Varlık Mertebeleri Hakkında Okuyucuya Notlar

Ahmet DÜZGÜN

25-05-2024 12:55

Sadreddin-i Konevî’ ye göre insanın varoluşunun maksadı, varlıkların yaratılma sebeplerine vakıf olmaktır.

İnsanın bu gerçeği zatında tam olarak bilmesi, yetkinleşme yolunda atılacak ilk adımdır. İnsan işe kendisini bilmekle başlayarak bir yola girer ve bu yolda yetkinliğini arttırarak ancak kemâl yolunda mesafe alabilir. Bunun yolu da insanın öncelikle kendi hakikatinin ne olduğunu, nereden, nasıl ve niçin var olduğunu ve kendisini kimin var etiğini bilmekten geçer.

Konevî ’nin insanın nasıl bir varlık olduğu konusundaki fikirlerinin anlaşılabilmesi için varlık mertebelerinin neler olduğunun bilinmesi gerekmektedir. Varlık mertebelerini beş gruba ayıran Konevî, insanın yaratılma aşamalarını bu kategorileştirmeye göre açıklamaktadır. Konevî, varlık mertebeleri konusunda beşli tasnifi ön plana çıkarmaktadır.

Bu mertebeler sırasıyla,

1- Lâ Taayyün Mertebesi (Varlığın vücuda gelmeden önceki mertebe),

2- Manalar Âlemi (Varlığın ortaya çıkmaya başladığı mertebe),

3- Ruhlar Âlemi (Her ilmi suretin cevher olarak ortaya çıktığı mertebe, bu mertebede vücud, bir önceki mertebedeki ilmi suretlere göre ruhlar mertebesine geçiş yapmaktadır),

4- Misal Âlemi (Basit olan şeylerin zahir olmaya doğru aktığı mertebe. bu mertebe, önceki mertebe olan ruhlar mertebesi ile sonraki şehadet mertebesi arasında bir bağlantı konumundadır.),

5- His Âlemidir. (Varlığın beş duyu ile idrak edildiği ve müşahade edildiği mertebe, bu mertebeye şehadet mertebesi de denilmektedir)

“İnsanın ana rahminde belirginleşmesi, kendisinden ortaya çıkan ilk cem’ (toplanma) özelliğindeki hükmün zuhur etmesi ile başlar. İnsan, ilk mertebeden son mertebeye hızlıca intikal ederek varlığını tamamlar.”  Konevî bu ifadeleriyle insanın varlığının vücuda gelmeden önceki belirginsizlik (la taayyün) mertebesinden ilk varlığının ortaya çıkmaya başladığı belirginlik (taayyün) mertebesine, oradan da ruhlar mertebesinden varlığın beş duyu ile idrak edildiği (şehadet) mertebeye kadar olan yolculuğunu hatırlatmaktadır.

Konevî’ ye göre insanın mertebelerin özellikleriyle bezenmesi ilahi hükmün  bir tecellisidir. Konevî, insanın farklı mertebelerde yaratılması ve her bir mertebenin bilgisine haiz bir varlık olmasını şu ifadelerle dile getirmektedir: “İnsan, çeşitli ve farklı özelliklerden meydana gelmiştir. İnsanda bulunan en üst şey ise ilahi sırdır. İlahi sır, insana özel yön olan vech-i has tecellisidir. Tecellilerin özelliği tecelli edilene, tecellinin gerçekleştiği mertebeye, vakte, hâle ve mekâna göre meydana gelmektedir.”

LA TEAAYÜN MERTEBESİ

Konevî’nin, insanın çeşitli ve farklı özelliklerden meydana geldiğini ifade etmesi, insanın yaratılma aşamalarını yani mertebelerini işaret etmek içindir. İnsanda bulunan en üstün şeyin ilahi sır olduğunu ifade etmesi ise ilk mertebe olan la taayyün mertebesine işarettir. Bu mertebede sadece ilahi bilgi ve ilahi hikmet vardır. Bütün varlıkların bilgisi bu mertebede bulunmaktadır. Son mertebede, görünür hale yani şehadet mertebesine gelen insanın ilk mertebedeki ilahi hikmetle irtibat halinde olması onun berzah mertebesi sayesindedir.

Berzah mertebesi varlık mertebeleri arasında geçişkenliği sağlayan ara bir mertebe olup varlığın bir sonraki mertebeye geçişini sağlayan mertebedir. Bu şekilde insan, her mertebenin bilgisine sahip olabilir. Konevî, varlığın yaratılma şeklini bu şekilde açıklığa kavuşturarak insanın nasıl var olduğu sorusuna cevap bulmaktadır.

İLK VE SON YARATILIŞ MERTEBESİ

İlk ve en yüksek dereceye sahip la taayyün mertebesinden son mertebe olan insanın görünür bir varlık olarak ortaya çıktığı şehadet mertebesine kadar insanın nasıl var olduğu sorusuna açıklık getirilmiştir. Konevî, insanın yaratılış evrelerini açıklarken insanı yoktan var eden Allah’ın isim ve sıfatlarıyla yarattıklarına tecelli ettiğini ,varlıkların, isimlerin cüzleriyle çoğalan ve varlık ile zuhur ettiğine işaret etmektedir.

