Dünya hayatı bir dalgınlık alemidir. Ahiret alemi ise daim dirilik alemidir. Allah bu iki alemi zıd yaratmış akabinde sonsuz ilahi vahyi ve aklı göndermiş insanı hakem kılmıştır.
Allah cc ahiret alemine verdiği ebedi dirilik özelliğini dünyaya vermemiştir. Dalgınlık alemi, uyutan bilgi ile ayakta dururken mamur olurken, dirilik alemi de uyandıran bilgi ile ayakta durur ve mamur olur. Akıllı olana bir işaret yeter. Allah bu dünyaya fena yani aldanış yurdu demiş ahiret alemine beka yurdu adını vermiştir.
Dünya süreli olan yurd iken zıddı olan ahiret hayatı ise süresiz ebedi bir yurt kılmıştır. Sekiz cennete ve cehenneme bu özelliği veren Haktır. Her birinin bulundukları unsurlara ve melekelerine göre bir yaşayışı vardır.
Her sanat ve bilgi ustasından alınır öğrenilir. Ustaların ustası ise Adem babamızdır. Kendinden alınan bilgi bir yere kadardır. Oda benlik yani dalgınlık bilgisini arttırır. İnsandan dalgınlık ile dirilik bilgisi ile alemini iyice ayırması ve anlaması için Adem babamızla başlayan vahye ve akla kulak kesilmesi gerekir. Bu ayrım insanın gerçeği görmesi demektir. İnsandan baş gözün zıddı olan gizli gözünü açılması, çocuk aklının ardındaki şuur aklını ortaya çıkarması istenir. Allah elçilerini insanın gönül gözlerinin açılması için din yani dirilik makamından pak elçiler göndermiştir.
Ölümlü ömür dalgınlık alemin yani fani alemin bir sonucudur.
Ölümsüz ömür ise dirilik aleminin yani beka aleminin bir huyudur. Biri gölge yani alcaltılmış zem edilmiş duygular ve varlık iken diğeri övülmüş daimi akıl güneşi ve nurunun yaşayış hali gibidir. Mahiyetini ancak hak bilir.
Dalgınlık aleminde yaşayış, ilim süreti beden dairesinde iken ,Dirilik aleminin yaşayışı kudret suretinde kalıbsız bir yaşayıştır. Zira Allahın verdiği her kudrete istediği her kalıbda verilir. Bu yaşayışa alimler ayanı sabitemizin karşılığı demiştir. Allah'ın kudret dairesinde verdiği bir yaşayış hali ve alemidir. Gersini siz düşünün. Ancak Allah cc alemlerin hepsinin ötesindedir. O lutuf sahibidir. Dilediğine dilediği kadar verir.Herşeye gücü yeter.
Dalgınlık aleminde yaşayan biri, canlı gibi görünse bile ölüdür. Yaşıyor hareket ediyor konuşuyor, dinliyor, gülüyor olmasının biile ölüden bir farkı yoktur çünkü bir kıymeti harbiyesi yoktur. Ancak yaratılışında bir hikmeti vardır. Yani bu insanın kendine faydası yoktur. Ancak bir hikmete ve ibrete mebni, aleme faydası vardır. Eşeğin insan faydası olması gibi.
Dünyada dirilik yani uyanıklık Adem babamızla başlar. Bu dalgınlık aleminden ancak iman ile çıkılır. İman, dalgınlık aleminin çocuk anlayış ve yaşayış aklını bırakıp Adem babamızın aklına anlayışına görüşüne gelmek adam olmak demektir. Bu yaşayan ölüden diri çıkarmak fena yurdundan beka yurduna dönmek dinimizin emridir.
Allah cc insanı bu hayatta yanlız bırakmaz insanı sürekli elçileri uyarır ve dirilik alemine çağırır. Ölümlü ömrü ölümsüzleştirmek dirilik alemi anlayışını ahlak edinmeyi fark etmekle olur..Yoksa dalgınlık alemi yaşayışını fark etmekle değil.
