“Araştırma!” değil, “Oku-Araştır-Dene!”; “İlim tahsil et!”, “dosyaya yeni bilgiler yüklesene!..”
* “Seni yaratan Rabbinin adıyla oku!.. O, keremine nihayet olmayan Rabbindir; ki, kalem ile yazı yazmayı öğreten de O’dur. O, insana bilmediği şeyleri öğretti. Sakın okumazlık etme; çünkü insan, kendini nasîhate ihtiyacı yokmuş görmekle muhakkak azgınlık eder!..” (Kur’ân-ı Kerîm; Alak Sûresi, âyet 1-7)
* “Ey îmân edenler. (…) Birbirinize bağırdığınız gibi, Peygamber’e yüksek sesle bağırmayın! Öyle yaparsanız, siz farkına varmadan amelleriniz boşa gider.” (Kur’ân-ı Kerîm; Hucürât Sûresi, âyet 2)
* “Bak, Allah’a karşı nasıl olmadık yalan ve iftirâ ederler. Apaçık olan bu günâhları onlara kâfidir (yeter)”. (Kur’ân-ı Kerîm, Nisâ Sûresi, âyet 50)
* “Her kim Kur’ân-ı kendi rey’i ile tefsir ederse, ateşten oturacağı yeri hazırlasın.”, “Bazı şiirler, elbette apaçık bir hikmettir…”, “Hikmetli söz müminin yitiğidir. Onu nerede bulursa, hemen alır.”, “Büyüleyici sözler gibi, hikmetli şiirler de vardır...”, “Şâir Hassan’ın sözleri, düşmana ok yarasından daha tesirlidir…”, “Şiir, bir söz ki, güzeli daha güzel, çirkini daha çirkindir...” (Hz. Muhammed “sallallahü aleyhi vesellem”)
* “Allahü teâlâ, Kur’ân-ı Kerîmde, her peygambere kendi ismi ile; Muhammed aleyhisselâma ise, “Ey Resûlüm! Ey Peygamberim!” diye hitap etmiştir. Kendisini; ismi ile çağırmak, yanında yüksek sesle konuşmak, uzaktan kendisine seslenmek, yolda önüne geçmek harâm edilmiştir. Başka peygamberlerin ümmetleri, kendilerini isimleri ile çağırırlardı.” (Prof. Dr. Ramazan Ayvallı-İki Cihan Güneşi Hazreti Muhammed’in Hayâtı; İst. 2015, sy.: 415-416)
* “…Büyük sır karşısında yandım, kül oldum. Bizzat Cenâb-ı Allah’ın hayâ gösterdiği sır…
- Kur’ân’ın hiçbir yerinde böyle bir hitap yok mu?
Kısa ve sert:
- (Seyyid Abdülhakîm Arvâsî): ‘Hiç bir yerinde!’
Gerçekten de ‘De ki’ mânâsına ‘gûl’ kelimesiyle başlayan bir çok âyette, bu hitaptan sonra isim gelmediği, gözümün önünden geçiverdi. Buna karşılık, birçok tefsircinin, ‘De ki yâ M….!’ diye kullandıkları klişelerde kabalık içimi burktu.” (Necip Fâzıl Kısakürek-O ve Ben; b.d. yayınları, 15. Baskı, Ankara 1999, s. 149)
* “Meâl: Tefsir âlimlerinin yaptıkları tefsirlerin (açıklamaların) ışığı altında, âyet-i kerîmelere verilen mânâ.” (Sözlük)
* “Yalan: Her dinde harâmdır. İftirâda (…) incitmek de vardır ki, bu da, başkaca harâmdır.” (Tam İlmihâl Seâdet-i Ebediyye)
* “İftirâ: “Yapmadığı hâlde kötü bir işi birisine yükleme, yalan yere birisini suçlu gösterme. Birine suç atma, bühtân. İftirâ büyük günâhtır ve çok fenâ ve tehlikelidir.” (Türkiye Gazetesi Dînî Terimler Sözlüğü; c. 1, s. 213)
* “Neuzü billâh: ‘Allahü teâlâya sığınırız’ mânâsına, tehlikeli hâllerden ve îmânı gideren şeylerden sakınma ve korkma mânâsını ifâde eden söz.” (A. g. Sözlük; C. 2, s. 104)
* “Hevâ: Arzu, istek, nefse hoş gelen şeyler. Hevâ, nefsin dünyâda bütün arzularını ifâde eden bir sözdür. Hepsinden yüz çevirmek lâzımdır.” (A. g. Sözlük; c. 1, s. 179)
Saygıdeğer Okuyucularımız!..
