İnsanın istek ve arzuları da sevgilisi gibidir..
Neyi çok seviyor istiyorsak üstüne düşüyor ona odaklanıyorsak o bizim sevgilimizdir. Sevgililerimizden kurtulmak çok zor bir toprak bağıdır.. Küçük büyük iyi kötü görünen istek ve arzularımız aslında tevhide ve onun gözüne bakışına derece derece ulaşmamız ve olgunlaşmamız için aşmamız gereken iç ve dış dünyamızdaki engeller yani putlarımız ve perestlerimizdir.
Perestleremiz alıştığımız çok severek yaptığımız ameller ve fiilerimizdir.
Bunca kaosun içinde insandan istenen; ''en'' olanı bulmaktır yoksa insanın toprak varlığında kaybolması istenmez. Hakikatte marifet ve maksad tek olan ve en sevgili olanı bilmek ve bulmaktır. Maksad o göze ve öze yani o nura sahib olmak meselelere öyle bakmaktır. Tevhidin özü budur. Sevgililerimiz bizi derece derece kendisiyle oyalar. Meşru yahut gayri meşru bütün isteklerimiz bizi yönlendiren kendine hizmet ettiren helal haram lardan oluşan putlarımız ve perestlerimizden ibarettir.. Bizden istenen ancak tevhitdir. Birlemektir.
Putlarımız ve perestlerimiz ifadesinden den maksat, tek ve en sevgili olanı bulmamızın önünde maddi manevi engellerdir bunları aşılmadığı takdirde yinede insan putperest sayılır. Bu da insanın ibadetine veya konumuna gizliden gizliye tapması ve kendini görmesidir. Bunlar insanın derecelerini oluşturur. Yani bu dereceler insanın anlayışta ve inancında geldiği yer yani perdedir. Halbuki perdeler çoktur yani yolun sonu yoktur.
Misalle iyi bir kul olmayı sevme isteğimiz, çokça amel etme isteğimizi sevmemiz, makam sevgimiz ,milletvekilliği sevgimiz, başkan olma sevgimiz, para sevgimiz, alim olma sevgimiz, şöhreti sevme isteğimiz, zengin olma sevgimiz, arsa sevgimiz, güzel ev sevgimiz ,araba yahut yat sevgimiz çocuk veya torun sevgimiz, çalışma sevgimiz, övülme isteğimiz, takdir edilme arzumuz vb gibi.
Burada meşru gayri meşru anlık tattığımız kısa fani lezzet ve rahatlık ların hepsi, bir asıldan varlığa çıkan yansımalardır gölge parçacıklar yani tadımcıklardır. Bunlar ise geçici gölge lezzetler ve rahatlık lardan başka bir şey değildir. Ama bu gölge varlıklar cahiL insanın putu olur takılıp kalır.
Işık başka bir şey gölgesi başkadır. Işık çekildimi gölge yok olur. Gölge mümkün değil ışığın yerini tutmaz. Ama Allah dilerse insanı zulüm karanlığından nurun aydınlığına çıkarır ayeti bize bunu işaret eder.. Allahtan umud kesilmez.
Bizden istenen bu putları kırmak terk etmek ardındaki saklı gerçek en sevgiliyi aramak bulmak bilmektir. Yoksa süret ve elalem meydanında kayb olmak paramparca olmak değildir. Parçalardan geçip bütüne ulaşmak, özetle isimlerden müsemmayı bulmak vahdet görüşüne sahib olmak kemale ermektir. Buda ancak suret ve şekil tuzaklardan erkenden kurtulmakla olur. Yol mana yoludur.
Çünkü gölge parçalar hakiki bütününü arar...Oldukları yerde karar kılmazlar.. Gölge (beden) mesabesinden çıkıp ruha yani kaynağına nura doğru yol alır. Dere akar akar temizlenir sonunda yatağını bulur ana kaynağında gayb olur. Bütün işler hakka döner..
En nihaye odur.. En yüce niyet odur.. En nihai istek ve arzu o dur.. En nihaye lezzetlerin ve rahatlığın sonu odur. Aslında en sevgili odur En nihayet ona döneceğiz. O evvel ve ahirdir o zahir ve batındır. Marifet, en sevgili olanı bulmak ve bilmektir.
TEVHİD İNSANI BİRLİĞE ÇEKER
Marifet, en sevgili olanı bulmak ve bilmektir. Tevhidin nuruna özüne ermektir. İsimlerden müsemmayı bilmek, vahdaniyetten Vahdeti bulmaktır.. Varlıktaki lezzet ve rahatlık da, acıda ve zillette özetle kahırda ve lütufta kaybolmak demek değildir. Bunların hepside varlık perdeleridir.. Bu sevgililer insanı manevi yolundan eder.
