Elin üstünde nasıl bir el varsa, her kuvvetin üstünde bir kuvvet her hünerin üstünde de bir hüner mutlaka vardır. Örnekleri çoktur.
Bir bir saymaya misal getirmeye zamanda yoktur gerekte.
Kısaca biz verilmek istenen maksada bakalım. Her anlayışın üstünde bir anlayış olduğu gibi her aklın üstünde başka bir akıl, nefsin üstünde bir nefs, kalbin üstünde bir kalb, canın üstünde bir can ve gönlün üstünde bir gönül mutlaka vardır.
İnsan maddi unsurlardan yaratıldığı gibi manevi unsurlardan mütevellit bir varlıktır. Varlık yani Alem; dünya ve ahiret gibi zıd iki özellikle yaratılmıştır. Her insan bu iki özelliği barındırır. Alem nasılsa insanın mevcudiyeti de böyledir. Büyüklerin Adem alemin özüdür sözü bu manadadır... Bu kabiliyet ve istidat her insanda mevcuttur. Ancak insanın bunu keşf etmesi talebine merakına ve gayretine bağlıdır. Diğeri ise hak vergisidir.
Bu üstünlükler nihayet ferşten arşa kadar hicablar içindedir. İdrak ehli, eksik cüzi anlayışıtan olgun külli anlayışa dek varlık dairesini anlamaya çalışır. En nihaye bunlarında üstünde ,hepsinden ve her şeyden üstün herşeyden münezzeh olan Hak cc vardır. '' O'' keyfiyetsiz bir hüviyettir.
Böylece insan arşa kadar hepsinin ve herşeyin üstünde ve üzerinde bir görüş ve görünüş olduğunu kuvvet ve kudret olduğunu ve göründüğünü anlar. Arştan ferşe (nüzul i) olduğu gibi ferşden Arşa (uruç) değin bu üstünlükler derecelenmiş hazretler halindedir. Alimler buna Tenezzül mertebeleri olarak ifade eder.
Özetle her nefsin aklın kalbin ruhun ve gönlünün üstünde külli nefs ,akıl, kalb, ruh ve gönül vardır.. Bu kavramların açıklamaları kitaplarda ayrıca mevcuttur. Merak edenler bu kavramların tarifleri ne bakabilir. İşte insan-ı Kamil işte bunun cem haline denir. Buraya vasıl olan her nefs, akıl, ruh ve gönül mukaddesleşir tevhidleşir. Oraya aid olan nefse ,akla, ruha ve gönle hakiki mümin denir. Hakiki gaye insan-i canın ulvi olan o aidiyete kavuşmasıdır insandan bu istenir. Müminlerin aslı ondan gelmiştir. ''İnna lillahi ve inna ileyhi raciuun'' Ayeti bunu izhardır.
Varlıkdaki en olgun nefs akıl kalb ve gönül insanı kamilin aklı kalbi ve gönlüdür. Oradan varlığa ayanı sabitesine derrcesine göre dağilır durur .. İnsanı kamilin gönlü Hakkın gönlünün gölgesinin (Nur-i muhammedinin ) gölgesidir. Bu dünyada gölgenin gölgesi kolay kolay gösterilemez ancak kusurlu misalle ; zahiri bir misal verilecek olursa '' Bulutsuz bir gecede görünmeyen güneş ışıklarının aya vurması ayın parlayan yönünün dünyaya aksetmesi gibi anlayışlara misalle sunulur.
Anne karnından çocukluğa ,ondanda yetişkinliğe ve ihtiyarlığa kadar her safhada anlayışlar olduğu gibi yeryüzü ve göklerinden yüksek göklere değin üstüne üstün başlar bakışlar anlayışlar görüşler var. İnsanın kendi anlayışı görüşüyle övünmesi emin olması kadar ahmaklık yoktur. Eminlik ancak vahy ile desteklenen elçilere mahsustur. Elçileri vasıtası ile gelen Kur’an bize bu üstüne üstün bir bakış ve görüştür. Bizden O ileri görüşe ulaşmamızı ister..En doğru bakışın ve görüşün olduğu yönsüz yer din makamıdır. Peygamberler o din makamından insanlara vazife ile gönderilmiştir.
O görüşe o bakışa erenlere ve dayananlara ise yepyeni sonsuz dirilik ve can verilir.
