İnsan noksanını bilen ve noksanlığını tamamlayan bir varlıktır.
Noksanını bilmeyen olduğu yerde kalan varlığa âdem denmez. Zira her şey bilmekle başlar. Allah ''allemel esma'' sırrını sadece Hz Âdem babamıza bildirmiştir başka bir varlığa bu sırrı vermemiştir. İşte insan bu sırra çok dikkat etmeli üzerinde çok düşünmelidir. İnsanı yaratılmışlardan farklı ve üstün kılan bir özellik bu sırdır.
Allemel esma yani isimler varlığın cevheridir. Varlık bu vesile ile mana ve süret bulur. Bir''AMÂ'' da iken tenezzül ederek manalara isimlere ondan suretlere yani varlığa dönüşür yani devran eder. (Tirmizî, “Tefsîr”, 12; Müsned, IV, 11). Suretsiz ve manasız isim olmadığı manasız bir isim ve surette olmaz. Hayal dahi olsa suret yine mana taşır.
Noksanlığımız bu sırrı öğrenmekle ve anlamakla tamamlanır. Her akıl yetisi yani anlayışınca kendi rabbini bulur. Bu konu önemlidir. İnsan yetindiği bilgi ile karar kılar öylece inanırsa bu onun zannına göre rabbi olur. Halbuki alemlerin rabbi olan Allah Rabbül erbab'' tır yani rablerin rabbidir. O her şeyden münezzehtir. Bu meseleyi iyi anlamak ve çözmek ile yükümlüyüz. Kim kendini daha iyi bilirse rabbini bilir sözü bu manada ifade edilmiştir.
Gelişmeyen genişlemeyen bilgi insanın önündeki en büyük engeldir. Neticesinde insan bilmediği şeyin düşmanı olur. Sonrada bilmedikleriyle savaşır. Hakka hizmet ediyorum derken Hak'la savaşır. Hepimiz için bu böyledir. İnsan hakikatteki ihtiyacı olan inancını unutmuş şekillere ve suretlere dalmış yahut tapmıştır. Geçim derdine maddi ihtiyaçlar peşine düşmüştür. Eğer insan bu şekilde yaşamaya inanmışsa bizim yapacak daha çok işimiz var demektir.
İnsanı harekete getiren şey inançtır. İnancın külli yani bütüncül bir manası ve anlamı olduğu gibi geçici varlıkta yani kesret halinde suretleri vardır. Bu suretler onun şubeleri yani dane leri gibidir. İçinde etkilerini taşır.Maksad suretlerin içindeki bizi gayrete getiren dane lerle yetinmek değil bütün anlamı yani tevhidi inancı bulmaktır bütünü çıkarmaktır. Suretlerde yani danelerde karar kılmak ve kapılmak, peşinden koşmak inancın ihtiyaçlara dönüşmesine neden olur. Yani insan ihtiyaçlarını inanç zanneder. İhtiyaçları için inancını zayi eder.Halbuki durum tam aksidir insan inancı için ihtiyaçlarını derece derece zayi eder. Onu Allah ihtiyacı çağırır.İnsan gerçekte Allah'a ihtiyaç duyar ona inanır ondan ister ve bekler. Başka hiçbir varlıktan değil.
Anlaması zor ama hakikatteki insan inançla doyar..Midede bir yere kadar doyar ama inanç doymaz. İnancın doyması bir başka bir şeydir midenin doyması başka bir şey.. Aklın doyması midenin doymasına benzemediği gibi..Midenin açlığı ile inancın açlığıda birbirine benzemez. Aklın açlığı, midenin açlığına nasıl benzesin. İnsan bu manaları ayırd edemez ise anlayışı öteye geçemez. Birbirine benzetirse daha çok işi var demektir. Boş düşünmenin geçinmeye bir faydası yoktur. Ancak akıllı düşünmenin geçinmeye faydası vardır!
Hayat sandığımız şey aslında bize dost gibi görünen vasıtalar yani gülümseyen düşmanlardan ibaret. Kendi vücudumuz ve fer leride öyle. Hepsi bir yere kadar bize emanet. Bizimle bir vakte kadar dost. Hiç biri sonsuzluğa kadar bize eşlik edecek değildir. Dünya hayatı sandığımız gibi özgür bir hayat değil kalıplar yani bir esirler yurdudur. Bu esaret kendini bilmeyen insana özgürlük gibi görünür. Kalıplara ve dünyaya bu misyon yüklenmiş memur kılınmıştır.