Hakk Varlık’ın yarattıkları ile olan bağı, insanın iradesine bağlı olarak muhabbet ile açıklanmaktadır. İnsan yaratılırken ilahi isimlerin kendisine olan tecellilerine göre yaratılır. İlahi isimler, insanın istidad özelliklerine tecelli etmektedir.

İnsan-ı kâmilin her zaman her şeyin farkında olamayabileceğini vurgulayan Konevî, eğer farkında olmuş olsaydı hiçbir şey fesada uğramazdı genellemesini yapmaktadır. İnsan-ı kâmilin bilmesi ve farkında olması, varlıkların sürekliliğini ve korunmuşluğunu gerektirir.

Konevî’nin dile getirdiği bir başka şey, Allah’ın, ortadan kalkmasını istediği bir şeyi, kâmil insana unutturur ve böylece ilahi yardım kesilir. Bu bağlamda Konevî’ye göre, âlemin düzeninin korunmasının yolu, insan-ı kâmilin kendisini bilmesi ve  farkında olması ile mümkündür. Bu şekilde ancak bir nizam oluşabilir.

Konevî’nin ısrarla üzerinde durduğu husus, insanın bir yandan âlemin ölçüsü olmasıdır. İnsan, kâmilliğini koruyabildiği ölçüde âlem de nizamını korumaktadır. Bu ölçüler ışığında insan, yaratılışı tamamlanıp kemâle eriştikten sonra, hem kendini hemde Rabbini bilmesi halinde varlıkta kendisini müşahede etme imkânı bulabilir.

KONEVİYE GÖRE İNSANIN GAYESİ

Konevî’ye göre âlemin nizamı, insanın kâmil olmasına bağlıdır.

İnsan niçin var oldu sorusuna da cevap arayan Konevî’ye göre, insanın her zaman kemâl sahibi olmak için yaratılması onun yaratılış amacını ortaya koymaktadır. Kemâl mertebesindeki insanın sırrı gayb ve şehadet mertebelerini birleştirerek onların içerdiği şeylerle ilmini tamamlamaktır.

Konevî’ye göre insan, gayesinin ne olduğunu bilmeli, mertebesini tanımalıdır. Yaratılışın sırrını, hükmünü, neticesini ve sebebini öğrenmelidir. Bununla birlikte her insanın bu âleme gelişindeki gaye, kendisi için belirlenen kemâllere ulaşmasıdır. Bu kemâller istidadlarının hükmüne göredir.

İnsan, sadece kendisini ve kendisini yaratanı değil, aynı zamanda bütün varlığı da merak etmelidir. Yine insanın merak etmesi gereken konular arasında âlemde yer alan varlıkların kendisinde nasıl tesir ettiği veya insanın varlıklar üzerinde nasıl tesirde bulunduğu gibi konular da bulunmalıdır.

İnsanın kendi yetkinliğinin farkında olabilmesi için ruhlar âleminde ve dünya âleminde kendisine yüklenen mertebelerin farkında olması gerekir. Doğrusu, insanın bilmesi gerekenler konusunda sınırlanmaması gerekir. Bundan maksat ise insanın kemâl yolculuğunda yetkinliğini arttırmayı sürdürmektir. Bununla birlikte insan, kendisi için belirtilen şeylerden öğrenebildiklerini öğrendikten sonra kendi hakikatinin ilahi hakikatle benzerliğini öğrenmiş olur.Kendi yetkinliğini artırmak amacıyla kendisi için çizilen yolda arayışta olan insan, var olan potansiyelini bir ileri noktaya taşımak ister.

KONEVİDE İDRAK MELEKELERİ

Yetkinleşmesinin imkânı için de bazı melekelere ihtiyaç duyulmaktadır. Biyolojik olarak farklı uzuvlardan müteşekkil olan insanın yetkinleşmesinde

1- Akıl,

2 -Kalp,

3- İrade,

4- Nefs,

İdrak melekeleri önemli rol oynamaktadır. Çünkü insanın ontik yahut ruhsal yapısından kaynaklanan sorumlulukları yerine getirmek için epistemik yetenekler olarak da bilinen bu melekeler, yetkinleşmenin genişliğini göstermesi açısından vurgulanması gereken melekelerdir.

Bir anlamda insanın yetkinleşme için yolda olması (seyr-i süluku) sonrası meydana gelen bağlılıkta (muhabbet) ve ilişki kurmada (münasebet) idrakin faal olması gerekmektedir. İnsanın idraki, varlık ve hayat ile iç içe geçmiş bir olgudur. İlim ve iradeye sahip bir insan, kendisiyle idrak ettiği şey arasında münasebette bulunur. İdrak, idrake mani engellerin ortadan kalktığı bir hakikat oluşuna bağlıdır. İdrak için bilgi edinmeyi zaruri gören Konevî, bilgi olmadan idrak melekesinin istenildiği gibi faal olamayacağını belirtmektedir.