Gazetemiz “Diriliş Postası”nın 15 Mart 2018 günlü nüshası 8’inci sayfasında “Sn. Neşat Ergül” bey kardeşimizin “Ebu Leheb ve Ebu Cehil” konulu yazısında, “Üstâd Şâirimiz Ârif Nihat Asya”nın bir “Naat” tarzı şiirinde geçen: “…Biz bu dünyadan nereye göçelim, ya Muhammed?/Yeryüzünde, riya, inkâr, hıyanet/Altın devrini yaşıyor./Diller, sayfalar, satırlar/’Ebu Leheb öldü’ diyorlar:/Ebu Leheb ölmedi, ya Mahammed;/Ebu Cehil, kıtalar dolaşıyor!” şeklindeki mısralarını okuyunca hatırımıza, 5 Şubat 2018 tarihinde “Akasyam Haber” isimli İnternet/Genelağ sitemizde yayınladığımız bir konu geliverdi. Burada aynen şöyle demiştik:
“Bilindiği üzere; “Seyyid Abdülhakîm Arvâsî” (rahmetullahî aleyh) hazretleri, son devirde yetişmiş en büyük âlimlerden biridir (D.: Başkale-Van, 1865; V.: Ankara-1943) ve “Arvâsî Ailesi”nden olan bir başka büyük âlim “Seyyid Fehim Efendi” (r. aleyh) hazretlerinin de halifesidir.
Günümüz “Târihçi Yazarı Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci” tarafından kaleme alınan ve “Arı Sanat Yayınları” arasında neşredilmiş olan “Hayatı ve Hâtıralarıyla Seyyid Abdülhakîm Arvâsî” adlı eserin 2017 yılında yayınlanmış bulunan 2’nci baskı 274-275’inci sayfasını okurken, çok ilginç bir tespitle karşılaştık: Yazar, Rahmetli “Necip Fâzıl”ın kaleminden (ayrıca bkz: “O ve Ben” s. 148’de de) geçen bir hadiseyi naklederken şöyle demektedir:
“Zonguldak’ta yazdığım yazı, “Yâ Muhammed!” diye başlıyordu. Efendi Hazretleri, ‘Onu çıkar oradan, Allahü teâlânın Resûlüne, hâs ismiyle ve nidâ siğasıyla hitap olunmaz!’ buyurdular. ‘Niçin efendim?’ diye sordum. ‘Hayâ meselesi! Allahü teâlâ bile, Kur’ân-ı Kerîmde, sevgilisine, hâs ismiyle nidâ ederek hitap etmedi’ buyurdu.”
Bu târihî tespit ve teşhis; bizi, elimizde mevcut bulunan biri “Cumhuriyet Dönemi Tefsir Âlimi Elmalılı M. Hamdi Yazır” (D.: Elmalı-Antalya, 1870-V.: İstanbul-1942)’ın, diğeri de bundan 3 asır önce, Hicrî 1110’da, “Ayıntabî Mehmed Efendi” tarafından yazılmış ve “Bütün Kitabevi” tarafından da 1956 yılında yayınlanmış bulunan iki eser üzerinde incelemeye yöneltti. Ve gördük ki, “Tibyan Tefsiri”nde fazla olmadığı hâlde “Elmalılı Tefsiri”nde ziyadesiyle bulunan ve de yukarıda “serlevha” hâlinde sunduğumuz âyet-i kerîmeler ile yasaklanan, “Peygamberimiz Efendimiz” (sallallahü aleyhi ve sellem) tarafından da ikaz olunan bir yöne sapılmış ve “iftirâ” yollu “harâm” işlenmiştir.