Mukaddes emanet olan ölümsüz can, ölümlü beden içinde bir müddet yeryüzüne gönderilmiş ona mühlet verilmiştir. Şimdilik can bu tene emanettir. Ten kıymetli cana vasıtadır. Ten bir kalıb, can ise yüce bir manadır. Maksad ise teni değil canı anlamaktır. Can vereni bilmektir. Ölümsüz can hayatın görünmez ilk aklı ve astarı dır. Varlık dediğimiz ten ise ariyet yani adem gibi görünür ama sonunda yok olur. Can ise ölümsüzlük madenine gider..
Kıyaslanmaz ama bedenin gidişi yaşayışı anlayışı ile canın gidişi yaşayışı ve anlayışı bir birinin aksine yani tersinedir. Güneş ışığının gündüz duvara vurması gibidir. Akşam olunca işık aslına gider .Işık vermekle güneş ışığından hiç bir şeyi eksilmez.. Zira o kendi kendinin kaynağıdır. Biz ise o kaynaktan parlayan geçici ışıklar gibiyiz. Akislerin asılları vardır tüm akisler yine asıllarına döner.
Her sahnenin ardında bir de ''şahne'' vardır.Hayat sahnesinde taraf olmayan bertaraf olur gider. Akılı akıllar için tercihten başka çare yoktur. İnsan ya ten tarafını tutacak yahutta can tarafına yönelecektir. Ten tarafını tercih eden onun uğrunda çalışır ibadet eder, can tarafını seçende onun unsurlarına doğru hareket ve ibadet eder. Akıllı insan sahildeki şezlongu görünce aslında tabut olduğunu anlar. Çünkü hayattaki sonu görür. Tabut ona kendini şezlong gibi gösterildiğini bilir...Tam tersi cahile ise tabut şezlong yani hayat mutluluk gibi görünür. Oda neşe ile uzanır yatar güneşe karşı keyf yapar. Denizi ise hiç sorma ..O şimdilik sakindir. İnsanın bu sevinci kasabhanedeki kuzunun neşesine benzer. Allah ona bir el vermedikce insan yemi yutmuş tuzağa düşmüş bir kuşa benzer.
Savaşımız doğuyu sevenlerle batıyı sevenlerin arasındadır.Varlığa ve dünyaya bakış açımızı değiştirmeli öylece bakmalıyız.Zira bu ısrarla bize tavsiye edilmiştir. Doğduğumuz andan beridir alışkanklık haline gelen şu bakış, görüş ve anlayış bizim en büyük perdemizdir. Eğer insan bu setti yani perdeyi yahut vasıtayı veya maaniyi fark ettiği zaman o zaman ona başka bir ileri gören göz verilir. O yüzden kendi bakış açınla övünme..Bakış açısı olgun birini ara..Onu bulursan o göz başka bir gözdür ondan başka açı al..Yalana benzer doğruyla doğruya benzer yalanı ayrd et. Bu göz insandaki bilgiyi yani marifetini arttırır.
Hayalde vardır ama hesapta yoktur..
Aklından hayal kurarsın araban malın mülkün paran vardır ama hepside hayalde dir cebinde ve elinde değil neye yarar...Bize hesabta ve cebte para lazım ki havale yapalım canım..
En büyük sermayelerden biride zamandır.
Zamanı öldürme aptallığına düşme..Sen zamanı öldüremezsin o seni bir başka çeşit öldürür. Yani seni gülerken eğlendirirken kısacası sen oyuna dalmışken öldürür..Fazla zamanın kalmadı. Hayallerin sana verdiği sahte zamana ve sağlığa kanma..Dünyada en kıymetli sermaye sağlık ve zamandır. Onu sefihcesine dağıtma. Müflis ve Müsrif duruma düşme..
Sonunda zevklerinle değil mananla kalırsın..Bunu yalnız kaldığında yahut yaşlandığında anılırsın..Sen sana kalan manana bak anlık tattığın zevklere mülke değil..Bugün anlamazsan yarın mutlaka anlarsın.. Anladığınla övünme yetinme direnme..