ARABİYE GÖRE MERATİB-İ VÜCUD (VARLIK VE TENEZZÜL MERTEBELERİ )

Vahdet-i vücûd, İbnü’l-Arabî tarafından sistematik hâle getirilen ve Allah ile âlem arasındaki ilişkide varlığın aslında tek/biricik olduğu nazariyesini temel alan bir düşünce sistemidir.  Abdurrahîm Fedâî’nin varlık mertebelerini açıkladığı Merâtib-i vücûd adlı manzumesini anlayabilmek için Varlık anlayışının dayandığı vahdet-i vücûd üzerinde genel hatlarıyla da olsa durmak gerekmektedir.

Vahdet-i vücûd Allah’tan başka bir varlık (vücûd) olmadığının idrakinde olmaktır. Buna göre, varlık birdir, o da mutlak mânâda Hakk’ın vücûdudur. O’ndan başka tek başına kâim olabilecek bir vücûd mevcûd değildir. Var olduğu farz edilen tüm vücûdlar O’nun varlığına bağlıdır.İlk olarak İbnü’l-Arabî tarafından sistematik hâle getirilen vahdet-i vücûd kavramı; Allah’ın ezelde var olduğu, ondan başka herhangi bir şeyin bulunmadığı şeklinde açıklanmaktadır.

Vahdet-i vücûd’a göre Allah bu âlemi, kendi isimlerini ve sıfatlarını izhâr etmek için yaratmıştır. Buna göre bu isimler ve sıfatlar, Zât’ın aynıdır ve âlem, sıfatların taayyün ve çıkışından ibarettir. Diğer bir deyişle Allah, âlemde ve onun objelerinde tecellî etmektedir. Vahdet-i vücûd düşüncesindeki yaratılış anlayışını açıklamaya yardımcı olan mertebe kavramı, Vücûd-ı mutlak’ın taayyün ve tecellî esnâsında bulunduğu çeşitli noktaları ifade eder. Diğer birdeyişle vücûd sahibi olabilmek, var olabilmek için vücûd mertebelerinin bir yerinde mevkî yani tezâhür sahibi olmak gerekmektedir. Vücûd-ı mutlak’ın hakikatini idrak ancak O’nun taayyün vasıtasıyla izâfî vücûd mertebelerine tenezzül ederek idrâk olunabilirlik sahasına girmesiyle mümkündür.

Âlemdeki taayyün ve tecellî bir varlık zinciri oluşmasına sebep olmuştur. Vahdet-i vücûd düşüncesi varlığın bu yaratılış zincirinin belirli mertebelerinde bulunmasıyla açıklanır. Vahdet-ivücûdda “yaratma” işinin adı zuhûr, sudûr veya tecellîdir. Vücûd (varlık) sonsuz mertebelerde zuhûr/sudûr/tecellî eder. Mertebeler aslında sayılamayacak kadar çoktur.

 

İbnü’l-Arabî, vücûdun mertebelere göre açılımını tecelliyatının seyrine uygun olarak bazan ikili, bazan üçlü, bazan beşli, bazan da yedili tasnife göre anlatır.Literatürde en fazla kullanılan yedili tasnif şu şekildedir: Bununla birlikte mertebeler mutasavvıflar tarafından üçlü, beşli (hazarât-ı hams), yedili (merâtib-i seb’a/tenezzülât-ı seb’a) varlık mertebesi şeklinde tasnif edilmiştir. Bazı mutasavvıfların mertebeleri kırklı tasnifle ele aldığı dagörülmüştür.

YEDİLİ TASNİF VARLIK MERTEBELERİ

Vücûd’un muhtelif tecellîlerde görünüşünden yola çıkarak onu çeşitli tasniflere tabi tutan İbnü’l Arabî en genel mânâsıyla mertebeleri üçe ayırmıştır. Sonradan yapılan tasniflerde de bu üçlü tasnif temel alınmıştır. Yani vücûd mertebeleri tasnif biçimlerinin hemen hepsinin İbnü’l-Arabi’nin görüşlerinden hareketle oluşturulmuş olduğu söylenebilir.  Ancak yine de vahdet-i vücûd mektebine mensup kimi muhakkiklerce bazı görüş ve farklılıklar da ortaya çıkmıştır. Bunlar arasında en fazla tercih edilen ise merâtib-i seb’a/ tenezzülât-ı seb’a olarak da isimlendirilen yedili tasniftir. Bu tasnife göre varlık mertebeleri şunlardır:

1. Lâ taayyün mertebesi: Meydana çıkmamak, tenezzül etmemek mânâlarına gelen “lâ taayyün” her şeyden boş olmak mânâsına gelen “ıtlâk” ile de ifade edilir. Bu mertebe Lâhût âlemi ve gayb-ı mutlak mertebesidir. “Itlâk âlemi, amâ-yı mutlak, vücûd-ı mahz, vücûd-ı sırf, ümmü’l-kitâb, beyân-ı mutlak ve gaybu’l-guyûb” gibi adlarla anılan Lâ taayyün mertebesinde ne isim, ne sıfat ne de mevsûf vardır. Hak henüz isim ve sıfatlar âlemine inmemiştir. Her şey O’nun zâtında yok olmuştur. Bu mertebe aşağıdaki iki taayyün mertebesiyle beraber düşünülebilir.