“Rahmetli Gazeteci-Yazar Mehmet Oruç”un, 276 Nisan 2010 günlü “Türkiye Gazetesi “nin “İnsan ve Toplum Sayfası”ndaki “Gönül Bahçesi” adlı köşesinde belirttiği gibi, “Cennetmekân Sultan Abdülhamid Hân’ın Hal’ Fetvâsı”nın ilk müsveddesini yazan mebuslardan “Elmalılı Hamdi Yazır Hoca” olmuş ve O’na “31 Mart İsyânına sebep olmak, din kitaplarını tahrif etmek ve yakmak, devletin hazinesini isrâf etmek, insanları suçsuz oldukları hâlde idâm ettirmek” gibi “asılsız, akıl almaz suçlar yüklemiş” idi. “Rûm asıllı bir mebusun, ‘Yapmayın efendiler! Günâhtır, günâh. Sultan Abdülhamid Hân, bu memleketin nûrudur. Dünyâda denge unsurudur. O’nu tahtından indirirseniz mülkü millet harâb olur. Dünyâ perişân olur’ demesine” de aldırış etmediği gibi, Sn. “Prof. Dr. Ramazan Ayvallı” Hocamızın da belirttiği üzere, Kur’ân-ı Kerîmin sâdece dört yerinde Âl-i İmrân 144 (Muhammed ancak bir resûldür), Ahzâb 40 (Muhammed sizin adamlarınızdan hiçbirinin babası değildir), Fetih 29 (Muhammed Allah’ın elçisidir) ve Muhammed Sûresi 2’de (…Muhammed’e indirilen kitaba inananların…) şeklinde “Muhammed” (sallallahü aleyhi ve sellem) adı geçmesine rağmen bu “Hal’ Fetvâcısı Mebus-Hoca Efendi”, bakınız daha kaç yerde (Sahâbe-i Kirâm Efendilerimizin bile söyleyemediği/yasaklandığı hitap şekliyle nasıl hitap etmekten hicâb duymamakta, Tibyan Tefsiri’nde ise (aşağıdaki tabloda görüldüğü üzere) çoğunlukla böyle bir ifade hiç bulunmamakta)dır:
|
Elmalılı Tefsiri: Bakara; 2/217= “(Ey Muhammed!)”, Tibyan Tefsiri: Bakara; 2/217= “Yâ Muhammed!” Elmalılı Tefsiri: Nahl; 16/37= “(Ey Muhammed!)”, Tibyan Tefsiri: Nahl; 16/37= (Yâ Muhammed!) Elmalılı Tefsiri: İsra; 17/76= “(Ey Muhammed!)”, Tibyan Tefsiri: İsra; 17/76=…….. Elmalılı Tefsiri: İsra; 17/88= “(Ey Muhammed!)”, Tibyan Tefsiri: İsra; 17/88= “De ki:” Elmalılı Tefsiri: İsra; 17/107= “(Ey Muhammed!)”, Tibyan Tefsiri: İsra; 17/107=(Yâ Muhammed!) Elmalılı Tefsiri: Kehf; 18/60= “(Ey Muhammed!)” , Tibyan Tefsiri: Kehf; 18/60= ……… Elmalılı Tefsiri: Meryem; 19/16= “(Ey Muhammed!)”, Tibyan Tefsiri: 19/16= ………. Elmalılı Tefsiri: Meryem; 19/97=“(Ey Muhammed!)”, Tibyan Tefsiri: (Yâ Muhammed!) Elmalılı Tefsiri: Hacc; 22/37= “(Ey Muhammed!)”, Tibyan Tefsiri: 22/37=…………. Elmalılı Tefsiri: Hacc; 22/42= “(Ey Muhammed!)”, Tibyan Tefsiri: 22/42= (Yâ Muhammed!) Elmalılı Tefsiri: Hacc; 22/52= “(Ey Muhammed!)”, Tibyan Tefsiri: 22/52=…………. Elmalılı Tefsiri: Furkân; 25/6= “(Ey