Saygıdeğer Okuyucularımız!..
Daha önce de belirttiğimiz gibi, başta “TGRT EF” olmak üzere, “Millî Gazete”, “Diriliş Postası” ve “Anadolu Gençlik Dergisi” gibi sesli ve yazılı basın-yayın organlarında “Millî Dil: Türkçe” üzerine gereken hassasiyetin gösterilmeyip şu mahût “Uydurukça/Ecerufça/Arı Dil” ile konuşulup yazıldığını gördükçe, “Hem Okudum Hem de Yazdım/3 (Dil ve Millî Kültür Konulu Köşe Yazısı-Şiirler” adını verdiğimiz (Samsun, Aralık 2015) adlı eserimizde yer alan bâzı köşe yazılarımızı buraya taşımanın faydalı olacağını düşündük. Bugün de, kaldığımız yerden devam eyliyor ve bu kitabımızda yer alan bu makâlelerimizi Siz Saygıdeğer Okuyucularımızın bilgilerine aynen sunuyoruz…
Kalbî sevgi ve saygılarımızla…
“TÜRK ŞİİRİ”, “BİZİM ŞİİR”, “İSLÂMÎ ŞİİR” ÜSTÜNE BİR SOHBET
* Suâller: Durdu Şahin: Eğitimci Şâir ve Yazar, Türkiye Yazarlar Birliği Üyesi
Saygıdeğer Okuyucularımız!..
Pek çok yönü ile hâli ve dolayısıyla da bugünü ilgilendirdiği için, yıllar önce arkadaşımız Sayın “Durdu Şahin” tarafından bizimle yapılan bir röportajdan alıntılar yapmak suretiyle “Sohbet”imizi gerçekleştirmek istiyoruz.
Bu görüşme, “Erciyes Dergisi”nin Mart 1998 tarihli, 243. sayısı 6–8. sayfalarında, bizim de “Mahalleden Bölgeye SAMSUN” adını verdiğimiz eserimizin 2. cildi 56–61. sayfalarında, daha sonra ise O’nun “Günümüz Şairleriyle GÜLŞENDE HASBİHAL (Mülâkatlar)” isimli kitabında da aynen yer almıştır.
Diyoruz ve verilen bu ön bilgilerin ışığında, gerçekleşen bu röportaj/sohbet ile Siz Saygıdeğer Okuyucularımızı başbaşa bırakıyoruz…
Kalbî sevgi ve saygılarımızla…
* - * - * - * - *
Suâl (D. Şahin): Size göre bir şiiri, “Türk Şiiri”, “İslâm Şiiri”, “İslâmî Şiir” yapan nedir? Şâirlerimizin sık sık kullandığı “Bizim Şiir”de aranan özellikler nelerdir?..
Cevap (A. Kayıkçı): Her ne kadar “Türk Şiiri” dendiği zaman ilk akla gelen, bir Türk tarafından, Türk şiir geleneğine uygun, Türk’ün millî değer ve düşünceleri, korku ve heyecanlarıyla yüklü; Türk insanına bâzı duygular aşılamak ve fikirler vermek için söylenen veya yazılan şiir ise de; bu temel unsurlar çerçevesinde yazılıp/söylenen, ancak nüfus cüzdanında bir başka ülke tâbiiyeti görülen kişilerin sanat mahsûlü olan eseri de bizce “Türk Şiiri”dir. Çünkü burada önemli olan, şüphesiz ki ismin veya tâbiiyetin “Türk” olmasından ziyâde; fikir ve duyguların, tasvir edilen varlıkların… Türk için ve Türk’e göre değer taşıyıp taşımamasıdır.
