Saygıdeğer Okuyucularımız!..
“Türk demek, dil demektir. Milliyetin çok belirgin niteliklerinden biri dildir. Türk milletindenim, diyen insan, her şeyden önce ve mutlaka, Türkçe konuşmalıdır. 17 Şubat 1931” diyen “Ulu Önder Atatürk”, bir dönem “Güneş Dil Teorisyenleri”nin tesirinde kalarak âdeta bir “Uydurukçacı/Arı Dilci” müdafii kesilmiş ve 1934 yılında Türkiye’yi ziyaret eden İsveç Veliahdı şerefine yaptığı bir konuşmada aynen şöyle demiştir:
“Altes Ruayal; bu gece, ulu konuklarımıza, Türkiye’ye uğur getirdiklerini söylerken, duyduğum, tükel özgü bir kıvançtır. Burada kaldığınız uzca, sizi sarmaktan hiç durmayacak ılık sevgi içinde, bu yurtta, yurdunuz için beslenmiş duyguların bir yankısını bulacaksınız. İsveç-Türk uluslarının kazanmış oldukları utukuların silinmez damgalarını tarih taşımaktadır. Süerdemliği, önü, bu iki ulus, ünlü sanlı sözlerinin derinliğinde sonsuz tutmaktadır. Ancak, daha başka alanda da onlar erdemlerini o denlü yaltınklı yöntemle göstermişlerdir. Bu yolda kazandıkları utkular, gerçekten daha az özençe değer değildir. Avrupa’nın iki bitim ucunda yerlerini berkiten uluslarımız, ataç özlüklerinin tüm ıssıları olarak baysak, önürme, uygunluk kıldacıları olmuş bulunuyorlar; onlar bugün en güzel utkuyu kazanmaya anıklanıyorlar: Baysal utkusu…”
İşte ulu önder “Atatürk”ün o günkü hitabeti bu. Nerede o meşhûr 1927’deki “Nutuk”ta kullandığı şahâne dil, nerede bu uyduruk “Söylev”?..
Nitekim “Atatürk”, bunun büyük bir çıkmaz olduğunu kısa sürede anlar ve “F. R. Atay”ın ifâdesi ile, “Bir gün beni yanına çekip; ‘Çocuk, çıkmaza girmişizdir. Dili bu çıkmazda bırakamayız, tabii yola döneceğiz’ demişti” diyerek yanlışta ısrardan vazgeçmişti. (Bkz: Türkiye Gazetesi- 10.04.2011, s. 20)
Ancak gel gör ki, “Atatürkçü geçinen İnönücüler” ve onların yolunda olduğunu söyleyen “CHP’liler-Laik Cumhuriyetçi Solaklar-Bir kısım sözde Aydınlar/Akademisyenler-Kalemşor Yazarlar ve tabii ki Bölücüler” bu yanlışa tekrar dört elle sarılırlar ve “O”nun 1938’de aramızdan ayrılmasını fırsat bilerek “maddî mânevî” topyekûn bir saldırıya geçerler…
Bakınız bu konuda “İsmet İnönü- Hatıralar, c. 2. S. 223”de bunu nasıl dillendirmektedir:
“Harf devriminin tek amacı ve hatta en önemli amacı, okuma-yazmanın yaygınlaşmasını sağlama değildir. Devrimin temel gayelerinden biri, yeni nesillere geçmişin kapılarını kapamak, Arap-İslam dünyası ile bağları koparmak ve dinin toplum üzerindeki etkisini zayıflatmaktı. Yeni nesiller, eski yazıyı öğrenemeyecekler, yeni yazı ile çıkan eserleri de biz denetleyecektik. Din eserleri eski yazıyla yazılmış olduğundan okunmayacak, dinin toplum üzerindeki etkisi azalacaktı.”