Muhammed!)”, Tibyan Tefsiri: 25/6= “De ki:” Elmalılı Tefsiri: Secde; 32/12= “(Ey Muhammed!)”, Tibyan Tefsiri: 32/12= ……….. Elmalılı Tefsiri: Fussilet; 41/5= “(Ey Muhammed!)”, Tibyan Tefsiri: 41/5= ………… Elmalılı Tefsiri: Fussilet; 41/6= “(Ey Muhammed!)”, Tibyan Tefsiri: 41/6 =“De ki:” Elmalılı Tefsiri: Şûrâ; 42/15= “(Ey Muhammed!)”, Tibyan Tefsiri: 42/15= ………. Elmalılı Tefsiri: Şûrâ; 42/48= “(Ey Muhammed!)”, Tibyan Tefsiri: 42/48= ………. Elmalılı Tefsiri: Zühruf; 43/81= “(Ey Muhammed!)”, Tibyan Tefsiri: 43/81= “De ki:” Elmalılı Tefsiri: Duhân; 44/10= “(Ey Muhammed!)”, Tibyan Tefsiri: 44/10= …….. Elmalılı Tefsiri: Câsiye; 45/14= “(Ey Muhammed!)”, Tibyan Tefsiri: 45/14= (Yâ Muhammed!) Elmalılı Tefsiri: Câsiye; 45/18= “(Ey Muhammed!)”, Tibyan Tefsiri: 45/18= ………… Elmalılı Tefsiri: Câsiye; 45/23= “(Ey Muhammed!)”, Tibyan Tefsiri: 45/23= ………… Elmalılı Tefsiri: Câsiye; 45/26= “(Ey Muhammed!)”, Tibyan Tefsiri: 45/26= “De ki:” Elmalılı Tefsiri: Ahkâf; 46/4= “(Ey Muhammed!)”, Tibyan Tefsiri: 46/4= “De ki:” Elmalılı Tefsiri: Ahkâf; 46/21= “(Ey Muhammed!)”, Tibyan Tefsiri: 46/21= ……… Elmalılı Tefsiri: Ahkâf; 46/29 “(Ey Muhammed!)”, Tibyan Tefsiri: 46/29= Yâdet o zamanı ki, Elmalılı Tefsiri: Ahkâf; 46/35= “(Ey Muhammed!)”, Tibyan Tefsiri: 46/35= (Yâ Muhammed!) Elmalılı Tefsiri: Muhammed; 47/13= “(Ey Muhammed!)”, Tibyan Tefsiri: 47/13= ………… Elmalılı Tefsiri: Muhammed; 47/16= “(Ey Muhammed!)”, Tibyan Tefsiri: 47/16= ………… Elmalılı Tefsiri: Muhammed; 47/19= “(Ey Muhammed!)”, Tibyan Tefsiri: 47/19= Öyleyse bil ki, Elmalılı Tefsiri: Muhammed; 47/30= “(Ey Muhammed!)”, Tibyan Tefsiri: 47/30= ………… Elmalılı Tefsiri: Kâf; 50/36= “(Ey Muhammed!)”, Tibyan Tefsiri: 50/36= ……….. Elmalılı Tefsiri: Kâf; 50/39= “(Ey Muhammed!)”, Tibyan Tefsiri: 50/39= (Yâ Muhammed!) Elmalılı Tefsiri: Zâriyât; 51/24= “(Ey Muhammed!)”, Tibyan Tefsiri: 51/24= ………….. Elmalılı Tefsiri: Zâriyât; 51/50= “(Ey Muhammed!)”, Tibyan Tefsiri: 51/50= ………….. Elmalılı Tefsiri: Zâriyât; 51/54= “(Ey Muhammed!)”, Tibyan Tefsiri: 51/54= ………….. Elmalılı Tefsiri: Tûr; 52/29= “(Ey Muhammed!), Tibyan Tefsiri: 52/29: (Yâ Muhammed!) Elmalılı Tefsiri: Necm; 53/2= “Arkadaşınız (Muhammed), Tibyan Tefsiri: “Sahibiniz (Resûlullah…) Elmalılı Tefsiri: Necm; 53/8= “Sonra (Cebrâil Muhammed’e…), Tibyan Tefsiri: “Sonra (Resûlullah…) Elmalılı Tefsiri: Tekvîr; 81/22= “…arkadaşınız (Muhammed), Tibyan Tefsiri: ………………… |
Saygıdeğer Okuyucularımız!..