Varlığın dayandığı bir baş vardır .Ta ki ilk başa varıncaya dek bu can (ruh) anlayışla bilgiyle imanla ihlasla durmaz süreta yükselir.. Her mertebede anlayışlar ve görüşler mertebesine göre değişir gelişir yücelir vahdete ulaşır.. Aklın bu yeryüzünde başını toprağa dönmesi yeter bulması bağlanması dağilması parçalanması kadar daha beter bir afet yoktur. Halbuki varlığın ilk başı yani bir ana kaynağı vardır. Ama bu baş o başa benzemez bu bir misaldir misli değil.
Şekle bürünmüş beden elbisesi giymiş canlı cansız herşey hep o varlıkdaki bir külli başdan aks eder. Fakat bu külli başda keyfiyetsiz başka bir ilk başa yani Vahdaniyete dayanır. O ise yüce sıfatlar madenidir. Vahdaniyet varlığın her şeyin başıdır. Vahdaniyet Asıldır eserlere benzemez. .Allah cc ın isim ve sıfatlarının insan ve varlıkda görünen yansıyan izafi isim ve sıfatlar burada birbirinden keyfiyetsiz ayrılır yani gölge mesabesinde kalır. Herşey ondan ve o manadan zuhur eder ve yok olur.. Yaratılmış herşeyin yani alemin bir başı ve sonu vardır. Ancak alemlerin rabbi olan Allahın başı ve sonu yoktur. O Bakidir. O evveldir ve ahirdir.
Herkes ve herşey yine vahdet yani abı hayat denizinden yeryüzüne takdir edilen miktarca gelir akseder yine onun denizine isteyerekte istemeyerekte olsa geriye aslına döner.. aksler yıldırımdan dahada hızlı aslına döner. Ama bu yldırımın ışığı sana ve bana mevsimler içinde bir ömür gibi gelir. An içinde zaman kesilir. Bizde gafletle yatıp uyuruz..
Varlık, tek olan sonsuz ehadiyetden vahidiyete (külli tecelliyata) dönüşür ondan (cüzi ferdiyyete yani cüzi tecelliyatlara) damlalara dağılır. .Nihayet sonunda damlalar geldiği vahdet denizine geri dönerler. Yüce emir la mekan aleminden varlık mertebelerinden geçer mekan alemine tenezzül eder. Bu devran aklın alamayacağı hayranlık ve istiğrak derecesinde olan hızlı bir devir yani devrandır. ''O her an başka bir şe'n dedir'' hükmü bunun delilidir. Buda şenler yani suunat bilgisiyle ilgilidir.( Ayrıca Şe'n ve şuunat bilgisi için kitablara bakılabilir. )
Müminden maksad henüz dünyada iken o külle ulaşan ilahi devranı anlayan gören kişiye denir..Devran her anda kıyamettin kopma hali gibidir. Anda yaşanır. Mümin kişi işlerin aslı olan ana kaynağı hakikatteki aklın ve gönlün devranını birliğini bilen bulan ona inanan kişi demektir... Mümin devranın sahibine inanır Onu birleyen ''LA İLAHE İLLALLAH'' diyen kişidir.
Küll-i Adem (İnsan-ı kamilde) olduğu gibi tam aksi henüz gelişmemiş Cüz-i insanda da sır işleyiş böyledir. Gönül isterse insana ilham ederse nefsde ve akılda oluş başlar. Eğer İstemezse el ayak ve akıl bir yönde hareket etmez çalışmaz.. Gönül isterse o zaman akıl ve nefs hemen devreye girer fikir üretmeye düşünmeye başlar. Nasıl olacağı nefsin ve aklın kararlarına bağlıdır. Doğru yahut yanlış kararlarla insana yön verir ..Derken fikirler düşünceler insandan fiillere yani devre yani devrana dönüşür.
Hakiki Adem olan kişi devranı anlar tanır.. Sır işleyişi ve oluşu anlayan akıl o zaman arif olur. Arif olan ihtiyarı bırakır edebe riayet eder bu manada susar.. İlahi irade ile gelişen ve oluşan hadiselere karışmaz karıştırmaz ibret alır irade buyurmaz seyr eder. Binlerce gaflet ehlinin bakışı işleyişe vakıf olan arifin bakışına varamaz. İşlerin gidişatını bilenler sır vermez. Bir önceki oluşu bir sonraki yeni oluş yeniler, her geçen oluş ise fanidir...ama yinede adem atamız gibi geçmiş oluşlardaki her hata ve günahlarımıza suçu kendimizde görerek inad etmeden itiraf ederek candan gönülden tövbe ederek sürekli Rabbimizden mağfiret yani bağişlanma dileriz.. Bu yüzden Allah anlayışımızı imanımızı inancımızı ziyadeleştirsin isteriz..