İşte “Millî Şef”ten bu direktifleri alan ve akla –hayâle gelmez maddî-mânevî destekler karşısında iyice şımaranlardan ve yazılarına “A. Dilaçar” imzasını atan “Agop Martayan” ile “Ataç” imzasını kullanan “Nurullah Ataç” (biri gayrimüslim, diğeri ateist olan iki yazar)ın öncülüğünde yazılı ve sözlü edebiyatımız, Meclis dilimiz, mikrofon hitabetimiz, başta “hayât” kelimesi olmak üzere yüzlerce uydurukça, arsız ve hayâsız “sözcük” ile kirletilmiş, kısırlaştırılmış ve ucubeleştirilmiştir...
İşte bunu gerçekleştirebilmek için de yaptıkları tahribatın belgesi olarak sizlere, okullarımızın lise kısmında okutulan “Tarih II-Ortazamanlar” adlı 1931 yılında Milli Eğitim Vekâleti’nce İstanbul Devlet Matbaası’nda bastırılmış ders kitabının 89, 90 ve 91’ci sayfalarından birkaç cümle aktarmak istiyoruz:
“Muhammed’in koyduğu esasların toplu olduğu kitaba Kuran denir.”, “Muhammed birdenbire Allah’ın Resulüyüm diyerek ortaya çıkmamıştır. O Arapların ahlâk ve âdetlerinin pek fena ve pek iptidaî ve ıslaha muhtaç olduğunu anlamış, bunları ıslah için, tenha yerlere çekilerek senelerce düşünmüş ve yıllarca tefekkürden sonra kendisinde vahiy ve ilham fikri doğmuştur.”, “Hakikatte Peygamberin ilk söylediği Kuran ayetlerinin ne olduğu kat’i surette malûm değildir. Muhammed uzun bir devirdeki tefekkürlerin mahsulü olan ayetleri lüzum ve ihtiyaçlara göre takrir ediyordu.”, “Muhammed cinlerin vücuduna samimi olarak inanmıştı.”
Diğer taraftan yine bu yıllarda, esas adı “Moiz Kohen” olan ve ülkemizde takma bir isimle, özellikle de Türkçülere şirin görünmek için “Tekin Alp” adıyla, başta “Kemalizm” olmak üzere kitap ve makâleler yazan kalemşorlara imkânlar verilmiş, malî ve idarî destekler sağlanmıştır…
Bu malûm şahıs da 1936 senesinde, “Cumhuriyet Gazete ve Matbaası”nda yayınlanan eserinin 94 ve 171’inci sayfasında aynen şöyle demektedir: “Kahrolsun Şeriat Hükûmeti”,“Artık 1935’teyiz. On iki senelik bir müddet zarfında, yeni Türk, kendine yeni bir ruh, yeni bir ahlâk, yeni bir tarih, hattâ, Allah’ı artık Tanrı diye andığı için, diyebilirim ki yeni bir Allah yaratmıştır.”
“Millî Şef” dedikleri “İnönü”den cesaret alan ve şeriatın gizli-aşikâr düşmanlığını kimselere bırakmayan “CHP Edirne 4. Dönem Mebusu/Saylavı Şeref Aykut” (1874-1939), bu gayr-i Müslimden daha da ileri giderek 1936 yılında bakınız neler söylüyor: “Kamalizm, bütün dinlerin üstünde bir yaşamak dinidir. Şimdi bu yaşamak dini, yarın ahrette nimet bulmak hurâfesini yıkmıştır. Tapılan görünmeyen değil, görünen hakikattir.”, “Kamalizm dininin hiç şaşmayan disiplini altında gençlik, böyle olacaktır.”, “İslâm dini, tam Araba yakışan bir dindir.”
Ve yine “İnönü”nün gölgesinde çıkarılan “Ülkü Halkevleri Dergisi”nin 1936 yılında yayınlanan 36’ncı sayısı 459’uncu sayfasından bir cümle: “Ne câmi, ne medrese, ne başka bir gençlik kurumu. Bizce: Halkevleri bugünkü neslin gireceği biricik evler, biricik tapınış yerleridir. Gençlik bu evlerde ne bir puta, ne de mevhum bir varlığa tapınmıyor. Gençliğin bu evlerde bir tanrı olarak bulduğu yine kendisidir.”