“Tibyan Tefsiri”nde görünen bu hatânın da, 1956 yılında “Bugünkü dile çevirip-yayınlayan Süleyman Fâhir”den mi yoksa ki esas metinden mi kaynaklandığını, elimizde tefsirin aslı bulunmadığı için bilemiyoruz. Ancak, “Diyanet İşleri Başkanlığı” tarafından hazırlan ve 1973 yılında yayınlanmış bulunan “Kur’ân-ı Kerim ve Türkçe Anlamı (Meâl)” adlı eserde de hemen hemen aynı hatâlara düşüldüğünü görüyoruz.
“Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Hadis Anabilim Dalı Emekli Profesörü Sn. Ramazan Ayvallı” Hocamız bile, onca ilmine ve araştırmacı yazarlığına rağmen “İki Cihan Güneşi Hazreti Muhammed’in Hayâtı” adlı (İst. 2015 basım tarihli) eserinin 389’uncu sayfasındaki “duâ metninde: Yâ Resûlallah!” diye verecek yerde (hatâlı olarak) “Yâ Muhammed!” diye vermiş, Cenâb-ı Allah’ın Hucürât Sûresi 2’nci âyet-i celîlesi ile Sahabîleri yasaklanmış olduğu isimle hitap şeklini sanki Cebrâil aleyhisselâma hak tanımış gibi (sy: 408’de) “Yâ Muhammed!” şeklindeki kaynaktan aynen aktarmıştır.
Kaldı ki adı geçen eserinin 415 ve 416’ncı sayfasında bu konuda “36- Allahü teâlâ, Kur’ân-ı Kerîmde, her peygambere kendi ismi ile; Muhammed aleyhisselâma ise; “Ey Resûlüm! Ey Peygamberim!” diye hitâb etmiştir.”, “45-Kendisini; ismi ile çağırmak, yanında yüksek sesle konuşmak, uzaktan kendisine seslenmek, yolda önüne geçmek haram edilmiştir.” Diyerek de işin aslına ve doğrusuna işaret buyurmuşlar, ancak sayfa 424 ve 425’teki “şefâat” bahsinde tekrar aynı hatâlı ifadeye maalesef üç defa, 449’uncu sayfadaki “Cebrâil aleyhisselâm hadîsinde” de bir defa yer vermişlerdir. (Bunların, yeni bir baskıda mutlaka gözden geçirilip düzeltilmesi gerekmektedir.)
Öte yandan; “Türkiye Gazetesi”nin “Bizim Sayfa İlâhiyatçı Yazarı Salim Köklü” tarafından kaleme alınan ve 11 Şubat 2018 günlü nüshada yayınlanmış bulunan “Menkıbe Okumak” başlıklı yazıda da, “Hud Sûresi”nin 120’nci âyeti meâl olarak verilirken (“Ve küllen nakussu aleyke…” diye başlayan asıl metinde “Muhammed” sallallahü aleyhi ve sellem adı hiç geçmemesine ve de yukarıda adı bulunan hiçbir tefsir ve meâlde olmamasına rağmen) (Ya Muhammed!) diye başlanması, aynı şekilde büyük bir hatâ olmuş ve de “Prof. Dr. Sn.Ramazan Ayvallı” Hocamızın tespit ifadesiyle de “haram” işlenmiştir.
“İstanbul Merkez Vaiz Hocası Abdullah Aydın” tarafından hazırlanan ve 1974 yılında “Aydın Yayınevi” tarafından neşredilmiş bulunan “Kur’ân-ı Kerim ve Meâl-i Celilesi” adlı eserde ise bu galiz yanlışlara pek fazla düşülmediğini ve “Habibim/Ey Habibim” şeklindeki bir hitabet ile tefsirin yapıldığını memnuniyetle müşahede eylemiş bulunuyoruz.