2. Taayyün-i evvel: Bu mertebe bütün mevcutların topluca ve şuunât olarak bulundukları mevtın-i/menzil-i/mertebe-i evveldir. Hak bu mertebede Zâtı’nı, sıfatlarını ve tüm mevcûdâtı icmâl üzere bildirir.Hazret-i vâhidiyyet ve tüm hakikatlerin kaynağı olduğu için hakîkat-ı Muhammediyye de denilen bu ilk zuhûr mertebesi, isim ve sıfatlar mertebesidir.

3. Taayyün-i sânî  (İKİNCİ TEAAYÜN ): Hazret-i imkâniyyedeki (mümkünler âlemi/aşağıda gelen dördüncü ve beşinci mertebeler) bütün kesretin hakikatlerini câmi’ olan mertebedir. Bu mertebe bir yönden mevcûdâtın sûretleri üzerinde müessirdir bir yönden de müteessirdir. Bu ikinci taayyün mertebesinde zâhir olan ilmî sûretlere a’yân-ı sâbite denir.İçinde olduğumuz bu âlemdeki varlıkların “ikinci menşei” de bu mertebedir. Şehâdet âleminde zâhir olan sûretler bu ilmî sûretlerin, yani a’yân-ı sâbitenin gölgelerinden ibarettir. Kısaca tanıttığımız bu ilk üç mertebe aynı zamanda ilâhî sıfatlardan olmaları sebebiyle kadîmdirler. Muhtelif tasavvufî ekoller bunları değişik adlarla, bazen de üçünü birden tek başlık altında incelemeye çalışmışlardır.

4. Mertebe-i ervâh: “Rûh-ı a’zâm, âdem-i kebîr, halîfe-i ûlâ, miftâh-ı vücûd, kalem-i îcâd, âlem-i rûh, âlem-i emr, âlem-i gayb, âlem-i ulvî, âlem-i melekût” gibi isimlerle anılır. Bir üst mertebedekia’yân-ı sâbitenin zâhire doğru bir adım daha atarak basit-mücerred kevnî eşyâ/cevher-i basit haline geldiği mertebedir. Bunlar cisim değildir, henüz madde ve terkip oluşmamıştır. “Bâtın” isminin tasarrufunda olduğundan bu mertebedeki varlıklar da henüz gözle görülemez. Gayriyyet bu mertebede başladığından ayrılık ve gayrılık ancak bu mertebeden sonrakilerde bâriz biçimde görülecektir.

5. Mertebe-i misâl: “Âlem-i melekût, âlem-i berzah, âlem-i misâl, misâl-i mukayyed, âlem-i hayâl, âlem-i hayâl-i muttasıl, âlem-i hayâl-i munfasıl, âlem-i simsime, arz-ı hakîkat” gibi isimlerle de anılır. Bu mertebe, mertebe-i ervahtaki basit-mücerred kevnî eşyânın/ cevher-i basitin zâhire doğru bir adım daha ilerleyerek latif ve mürekkep kevnî eşyâ/ cevher-i mürekkep haline gelmesidir. Bu mertebe ervâh âleminde bulunan her bir ferdin cisimler âleminde bürüneceği sûretlerinin birer mislinin zâhir olması sebebiyle misâl mertebesi adını almıştır.

6. Mertebe-i şehâdet: “Suver-i âlem, âlem-i kevn ü fesâd, âlem-i ecsâm” gibi isimlerle anılan bu mertebe mürekkep cevher-i latîfin bir mertebe daha zâhire yaklaşarak artık gözle görülebilen eflâk,erkân ve müvelledâta dönüştüğü âlemdir.

7. Mertebe-i insan: Bu mertebe cismânî, nûrânî, vahdet ve vâhidiyyet mertebelerinin tümünü câmi’dir. Lâ taayyün hâriç tüm mertebelerin hakikatlerini kendisinde toplar. Her mertebe bir ilâhî ismin mazharıdır. İnsan ise Allah isminin mazharıdır. Allah ismi ise nasıl tüm isimlerin üzerinde öncelikli ise bu mertebe de bütün mertebelerin üzerindedir. Aslında hakîkat-ı insâniyye tüm mertebelerin hakikatlerini câmi’ olduğundan ondan hariç bir şey yoktur.

MUTLAK VUCUDUN VARLIK MERTEBELERİ İTİBARİDİR.

ŞEYH EKBER KS : Ve bizim dediğimiz şeyi, ancak kendi nefsinde Kur'ân olan kimse bilir.Çünkü, Allah'tan sakınan için, Allah Teâlâ furkan kılar. Ve o da, onun sebebiyle kulun Rabb'inden ayrıldığı şeyde, bu meselede bizim bahsettiğimiz furkân gibidir. Ve bu furkân da furkânın en yükseğidir (44).