Bakınız; aynı yıllarda “Türkçeden Osmanlıcaya Cep Kılavuzu” adı verilen ve İstanbul Devlet Basımevi’nde 1935’te bastırılmış, X+340 sayfalık bir kitapçık daha var elimizde. Önsöz’ünde bunu neşretme gâyesi şu şekilde açıklanmış:
“Bunu böyle çıkarmakla düşünülen şey, Osmanlıcadan Türkçeye Cep Kılavuzu’na göre yazılmış bir yazıyı okuyanlar, o yazıda gördükleri bir Türkçe sözün ne demeye geldiğinde duraklarlarsa, bunu bulabilmelerini kolaylaştırmaktır. (…) Bu çalışmanın amacı da, yazı dilimizde kullanılan, fakat halkın konuşma dilinde yeri olmadığı için yabancı sayılan sözlere öz Türkçe karşılıklar bulmaktır.”
Sözün özü bu “Kılavuz”; “halkın dili” ile yazılmadıkları için anlaşılamayan metinlerin, ne demek istediğinin öğretilmesi bakımından kaleme alınmışmış ve de yazıların arasına serpiştirilmiş kelimeleri açıklamak için hazırlanmışmış…
Bu noktada tekrar başa dönüyor ve “Lozan’ın gizli protokollerindeki; 2- Şeriat yasaklanacak” maddesini hatırlattıktan bunun, “Arı dilci/Uydurukçacı, Agop’çu zihniyet”in asıl niyetinin şeriata dayanan Arapça kelimelerin/İslâm lisanının unutturulması olduğunu açıklayan “örnek bir başka belge”dir...
İşte bu “örnek belge/eser”den bâzı despotik kelime/sözcük”ler (Sâdece ‘A’ harfinden 20-30 tanesini vermemiz, onların asıl maksatlarını ortaya çıkarmak bakımından yeterli olacağı kanaatindeyiz):
“Dikkat” kelimesi yerine (Abay); “Dikkatli” kelimesi yerine (Abaylı); “Keşf” yerine (Açın); “Keşfetmek” (Açınmak); “Vâad “ (Adanç); “Vâadetmek”; (Adançlamak); “Nehir yatağı, Mecra” (Akağ); “Ücret” (Aktı); “Müsadere” (Alanç); “Ganimet” (Algı); “Tahsildar” (Alımcı); “Ahize” (Almaç); “Fatih, Cihangir” (Alpay); “Hâfıza” ( Anak); “Hâtıra” (Andaç); “Şöhret” (Angı); “Şöhretli, Meşhûr” (Angın); “Ehliyet” (Anıklık); “Fıkra” (Anlatık); “Mütevazı” (Arasıl); “Aile” (Arda); “Ailevî” (Ardanıl)… Bu böyle devam edip gidiyor: Meselâ, “Müdahale” yerine (Arsıma); -“Müdahale etmek” yerine (Arsımak) ve de “Mermi” yerine (Atınç); “Teselli”ye (Avunç); “Teferruat”a (Ayramlar); “Muhalefet” (Ayrış); “Muhalefet etmek” (Ayrışmak); “İmtiyaz” (Ayrıt); “Hatib” (Aytaç); “Muhabir”ler de (Aytar), “Hayat” ise (Dirim) olup çıkmış… Bu eserin (pardon ‘yapıt’ın) 276’ncı sayfasında “Mabûd”, “Hüdâ”, “Bâri” ve “Allah” yerine “Tanrı”, “Peygamber”, “Nebi” ve “Resûl” yerine de “Yalvaç” (Sy: 312) dememiz istemekte; sözün özü bizleri, 12 asır geriye götürüp “Satuk Buğra Han”ın “Abdüllkerim” olduğu yılların ötesine, “îmân” bakımından “Karahanlılar Dönemi”nin ilk devresine döndürüp bırakılmamız ve böylelikle de “Lozan’ın Gizli Protokol Maddeleri”ni yerine getirmemiz arzu edilmekte idi…
Diyoruz ve bu his ve düşüncelerle kaleme aldığımız aşağıdaki mısralarımızı, bu defa da Siz Saygıdeğer Okuyucularımızla paylaşmak istiyoruz…
Kalbî sevgi ve saygılarımızla…
= = = * = = =
“Hüseyin Hilmi” (*) gibi, “3-5 lisan”ı konuş;
“99 kitap” yaz, “dünyâ âlem” okusun!..