Bırak neşen ölmeyecek kadar zindanda mahpus kalsın hüznün ise meydanlarda özgürce cirit atsın.Yani hüzünlü olmaktan ve bakmaktan korkma hüzünsüz olmaktan bakmaktan kork..Çünkü hüzün sana varlığa merhametle bakmayı öğretir. Bunun sırrına ozaman erersin.Hüzün bakışları erenlerin bakışlarına benzer.
Allah herkesin hayal kırıklığının karşılığını her iki tarafta da mutlaka verir üzülme..
İlerde harçlık yapsın diye babası harçlığın hepsini vermez kısar..
Herşeyin vakti saati var.
Biz göre hayatın en güzel hediyesi hayal kırıklığıdır. Ama sana göre değil.. Sana göre bu kötü veya kaybettiği bir şey anlamına gelir ama bir başkasına göre servet verip kazandığı güzel birşeydir..Onlar sana ''Biz o kadar serveti verdik de hayattan hayal kırıklığı satın aldık deyip sevinip dururlar.. Sana afet gelen başkasına afiyet gibi gelir bal gibi gelir.
Şimdi sen bunu anlamazsın anlaman için bol bol hayal kırıklığı kazanmalısın.. Boş kalma boş durma ...Ya çalış yada çok düşün... İkisinden biri ol..
Aklını başına almayanların akıllarını çalarlar haberi bile olmaz. Sağda solda gezen sahipsiz eşekleri ve atları nasıl çalıyorlar kullanıyorlarsa buda öyledir. Sende başında akıl var sanıyorsun farkında değilsin ki ne zaman çalmışlar haberin yok. Aklını başına geri çağırda gelsin. Sağda solda gezen eşeğini de çağır havluya gelsin..Başkalarının hamallığını yapmayı bıraksın. Sana eşek havluda lazım.. aklın başında lazım..Başkasında iken dışarda iken değil.
Herkes düştüğü duruma göre bakar hayata..düşmediği duruma göre değil.
Zira anlaması için güzelce bir düşmesi lazım.Ama yine biz Allah kötü düşürmesin iyi ve güzel düşürsün diyelim ... Anlamamıza neden olan şeylerden biride üzüntülerimizdir.
Gerçekleri nedense üzüldüğümüz zaman anlarız..Aklımız başına o an gelir bizle dost olur. Hay seveyim öyle aklı ben..Akıl o zaman sana kendini gösterir. Aynı hataya bir daha düşmezsin..
Seviyenin gittikce düştüğü bir ortamda seviyem dahada düşsün diye ısrar ve inad eden adama ahmak adam denir.Ne kadar akıllıyım derse desin..
Kıymeti yok.
Biz zannettikki acele eden kazanır hayır öyle değil yavaş hareket eden kazanır. Yani hayatla olan bu düelloda silahı hızlı çeken değil yavaş çeken kazanır. İstisnalar vardır fakat bu kaideyi yine bozmaz.. Hadiselere noksan tarafından cahiller bakar sen olgun tarafından bak..Bakarsan kargaşaya daldın demektir.Ne sen dinlenirsin ne ruhun neden gönlün..Kamil anın seyreyler .İnad cahilin, ilim alimin, sukut arifin ,seyran kamilin buyurur büyükler.
Yetişkin adamın anlayacağı şeyi çocuğa anlatamazsın..
Anlatmaya çalışma. Pirin dediği gibi bir sinek nasıl olurda ankaya mahrem olur. Bu mümkün değil. Ama imkansızda değil.Çünkü Allah dilerse tüm imkansızlar imkan haline gelir bir mekanda görünür. La mekan aleminden bu mekan alemine gelir. Bizim değil onun muradı hüküm sürer. Ama dilerse hüküm sürmede sana geçici olarak yani seni sınama maksatlı imkan verir muktedir kılar.. Bazende sınama maksadı olmadan lutuf olarak hesabsız verir. Seni hayra ve iyiliğe vesile kılar.. Yani ihsan sahibi olursun..
Hayvana değil ademe akıl ve ihtiyar verilmiştir. İhtiyar ve akıl sahibi olan kişi muhtar olur. Akıllı isen ihtiyarını doğru kullan.Muhtar olursan hadisata muhtasar olursun..