Doğru bir meâl ve tefsirin; Maide Sûresi ayet 41 ve 120’de, Enfal Sûresi âyet 64, 65 ve 170’te, Tevbe Sûresi âyet 23’te, İbrahim Sûresi âyet 42 ve 44’te ve Nahl, Mümtehine, Talâk, Tahrim ve Tekvir sûrelerinde geçtiği gibi “Ey Resûlüm!”, “Ey Peygamber!”, “Ey Şanlı Peygamber!” ve Sn. Abdullah Aydın Hocaefendinin çoğunlukla yaptığı gibi “Habibim!”, “Ey Habibim!” şeklinde mânâlandırılması uygun olacaktır…”
Akabinde de bu his ve düşüncelerle kaleme aldığımız aşağıdaki mısralarımızı okuyucularımıza sunmuştuk:
= = = *= = =
Önce “Padişah’a”, sonra “Allah’a”;
“İftirâ” üstüne, “iftirâlar” var!..
“Saygıda kusur” var, “Resûlallah’a”;
“Âlim” olanların, “vicdânı” sızlar!..
Rabbim: “Habibim” der, “Resûlüm” söyler;
“Ey!” hitabı ile, kim kime heyler?
Dikkat edin artık, uyanın beyler;
“Melekler” bir yana, şaşkın yıldızlar!..
“Ey Şanlı Peygamber”, “Ey Resûlüm” de;
“Saygıyı-sevgiyi”, “dilinle” söyle;
O günde “şefâat”, umulur böyle;
Sanma ki kurtulur, şu “dâvâsızlar!..”
“Allah’a iftirâ”, “neuzü billâh”;
Bundan “hicâb” duyar, ol “Resûlillâh”;
“Âyet-hadîs” şâhid, “Eûzü billâh…”;
Bu nasıl cesaret: Ey pervasızlar!..
“Padişah’a Zulûm”, “Allah’a toslar”;
“Mazlûmun figânı”, kalbî mitoslar;
“Mebusluk-Yazarlık”, kurtarmaz dostlar;
Bir gün “berbat” olur, cümle arsızlar!..
KAYIKÇ’Ali der ki: “Çok ince konu…
Rabbim sevdi bize, sevdirdi O’nu…
Sevenin akıbet, hayr olur sonu…
Cennet’te toplanır, hep hevâsızlar!..”
= = = * = = =
Saygıdeğer Okuyucularımız!..
Şimdi de “Sn. Neşat Ergül” beyin naklettiklerinden sonra aynı konuda tekrar kaleme-kâğıda sarıldık ve bir kere daha bu şekildeki bir hitaptan duyduğumuz rahatsızlığı dile getirmeye çalıştık…
Diyoruz ve bu his ve düşüncelerle kaleme aldığımız aşağıdaki mısralarımız ile Siz Saygıdeğer Okuyucularımızı başbaşa bırakıyoruz…
Kalbî sevgi ve saygılarımızla…
“Gâvur”a “Sayın…” diyenler, “siyaseten nezaketli”;
“Peygambere: Yâ M…” demek, neyin nesidir bi söyle!..
Ol “kâfire” böyle hitap, günkü o bir “etiketli”.
“Hucürât”a bakıp-geçme, “mana”sını kavra öyle;
“Kalpten sevmek esas” elbet, “dil” de buna “alâmetli…”
“Yâ Resûlallah…” güzeldir, “Habîballah…” başka güzel;
“Sahabîye yasak”lanan, sana-bana olmaz gazel;
“Abdülhakîm” ne buyurmuş, “Necip Fâzıl” gibi düzel!..
“Hucürât”a bakıp-geçme, “mana”sını kavra öyle;
“Elmalı”ya kanma sakın, “Padişah”a uzattı el!..