İster “İlmin Kapısı”, Hazret’ Ali”ye danış;
İstersen “Yûnuslayın”, “ilâhiler” dokusun;
İstersen “aşk elinde”, “Kerem”ce olsun yanış!..
“Dilimiz kimliğimiz”, hem de “dînimiz olsun”;
İster “fennin” yolunda, seçkin “ilminiz olsun!..”
İstersen var “Târih”e; “antik” ara, “soy” ara;
İster “Piri Reis” ol, kitapla “Bahri” tara;
“Engürü”den bugüne, yazın-sözün “Ankara!..”
İstersen “Hacer” gibi, “Zemzem”le olsun kanış;
İster “Köroğlu” kesil, “zulme” çek baştankara!..
“Dilimiz kimliğimiz”, hem de “dînimiz olsun”;
İster “fennin” yolunda, seçkin “ilminiz olsun!..”
İster “Fizik-Kimya”da, sen “Nobel”i alan ol;
Onca “test” ve “sınav”da, ister sona kalan ol;
İster “siyasî” deha, “politik” bir falan ol!..
İster “Tevhîd”i söyle, “Rabb’il-âlem”i anış;
İster “ebter” desinler, “mezar taşsız” yalan ol!..
“Dilimiz kimliğimiz”, hem de “dînimiz olsun”;
İster “fennin” yolunda, seçkin “ilminiz olsun!..”
İster “edîb-şâir” ol, sözlerin “şiir” olsun;
İster “tarik” yolunda, “gavs” denilen “pîr” olsun;
İster “kalbi uyanık”, ağzında “zikir” olsun!..
İster “Kâbe”ye doğru, kervanlar olsun tanış;
İster “Hirâ Dağı”nda, dökülen bin “kir” olsun!..
“Dilimiz kimliğimiz”, hem de “dînimiz olsun”;
İster “fennin” yolunda, seçkin “ilminiz olsun!..”
İster “esnaf-tüccar” ol, “alış-verişin” haktır;
Her ne verip aldıysan, gün gelip bulacaktır;
Şu “boynuzsun koç” var ya, “hakkını” alacaktır!..
“Müslüman’ım” diyende, aynen hep bu inanış;
Hayvanlar ol “Araf”ta, hep “toprak” olacaktır!..
“Dilimiz kimliğimiz”, hem de “dînimiz olsun”;
İster “fennin” yolunda, seçkin “ilminiz olsun!..”
İster “amir-memur” ol, “masabaşı”nda çalış;
İster köyden şehre gel, “toplu hayâta” alış;
İster “kahvelere” dol, başlar “mânen” alçalış!..
İster “kart” çek, “zar” salla; saat-saat aldanış;
“Zaman isrâfı harâm”, “eller böğürde” kalış!..
“Dilimiz kimliğimiz”, hem de “dînimiz olsun”;
İster “fennin” yolunda, seçkin “ilminiz olsun!..”
KAYIKÇ’Ali “dil işi”, “dîn işidir” biline;
“Ellerine sadık” ol, illâ-illâ “diline”;
“Dilinle ve elinle”, ne korsan “zembil”ine!..
“Dilimiz kimliğimiz”, hem de “dînimiz olsun”;
İster “fennin” yolunda, seçkin “ilminiz olsun!..”
-------------------------------------------------------------
(*): Hüseyin Hilmi: Hüseyin Hilmi Işık “r. aleyh”
Saygıdeğer Okuyucularımız!..
