İnsana verilen en büyük nimetlerden biride anlayış ve ayırdediş kabiliyetidir. Allah vergisi bu kuvveler külli akıldan doğarlar. Cüzi akıllara doğru istidatlerine göre dağılırlar. Bu kabiliyete sahib olan bir insan, nihayetinde doğru ve isabetli kararlar verir. Doğruyu yanlıştan, faydalıyı faydasızdan, çirkini güzelden, iyiyi kötüden tam anlamıyla ayırd eder. Ayırd ediş kabiliyeti kimde varsa büyüyü gerçekten ayırd eden kişidir. Bu hassaya imanda denir. Her anlamın şekille bir görünmez bağı vardır. İnsan bu şekillerdeki anlam bağınıancak bu kabiliyetle çözer.
Hakkı bilir haddi aşmaz. İnsana daha ileri terece temyiz ve görüş kabiliyeti kazandırır. Yani insan daha iyisini en iyisini yahut en iyi ve doğrusunu bulana dek hiç durmaz. Ta ki , geldiği yahut oluştuğu pak ve latif nura varana dek bu anlayış gittikçe incelir. Geldiği veya oluştuğu hakiki sıfatlarına doğru seyr ederek seyahat eder. Kimi insanda az kiminde çok bu kabiliyetin gelişmesi büyümesi daha latif hale gelmesi umulur. Kılı kırk yaran, kırkın da her parçasını ele alan bu kabiliyetlerin imanın yakine gelmesi ve ilme katkısı çoktur.
Kimde anlayış ve ayırdediş kabiliyeti yoksa, o kaybeder zarar eder. Kimde varsa kazanır. Aslında her insanda bu kabiliyet vardır. O yüzden her insanın bu kabiliyetleri geliştirmesi istenir. Ancak çoğu insan bu anlayışı hak ile batılı ayırdetmek ten ziyade kendi nefsi menfaatleri ve çıkarlarına uygun tarafta zayi eder. Yani ruhunun gönlünün tarafına kullanacağı yerde nefsinin tarafında kullanır. Bu da çocuğun bulduğu değerli bir incinin kıymetini bilmemesine benzer. Gider onu bir ekmek fiyatına midesi için ucuza bir kalpazana satar. Elinde altınları olan insanın bunları nerede ve nasıl ne amaçla kullanacağı harcayacağını bilmemesine benzer. Nihayetinde o böyle durdukça yaman bir hırsızın ona dost olması kaçınılmaz olur. Bir gaflet anında onu aldatır ve dolandırır. Sermayesi yiter.
Ayırdediş ve anlayış kabiliyeti çocuk anlayıştan başlar ergenliğe erene kadar gelişir. Artık ergenlik çağına gelince insan oyunu bıraktırır. Çocukça düşünmeyi ve anlamayı terk eder soğur. Dört mevsim hayatın işlerin tekrarına aldanmayanlar ile aldananlar arasındaki o ince cizgi yani anlayış ve ayırdediş farkı burada başlar. İrtifa kat eder terakki eder. Yahut aksine terakki eder. İnsan aklının yetmediğini anladığı yerde kendinden daha akıllı insanı arar. Kendi aklından daha değerli aklı arayan kişi akıllı adamdır.
Güç ileri atmaktır gitmektir. Anlayış ve ayırd edişte daha da ileri gitmek insanı melekelerden alır melekliğe kadar götürür. Ayırd ediş ve anlayış özetle iman etmek demektir. Küfürse ayırd edemeyişten kaynaklanır. Adem atamızdan günümüze insanlık işte bu kabiliyetlerin azlığı ve çokluğu sebebiyle bir savaş içinde ola gelmiştir. Gaflet yaman bir bağdır zıddı olan uyanıklık hali ise varlığın ayakta durması ve olması için bu iki kahya ya bağlıdır. İşte bu uyanıkta, ayırediş ve anlayıştır.