ŞERH:  Bilinsin ki,

1- ilk taayyün

2- ve ikinci taayyün

3- ve rûhlar âlemi

4-ve misâl âlemi

5- ve şehâdet âlemi ortağı ve benzeri olmayan bir mutlak vücûdun tenezzülünden husûle gelmiş olan îtibâri mertebelerdir.

Ve bu tenezzül de celâ yâni kendisini kendisiyle bilmesinden ibâret olan ilk taayyün ve isticlâda yâni ve isim ve sıfatlarının açığa çıkışıyla olan bilmesinden ibâret olan taayyününde kemâl içindir. Halbuki celâ ve isticlâ kemâli bu şehâdet mertebesinde açığa çıkan insan-ı kâmilin vücûdu ile tamamıyla hâsıl olmuştur. Bundan dolayı "insan-ı kâmil" mertebesi, mutlak vücûdun tenezzül mertebelerinin altıncı mertebesi olduğundan, insan-ı kâmil kendi nefsinde bütün hazret mertebelerini toplamış olur. 

İşte böyle, ilâhi ve varlıksal hazret mertebelerinin hepsini ihâta etmiş olup ilâhi sûreti ve hálk ediliş sûretini toplamış olan insan-ı kâmil, kendi nefsinde Kur'ân olan kimsedir. Ve bütün eşyâyı nefsinde toplamıştır. Ve eşyâ onun vücûdunda biribirine bağlıdır. Bundan dolayı bir hazretin bütün hazretleri toplamış olması ve o bir hazretten ve o hazretteki sûretten gâfil olmayan bir kâmil ârifin, hazretlerin hepsini ve o hazretlerdeki sûretleri muhafaza etmesi işinin esasını zevkan yânî bizzat hakîkatini idrak ile yaşayıp müşâhede eden kimse, ancak kendi nefsinde Kur'ân olan kimsedir.

