurken aynı zamanda kişilerin her yerde takip edilmesini de sağlayabilecek.
Dünyada yaklaşık 1.1 milyar insanın kimlik veya benzer bir belgeye sahip olmadığını açıklayan Birleşmiş Milletler, özellikle mülteci sorunuyla birlikte bu konuya yoğunlaşmış ve çalışmalara başlamıştı.
İlk prototipi tanıtılan dijital kimliklerin, kimlik sahibi olmayan kişiler için oluşturulması ve böylece bu insanların da (sözüm ona) eğitim alma, sağlık hizmetlerinden yararlanma, oy kullanma gibi temel haklardan faydalanması sağlanacak.
Organizasyonun nihai hedefi ise 2030 yılına kadar hangi uyruktan olursa olsun herkesin dijital ortamda bir kimliğe sahip olmasını sağlamak. ID2020 eğer bu hedefini gerçekleştirirse ilerleyen yıllarda, vize başvurusu gibi kişisel bilgilerimizi farklı ülkelerle paylaşmak zorunda olduğumuz durumlarda sayfalarca belge taşımak yerine sadece yetkililerin dijital kimliğimize erişmesine izin vererek işlemleri daha kolay bir şekilde sonuçlandırmak mümkün olabilecek.
Tüm bunları alt alta topladığımızda ise tablo netleşiyor;
Bir avuç yahudi pagan, 8 milyar insanla kedinin fareyle oynadığı gibi oynuyor. Şimdilik virüsle korku saldılar ve pek çok ülkeyi zihnen ele geçirdiler. Bu korku imparatorluğunun gayesi “digital bir peygamber”in varlığını kabul ettirmek.
Yabancı bir siteden aldığım yorum aynen şöyle;
“Yüce Rab, robotlar için de bir peygamber gönderir elbet. Ol der; ve o an hemen yeni nesil hyper 45 çekirdek mikroişlemcili süper yüksek frekans robot bir peygamber oluşturuverir değil mi. Yüce Rab insanlardan bıkmış; artık robotlara hitap edecek çünkü”
Küreselciler, dünyayı teslim almak için hazırladıkları projelerden biri olan ve adına “corona” dediğimiz ''covid 19''la deneme testi yapıp dijital hayata geçiş öncesi gerekli şartları oluşturma planı yaparken olaylar kontrol dışına çıkıp bambaşka bir duruma evrilme ihtimali var mıdır bilmiyorum; ama bildiğim bişey varsa şu an sırada bu hızla yayılan virüsün aşısı gelecek gündeme. Corona aşısı diye yapacakları aşının içinde zaten nanoçip olacak ve id2020 nin projesine uygun olarak dijital olayı başlayacak böylelikle.
Lafın özü; bu virüsün tıbbi yönü yanında 21.yüzyıl dijital dünyasının dijital kimlik, biyometrik çip,digital para gibi kavramların anlamlarını ve bu alandaki çalışmaları bilmeden yorum yapanlar havanda su dövmekle meşguller.
Yakından takip ettiğim Prof Dr. Selim Şeker "En zararlı Kanserojen Radyasyon yayan teknolojiler 3G, 4G ve 5G teknolojileridir; ülkemizde 5G’ye geçiş acilen durdurulmalıdır” diye bas bas bağırıyor ama 10 yaşındaki çocuk kadar gündem olamıyor maalesef.
Zira koronavirüsün belirtilerinden birtanesinin solunum sorunu olduğunu biliyoruz, ancak 5G’nin 60GHz frekans bandında oksijen molekülleri ile birleştiğini ve insanlarda solunum sorunu yarattığını bilmiyoruz.
Kampanyasına imza vermek için http://chng.it/tGmS6mrn linkini tıklayabilirsiniz.
Sonuç olarak;
Virüs vakasının ilk haftalarında “Çinliler ölsün gebersin; Doğu Türkistan’daki müslümanlara zulmettikleri icin gazaba uğradılar diyenler” bugün Umre’den dönen müslümanların da aynı kaderi paylaştığını ve dünyanın diger ucunda kesilen bir ağaçtan dahi herkesin sorumlu olduğu bir sistem içinde yaşadığını anlıyor.
TV'lerde virüsün arka planını anlatacak düşünce kuruluşları ve stratejistler nerede, ne yapıyor bilmiyorum ama yeni dünya düzeninin dayattığı, nedenleri ve sonuçları hazırlanmış zihin istilası ve esareti üzerine düşünmek ve kafa yormak zorundayız.
Bu salgın ne kadar can alır bilmiyorum ama https://www.infowars.com/bill-and-melinda-gates-foundation-others-predicted-up-to-65-million-deaths-via-coronavirus-in-simulation-ran-3-months-ago/ linkinde (ki haber 24 Ocak 2020 tarihinde yapılmış) öngörüler 65 milyon cana mal olacağı şeklinde.
Peki Allah buna neden müsaade ediyor derseniz?
Bu şeytanlar batıl davalarında o kadar samimiler ki Allah onların bu samimiyeti hürmetine onlara galibiyet nasip ediyor. Onların sapkınlıklarındaki samimiyeti dualarının kabulüne vesile oluyor.
Geçmişte insanlar ‘toplumsal bağımsızlık’ için savaşmışlardı bugünkü savaş ise artık ‘bireysel bağımsızlık’ adına ve şu an tohumundan, internetine, sosyal medyasından ekonomik baskısına kadar istisnasız herkes cephede.
