Yaratılmış her şey zıt yaratılmıştır. Ancak Hak zıd olmaktan müstağnidir. Onun zıddı yoktur. Yaratılan her şey Allah'ın mahlukudur.
Bu zıtlıklar maddi ve manevidir. Maksadın iyi anlaşılması için bu alemlere varlık ve yokluk, görünen ve görünmeyen yani gayb alemi adı verilmiştir.
Fakat bu varlık ve yokluk alemi unutulmamalıdır ki yine de yaratılmıştır. Yokluk alemine gayb alemi de denir. Bu varlık ile gayb alemi birbirine zıt alemlerdir.
Yokluk alemine misal melek ve şeytan, cennet ve cehennem .Arş ve kürsi.
Varlık alemine misal kadın ve erkek veya hayat ve ölüm buna bir örnektir. Varlıkla yokluğun yani zahirle batın alemin birleştiği aleme ise berzah alemi denmiştir. Alim ve mutasavvıflar varlıkla yokluğu ,bedene nispetle insanın içindeki his gibi tarif eder. Bu hisler gözle görülmez elle tutulmazlar ama tesirleriyle mevcut kuvveler dir. Hakikatlere yani gerçek bilgiye bu zıtların yakin bilgisi ile ulaşılır. Bu bilgiye berzah bilgisi denir.
Bu bilinen ve görünen varlığın zıttı da yokluktur. Yokluk alemine yüce Hakkın sanat tezgahı ve madeni de denir. Her hüner sahibi sanatını göstermek için nasıl ki bir yer arar. Yüce Hak da bu yokluğu yaratmış sanatını orada izhar etmiştir. Her şey oradan gelir. Orası onun işim ve sıfatların, izafi ve itibari madenidir. Cenabı Hak her şeyi o yoklukta yaratır .
O yüzden yokluk varlığın aynasıdır denmiştir.
Ama bu varlık ve yokluk alemi yine de sebebler alemidir ve yaratılmıştır. Yokluk alemi, varlık alemine yani kesif alemine nispetle çok latif özelliği olan yüce bir alemdir. Yüce hak yarattığı her aleme özelliğine yani unsurlarına göre bir miktar vermiş yaratmıştır. Bu çok latiflik aleminden kesefate geliş alemine misal verilmek istersek bir çocuğun anneden doğuşu veya bir duanın kabul edilisi ,yahut emir aleminden yağmurun doğuşu ve gelişi gibidir. Var oluş ve yok oluş işlerinin mazharı yani tezgahı bu alemdir yani bu yokluk alemidir.
Cisimlere cevheri yani enerji ve özelliği, kelimelere manayı, beden kalıblarına his ve kuvvelerini yani huyları haps etmişlerdir. İnsana lazım olan her bilgi, hüner ve marifet bu zıtlar içinde mazruftur. Yokluk aleminden bir emr ve izinle belirlenen miktar her an bir düşünce akla yahut kalbe oradan gelerek bir iş veya eyleme dönüştüğü gibide yine yokluk aleminden takdir olunan miktar ve özellikte de en büyük felekten en küçük dünya feleğine dek hak işleri zuhur eder.
İnsan her seyi yine yokluktan miktarınca gelen bu manalarla bulur ve bilir. Dışarıda ki eyleme nispetle manalar yoklukta latif haldedir. Yani düşünceler, ilmi süretler halindedir.
Sonra sözle açığa çıkar, bir eylemle yani sürete dönüşürler. Manalar özetle allemel esma sırrı ile isim elbisesi giydirilmiş sadece Adem a.s yani sadece insanlığa verilmiştir. Ama hayvanlar ve diğerleri bu sırra muhatab kılınmamıştır.
Yaratılmış her şeyin bir manası vardır.
Her isim manası ile anlam taşır. Yani manasız bir isim yoktur. Dünyanın, ahiretin, göklerin ve içinde bulunan her şeyin en alçağından en yükseğine ta en büyük varlık olarak yaratılan arşa değin ulvi ve sufli olmak üzere bir manası ve hüviyeti vardır. Bu hüviyetler in unsurları ise o aleme ait unsurlardır. Bir mana taşıyan unsurların manasına göre adil şekilleri vardır.