Bu fark yatakdan uyanmakla bilgiyle uyanmak arasındaki fark gibidir. Yatakdan kalkan çoğu insan ten ihtiyaçları için yaşar. Bu yüzdende bedeni dünyayı mamur eder durur. Diğeri ise tam aksi ahiretini mamur eder o yurdun ihtiyaçlarını burdan oraya gönderir.. Dirilik alemini anlamak, dalgınlık alemini anlamakla başlar. Ölümsüz ömür dirilik aleminden bu dünyaya sürekli hayat ve can verir.Ölümlü ömre görünmez bağla bağlanmıştır. Biz o bağa iman bağı diyoruz. Bu bağı ve alemi bilgiyle uyananlar anlar. Yatakdan kalkan, dünyalık kazançlar için koşan yanıklar anlamaz.Gerçek bilgiyle uyananlar iman edenlerdir.
Dünyaya müddetli hayatı veren Allah, ahirete de ebediyeti dilediği kadar verir. Hakkın varlığa her verişi onu yaratması demektir. Zıdlıkların adil karşılığı ahirettedir. Ahirette nasıl ebedi cennet hayatı varsa cehennem hayatıda öyledir..Ziyasında ise zerreden kürreye tüm yaratılmışları büyük cism olan arş kapsar ve kuşatır. Arş'da ruh gibi Allahın emrinde ve kabzındadır .Mahiyetini sadece Hak bilir. İnsan ise onun bildirdikleri kadar bilir.
Bu kuşatma Allahın dilediği zamana kadardır. Dünya nasıl belirli zamana kadar var ise ahiret hayatıda yine hakkın emrinde dilediği mühlet kadardır.
Allah herşeyin en iyisini bilendir. Dünyadaki ölçü algımız ile diğer alemin ölçü ve algısı farklıdır. Buradaki zaman ile ahiretteki zamanda öyle. Ayetlerde ahiret yanında dünya kıyası yapılmış ''az bir geçim yahut az benzer ölçüsü'' ile tarif edilmiştir. Ama orası çoğunun olduğu yerdir. Bu çoğun sırrını yine hak bilir.
Yaratılmış İkilik ve zıdlıklar varlık içindir insanı sınamak için alemi izhar için yaratılmıştır. Yaratılan bu varlık ve yokluğa izafi varlık ve yokluk denir. İzafilik yani geçicilik Hakka nispetledir. Hakkın takdir ettiği dilediği mühlet ve mikdar kadardır. Çünkü ondan başka ve onun dışında hiç bir şey yoktur. O herşeyin üzerindedir. O, Aliyy-ül A'ladır.
Sedace ve sadece mutlak varlık ve mutlak gayb Allah cc dır. Tevhidin anlamı budur.Mutlak varlık herşeyin ana kaynağıdır. Oda ancak Allah cc dır.
Arabiye göre Mutlak yokluk diye birşey yoktur. Mutlak varlık zaten yokluğun yokluğudur. Yokluğun yokluğu diye birşey ve mana yoktur. Vardır demek insanı küfre götürür. Yaratılan herşey izafi yokluktan ve varlıkdan ibarettir. Biz insanın yokluk dan anladığı şey ise ulaşamadığımız gelecek (Gayb) manasındadır. Hakikate göre bu yokluk ve varlık yoktur. Bu izafi yokluk ve varlık, ademi ve alemi nizam için yartılmıştır.İzafi zıtlıklar bilgi içindir. Birliğin (vahdetin) anlaşılması bulunması için soru ve cevab gibidir yahut halinde sır gibi gizlidir.
Mutlak gaybe nispetle bu yokluğa izafi gayb denir. Mutlak varlığa nispetle bu varlığada izafi varlık denir. İzafilik kavramı bir müddet yaratılmış tüm zıtlıkları ve içindeki varlıkları kapsar. İzafi yokluğun daha iyi anlaşılması için bir misal verilecek olursa izafi varlık dediğimiz bu dünyaya göre ahiret hayatı şimdi bize nasıl ''Yok'' gibi görünüyorsa izafi yokluk da buna benzer. Yani şimdi yok gibi görünen ahiret hayatı ölümden sonra tüm ihtişamıyla var olacak demektir.