Fusûsu’l-Hikem Tercüme AVNİ KONUK-

Abdurrahîm Fedâî’- Merâtib-i vücûd

Veysel Karani Altun

Profile image of Marife Dini Araştırmalar Dergisi /

DİĞER YAZILARI Alın Alayını Bunların 01-01-1970 03:00 Artık seviye eğitim sistemi şart 01-01-1970 03:00 Fabrika Ayarlarına Dönüş 01-01-1970 03:00 Bir Oy Vermenin Değeri 01-01-1970 03:00 Kimse mucize beklemesin 01-01-1970 03:00 Putlarımız ve Perestlerimiz 01-01-1970 03:00 Ümmetin Varisleri 01-01-1970 03:00 SCOOTER ÇILGINLIĞI 01-01-1970 03:00 Nizâmülmülk'ün Siyasetnamesinde Sultan Alparslanın Günümüze Damga Vuran Işık Tutan O Müthiş Sözleri 01-01-1970 03:00 Aklın aydınlığı ile ahmaklığın karanlığı 01-01-1970 03:00 Selçuklu Devletinde Tuğrul Bey, Alparslan Ve Nizamülmülk Dönemi -3 01-01-1970 03:00 Selçukluların İslam Tarih Sahnesine Çıkışı Ve Şia Mücadelesi - 2 01-01-1970 03:00 Anadolu Selçuklu Dönemi Dini Ve Tasavvufi Yapı 01-01-1970 03:00 Tarikatlar İçindeki Fetö'cü Yapılanmaya Dikkat 01-01-1970 03:00 Saygılı Olmanın Dayanılmaz Hoşluğu 01-01-1970 03:00 MİLLİ RUH 01-01-1970 03:00 Karanlığa Tapanlarla Aydınlığa İnananlar 01-01-1970 03:00 NO SAVAŞ YES TİCARET 01-01-1970 03:00 Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığına 01-01-1970 03:00 Ayrılığın Acısı 01-01-1970 03:00 Mustafa Tatcı Hocamızın Tesirli Sohbetleri 01-01-1970 03:00 Kelime Hazinemiz ve Anlama Kapasitemiz 01-01-1970 03:00 Allah' ın Mülkü Zalimlere Miras Kalmaz 01-01-1970 03:00 Aydınlık ve Işık Kavramları Üzerine - 2 01-01-1970 03:00 Aydınlık ve Işık Kavramları- 1 01-01-1970 03:00 Akıllı Yolcuya Notlar - 2 01-01-1970 03:00 İbn'ül Arabinin Tevhid (Vahdeti Vücud) Görüşü - 2 01-01-1970 03:00 Akıllı Yolcuya Notlar 01-01-1970 03:00 Büyük Resmi Görmek 01-01-1970 03:00 İlkeli Duruş 01-01-1970 03:00 Emeklilerin Zammına Farklı Bakış 01-01-1970 03:00 Çarşambada Sandığa Gelmeyen Seçmen 01-01-1970 03:00 İstikamet Sahiblerinin Yolu 01-01-1970 03:00 Tefrika 01-01-1970 03:00 Ak Partiye Navtex İlan Etmek 01-01-1970 03:00 Biz Dönmeyiz Yolumuzdan 01-01-1970 03:00 Kim Dönerse Dönsün 01-01-1970 03:00 Bağımsız Adaylar Hakkında 01-01-1970 03:00 Dar Anlayış 01-01-1970 03:00 Ahde Vefana Ne Oldu 01-01-1970 03:00 İhtiyaç ve İnanç 01-01-1970 03:00 Sosyal Medya ve Modern Selefilik 01-01-1970 03:00 İnsanlık Gazzede Sıkıştı 01-01-1970 03:00 Berrak Göze ve Görüş'e Sahib Olmak 01-01-1970 03:00 Hatırlamak ve Hatırlatmak 01-01-1970 03:00 Ahmaklık İlleti ve Seba Kavmi 01-01-1970 03:00 İnananlar orta yolda birleşir 01-01-1970 03:00 Tarafını Seçmelisin 01-01-1970 03:00 Dünya İhtiyaçlarımız Putlaşmasın 01-01-1970 03:00 Sen Önce Kendi Yüzünü Gör 01-01-1970 03:00 Hz Mevlanaya Göre Görüş Sahibi Olmak-2 01-01-1970 03:00 Hz Mevlana'ya Göre Görüş Sahibi Olmak 01-01-1970 03:00 Nacizane Tefekkürhane 01-01-1970 03:00 Duygu Kalpazanları 01-01-1970 03:00 Hz Mevlânâ Celâleddîn-İ Rûmî hikmet dolu sözler 01-01-1970 03:00 Piyasada Şok Etkisi Yapacak Bir Ücret Tespiti Elzemdir 01-01-1970 03:00 Cumhur Abi 01-01-1970 03:00 Kısmet Görenedir 01-01-1970 03:00 Fikir ve Düşüncelerimizin Doğduğu Yer 01-01-1970 03:00 Milli öngörü ve veri bankacılığı sistemi 01-01-1970 03:00 Şehvet Sarhoşluğu 01-01-1970 03:00 İnsan Noksanını Tamamlayan Varlıktır 01-01-1970 03:00 İnsanın İhtiyaç Anlayışı 01-01-1970 03:00 Seviyesiz Ortamlardan Kaçmak 01-01-1970 03:00 İyilikle Anmak ve Anılmak 01-01-1970 03:00 Dalgınlık ve Dirilik Alemi 01-01-1970 03:00 Uyutan Bilgi İle Uyandıran Bilgi 01-01-1970 03:00 Aczimizi Bilmek 01-01-1970 03:00 Hayvanlar boğazdan insan kulakdan beslenir 01-01-1970 03:00 İnsan-I Gafil Ve İnsan-I Kamil 01-01-1970 03:00 Dünyada İkinci Kez Doğmak 01-01-1970 03:00 Yem Ve Tuzak 01-01-1970 03:00 Akıl Ve Ziya 01-01-1970 03:00 Akıllıların düşmanlığı cahillere iyiliktir! 