Ayrıca İma ettiği çok heybetli ve ihtişamlı bir siması vardır. Bu simanın imaları onların konuşma dili ve sözleridir.
Onlar başka bir can taşır.
İşlerin aslı ya alçalmak yahut da yücelmekten ibarettir. Bütün işler ameller hep bu mihver üzere döner durur. Arşın altında ki büyük feleğin içinde devaran eden dünya dahil devaran eden feleklerin yaratılma sebebi ve hilkati budur. Yüce Hak bu feleklerin devaranında yüceleri sevenleri isteyenleri yüce kılar, aşağıya meyledenleri alçak kılar. Böylelikle en yüce olanı ara bul orada dur.
İnsan her seyi yine bu manalarla anlar bulur ve bilir.
Olgunlaşır ve mesafe alır. Bir şeyin manası onu çirkin yahut güzel, iyi yada kötü, sevab yada günah kılar. Yüce yahut alçak kılar ona göre isimlenir. İnsan iyi anlarsa çareyi yine çaresizlikte bulur. Çaresizlik ona çare aratır. İnsan güzelin manasını çirkinin görünce anlar, ayırır ve tanır. İnsan hileyi, hüneri manasından anlar.
Her süretin sırrı manasında saklıdır. İnsan iyiliğin ne olduğunu kötülüğü görünce ayırd eder. Faydayı görünce faydasızı tanır öğrenir. Akıllanır güzele yani yüceye doğru koşar.
Bu ihtiyaçlar sanatlara neden olur sürü ile meslek doğurur sonra geliştirir, insanı alır bir işin peşinden koşturur bir işe koydurur. Manaların görünüşte işi budur. Manalar başka manalar doğurur. Her mananın cüzden külle değin ekmel hali yani kusursuz hali vardır. Cüzde kalan manaların hepsi imtihan sebebleri ve vasıtalarıdır. Kul bunlarla imtihan olunur.
Bu manalar İnsanı noksanlıktan almak kemal haline getirmek için en önemli ilahi bir vasıtadır. Ayın hilal halinden dolunay haline gelmesi yaşadığı yörüngesindeki eksikliği bir kısmın yahut tamamının tutulması noksanlıkları ortaya çıkarıyorsa sonunda kemal hale yani dolunay haline geliyorsa. İşte bu mananın sima ile bize ima etmesi İnsanın aceleyle kusurlarını istiğfarla terk etmesi yani dünya hayatına tutulmaması tam ekmel bir kul olmasını Rabbine dönmesini ima etmektedir.
Hak kuranı kerimde insanlara bu manalarla ayetlerini tenezzül etmiştir.Kuranın içindeki manalar hakkın sözleridir. Manalar insana bir başka gayret ve umut verir.Devanın manası olmasa derdin manası olmasa ,iyi ve kötünün manası olmazsa özetle varlığın manası olmazsa o zaman yokluğunda manası olmaz.Yokluk olmazsa varlığın kıymeti nasıl bilinecek. O zaman sen olmazdın nede ben.Hiç bir şey olmazdı.İşte bunun gibi manalar olmasa bu isimler olmazdı. Şu şekillere bir ad konmazdı. İzden eseri sonra asarı bulmak büyük ve yüce bir iş ...
Manaları göremiyoruz ama inanıyoruz. Çünkü inkar edilemez derecede tesirleri var. En yüce pak olan ve mukaddes mana Hak'dır. Sonrada mertebelerine göre hakkın sevdikleridir. Onlar akıllı insanların yol sermayeleri, harçlıkları ve binekleridir. Biz müminler manalara ve o manaların birde sonsuz madeninin olduğuna hikmetlerin ve işlerin hep oradan tenezzül ettiğine iman ederiz. Çünkü müminler gaybe inanırlar. Müminlerin İnandığı her şey gaybi dir. Biz hakkın diledikleri müstesna başka şeylere taşa toprağa mala mülke, altına saltanata inanmayız onların süretlenerek geldiği gayb alemindeki o sonsuz kaynağa İman ederiz.