Anne karnındaki çocuğun dışarıdaki hayattan haberi olmayışı doğdukdan sonra görüşü gibidir. Doğunca tüm zinetleriyle beraber dünya ona görünür. Ahirete insan dünyadaki ölüm vesilesi ile doğar..Allah tüm gayblerin gaybındadır.
Allah kendi kendine yetendir. Zıdlar dan çok uzak gizli bir hüviyettir. Yani izafi varlık ve yoklukdan müstağnidir. Her şey ''O'' mutlak varlık dan mütevellittir. Sonsuz güzel isimlerin hepsi onundur. Bir şeye yahut herşeye hayat ve mana veren odur. Yaratılmış ve ''Zem edilmiş bu kötülükler ve huylardan'' insanın biran önce kurtularak ve onun sevdiği güzel huylara sünnete nura yani güzel isimlerine dönmesini ister. Biz mutlak varlığı isim ve sıfatların manalarından tanıyabiliriz.
İşte insan bu dünyada bu ikilikler içinde yaşar. İnsan, varlık ve yokluk ,ölüm ile hayat uyku ile uyanıklık, neşe ve gam, zenginlik ve fakirlik, hastalık ve sağlık, savaş ve barış, iyi huy kötü huy, yalan yol ve doğru yol, çirkin ve güzel, korku ve ümit, içinde iç dış binlerce ikilemler pardokslar içinde yaşar. Bu zıtlıkların hepside insanı sınamak ve olgunlaştırmak içindir..
Dünya dalgınlık alemi yurdudur. Allah elçileri ve dostları ,(selam hepsinin üzerine olsun) insanı bu dalgınlık aleminden geldiği kaynağa yani sürekli olan ebedi dirilik yani uyanıklık alemine ve bilgisine çekerler. İnsanı uyutan bu çamur bataklığı döngüsünden kurtarmak isterler. Olgun yani ehil kişiler, pardokslar içinde yaşayan insanın hallerinin ve anlayışlarının zirvesinde ve ziyasında dır. Hallerini çok iyi bilirler. Bu yüzden insanı daldığı bu çamur bataklığından çıkarmaya çalışırlar. Bilgi uyanıklık bilgisidir. Bu bilgi vahiyle desteklenmş bilgidir. Peygamberlerin ve varislerinin uyarması ile elde edilir..
İnsan, kendine sınama maksatlı dünyada verilen zem edilmiş kötü duygu ve huyları terk edecek yahut ondan geçerek, övülen yüce huylara geri dönecektir. İnsandaki bu ikilemlerin hepsi kendi asli unsurlarına döner birbirinden ayrılır. Geldiği kaynağa yani madeni hangisi ise ona yani aslına kavuşur. Nursa nura, narsa nara gark olur. Bunun adil karşılığı cennet ile cehennemdir. Cehennem ve cennette zıdlıklar giderilir. Karar kılınır.
Hayatın ikamesi için gece ve gündüz yaratılmıştır.
Dünyada bizi ayakta tutan uyanık bedenimizdir. Gündüz vakti yaşanan bu uyanıklık muayyen bir vakittir. Sonra peşinden gece uykuya dalar. Uyku vakti bedenin kendinden habersiz olduğu bir vakittir. Aslında düşünen insana bu hal gaybın varlığından haber ve misal verir. İnsan uyku ile uyanık arasında kayıtlı bir halde ölüme kadar yaşar durur. Bi türlü bu kayıtların dışına yani uyanıklık alemine başını kaldırıpta bakamaz alıştığı dalgınlık aleminde yaşar ve ölür.
Uyku ve uyanıklık halinde devran içinde sürekli döner. Bu gündüz uyanıklık hali aslında düşünen insana başka bir uyanıklık halinden defalarca haber ve misal verir. Mevsimlerin insanların gözünün nönünden defalarca tekrarlanması gibi..Bu fikirde ona sürekli diril olan bir alemden gelir. Uyku ve uyanıklık sana mukayyet bir zaman verilmiş.Bu az örneklerden senden başka bir yaşayışı ve anlayışı anlaman ve bulman istenmiştir. Ayetin bir manasıda işaretle bunu hatırlatmak içindir.