01-01-1970 03:00 Hz Mevlana Nın 748 Vuslat Yıl Dönümü 01-01-1970 03:00 Ahmaklığın Karanlığı 01-01-1970 03:00 Labirentteki Peyniri Bulmak 01-01-1970 03:00 Akıl ihtiyarı ve vücud ihtiyarı nı anlamak! 01-01-1970 03:00 Mustafa Tatcı Hocamızın Yunus Emre Gayretini Anlamak! 01-01-1970 03:00 His Nuru İle Hak Nuru 01-01-1970 03:00 Ey hüznüm! Nedir senin derdin 01-01-1970 03:00 15 Temmuzun Gerçek Ve Sahte Kahramanları 01-01-1970 03:00 Mustafa Tatcı Hocamızı Tanımak 01-01-1970 03:00 Mesnevî' den Kısa Notlar Ve Açıklamalar – 1 01-01-1970 03:00 Eşyalar da Konuşur 01-01-1970 03:00 Lokma’dan Lokman’a 01-01-1970 03:00 İnsanın Hakiki Sermayesi Yokluktur! 01-01-1970 03:00 Hakiki Hayal İle Sahte Hayal! 01-01-1970 03:00 Para Kazanmak Ya Da Gönül Kazanmak 01-01-1970 03:00 Odaklanmak 01-01-1970 03:00 Toprak Sofrasından Gayb Sofrasına 01-01-1970 03:00 Ten Şişmanlığı İle Gönül Şişmanlığı 01-01-1970 03:00 Huzur ve Hazret Hakkında 01-01-1970 03:00 Aklın Başa Gelmesi! 01-01-1970 03:00 Biraz da Canımızı Tanıyalım 01-01-1970 03:00 İnsaflı Olmak 01-01-1970 03:00 Anlayış Ve Ayırd Ediş Kabiliyeti- 2 01-01-1970 03:00 Ayırd Ediş Ve Anlayış Kabiliyeti -1 01-01-1970 03:00 Varlık Ve Yokluğu Anlamak 01-01-1970 03:00 Anlamlarımız Duramıyor ve Dinlemez! 01-01-1970 03:00 Akıllı Akıl İle Akılsız Akıl 01-01-1970 03:00 Hep İçimizdeki Öküz Yüzünden 01-01-1970 03:00 Anadolu İrfanı Ve Hz Harakani K.S - 2 01-01-1970 03:00 Ödünç Bir Hayatımız Var 01-01-1970 03:00 İlahi Akıl İle İnsani Akıl 01-01-1970 03:00 Anadolu İrfanı Ve Ebul Hasan El Harakani Ks Yi Tanımak 01-01-1970 03:00 Savaş Türklerin İşidir! 01-01-1970 03:00 Bedenin Duyguları Ve Ruhun Duyguları! 01-01-1970 03:00 Dürüstlük Kazanır 01-01-1970 03:00 Cennette Hayal Tablonuz Olsun 01-01-1970 03:00 Yol Gulyabanileri 01-01-1970 03:00 İnayet Ve İhsan Beklemek 01-01-1970 03:00 Beden Gözü İle Can Gözü 01-01-1970 03:00 Geylani Hz 'den İkaz Ve Nasihatler 01-01-1970 03:00 Her cins kendi cinsi ve zevkiyle beraberdir 01-01-1970 03:00 Huzursuz İnsan 01-01-1970 03:00 Arif Olana Bir İşaret Yeter 01-01-1970 03:00 Manalar Ve Kavramlar Varlık Ve Mana 01-01-1970 03:00 İmansızlığın Ve Dinsizliğin Cinneti! 01-01-1970 03:00 Dünya Sağlıkda Sınıfta Kaldı! 01-01-1970 03:00 Anlama Kuvvetleri Ve Mertebelerini Tanımak 01-01-1970 03:00 Noksanlarımız ve Dualarımız 01-01-1970 03:00 Dert de Hak'dır Deva da Hak'dır! 01-01-1970 03:00 Maddi Ve Manevi Sebebler 01-01-1970 03:00 Krizi Fırsata Çevirmek 01-01-1970 03:00 Azgınlaşmak Ve İlahi İkaz 01-01-1970 03:00 İnsan Hakkında Alimlerin Görüşleri! 01-01-1970 03:00 Varlık alemi ve gayb alemi yaratılmıştır! 01-01-1970 03:00 Attığın Zaman Sen Atmadın 01-01-1970 03:00 Bakış, Görüş Ve Anlayış 01-01-1970 03:00 Düşünmek Ve İbret Almak 01-01-1970 03:00 İnsani Huy Ve Hayvani Huy 01-01-1970 03:00 Yetemanın Hakkını Verin! 01-01-1970 03:00 Evin Anahtarlarını Şempanzeler Kaparsa 01-01-1970 03:00 Mukaddes Bir Hayal İçinde Başka Hayaller Peşindeyiz 01-01-1970 03:00 Ruhun Garip Yolculuğu 01-01-1970 03:00 Nafakasının Azlığı Yüzünden Padişaha Kızan Köle 01-01-1970 03:00 Şeytan'ın Tahammülsüzlüğü 01-01-1970 03:00 Doğu Türkistan Ve Türkiye’nin Tavrı 01-01-1970 03:00 Kimse kimsenin ayıbını örtmüyor! 01-01-1970 03:00 Cennette bir hayal tablon olsun! 01-01-1970 03:00 Dine Olan Kin Lezzet Haline Gelirse! 01-01-1970 03:00 Mana Ve Surete Bakış 01-01-1970 03:00 Tesir Ve Eser 01-01-1970 03:00 Karmaşa Ve Hakikat 01-01-1970 03:00 Mecnun Ve Devesi 01-01-1970 03:00 Düşünmek ve İstidat 01-01-1970 03:00 Bakış Açısı 01-01-1970 03:00 “Kıssa, mesel” ve “maksad” 01-01-1970 03:00 Halkın Talepleri Ve Seçimin Sonucu 01-01-1970 03:00 Görünmeyeni Görmek! 01-01-1970 03:00 Uyanık Olmak! 01-01-1970 03:00 Abdestli Bürokrasimiz Ve Mağdur Vatandaş 01-01-1970 03:00 Kin Kardeşliği Ve Din Kardeşliği 01-01-1970 03:00 Gönül Ve Nefsin Farkı 01-01-1970 03:00 Olgunluğun yegâne sahibi 'Hak’tır ve insanın olgunlaşmasını ister! 