Yukarıda, son bir-iki haftadır, günlük okuduklarımız arasına kattığımız “Diriliş Postası” adlı gazetede; genelde fikirlerine katıldığımız, ancak anlatım ifadesi olarak “Uydurukça /Arı Dil/Agop-Ataç’ça” bâzı “sözcüklerle” karşılaşınca, ister istemez “öfkemiz” kabarıyor ve bize“Necip Fâzıl” Üstâdımızın, “Ruhsal, parasal, soyut, boyut, yaşam, eğilim/Ya bunlar Türkçe değil yahut ben Türk değilim! Oysa halis Türk benim, bunlar işgâlcilerim/Allah Türk’e acısın, yalnız bunu dilerim” diye haykırarak dünyâya ilân ettiği bir gerçeği hatırlatıyor; diyerek başladığımız işbu sohbet/tenkîd yazımızı, bu gazeteden aktaracağımız bâzı alıntıları yaptıktan sonra, mısralar hâline getirdiğimiz hislerimizle noktalamak istiyoruz:
* “Suriye’de Şer İttifakı” (B.S.B.): “…kolektif bilincin ve…”, “Plân-projeler hangi amaç peşinde şekilleniyor?”, (11.02.2018, sy. 5)
* “Hayalin Eşiğinde” (R. B. Ö.): “…Kördüğüm olmuş yaşamlarımızla mücadele eden ruhumuz…”, “…hepimiz bazı sorunlara göğüs geriyor, sabrediyoruz.” (11.02.20018, s. 14)
* “Kendi Mikroplarımız” (Dr. E. A. Ç.): “…Bu konuda yapılan çalışmalar, yaşamın ilk 2,5 yılından sonra…” (11.02.2018, s. 16)
* “Bu Sistemle” (Prof. Dr. K. B.): “Parti kapatma davaları, başörtüsü yasağında olduğu gibi, sivil yaşamı kısıtlayan…” (13.02.2018, s. 2)
* “Allah Belânı Versin Diyecek Kadar” (O. P.): “…yerli yerinde topluma hâkim olmuş İslami yaşam tarzından uzaklaşmamız ile ilgilidir. Özellikle Osmanlı döneminde kaynağını ve hareket şeklini Sünnet-i Seniyye’den almış olan bir toplumsal yaşam modeli gelişmişti.” (13.02.2018, s. 5)
* “Bir ABD Bayrağı” (R. Y.): “Soyut, hayali bir slogan olmuş.” (15.02.2018, s. 5)
* “Muhabir” (İ. K.): “…geleceğin habercilerini yetiştirmek amacıyla kurulan Haber Akademisi…” (15.02.2018, s. 6)
* “Terörü Kullananlar” (H. T.): “Amaç, barış içinde dünyada yaşamak. (…) … yöneticilerine iyi bir yaşam sözü verip…” (16.02.2018, s. 5)
* “4. Âlemlere Rahmet Uluslar arası Kısa Film Yarışması: Ödüller Sahiplerini Buluyor. Hz. Peygamberin (sas) kutlu yaşamından kesitleri beyaz perdeye taşırken sanat alanında…” (Diriliş Postası Gazetesi-Haber: 16.02.2018, sy: 2)
= = = * = = =
“Okumayan” okusun, “görmeyenler” de görsün;
Bu “nasıl bir lisan”dır, bu nasıl bir “tanıtma?!..”
“Ar-hayâ”yı dövmeler, bu “sözcük” sanki “örs”ün;
“Sanat” “edep”ten yoksun, “sayfalardan anırtma”;
“Agop-Ataç Fitnesi”, “safâ”sını mı sürsün?!..
“Okumayan” okusun, “görmeyenler” de baksın;
“Köy Ensti…”lü kafalar, oynamaya “zil” taksın;
“NFK Sevgisi”nden, milyon kere “uzaksın!..
“Sanat” “edep”ten yoksun, “sayfalardan anırtma”;
Buna “hizmet” diyorsan, “akl-ı meaş solak”sın!..
Öyle bir “Yuh!..” çekin ki, “dünyâ âlem” işitsin;
“Edebiyat” ve “Sanat”, “Tebliğ” için “çeşit”sin;
“Agop-Ataç Ağzı”yla, “Kültürümde IŞİD”sin!..
“Sanat” “edep”ten yoksun, “sayfalardan anırtma”;
“Kimden yanasın?” söyle, “kimlerle” de “eşitsin?!..”