Her Şeyin ardında kendini gizleyen sebebleri yaratan tek bir vacibül vücud vardır. İnsan bütün fiillerinde hep sobelendiğinin farkında değildir. İç temizliği ve safiyeti şart.. Araçlar ve vasıtalar maksad değildir. Bir ve tek amaca ulaşmak içindir.. eğer onlara tapı kılıyorsak takılıp kalıyorsak bu bizi yolumuzdan ediyor kendimizi görüyoruz demektir.
Yolun afetleri amelini görme hassasıdır. Bu insanı müşrik yapmaz ancak terakkiye engeldir. Bu merhaleyi geçememiş isek daha çok işimiz var demektir. Onca ibadetler hakkı tanımak ve bilmek içindir. Yoksa adetlerde ve sayılarda kalmak şekillerle tapı kılma halimiz bizi tevhidi anlamaya getirmiyorsa çok işimiz var demektir..
Bu hasass bir temyiz gerektiren bir vakıadır.. Aslında bakarız ki kendimize benlik izafe etmekten başka bir şey yapmamışız yani kendimizi ve ibadetlerimizi görmüşüz demektir.. Bu kendinden bilme ve görme hastalığı başkalarına karşı insanı kör eder. Herkesi kınar..kendini değil..
Aslında sevgimize sebeb olan bu vasıtalar yaratılmış birer Hak sınamaları dır. Bu sevgililerimizden, tek ve en sevgili olanı bulana dek bakışı görüşümüzü ve inancımızı oraya getirmemiz elzem. Bunun içinde dünya içindeki sevdiklerimizden kaynaklanan ayrılığın acısını bırakıp onun yerine gercek ayrılığın acısını anlamamız gerek. Yoksa bu dünyalık ayrılık acılarımız,gerçek ayrılığın acısının önünde bir perdedir..Bu perdeleri iyi bilmemiz anlamamız tefekkür etmemiz zaruri..
Şeriat, tarikat, hakikat, marifet ten maksat; cahil anlayışdan kurtulup en arif olan bakış açısına ermektir. Yoksa şeriatın bakışının ötesine geçememiş akıl da kalmışsak olduğumuz yerde sayıyoruz demektir. İnancın ve anlayışın enginliğinden uzağa düşüyoruz demektir. Bu makamlar ve kavramlar taklid ve tahkik kavramlarıni izah etmek bir şeyi anlamamız içindir. Bizden bütün ve olgun olan bakışa ve görüşe varmamız istenir ki oda ''la ilahe illallah'' yani tevhitdir.
Sebeplere dalmak dönme dolap gibi istek ve arzularımızın peşinden koşmak yaratanı görmemek insanı ahmak bir duruma düşürür. Sebeblerin ardındaki tek olan Hakkı görmek ve inanmak Tevhidde olmaktır. Bu bilinçde ve ölçüde olmak bize farzdır. Allah aşırı gidenleri sevmez. Ancak Hakka olan sevgide aşırı olmak bize emrolunmuştur. Önünde hiç bir engel yoktur.
İnsan en son kendi kendine engel ve manidir. O yüzden haddini aştımı insana, orada dur ikazı gelir çatar. Çünkü bu fiilde gizli bir fitne olması muhtemeldir.. Hani ''kimse görmeden'' yani gittikçe artan çocuk, torun, mal sevgimiz, yaptığımız işleri beğenmemiz, başkalarını hatasıyla kınamamız, iyilikte ve amelde hep kendimizi görme tuzağına düşmemiz, gizli gizli kendimizle övünmemiz ..Birde bakmışız ki kaş yapayım derken göz çıkarmışız ..
ANCAK HALİS KALBLE YAPILAN AMEL KABUL GÖRÜR
Bizden istenen bir an önce istek ve arzulardan kurtulmamız tek olan en yüce istek ve arzuya yani sonsuz niyete ulaşmaktır...Parça parca süretlere cisimlere ve isimlere Takılıp kalmayı maharet saymak yükselmeye engel yücelmeye manidir. Nihayet insanı gayesinden uzaklaştırır tek olan Hakka halis bir kalble tapı kıldırmaz.
''Bütün ihsanlar ve iyilikler Haktan, kötülükler nefsimizdendir'' düsturu ve şuurunda olmadıkça tevhidi anlamamışız demektir.Allah kalıb değil ancak halis gönülle yapılan niyaz ve ameller ulaşır. Buda ancak insanın kendi ellinde olmadığında mümkün.. İşte o zaman tam fakirlik ki onada Hak vuku bulmuş denmiştir..İnsan gönül olduğunda gönül denizinde gayb olur.
Tevhid özetle onu senin vesilenle yapanda yaptıranında hakkın kendisi olduğu bilme şuurudur. Ama arada sen varsan bu ikilik olur... Kendini görme hastalığı çok ince bir puttur. Bil ki hala sen varsan olmaz ama yoksan olur.. Bu düşünce yani kendini görme insanı bilmeden kendine tapdırır.. Ameli kendi yaptığını sanır kimin yaptırdığını bilmez göremez. İnsan kendini ve ibadetlerini görürde yaptıranı görmezse manevi kördür.