01-01-1970 03:00 Kendi kendine kasd etmek! 01-01-1970 03:00 Ümmetin Asra İz Bırakan Lideri: Prof. Dr. Necmeddin Erbakan 01-01-1970 03:00 Eyüb'ün Tavukları 01-01-1970 03:00 Gönül belediyeciliği eylem adamı olmakla başlar! 01-01-1970 03:00 İman, ayırd etmek taraf tutmaktır.. Din ehlini kin ehlinden ayırt etmektir 01-01-1970 03:00 Hak Tabiatı İle Ten Tabiatının Görüşü 01-01-1970 03:00 İyi İle Kötü Huyların Savaşı 01-01-1970 03:00 Bakış ve görüş 01-01-1970 03:00 Ateşin oğulları, suyun oğullarının düşmanıdır! 01-01-1970 03:00 Adı Hasan huyu da hasendi! 01-01-1970 03:00 ''Gönül'' Belediyeciliği 01-01-1970 03:00 Aslın neyse seni çeken odur! 01-01-1970 03:00 Bu Alem Tersine Çakılı Nal İzleriyle Doludur 01-01-1970 03:00 Hz. Mevlâna’nın Akıl Hakkındaki Görüşleri 01-01-1970 03:00 Yokluk yolunun yolcuları çok iyi bilirler ki ‘’Yol sevgiliden ibarettir’ 01-01-1970 03:00 Emanete hıyanet etmek! 01-01-1970 03:00 Teamül Ve Temayül 01-01-1970 03:00 Aday Adayların Evsaf ve Düşüncesi 01-01-1970 03:00 Maksadı Ve Meramı Anlamak 01-01-1970 03:00 Taban Hizmetkârı Belediye Başkanı Aranıyor 01-01-1970 03:00 Cins Oluş ve Cinsiyet 01-01-1970 03:00 İdeal bir belediye başkanı! 01-01-1970 03:00 Sabredenleri Müjdele! 01-01-1970 03:00 Gerçek Dostluk Yokluk Günlerindeki Dostluklardır 01-01-1970 03:00 Üstünlükler Ve Hallerin Değişmesi Hak'tandır 01-01-1970 03:00 İnananların İmtihanı 01-01-1970 03:00 Gözler Kör Olmaz Lakin Kalbler Kör Olur 01-01-1970 03:00 Yeni Dönem ve Gençlik Erozyonu 01-01-1970 03:00 Nice Elbiseler Gördüm İçinde İnsan Yok 01-01-1970 03:00 Ölümsüz eserler ve fikirler hakkın bakış ve görüşünden doğar 01-01-1970 03:00 Mazlumun kuruyan dudağına söyleyin gülsün! 01-01-1970 03:00 Ekmekle Gelişen Ve Büyüyen Hayat Ekmek İster 01-01-1970 03:00 Hak Ve Batıl’ın Mücadelesi 01-01-1970 03:00 İşte rahmetli Erbakan hocamızın unutulmayan ölümsüz sözleri! 01-01-1970 03:00 Vatandaşların Nüfus Ve Tapuda Yaşadığı Sorunlar 01-01-1970 03:00 Kalblerinde Maraz Olanlar 01-01-1970 03:00 İnsanların En Hayırlısı İnsanlara Faydalı Olandır 01-01-1970 03:00 Kendimizi Tamamıyla Dünya İşlerine Verdik 01-01-1970 03:00 Anlamlar Sebeplere Eğreti Olarak Verilmiştir 01-01-1970 03:00 Hak ölümsüzdür! 01-01-1970 03:00 Zorlaştırmayın Kolaylaştırın 01-01-1970 03:00 İman ayırd etmektir taraf tutmaktır! 01-01-1970 03:00 Yolun Yalancıları Ve Yabancıları 01-01-1970 03:00 İnsanı yücelt ki devlet yücelsin! 01-01-1970 03:00 Neseb Bağını Yeniden Kurmak 01-01-1970 03:00 Hakikatler, Bulunduğu İsmin ve Kalıbın Manasında 01-01-1970 03:00 Belediyelerin Kat Adaletsizliği 01-01-1970 03:00 Değişmekte Zorlanıyoruz 01-01-1970 03:00 İstikamet Şuuru Ve 2019 Seçimleri 01-01-1970 03:00 Davasının Ve Milletin Adamı Olmak 01-01-1970 03:00 Tevazunun Ve Eşitliğin İktidarı 01-01-1970 03:00 Hazımsızlık Çekenlere 01-01-1970 03:00 İnsanların En Hayırlısı İnsanlara En Faydalı Olandır 01-01-1970 03:00 Değişimin Zil Sesleri.. 01-01-1970 03:00 Uyarıyoruz! 01-01-1970 03:00 Yarının Molla Kasımları 01-01-1970 03:00 Hak Yolcusunun Varlıkla İşi Olmaz 01-01-1970 03:00 Milli Görüş Tabanlılar AK Parti’den Neden Tasfiye Edildiler 01-01-1970 03:00 İdeal Belediye Başkanı 01-01-1970 03:00 Sırdan Surete 01-01-1970 03:00 Her Şey Dürüst Olmakla Başlar 01-01-1970 03:00 Yahudi Padişah Ve Hilekar Veziri 01-01-1970 03:00 Bu gidişle Kripto FETÖCÜ’ler ancak mahşerde çözülür! 01-01-1970 03:00 İstikamet Ve Handikap 01-01-1970 03:00 Milletin Zaferi 01-01-1970 03:00 Timsah Gözyaşları 01-01-1970 03:00 Sahte Kahramanlar 01-01-1970 03:00 Hayal Kırıklığı 01-01-1970 03:00 Kanadı Kırık Kuş 01-01-1970 03:00 El İnsaf Nuri Hocam! 01-01-1970 03:00 Kim Miyiz.!İşte Gerçek Kimliğimiz 01-01-1970 03:00
haber medya kadın