Şimdi algıladığımız fakat göremediğimiz diğer alemler bize göre gayb alemidir. Ancak bu gayb alemi izafi gayb alemleridir. Müminler arş ve altında yaratılan alemleri izafi gayb alemi yani yaratılmış olan alemler olarak biliriz. Mutlak Gayb ise sadece Hak'dır. o her şeyden münezzeh ve mustağnidir. İnsan ve tüm bu varlık acz içinde ona muhtaçdır. Çünkü abı hayat kaynağı odur.
Gayb alemi bu aleme bir kıyasla insan bedenindeki hisler gibidir. Onlara bir mühlet tesir eden vazifeli ve görevliler olduğu gibi, İnsanın ruhuda mutlak gayb olan Hakkın emrinde ve indindedir.
Gaybi haberlerini ancak Hakkın elçileri insana haber verir. Arif olanlar cisimlerin, isimlerin, olayların, hallerin ardındaki manaya bakar onun ekseninde ve ufkundan ayrılmadan tefekkür ederek hayalini, gerçeği bulana ve ulaşana dek sürerler. Marifet ve hikmet elde ederler..
Güzel zan, düşünce ve hayaller ariflerin bineğidir. Rabbani ilhamlar, nurani ruhlar ve melekler yardımcılarıdır.
Alimler Gayb alemi ile yaşadığımız bu alemi, teşbihle ayağına ters çakılı bir atın nal izine benzetmişlerdir.
Yani görünen yaşadığımız alemin aksine bir alem olduğunu ifade etmişlerdir. Yani bu dünyadaki var oluş yok oluşlar göründüğü gibi değil aslında hakikatinde yani gayb aleminde var olduğu gibidir. Ancak bu bakış anlayabilene göre farklılık arz eder.
Bir teşbihle bu alemin aslı nurdur, ama bu nur, mutlak nurun, nurunun nurunun nuru olduğu dünya gözüyle görülemeyeceği ancak ahirette görüleceği ifade ayet ve peygamberimizin hadisleriyle ifade edilmiştir. En alçak olan bu alemin güneş ışığı ona nispetle gölge gibidir. Aslını varlık perdeleri ile gizlemiştir.
İnsanda bu nurun aydınlanması anlayış ayrd ediş nuru yani iman nurudur.
Nurun son perdeden yani zulumat tan geçib bize yansıyan şu gölgesi cisimlere dışardan işık gibi görünür.
Yani dünyadaki bu ışık aslında nurun aksinden dir. Yani nurun aksi gölgedir .Bize bu gölge işık gibidir.
Gölgesi bu ışık gibiyse aslı nasıldır tahmin dahi edilemez.
Ancak bu gölge güneşin gölgesi değildir. Güneşin gölgesi karanlıktır. Burada nurun gölgesi bir remizdir. Ancak nurun 70 bin kat, meleklerden, denizlerden, ışıktan ve karanlıktan yaratılmış perdeleri olduğu rivyet edilmiştr.
En son perdeden varlığa yansıyan nurun gölgesi, canlı cansız yaratılmış tüm varlıklarda yansır.
Dünyaya yansıyan gölgesi uzak yakın bir işık olup gün gibi güneş gibi görünmüştür. İman edenlerin ve ariflerin Kalblerine yansıyan bu nur bir kandil olmuş yollarını aydınlatmış onları nurun kaynağına dek ulaştırmıştır. Peygamberler o nur duraklarını ve emin bir klavuzla şahid olmuş,Cenabı Hak ,efendimizi bizzatihi kendine şahid kılmış bu yüceliğini ona ihsan etmiştir. Bu ise efendimize verilen en büyük bir şereftir. Ümmetine de bu şeref lütuf olarak verilmiştir..
Varlık bir zulumattır .Yani bilgisizlik perdeleri vardır. Biz buna zulumat perdeleri diyoruz.Nura ancak imanla zulumat perdelerinden geçtikten sonra aydınlanma ve anlayış halinden daha ziyadesi aşk muhabbet yakinlik alemine doğru çeker. Ahlak ve ilim halinde insanda zuhur eder.Kul haline sokar. Zulumat perdelerini geçmedikçe nurun perdesine yaklaşmaz insan.