Bir başka sohbetimizde de dile getirdiğimiz gibi, Nâzım Hikmet benzeri; tâbiiyet değiştirmeden önce Türk kimliği taşımış olsa da, bozuk inanç ve düşünceleri ile Türk milletine ve O’nun millî-mânevî değerlerine yabancı, hatta düşman olduğu ve Türk-İslâm düşmanlarının ekmeğine yıllar yılı yağ sürdüğü ve bazı “Kızılcıklar” tarafından göklere çıkarılmış olsa dâhi asla “Türk Şâiri” değildir; kölesi olmakla iftihar ettiği komünizmin ve O’nun başında bulunan zâlim diktatörlerin zavallı bir uşağıdır… Nitekim bu sözümüzün teyidi, geçtiğimiz günlerde yakalanan Özdemir Sabancı’nın katili M. Duyar hakkında eski bir işvereninin söylediği, “Çok kitap okurdu; fakat hep Nâzım Hikmet kitapları okurdu” sözleridir. Bizi biz yapan dinî ve millî değerlere düşman olan zihniyet sahipleri ne yaparlarsa yapsınlar ve ne söylerlerse söylesinler; asla ve asla “biz”den olamazlar. Görünen odur ki, hiçbir zaman da olamamışlardır ve olamayacaklardır…
“Samsunlu Halk Şâirleri”nden olan ve geçtiğimiz sene “50 Sanat Yılı”nı idrak etmiş bulunan, millî meselelerdeki hassasiyeti ve simgeleşmesiyle tanının “Âşık Kemâlî Bülbül”ün 1952’nin “Büyük Cihad Gazetesi”nde neşredilen “Iskat Ettik!” başlıklı şiirini; konunun önemi dolayısıyla müsaadenizle aynen takdim etmek istiyorum:
“Bu güzel vatana, Cehennem diye/Türkler aleyhine, konuşan Nâzım
Kızıl liderlere, yaranam diye/Geceli-gündüzlü, çalışan Nâzım…
Utanmadan zulme, eyledin gıpta/Hapisten kurtuldun, plân kurup da;
Stalin denilen, piçe uyup da/Kızıl Cehennem’e, koşuşan Nâzım…
Seni ıskat ettik, vatandaşlıktan/İster iftihar et, istersen utan;
İster Sibirya’da geber açlıktan/Hakkında bir kanun, oluşan Nâzım…
Kemâlî Bülbül’üm, hiddetlenirim/Yumruğum kuvvetli, şiddetlenirim;
İsmini duydukça, nefretlenirim/Kâfirlerle kin, bölüşen Nâzım…
“İslâm Şiiri” tabirini de “Türk Şiiri” tabirinde olduğu gibi değerlendirmek durumundayız. Meselâ, Peygamberimiz Efendimiz “sallallahü aleyhi veselleme” îmân etmeyen, ancak “zekâ”ları sebebiyle O’nun büyüklüğünü görüp hakkını teslim etme noktasında bulunan bâzı kişi ve kuruluşların temsilcileri, “100 Büyük İnsan” sıralamasında, Resûl-ü Ekrem’e “1.” deseler (nitekim bu isim altında yayımlanan bir eserde aynen demişler) ve varsaysak ki üstüne üslük bir de şiir yazarak bu düşüncelerini dile getirseler, bu “İslâm Şiiri” olmaz. Çünkü o adam, kendisi “Müslüman” olmadığı gibi, İslâmiyet’e ve onun Şanlı Peygamberi’ne de inanmamakta; diğer bir ifâde ile îmân nîmetiyle şereflenmek saâdetine kavuşmamış bulunmaktadır. Diğer taraftan bir Kaptan Gusto, Fransız milletinden olmasına, belki de Arapça hiç bilmemesine ve namâz kılmamasına rağmen, yüce dînîmiz İslâmiyet’le şereflendiği ve Müslüman olduğu içindir ki, Müslümanlık akîdeleri doğrultusunda bir şiir yazmış olsa, işte o da “İslâm Şiiri”dir.
Sözün burasında “İslâm nedir?” kavramına da açıklık getirmek ve yanlış anlamalara meydan vermemek bakımından bir parantez açmak durumundayız.
“İslâm”ın kelime mânâsı, “Boyun bükerek teslim olmak. Allahü teâlânın istediği gibi olmak”tır. “İslâmiyet” ise, bilindiği üzere, “Allahü teâlânın Cebrail ismindeki melek vasıtası ile, sevgili Peygamberi Muhammed aleyhisselâma gönderdiği, insanların dünyâda ve âhirette rahat ve mesut olmalarını sağlayan usûl ve kâideler, emir ve yasaklar”dır. (Bkz: Türkiye Gzt Dînî Terimler Sözlüğü, c. 1, s. 244–245)
Fetih Sûresi 28. âyet-i kerîmesiyle Cenâb-ı Allah meâlen, “Allahü teâlâ Peygamberini hidâyet ve hak din İslâmiyet ile gönderdi. İslâm dînini diğer dinler üzerine üstün kıldı. (Muhammed aleyhisselâmın hak) peygamber olduğuna şâhid olarak Allah yeter” buyruğuna inanan kimseler de Müslüman’dır ve Müslümanlar, hareket ve işlerini “İslâmiyet”in emrettiği şekilde yapmakla mükelleftirler.