Biz bu varlıktaki araçlara vesilelere tapanlara put yahut perest diyoruz.. Bu vasıtaları yahut sebbeleri uygulamakla amaç hasıl olmuş sanmak bizi yanıltır.. İnsan özetle tevhid makamını anlamadıkça sıkıntı var demektir.
İnançlı insan şunu evvela bir kenara yazmalı kesin bir inançla inanmalı Daim günahlı günahsız amelli amelsiz uyanık gaflet halde de olsa insan hakkın huzurunda olduğunu bilmesi önemli. Meselelere böyle bakmayan huzurda olduğunu bilmeyen kişi sabahlara kadar amel etse ''TEVHİD'' makamına eremez..
Kainatın ve insanın Hakkın elinde bir alet olduğunu itikadını kalbimize ve gönlümüze nakş etmemiz edeb içinde olmamız farz.. Adem olmanın gizli farkı burada ortaya çıkıyor.. İnad ve cedel şeytanın ve edeb ve tevazu Ademin huyudur vesselam...
Bu kovalamaca bitmez! Sen rahat rahat yolda arabanla ilerlerken birde bakarsınki ilerde trafik polisleri yolu kesmişlerdir.. şöförsün yüzleşirsin.. sorarlar, muaynen varmı, aklın başında mı, sarhoş musun, neden sokakta dirift attın yahut radara mı girdin gibi sorararlar .
İşte o yüzden herkes istek ve arzularını tekrar gözden geçirmesinde fayda var. Bu bitmeyesice istek ve arzular tuzağın önündeki yem gibidir. Meşru yada gayrı meşru yoldaki araçlar putumuz yahut perestimiz olmasın ..
Aydan KURT
Yorulmuyor musun?
Mehmet Nuri BİNGÖL
Sahtelerin Tasallutu
Halil MERT
İki Farklı Kader, İki Farklı Devlet Aklı
Fatih ORUÇ
Abd-Cıa ve Darbeler
Eyüphan KAYA
İnsanlık Alemi Veda Hutbesini Arıyor
Erol AYDIN
İnsan Olmanın En Ağır Yükü
Nihat Güç
İyi İnsan, Kötü İnsan
Gülay ÇETKİN
Denizlide okullar kaosa mı sürükleniyor?
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
21. Yüzyılın Öğrenci Profili: Alfa Kuşağı
Fatma Saçak Akbulut
SEVGİ DİLİ
Adnan ÖZ
Süper kupa ve transferler!
Aydın BENLİ
MİLLİ DUYGULAR ÖLDÜRÜLÜRSE NE OLUR?
Seyfettin BUDAK
Tek bir taşla kaç kuş vurulur?
Mehmet BOZKURT
Suçlu Kim? Müslümanlar mı?
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Hamdi TEMEL
Limon Tuzu: Masum Bir Ekşilik mi, Bilinmesi Gereken Bir Kimya mı?
Ravza ZEYBEK
Bizim çocukları ateşe atan kim?
Songül KARAMAN
YA RAB
Ahmet SAĞLAM
Kaçınılması Gerekenler
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’da Şirin Bir Köy: Duhancılar
Cevahir AYDIN
El alem Jürisinin Sahte Kürsüsü
Özlem Gürbüz
Geçmişten Ders, Geleceğe Umut
Recep YAZGAN
Beyaz leke gösterir…
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Adnan İPEKDAL
Dijital İçerik Üretme Seferberliği
Bülent ERTEKİN
Bayraklı’daki Söyleşi Üzerinden Ciddi İddialar
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Ahmet DÜZGÜN
Kimse mucize beklemesin
Vehbi KARA
Kocatepe Olayı
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Sevgi Mi Bağ, Yoksa Görünmez Bir Kafes Mi!
Ahmet Eren KURT
Sessizlik Bazen Bir Tercih Değil, Son Çaredir
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Servet ZEYREK
Yedinci Oğul Nerede?
Hüseyin KURT
Telekonferansın Ardındaki Gerçek: Büyük Kürdistan’ın Güncel Senaryosu
Hasan KARADEMİR
Giriş: Foucault'nun Eleştirel Soykütüğünün Temelleri
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı iken oruç tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (1)
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Mesut CİHAT
Allah'ın Zatı ve Subuti Sıfatları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Batuhan ŞUORUÇ
Şıracılar
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
Mahremiyet, insanın özgür iradesiyle var oluşu!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Murat GÜLŞAN
Türk Milliyetçisinin Vicdan Muhasebesi
İsa ÇOLAKER
Aşık Veysel Şiirinin Renkleri
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Özhan KIZILTAN
Duvarların Ardında Filizlenen Hayat
Memiş OKUYUCU
Zübeyir Yetik’in Ardından…
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Cahit KURBANOĞLU
Nefis nedir ve ne istiyor?
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Levent ERTEKİN
Fakir Halkın Bağışladığı 350 Uçak
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)