İçinde bulunduğu durumu analayana arif denir.. Anlamayana cahil denir. Cahil aklı yerinde sayan kişiye denir.. Ama yerinde durmayan akla ve anlayışa sahib kişiyede akıllı denir..Her aklında anlayışı kendi aklının semasına göre olur.. Çünkü gerçekte aklın anlayışının bir sonu yok sürekli artar genişler. Ama sen bu aklına pek fazla yinede güvenme Aklı sana verene bak.. Çünkü bir akıl veren vardır birde daneleri..
Ovadaki koyunların halinden çobanlar anlar..
Hoca nasrettinin dediği gibi damadan düşenin halinden damdan düşenin anlaması gibi. Çünkü akıl da danelerinin çobanıdır. Herkese ihtiyacına göre akıl verirler.. Her insan ve her hayvana da böyle.. Farede insan aklı bulunmaz..
Aslanın aklı eşeğe verilmemiştir. Tilkinin aklı da maymunda yoktur. Her hayvanın olduğu gibi her insanın aklı başka başkadır. Akıllı insan balında leşinde kokusunu önceden alır. Erken kokuyu alanlar ve görenler en akıllılardır..
Cahilin kibrini anlar güler geçeriz. Fakat şu ahmaklığın kibrini bu dünyada bir tarifi yok.
Tarifi olmayan hastalık ahmaklık hastalığıdır. Ahmakla oturmaktansa cahile oturmayı yeğleriz. Ahmak tan kaçmak cahilden kaçmaktan iyidir. Çünkü ahmaklık uyuz gibidir veba gibidir kendini herkese bulaştırır. Cahile anlatırsın öğretirsin anlar. Ama ahmak öyle midir.
Anladığınla övünme,inandığınla yetinme. Yetinirsen o senin zannına göre rabbin olur.. Hak bizim anladığımız düşündüğümüz inandığımız manamızın çok ötesindedir. O kendini bildiği ve övdüğü gibidir.
Kadir Erol
Telef olan, rotasız hayatlar
Murat GÜLŞAN
Maskeler düştü: saha yeşil, zihniyet kara!
Adnan ÖZ
Çarşambaspor ve Samsunspor!
Mesut CİHAT
Adamlığın Sende Kalsın
Recep YAZGAN
Bütün Kitaplar Tek Kitabı Anlamak Üzere Okunur
Nihat Güç
Müslüman Ahlaklıdır
Eyüphan KAYA
Şu Meclisin kapısına kilit vurmak lazım!
Aydın BENLİ
Analık Sadece Doğurmak Değil
Bülent ERTEKİN
Bir Adamın Ardından Değil, Bir Dağın Gölgesinden
Adnan İPEKDAL
ODTÜ Semalarında Amerikan bayrağı Dalgalanacak mı!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
Songül KARAMAN
Mahalle Kültürü Bitiyor Mu
Burak Çileli
Sumud filosu işkencesine kısas milli haysiyet meselemizdir
Seyfettin BUDAK
Limbik Kaostan Kuantum Rezonansa
İsa ÇOLAKER
YAZAR TIKANIKLIĞI
Mehmet BOZKURT
Maskelerin Ardından Çürümüşlük
Ömer Naci Yılmaz
Ali Kolcu Hoca’mızı Hakk’a Uğurladık
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Mehmet Nuri BİNGÖL
En Büyük Miyar: Kanaat
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Memiş OKUYUCU
İyilikle İyileştirerek Eğitim
Özlem Gürbüz
Korkudan Değil, Güvenden Doğan Eğitim
Hamdi TEMEL
Suçun Adresi: Başta Medya, Sonra Hepimiz
Gülay ÇETKİN
Okullarda Başka Bir Şiddet Modeli
Halil MERT
Türklük Tanımının Güncellenmesi
Hasan KARADEMİR
HİKMET KIVILCIMLININ DİNİ ANLAYIŞININ ELEŞTİRİSİ
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Ahmet SAĞLAM
Din Düşmanlığı
Hüseyin KURT
Yeni Neslin Görünmeyen Krizi
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Ahmet DÜZGÜN
Artık seviye eğitim sistemi şart
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Aydan KURT
ÇOK FAZLA ANLAM YÜKLEMEYİN...Part 3 (The End)
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Vehbi KARA
İnsan Çok Zalim Ve Çok Cahildir
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)