“Hazret-i Ömer” (radiyallahü anh)ın belirtikleri gibi, “İzzet (şeref, îtibâr) İslâm’dadır. İslâmiyet’in ahkâmına (hükümlerine) uyan, azîz olur. Bu ahkâmı beğenmeyip, izzeti, huzuru, saâdeti başka şeylerde arayanlar ise zelil olurlar.”
“Seyyid Abdülhakîm-i Arvâsî” (küddise sirruh) hazretleri de buyuruyorlar ki: “Bütün üstünlükler, faydalı şeyler, İslâmiyet’in içindedir. Eski dinlerin görünür görünmez bütün iyiliklerini, İslâmiyet kendinde toplamıştır. Bütün saâdetler, muvaffakiyetler ondadır.” Ve yine buyuruyorlar ki, “İmân, muma benzer; dînimizin emir ve yasakları mum etrafındaki fener gibidir. Mum ile birlikte fener de İslâmiyet’tir ve din-i İslâm’dır. Îmânsız mum çabuk söner, îmânsız İslâm olmaz. İslâm olmayınca, îmân yoktur.”
Bu ilâhi buyruklar ve güzel sözler çerçevesinde yazılan şiirlerin; nazım şekli, şâiri, dili ve yazanın tâbiiyeti ile eserin konusu ne olursa olsun, adı “İslâm Şiiri”dir. Ve “İslâm Şiiri”ni de gerçek mânâda “biz” yapan; İslâmiyet’in beğendiği yaşayış, hâl, hareket ve tavırlar manzûmesi olan “İslâm ahlâkı”na riâyettir…
Sohbetimizin bu noktasında, hem o büyükleri anmak ve hem de sözlerimizi bereketlendirmek bakımından, “Seyyid Mevlânâ Halid-i Bağdâdî” hazretlerinin bir kaside’sini aktaralım istiyoruz:
“Serveri âlem, sana âşık olup da, yanarım!
Her nerede olsam, o güzel cemâlin ararım…
Kâbe Kavseyn tahtının sultanı Sen, ben bir hiçim,
Misâfirinim dememi, saygısızlık sayarım…
Her şey cihânda Senin şerefine yaratıldı,
Rahmetin bana da yağsa, o ân olur baharım…
Herkes Kâbe’yi tavaf için geliyor Hicâz’a,
Sana kavuşmak şevkiyle, ben dağları aşarım…
Seâdet tacı giydirildi, rüyâda başıma,
Ayağın toprağı serpildi yüzüme sanarım…
Dostunu öven âşıkların bülbülü, ey Câmi!
Divanında şu yazılar, oluyor tercümanım…
Dili sarkmış, susuz kalmış, uyuz bir köpek gibi,
Senin ihsân denizinden bir damla arzularım…”
Suâl (D. Şahin): “Türk Şiiri, İslâm Şiiri veya İslâmi Şiir; başlangıcından bugüne kadar gelen uzun bir yürüyüştür. Bu hâliyle, şekil, konu ve tema olarak gelişerek geliyor, geliyorlar. Öyleyse “orijinal Türk Şiiri”, İslâm veya İslâmi Şiir” olarak hangisini, hangi dönemin şiirini kabul edeceğiz? Türk şâirlerinin yazdığı her şiir, “Türk Şiiri”, Müslüman şâirlerin yazdığı her şiir “İslâmî Şiir” veya “İslâm Şiiri” ise, biz neyi tartışıyoruz? Duyguları dile getiriş biçimlerini veya aslî kaynaklara uygun olup olmadıklarını mı?..
Cevap (A. Kayıkçı): “Türk Şiiri” ve “İslâmî Şiir” kavramları üzerinde durmadan önce çok önemli gördüğümüz birkaç hususa temas edelim:
Birincisi: Malûm olduğu üzere, İslâmiyet; ilk insan ve ilk Peygamber Hz. Âdem aleyhisselâmdan son Peygamber “Hz. Muhammed” (sallallahü aleyhi veselleme) kadar gönderilen bütün peygamberlerin Allahü teâlâdan getirdiği dinlerin ortak adıdır. Bu bakımdan, “İslâmiyet” deyince, bunu “Resûl-ü Ekrem” efendimiz ile başlatmak, bu mânâda yanlış olur…
İkinci husus: Ural-Altay dil grubu içinde yer alan ve ilk devreleri karanlık olmakla birlikte elde bulunan vesikalar ve Çin kaynaklarının verdiği bilgilere göre; Türk Dili’nin geçmişi, tarih öncesi devirlerine kadar uzanmakta, derli toplu ilk metinler ise Yenisey-Orhun Âbideleri’nde görülmektedir. Bu âbidelerdeki gelişmiş Türkçenin evveliyatına ait ve “Proto-Türkçe” denilen en eski Türk devirleri ile ilgili Türkçe ve dolayısıyla da şiir hakkında bilgilerden mahrûm bulunduğumuz için, geniş anlamdaki “İslâmî unsurlar” taşıyıp taşımadıklarını da (tafsilâtlı olarak) tabiatıyla bilemiyoruz.