Anlayış ve ayırd edişin bedenle ilgisi yoktur akılla ilgisi vardır. Bu kabliyete sahib aklın, yaşının ve bedenin önemi yoktur. İster çocuk olsun ister genç ,ister ihtiyar, bu kabiliyet kimde varsa o daha uyanık ve akıllıdır. Kimde az veya yoksa, çocuk ve cahil odur. Yani insan inatçı ve anlayışsız olur. Akabinde bu inatçılığı ve anlayışsızlığı onu tağut ve gülyabanilerin yemi yapar.
Bu anlayış ve ayırd ediş kuvvelerine sahib her insan akıl ihtiyarına sahibtir. Bu uyanıklık hale gelen insan tüm hayatın safhalarını tekrarla ciddi ciddi gözden geçirir. Kendine soru sorar yeni cevablar bulur. Hayatın içindeki gizli pusuları görür tuzakları etkisiz hale getirir. Sihri ve büyüleri görür düğümlerini yavaş yavaş çözer. Hakikati hayalden, sihri gerçekten, Hakkı batıldan, yalanı doğrudan, iyiyi kötüden ,mümini kafirden sarsılmaz şekilde ayırır. Hâsılı ayırdediş, anlayış pek büyük bir nîmettir.
Ayırd ediş ve anlayışın madeni Külli akıldır. Bu mukaddes hassayı hak külli akla vermiş varlıklara bu kaynaktan dağılmıştır.İlk akıl olan yani külli akılın sahibi peygamber efendimiz dir .Bu külli aklın sözleri cevheri aslında nurdur. Bu nur ancak onun bedeninde ve sözlerindedir. Ondan da kelime ve varlık şekline bürünür ve aleme görünür. İnanan inanmayan herkese yüce edebi bir uslub ve ahlakla sunulur .
Yüce Allah insanlara anlayış ve ayırd ediş kabiliyetini kullanmaları arttırmaları için yüz binlerce peygamber göndermiş vasıta kılmıştır. Yeryüzündeki en büyük ayırd ediş ve anlayış sahibleri ilk önce peygamberlerdir onların içinde dahi dereceler mevcuttur. Ziyadesi , sadıklar ve erenler yani Hakkın dostlarının anlayışı ve ayırd edişleri gelir. Sonrasında yüksek de alçak derecelere kadar dağılır iner.
Bu yüce ve yüksek hüviyetler ; anlayış ve ayır ediş kabiliyetinin ustaları yani en ehil kişileridir. Sözleri halen daha insanlığa işik tutmaya umud vermeye devam etmektedir. Onlardan istifade etmek her inana farzdır. Bu sözleri karatmaya çalışanlar ise kördür. Anlayış ve ayırd ediş kabiliyetinden yoksun insanlar karanlıktaki yarasa misali gibidir. Hayatı anlayışı o karanlık yer zan ederler. Karanlıkta, karanlıkla savaşır dururlar. Akıl insanı daha güzel bir akla götürürse güzeldir. Ayırd ediş ve anlayış insanı küllü akla ulaştırırsa güzeldir. Anlayış ve ayırd ediş sanıları insanda ne kadar daha temiz olursa o kadar ileri geçirir; ama ne kadar noksanı varsa o kadarda geri safa konurlar..
İnsanda ki Hak vergisi ilahi ayırd ediş ve anlayış hassası, manevi ve maddi alemde, latif olsun kesif olsun bulunduğu her kalıb içinde kendi aralarında dahi dereceleri ve safları mevcuttur. Buda maddi ve manevi kalıbların karakterini yani ahlak derecelerini oluşturur. Özetle taraflarını meydana çıkarır. Yani taraflarınulvilik ve suflilik itibari ile bu sebeble doğar.
Yani ayırd ediş ve anlayışlar burada farklara bölünür. Bu farklardan bakışlara yansır, bakışlardan da görüşler ve fikirler kelimelerle ortaya çıkar. İlim ve bilgi buradan doğar cemiyetini yahut cemaatini kurar. Kimi bilgi insanı yorar kimi yormaz. Kimi faydadır kimi zarar . İçinde ki ışığa göre yön bulur. Ya zahmettir yada rahmet içinde bablara bürünür. Bu fikir ve görüşler, faydalı faydasız yahut iyi kötü şekil ve kelimeler içinde ulvi ve sufli canlarını yani manalarını saklarlar. Alıcısını yani taliblisini beklerler.