Hz pir Mevlana'nın çok özlü sözü ne kadar manidar dikkatle düşünerek okuyalım ,''iyi adamın gönlüne kötü bir düşünce geldi mi bu boş değildir, bir aslı vardır bunun. O anlayışı vehim sayma, Allah anlayışı bil. Gönüldeki nur, onu külli levihten okumuştur.
Yakub’un gönlüne kardeşlerine rağmen Yusuf korkusu kokusunu duyması gibi bil Farisi söyleyelim ,bu câzibe ruhâ zevk gelen taraftan gelir. Bir cinsin zevki hakikâten kendi cinsindendir. Cüzûn zevki de ancak kendi küllünden gelir. Buna dikkat et. Allahım sen, hangi duyguya gayb âleminin yolunu açarsan o duygu, artık eskimez, yıpranmaz, ölmez.Mülk senindir. Duyguya bir şey ihsan edersin; o duygu, öbür duygulara padişahlık eder.
Allah anlayışımızı, irfanımızı ve yakinliğimizi arttırsın.
Her yönümüzü nur kılsın.
Amin
Ömer Naci Yılmaz
Ateş Sazlığı Yakınca
Aydın BENLİ
Cengiz Zor “Aile Çökerse Devlet Ayakta Kalamaz” Diyor
Seyfettin BUDAK
Cesaretle Yaktığınız Köprüler mi Sizi Kurtarır, Korkuyla Sığındığınız Limanlar mı?
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Hüseyin KURT
Bir medeniyeti yok etmek!
Bülent ERTEKİN
Engel Bedenlerde Değil, Vicdanlarda Başlar!
Adnan ÖZ
Samsunspor oyuncularında heyecan kaybolmuş!
Eyüphan KAYA
57 İslam Ülkesinde Eşzamanlı Referandum Şart
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
Hakikatı hatırlayış ve öze dönüş!
Ahmet SAĞLAM
Mümin mi, Müslüman mı!
Recep YAZGAN
Çarşamba Belediye Meclisinde kazan derin siyaset
Cevahir AYDIN
Hareketsizliğin Makyajı: Şikâyet
Halil MERT
Bir Çöküşten Dirilişe Uzanan Yol
Nihat Güç
ABD-İsrail Ve İran Savaşı
Özlem Gürbüz
Helallik Meselesi
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Mesut CİHAT
İmamoğlu'nu Özel'e, Özel'i Belediyelerine Vursan
Ahmet DÜZGÜN
Fabrika Ayarlarına Dönüş
Songül KARAMAN
Evlerde Bereketi Çoğaltmak İçin Neler Yapılmalıdır-2
Hamdi TEMEL
Sarı Kantaron: Gelenekten Bilime Uzanan Şifa Bitkisi
Aydan KURT
ÇOK FAZLA ANLAM YÜKLEMEYİN...Part 3 (The End)
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Mehmet Nuri BİNGÖL
Üstad Said Nursi Vefat Etti Ama Eserleri Asırları Parlatıyor
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Mehmet BOZKURT
Yeniden Bir Diriliş Gerekir!
Gülay ÇETKİN
Özgürlük Vaad Ediyoruz; Aslında Öyle Değil, Çok Kolay
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
İsa ÇOLAKER
Kitap Okurunun Hakları
Ravza ZEYBEK
Bir Bayrama Uyanmak
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Hasan KARADEMİR
HALK (!) PARTİSİ
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Adnan İPEKDAL
Ne Vereyim Abime, Biraz Sokak Kültürü Alır mısınız?
Vehbi KARA
İnsan Çok Zalim Ve Çok Cahildir
Servet ZEYREK
Dünden Bugüne Çarşamba'da Eğitim
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Ahmet Eren KURT
Sessizlik Bazen Bir Tercih Değil, Son Çaredir
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Murat GÜLŞAN
Türk Milliyetçisinin Vicdan Muhasebesi
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Memiş OKUYUCU
Zübeyir Yetik’in Ardından…
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)