Eski Türkçe devirlerine ait ele geçen belgelerin en eskisi olan Orhun Âbideleri’nden Vezir Tonyukuk Kitâbesi, bilindiği gibi 720 tarihlerinde yazılmış, bu tarihten 25 yıl sonrasına ait Göktürk eserlerinde dilimiz hakkında zenginlikler sergilenmiştir. Gerek bu belgelerde yer alan ifâdelerde ve edebî metinlerde, gerekse bilinen en eski koşug, kojang (şarkı, türkü), koşma, taşkut (beyit), padak (mısra), kavi, kavya (şiir), baş, başik (ilâhî) gibi terimlerde; yüce İslâm dînine uyan bölümlerin bulunması, İslâmiyet’in Türk milletinin inanç yoluyla diline yansımasının belgeleridir. Bu yansımada ne kadar îmân, îtikad ve ahlâk varsa; o kadar İslâmiyet ve Türklük kaynaşmış, bir diğer söyleyişle “bütünleşmiştir” demektir ki; asırlar boyu “Batı Dünyâsı”nın “Türk” deyince “İslâmiyet”i, “İslâm” deyince de “Türkleri” anlaması ve anlatmasının sebebi de bundan başka bir şey değildir.
Meselâ bir Aprınçur Tigin, Kül Tarkan, Sınku Seli Tutung, Kiki, Pratyaya-Şiri, Asıg Tutung, Çisuya Tutung, Kalım Keyşi gibi şâirlerin şiirlerinde İslâmî motifler yer almazken; Çuçu ve Yusuf Has Hacib gibi şâirler, yüce dînimizin akidelerinden eserlerine bol bol serpiştirmişlerdir. Yukarıda adı geçen şâirler, en eski Türk şiirinden örneklere imzalarını atmasına karşılık, Çuçu ve Yusuf Hashacib, “İslâmî-Türk Edebiyatı”nın bilinen ilk önderleri olma bahtiyarlığına kavuşmuşlardır. Bu mânâda da “Türk Şiiri” veya “Türk Şâiri” sıfatlarını birleştirmişlerdir…
Demek ki burada, sorunuzun son bölümünde yer alan “duyguların dile getiriş biçimleri” değil de, “aslî kaynaklara uygunluk” esas olmaktadır, diyoruz…
Suâl (D. Şahin): “Aslî kaynaklara dönüş”ü esas aldığınıza göre, “aslî kaynaklarımız” hakkında bilgi verir misiniz!..
Cevap (A. Kayıkçı): Kıymetli ağabeyimiz Dilaver Cebeci’nin “Türkiye’m” isimli şiirinden iki dörtlük ile söze başlamak istiyoruz:
“Baş koymuşum Türkiye’min yoluna,
Düzlüğüne, yokuşuna ölürüm,
Asırlardır kır atımı suladım,
Irmağının akışına ölürüm Türkiye’m,
Ölürüm Türkiye’m, ölürüm Türkiye’m, hey hey hey!..