“Siyer-i Nebî” vardı, “Kutlu Hayât” sayfası;
Her bir “Sahâbî” örnek, “Mezheplerin en ası”;
“Dört Mezhebin İmâmı”, “Sünnetullah dâvâsı!..”
“Sanat” “edep”ten yoksun, “sayfalardan anırtma”;
“Arı Dil/Ecerufça”, “Millî Kültür belâsı!..”
“Hayât” size ne yaptı, “Bostancı…”dan “yasak” mı?
Ol “Bakan”dan evvele, şöyle bir “uğrasak” mı?
“İnönü-Tekin Alp” var, ne diyor “okusak” mı?!..
“Sanat” “edep”ten yoksun, “sayfalardan anırtma”;
“Ülkü” güdümlü “Dergi”, sayfa-sayfa “kussak” mı?..
“Üstâd” neye düşmansa, yapmışsınız “baş tâcı”;
“Rabbim” Sen bu “Millet”e, şu “Garip Türk’e acı”;
“KAYIKÇ’Ali” diliyor, “duâlara duâcı!..”
“Sanat” “edep”ten yoksun, “sayfalardan anırtma”;
“Ninem” duysa utanır, yere geçer o “bacı!..”
Ali Kayıkçı
Recep YAZGAN
Samsun BİLSEM’de Sahipsiz Bırakılan Yetenekler
Mehmet BOZKURT
Tarih konuşuyor, alınacak dersler var-2
Nihat Güç
Müslümanlar, Terör Devleti İsrail ve Dünya Kupası
Ahmet DÜZGÜN
Alın Alayını Bunların
Hamdi TEMEL
Geleceğin Anahtarı: Topraktaki Şifa ve Tarımda Bio-İnovasyon
Kadir Erol
İnsâni Yardım....!
Öztürk Samuk
Zemin Uygun, Kitle Müsait
Seyfettin BUDAK
Kimse görmeyecekse hâlâ iyi kalabilir misin!
Halil MERT
Millî Ekonomi: Güçlü Ve Büyük Türkiye'nin Omurgası
Aydan KURT
Müsait Değilim
Hasan KARADEMİR
ÜÇ FIKRA
Ömer Naci Yılmaz
Kürt Kadını
Ziya GÜNDÜZ
Düşünmek Çok Yoğun Bir Çabayı Zorunlu Kılar!
Eyüphan KAYA
Koç alnına bir kara leke sördü!
Mehmet Ali Çamoğlu
Akıl Oyunları, İlahi Hesap ve Geçilen Tövbeler
Songül KARAMAN
BEKLER KABEM
Burak Çileli
“BİR ADAM YARATMAK”DA İDAM-I NEFS VE VAROLMA MÜŞKÜLÜ SEMBOLÜ: İNCİR AĞACI
Hüseyin KURT
Bir Yanlışı Eleştirmek, Diğerini Savunmak Değildir
Özlem Gürbüz
Kurban Bayramı Ve Manevî Değerlerimiz
Gülay ÇETKİN
Denizli Eğitim Gücü Sen’den Proje Okulu Çağrısı
Mesut BALYEMEZ
Ulan kapitalizm.
Bülent ERTEKİN
Engelliler İçin Söz Değil, İcraat Gerekiyor
Aydın BENLİ
Çok Gerginiz Çok!
Adnan ÖZ
Bu sezon samsunspor’a yakıştı!
Vehbi KARA
Kocatepe Muhribi’nin Batması ve Liyakatsizlik Sorunu
Murat GÜLŞAN
Maskeler düştü: saha yeşil, zihniyet kara!
Mesut CİHAT
Adamlığın Sende Kalsın
Adnan İPEKDAL
ODTÜ Semalarında Amerikan bayrağı Dalgalanacak mı!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
İsa ÇOLAKER
YAZAR TIKANIKLIĞI
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Mehmet Nuri BİNGÖL
En Büyük Miyar: Kanaat
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Memiş OKUYUCU
İyilikle İyileştirerek Eğitim
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Ahmet SAĞLAM
Din Düşmanlığı
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)