İşin daha kötüsü ise bu gidişi durdurmak ve tersine çevirmek bir yana; henüz durumu doğru tespitten bile uzağız. Müthiş bir enerji var; ancak, bu enerji doğru mecralara akıtılamadığı için içten içe çürüyor ve yazık ki çürütüyor. Bir şeyler yapmak adına yola çıkanların kahır ekseriyeti ise bu kalabalığın akacağı mecralar oluşturmak yerine işin kolayına kaçıp bu kalabalığın sayısını daha da artırmaya odaklanmış halde.
Çünkü sorunumuzun, “güce sahip olamama” sorunu olduğunu zannediyor; neredeyse ikibuçuk asırdır, güce, güç üreten araçlara sahip olduğumuz zaman bütün meselelerimizi halledeceğimizi düşünüyoruz.
Çözüm ne peki?
Ölçümüz, insanın iç ve dış dünyasını anlamlandıran, hayata anlam, değer, derinlik ve ruh katan hakikat olursa başarabiliriz. Ben buna tüm zerrelerimle inanan biriyim. Zira güç ve güce tapma; sekülerleşme, konformistleşme, ruhsuzlaşmadır.
Nasıl bir hakikat?
Herkes için, her kesim için güven adası olduğumuz, olmamız gerektiği hakikati.
Çünkü dünyayı maddî ordularla değil, ceddimizin bin yıl boyunca yaptığı gibi manevî ordularla; her hâl ve şartta hakikatin izini süren, hayatın her alanında hakikatin, adaletin, hakkaniyetin inşa edileceği, herkes için güven adası sunabilecek manevî güçle fethedebilirsiniz.
İşte bu yüzden muhtaç olduğumuz bu hakikate ulaşmanın, bu sürece dur demenin yolu; toplum, coğrafya, inanç ve kültür karşısında özne olduğumuzun farkına varıp yeniden sorumluluk almaktan; birlik, kardeşlik ve bütünleşme ortamını korumak ve pekiştirmekten; farklılıkları kaşımamak, asgarî müştereklerimiz üzerinde yoğunlaşmaktan geçiyor.
Çünkü; içinde yaşadığınız çağı tanıyamazsanız, tanımlanırsınız. Tanıyamadığınız bir çağı hem değiştiremezsiniz, hem de değiştirme iddiasında bulunamazsınız. Bunun için de çaplı insan yetiştirmeye, insan yetiştirebilmek için de güçlü, köklü, ufuk açıcı eğitim modelleri inşa etmeye; toplumun suyun kaynağındaki gibi bir manevi zihne, zemine ve zamana kavuşması için gecelerimizi gündüz etmeye ihtiyacımız var.
Eyüphan KAYA
Allah dilediğini aziz, dilediğini rezil eder
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Fatih ORUÇ
ABD’nin Vietnam Savaşı ve My Lai Katliamı
Seyfettin BUDAK
Neden Lise Yılları Unutulmaz?
Adnan ÖZ
Atanı ve tutanı kaliteli olan trabzonspor kazandı!
Songül KARAMAN
Vuslat Kapısı
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Matematik Eğitiminin Önemi
Bülent ERTEKİN
EŞKİYA DÜNYAYA HÜKÜMDAR OLMAZ
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Hamdi TEMEL
Acı Yakıyor Ama Mutlu Ediyor: Acı Biberin Şaşırtıcı Gücü
Recep YAZGAN
Beyaz leke gösterir…
Hasan KARADEMİR
HALK (!) PARTİSİ
Mehmet BOZKURT
Dünya bir utancı konuşuyor!
Özlem Gürbüz
Bilimin Sınırlarında Dolaşmak
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SUS GÖNLÜM!
Gülay ÇETKİN
Denizli milli eğitimde usulsüz lojman mı tahsis edildi?
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Kaldığımız Yerden mi, Kandırıldığımız Yerden mi Devam Edeceğiz?
Ahmet DÜZGÜN
Bir Oy Vermenin Değeri
Aydın BENLİ
Son Kale Haymana ve Memleket Onuru- Recep Tümtürk
Ahmet SAĞLAM
İNANMAK
Halil MERT
Bu Coğrafya Bizimdir
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Nihat Güç
Bir Ve Beraber Hareket Etmek Zorundayız!
Adnan İPEKDAL
Ne Vereyim Abime, Biraz Sokak Kültürü Alır mısınız?
Vehbi KARA
İnsan Çok Zalim Ve Çok Cahildir
Ravza ZEYBEK
İlim Neyi Bilmektir?
Servet ZEYREK
Dünden Bugüne Çarşamba'da Eğitim
Özhan KIZILTAN
İyi Polis ve Kötü Polisten Sonra Mason Polis Tartışması
Aydan KURT
Yorulmuyor musun?
Mehmet Nuri BİNGÖL
Sahtelerin Tasallutu
Fatma Saçak Akbulut
SEVGİ DİLİ
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Cevahir AYDIN
El alem Jürisinin Sahte Kürsüsü
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Ahmet Eren KURT
Sessizlik Bazen Bir Tercih Değil, Son Çaredir
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Hüseyin KURT
Telekonferansın Ardındaki Gerçek: Büyük Kürdistan’ın Güncel Senaryosu
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Mesut CİHAT
Allah'ın Zatı ve Subuti Sıfatları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Batuhan ŞUORUÇ
Şıracılar
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Murat GÜLŞAN
Türk Milliyetçisinin Vicdan Muhasebesi
İsa ÇOLAKER
Aşık Veysel Şiirinin Renkleri
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Memiş OKUYUCU
Zübeyir Yetik’in Ardından…
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Cahit KURBANOĞLU
Nefis nedir ve ne istiyor?
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Levent ERTEKİN
Fakir Halkın Bağışladığı 350 Uçak
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)