(……………)
Düğünüm, derneğim, halayım, barım,
Toprağım, ekmeğim, nâmusun, ar’ım,
Kilimlerde çizgi çizgi efkârım,
Heybelerin nakışına ölürüm Türkiye’m,
Ölürüm Türkiye’m, ölürüm Türkiye’m, hey hey hey!.. “
Benim “aslî” kaynaklarım da, “asıl” kaynaklarım da; yüce ve muazzez dînimizdir ve onun getirdiği esaslardır. Bunlar da mâlum olduğu üzere; “îtîkâd”dır; “ibâdet”tir; “muamelât”tır; “ilim”dir; “ihlâs”tır; “amel”dir; “güzel ahlâk”tır…
Kim ki, Yahyâ Kemâl merhumun “ana südü gibi ak ve berrak” olarak nitelediği “güzel Türkçemizin” kurallarına sâdık kalarak ve büyük Türkçü ve fikir adamı “Prof. Bahtiyar Vahabzâde”nin ifâde buyurdukları şekilde (genelde) “hece vezni” ile yazmayı şiar edinerek; yukarıda sıralamaya çalıştığımız yüce ve muazzez dînimizin temel esasları çerçevesinde düşünür ve eser verirse, millî fikriyata tercüman olursa… o, asıl ve aslî kaynakları baş tâcı yapmış demektir…
“Cenâb-ı Allah”ın sevdiği böylesi kullar; varsın bâzı medyatik kişi ve kuruluşların mânevî bakımdan “takdir”inden uzak kalsın, hiç önemli değil…
Diyoruz ve sözü, müsaadenizle bu söylediklerimizi konu olan bir şiirimizle bağlamak istiyoruz:
* - * - * - * - *
“Türk’ün kanı”, damarında asilse;
“Türk’ün dînî”, “İslâm” ile asılsa;
“İslâm dînî”, “ilim-ihlâs” fasılsa;
“Bizim Şiir”, “İslâmî”dir biline;
“Bizim Şâir”, “Besmele”yle eline…
“Kalem” alır, “Allah”adır nidâsı;
“Sevgi” için, “Resûl”edir sadâsı;
“Hakk’a kulluk”, “yaradılış” esası;
“Bizim Şiir”, “İslâmî”dir biline;
“Bizim Şâir”, “Besmele”yle eline…
“Kâğıt” alır, yazdıkları “ak” olur;
“Niyet” temiz, “dili hâlis-pâk” olur;
“Bir amel”e, sevâb on’dan “çok” olur;
“Bizim Şiir”, “İslâmî”dir biline;
“Bizim Şâir”, “Besmele”yle eline…
“Kitap” alır, ibret ile hep okur;
“Libas”ını, ilim ile hep dokur;
“Oruç” tutar, nefesi misk’ten kokur;
“Bizim Şiir”, “İslâmî”dir biline;
KAYIKÇ’Ali, varan Hassan iline!..
(Devam edecek)
Derebahçeli/Ali KAYIKÇI
Recep YAZGAN
Samsun BİLSEM’de Sahipsiz Bırakılan Yetenekler
Mehmet BOZKURT
Tarih konuşuyor, alınacak dersler var-2
Nihat Güç
Müslümanlar, Terör Devleti İsrail ve Dünya Kupası
Ahmet DÜZGÜN
Alın Alayını Bunların
Hamdi TEMEL
Geleceğin Anahtarı: Topraktaki Şifa ve Tarımda Bio-İnovasyon
Kadir Erol
İnsâni Yardım....!
Öztürk Samuk
Zemin Uygun, Kitle Müsait
Seyfettin BUDAK
Kimse görmeyecekse hâlâ iyi kalabilir misin!
Halil MERT
Millî Ekonomi: Güçlü Ve Büyük Türkiye'nin Omurgası
Aydan KURT
Müsait Değilim
Hasan KARADEMİR
ÜÇ FIKRA
Ömer Naci Yılmaz
Kürt Kadını
Ziya GÜNDÜZ
Düşünmek Çok Yoğun Bir Çabayı Zorunlu Kılar!
Eyüphan KAYA
Koç alnına bir kara leke sördü!
Mehmet Ali Çamoğlu
Akıl Oyunları, İlahi Hesap ve Geçilen Tövbeler
Songül KARAMAN
BEKLER KABEM
Burak Çileli
“BİR ADAM YARATMAK”DA İDAM-I NEFS VE VAROLMA MÜŞKÜLÜ SEMBOLÜ: İNCİR AĞACI
Hüseyin KURT
Bir Yanlışı Eleştirmek, Diğerini Savunmak Değildir
Özlem Gürbüz
Kurban Bayramı Ve Manevî Değerlerimiz
Gülay ÇETKİN
Denizli Eğitim Gücü Sen’den Proje Okulu Çağrısı
Mesut BALYEMEZ
Ulan kapitalizm.
Bülent ERTEKİN
Engelliler İçin Söz Değil, İcraat Gerekiyor
Aydın BENLİ
Çok Gerginiz Çok!
Adnan ÖZ
Bu sezon samsunspor’a yakıştı!
Vehbi KARA
Kocatepe Muhribi’nin Batması ve Liyakatsizlik Sorunu
Murat GÜLŞAN
Maskeler düştü: saha yeşil, zihniyet kara!
Mesut CİHAT
Adamlığın Sende Kalsın
Adnan İPEKDAL
ODTÜ Semalarında Amerikan bayrağı Dalgalanacak mı!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
İsa ÇOLAKER
YAZAR TIKANIKLIĞI
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Mehmet Nuri BİNGÖL
En Büyük Miyar: Kanaat
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Memiş OKUYUCU
İyilikle İyileştirerek Eğitim
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Ahmet SAĞLAM
Din Düşmanlığı
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)