Bu anlayışa bir örnek verecek olursak ilahi akıl ve anlayış dan doğan kişi yine onun verdiği ayırd ediş ve anlayış sayesinde onu tanır ve bulur.
Hz pir kuzu, nasıl olur da sütünü emdiği koyunu tanımaz? Akıldan, anlayıştan doğmuştur o’’ sözüyle bunu misallendirir. Cinslerin akılda nasıl anlayış ve ayırd ediş birliği var ise bedenlerde de bu çeşit anlayış ve ayır ediş birliği vardır. Bir birlerini çeker tanırlar ünsiyet ve ülfet yahut set kurarlar.
Ayırd ediş ve anlayış kuvvesine sahib insan , acı ve tatlı iki denizin bir birine karışmaması gibi anlamları da birbirine karıştırmaz. Münafıkça fikirler üretmez. Fitne ve fesad yapmaz. Yalandan uzaktır. Bu sınıflar insan güzel ve gerçek sanıların sahibidir. Zan sahibi değildir. Zan başka ‘’Sanı’’ başkadır. Sanı, doğruya yakın sanı, doğruya daha da yakın sanı; böylece gider işte. Sanı, ne kadar arık olursa inanca o kadar yakındır, yalandan yalanlamadan da o kadar uzak. Çünkü güzel ve gerçek sanı inanç haline geldi mi, sanı kalmaz inanç olur İman olur. Sanıların en son durağı inançtır. Allah bizleri doğru sanı ve ayırd ediş sahibi kılsın.
Özlem Gürbüz
Kurban Bayramı Ve Manevî Değerlerimiz
Nihat Güç
Zuhruf Suresi 37. Ayet
Hüseyin KURT
Asabiyenin Gölgesinde Bir Coğrafya
Gülay ÇETKİN
Denizli Eğitim Gücü Sen’den Proje Okulu Çağrısı
Seyfettin BUDAK
Güveninizi Bir Gerçek Sandığınız Duygusal Avcı Narsistin Sosyal Medya Tuzağı
Mehmet BOZKURT
Türkiye'nin CHP ile tarihi yolculuğu...
Eyüphan KAYA
Ailenin selameti için 7-S
Recep YAZGAN
Karl Marks’ın Hindistan İhaneti!
Öztürk Samuk
Proje Derin
Mehmet Ali Çamoğlu
Sisli Meydan: At İzi İt İzine Karıştı
Mesut BALYEMEZ
Ulan kapitalizm.
Bülent ERTEKİN
Engelliler İçin Söz Değil, İcraat Gerekiyor
Aydın BENLİ
Çok Gerginiz Çok!
Aydan KURT
Bir yolculuktan fazlası...
Adnan ÖZ
Bu sezon samsunspor’a yakıştı!
Songül KARAMAN
Aile İçi İletişimde 10 Altın Kural
Kadir Erol
İnsan Olmak....!
Vehbi KARA
Kocatepe Muhribi’nin Batması ve Liyakatsizlik Sorunu
Murat GÜLŞAN
Maskeler düştü: saha yeşil, zihniyet kara!
Mesut CİHAT
Adamlığın Sende Kalsın
Adnan İPEKDAL
ODTÜ Semalarında Amerikan bayrağı Dalgalanacak mı!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
Burak Çileli
Sumud filosu işkencesine kısas milli haysiyet meselemizdir
İsa ÇOLAKER
YAZAR TIKANIKLIĞI
Ömer Naci Yılmaz
Ali Kolcu Hoca’mızı Hakk’a Uğurladık
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Mehmet Nuri BİNGÖL
En Büyük Miyar: Kanaat
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Memiş OKUYUCU
İyilikle İyileştirerek Eğitim
Hamdi TEMEL
Suçun Adresi: Başta Medya, Sonra Hepimiz
Halil MERT
Türklük Tanımının Güncellenmesi
Hasan KARADEMİR
HİKMET KIVILCIMLININ DİNİ ANLAYIŞININ ELEŞTİRİSİ
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Ahmet SAĞLAM
Din Düşmanlığı
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Ahmet DÜZGÜN
Artık seviye eğitim sistemi şart
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)