Sen sabah uyanmayı uyanıklık zan ediyorsun..Halbuki bu uyanıklık sana anlayışının ötesinde yani ziyasında başka bir dirilik yani uyanıklık aleminden haber vermektedir. Bu yaşadığın dalgınlık aleminin sürekli tekrarları sana bu manayı aklına getirmez gözüne göstermez perde olur. Dalgınlık alemi sana bir perdedir..Dirilik alemini sana unutturur..Gerçekte dirilik bedensiz yaşanan uyanıklık halidir. Hayat hep oradan gelir.. Ne verilmişse bedenine veyahut gelmişse gönlüne insanın,biki yine ehlinden ehline yani hak edene gelir.O yüzden kiminle canımız bağdaşıyor buna çok dikkat etmek gerek..
Dirilik alemi bilgisi; uyku ile uykusuzluk ,yemek içmek, ağrı şifa, gam neşe, fakir zenginlik gibi ten yani nefs sıfatları kaydından çıkmakla elde edilir. Dlagınlık aleminin ve dadiselerinin tesirinden çıkmak kurtulmakla kazanılır. Dirilik devranın dışına çıkmak bakış elde etmektir. Dirilik alemi haline gelmek ise o bambaşka bir şeydir.Tarifi yoktur ancak o hali mahremi olan ehli bilir.Ustasından yani Ehlinden öğrenmek gerek. Bir aksin içindeki devranda insan ve varlık an içinde bir ölüp an içinde diriliyor bunu anlayan varmı. Ama anlamadığı halde bizim gibi yaşayan eşek yaşayan çok. Sürekli olan dirilik aleminden kısıtlı uyku ve uyanıklık alemine geldin.
hala oradan besleniyorsun ademoğlu;
Diril..
Bülent ERTEKİN
Bir Adamın Ardından Değil, Bir Dağın Gölgesinden
Adnan İPEKDAL
ODTÜ Semalarında Amerikan bayrağı Dalgalanacak mı!
Eyüphan KAYA
Mesleğine ihanet eden zerzevat!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
Songül KARAMAN
Mahalle Kültürü Bitiyor Mu
Burak Çileli
Sumud filosu işkencesine kısas milli haysiyet meselemizdir
Seyfettin BUDAK
Limbik Kaostan Kuantum Rezonansa
İsa ÇOLAKER
YAZAR TIKANIKLIĞI
Adnan ÖZ
Galatasaray maçında averaj düzelttik!
Recep YAZGAN
Her Şehre Dron Üretim Merkezi, Her Eve Dron Atölyesi
Mehmet BOZKURT
Maskelerin Ardından Çürümüşlük
Ömer Naci Yılmaz
Ali Kolcu Hoca’mızı Hakk’a Uğurladık
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Mehmet Nuri BİNGÖL
En Büyük Miyar: Kanaat
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Memiş OKUYUCU
İyilikle İyileştirerek Eğitim
Özlem Gürbüz
Korkudan Değil, Güvenden Doğan Eğitim
Hamdi TEMEL
Suçun Adresi: Başta Medya, Sonra Hepimiz
Gülay ÇETKİN
Okullarda Başka Bir Şiddet Modeli
Nihat Güç
Zuhruf Suresi'ne Başlarken
Halil MERT
Türklük Tanımının Güncellenmesi
Hasan KARADEMİR
HİKMET KIVILCIMLININ DİNİ ANLAYIŞININ ELEŞTİRİSİ
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Murat GÜLŞAN
Camilerimizde Türk Bayrağı Olmalı
Ahmet SAĞLAM
Din Düşmanlığı
Hüseyin KURT
Yeni Neslin Görünmeyen Krizi
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Ahmet DÜZGÜN
Artık seviye eğitim sistemi şart
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Aydın BENLİ
Cengiz Zor “Aile Çökerse Devlet Ayakta Kalamaz” Diyor
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Mesut CİHAT
İmamoğlu'nu Özel'e, Özel'i Belediyelerine Vursan
Aydan KURT
ÇOK FAZLA ANLAM YÜKLEMEYİN...Part 3 (The End)
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Vehbi KARA
İnsan Çok Zalim Ve Çok Cahildir
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)