Adem ve oğulları şeytanın aksine geçmişindeki her oluşa kendinde kusur ve noksan bulan, estağfirillah zikrini sürekli dilinden kalbinden düşürmeyen, gelen her yeni (kevne ) oluşa razı olan hamd eden bilgili inanmış bir varlığın adıdır. Adem, halka yani mahluka göre en bilgili olduğu gibi Hakka nispetlede çok noksandır. Bu yüzden hakkıyla kulluk edemediğinin şuurunda her an hakka karşı aciz ve mahcub durumdadır. O yeryüzüne istiğfar ve hamdi dilinden zikrinden bırakmaz..
Adem-i mana, yeryüzüne tevhid ve tenzih için sürekli istiğfar ve hamd için gelmiş yeryüzünde tevazuyla yürüyen varlığa denir. Bu hakikatten gafil olan kişi adem değildir. Kişi günahkar olsa bile hakdan gafil olmaya bilir.. Fakat gafil olan günah işlemese bile Hakdan gafil olabilir. Hakikatten gafil olmayan kişi hüviyet bulmaya başlamış ademliğe doğmuş demektir..
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Fatih ORUÇ
ABD’nin Vietnam Savaşı ve My Lai Katliamı
Seyfettin BUDAK
Neden Lise Yılları Unutulmaz?
Adnan ÖZ
Atanı ve tutanı kaliteli olan trabzonspor kazandı!
Songül KARAMAN
Vuslat Kapısı
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Matematik Eğitiminin Önemi
Bülent ERTEKİN
EŞKİYA DÜNYAYA HÜKÜMDAR OLMAZ
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Hamdi TEMEL
Acı Yakıyor Ama Mutlu Ediyor: Acı Biberin Şaşırtıcı Gücü
Recep YAZGAN
Beyaz leke gösterir…
Hasan KARADEMİR
HALK (!) PARTİSİ
Mehmet BOZKURT
Dünya bir utancı konuşuyor!
Özlem Gürbüz
Bilimin Sınırlarında Dolaşmak
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SUS GÖNLÜM!
Gülay ÇETKİN
Denizli milli eğitimde usulsüz lojman mı tahsis edildi?
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Kaldığımız Yerden mi, Kandırıldığımız Yerden mi Devam Edeceğiz?
Ahmet DÜZGÜN
Bir Oy Vermenin Değeri
Aydın BENLİ
Son Kale Haymana ve Memleket Onuru- Recep Tümtürk
Ahmet SAĞLAM
İNANMAK
Halil MERT
Bu Coğrafya Bizimdir
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Nihat Güç
Bir Ve Beraber Hareket Etmek Zorundayız!
Adnan İPEKDAL
Ne Vereyim Abime, Biraz Sokak Kültürü Alır mısınız?
Vehbi KARA
İnsan Çok Zalim Ve Çok Cahildir
Ravza ZEYBEK
İlim Neyi Bilmektir?
Servet ZEYREK
Dünden Bugüne Çarşamba'da Eğitim
Özhan KIZILTAN
İyi Polis ve Kötü Polisten Sonra Mason Polis Tartışması
Aydan KURT
Yorulmuyor musun?
Mehmet Nuri BİNGÖL
Sahtelerin Tasallutu
Eyüphan KAYA
İnsanlık Alemi Veda Hutbesini Arıyor
Fatma Saçak Akbulut
SEVGİ DİLİ
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Cevahir AYDIN
El alem Jürisinin Sahte Kürsüsü
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Ahmet Eren KURT
Sessizlik Bazen Bir Tercih Değil, Son Çaredir
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Hüseyin KURT
Telekonferansın Ardındaki Gerçek: Büyük Kürdistan’ın Güncel Senaryosu
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Mesut CİHAT
Allah'ın Zatı ve Subuti Sıfatları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Batuhan ŞUORUÇ
Şıracılar
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Murat GÜLŞAN
Türk Milliyetçisinin Vicdan Muhasebesi
İsa ÇOLAKER
Aşık Veysel Şiirinin Renkleri
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Memiş OKUYUCU
Zübeyir Yetik’in Ardından…
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Cahit KURBANOĞLU
Nefis nedir ve ne istiyor?
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Levent ERTEKİN
Fakir Halkın Bağışladığı 350 Uçak
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)