“Fetvâ” yazdı, düzen bozdu; “bozuk düzen meâli”nde;
“İttihâd’çı bir kafa”ydı, neler vardı “hayâli”nde;
“Mebûs” oldu “CHP”ye, “İnönü”nün “zevâli”nde!..
“Hucürât”a bakıp-geçme, “mana”sını kavra öyle;
“Harâm” vardır-dil yasağı, söylense de “şi’r hâli”nde!..
“Ârif Nihat” hatâ yaptı, “Elmalı”dan hisse kaptı;
“Yâ…” deyince “saygı” kalkar, “sevgi-hürmet” bağı koptu;
“Ey!..” diyen var şimdilerde, bu bir “siyasî hesap”tı!..
“Hucürât”a bakıp-geçme, “mana”sını kavra öyle;
“Dil Yarası” sinsi vurur, kalbe giren “bir kasap”tı!..
KAYIKÇ’Ali yazıp-uyar, aklı olan evvel duyar;
Ne “eleştiri”, ne bir “tenkîd”; bu “mânevî-ince ayar”;
“Doğru” nerden gelir ise, “kâmil” olan onu sayar!..
“Hucürât”a bakıp-geçme, “mana”sını kavra öyle;
Kalem “dilce lakur-lukur”, bir bakmışsın “gönül kayar!..”
Ali KAYIKÇI (Âşık Derebahçeli)
Mehmet BOZKURT
Tarih konuşuyor, alınacak dersler var-2
Nihat Güç
Müslümanlar, Terör Devleti İsrail ve Dünya Kupası
Ahmet DÜZGÜN
Alın Alayını Bunların
Hamdi TEMEL
Geleceğin Anahtarı: Topraktaki Şifa ve Tarımda Bio-İnovasyon
Kadir Erol
İnsâni Yardım....!
Öztürk Samuk
Zemin Uygun, Kitle Müsait
Seyfettin BUDAK
Kimse görmeyecekse hâlâ iyi kalabilir misin!
Halil MERT
Millî Ekonomi: Güçlü Ve Büyük Türkiye'nin Omurgası
Aydan KURT
Müsait Değilim
Hasan KARADEMİR
ÜÇ FIKRA
Ömer Naci Yılmaz
Kürt Kadını
Recep YAZGAN
Gerçekten tuhaf değil mi!
Ziya GÜNDÜZ
Düşünmek Çok Yoğun Bir Çabayı Zorunlu Kılar!
Eyüphan KAYA
Koç alnına bir kara leke sördü!
Mehmet Ali Çamoğlu
Akıl Oyunları, İlahi Hesap ve Geçilen Tövbeler
Songül KARAMAN
BEKLER KABEM
Burak Çileli
“BİR ADAM YARATMAK”DA İDAM-I NEFS VE VAROLMA MÜŞKÜLÜ SEMBOLÜ: İNCİR AĞACI
Hüseyin KURT
Bir Yanlışı Eleştirmek, Diğerini Savunmak Değildir
Özlem Gürbüz
Kurban Bayramı Ve Manevî Değerlerimiz
Gülay ÇETKİN
Denizli Eğitim Gücü Sen’den Proje Okulu Çağrısı
Mesut BALYEMEZ
Ulan kapitalizm.
Bülent ERTEKİN
Engelliler İçin Söz Değil, İcraat Gerekiyor
Aydın BENLİ
Çok Gerginiz Çok!
Adnan ÖZ
Bu sezon samsunspor’a yakıştı!
Vehbi KARA
Kocatepe Muhribi’nin Batması ve Liyakatsizlik Sorunu
Murat GÜLŞAN
Maskeler düştü: saha yeşil, zihniyet kara!
Mesut CİHAT
Adamlığın Sende Kalsın
Adnan İPEKDAL
ODTÜ Semalarında Amerikan bayrağı Dalgalanacak mı!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
İsa ÇOLAKER
YAZAR TIKANIKLIĞI
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Mehmet Nuri BİNGÖL
En Büyük Miyar: Kanaat
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Memiş OKUYUCU
İyilikle İyileştirerek Eğitim
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Ahmet SAĞLAM
Din Düşmanlığı
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)