İnsanlığın bir an önce alışkanlık haline gelen şu köhne algılayış ve anlayış illetinden mutlaka kurtulması şart. Zira bu bir hastalıktır. ''Aklı başa almak ''cümlesi basit bir söz dizisi gibidir ama akıllı insanı ciddiyetle düşünmeye davet eder, hayvani anlayışı değil.. İnsanın anlayış üzeri ve ötesi başka bir anlayış ve görüş elde etmesi için çok çaba sarf etmesi beş duyusunun kabiliyetini önce şu hayvani (nefsani) tesir ve esaretten kurtarmak istemesiyle başlar. Bir sonra ki önemli safha insanın ''aklediş'' sahasına gelmesi demektir.
Hayvanlıktan, sağduyuya ondan sekineye ondanda aklı ve kalbi selime gelmek üstün bir meziyettir. Bu safhalara aydınlanmak, aklını kullanma yani bilgi öğrenme ve tecrübe edinmek de denir. Bu safhalar, insanı hayvanlıktan alır akla ondan nura ondanda ziya'ya kadar olan anlayış ve görüş sahasına getirir.
Bu sahalar başka bir tad, lezzet, bilgi hikmet alma sahasıdır. İçte yaşanır. Dar dünya ve beden safhasına nispetle bu saha aksine doğru gelişen latif hudutsuz ''BİR'' sahadır. Oraya varan veya oradan gelen pak anlayış ve görüşümüzdür. İnsanın kendi gaybinde, akıldan kalbe doğru ziya sına kadar bu devam eder. Tasnif edecek olursak ;
- Dokunmanın ötesinde ve ziyasında yaşanılan dokunuş hali
- Ağzın tadış ötesi ve ziyasında başka bir tad alış hali,
- Kulağın ,duyuşunun ötesi ve ziyasında başka bir duyuş hali
- Burnun koku alış ötesi ve ziyasında başka bir koku alış hali ..
- Gözün ,görüş ötesi ve ziyasında bambaşka bir görüş akabinde ;
- Şimdiki aklın ,aklediş ötesi ve ziyasındaki bir aklediş haline gelmesi hali
Bu son hale kalbin akledişi denir. Bu kabiliyetten maksad, insandaki aklın, organlarla değilde, akıl ve kalb ile görme, tad alma, duyma, koku alma dokunma haline gelmesidir. Yani beş duyunun cismi ve somut algılayış halinden çıkması soyut bir hale gelmesi istenir. Örnek verecek olursak insanın leb demeden leblebiyi anlaması ,şeklini faydasını zararını dadını göz önüne gelmeden bilmesi hali gibidir. Akibeti önce anlama ve görme halidir.
Akibetini erken duyabilen bir kulak,
Akibetini erken kokusunu alan bir burun
Akibetini erken tat alan bir dil,
Akibetini erken görebilen bir göz,
Akibetini erken anlayan ve bilen akıl ve kalb
Bu hale gelen akıl; küllü akla gizli bir bağla bağıntılıdır. Aslında bunların hepsi bir görüştür. Çünkü asılları küllü akıldandır. İnsana ve varlığa oradan gelerek ve yeryüzünde organlarda yani yaşanır.
NUR HALİNDEKİ BİLGİ (hikmet-irfan -marifet ve ledün)
Bu ilim ve bilgi, Allah'ın yarattığı küllü akıldan insana verdiği nurlarla olur. Allah insana ‘’aydınlık nur’’ verdi mi bu nur iç dış tüm vücudun organlarına vurur. Güneşin yeryüzüne doğuşu, fayda ve lezzet verişi gibi aydın nurda insana içinden aydınlatıcı ilim hikmet ve bilgiye fenne sanata dönüşür. Bazande bilgiye dönüşmez hale dönüşür. Aşık oluşumuz gibi..,
Aydınlanma vücudun beş melekesi yani mertebelerinde yaşanır. Biri eksik kalırsa aydınlanma ve bilgi kemal bulmaz. Her melekede yaşanan doğru aydınlanma (nur olur) bir sonraki mertebeye geçişi sağlar yani bakışı görüşü anlayışı getirir oda diğer ileri mertebeye taki son mertebeye kadar insanı kamile getirir. Biz bu bilgiyi ,
1- Nefse (yani beş duyuya) aydınlık veren nur
2- Akla aydınlık bilgi veren nur
3- Kalbe aydınlık bilgi veren nur
4- Ruha (cana) aydınlık blgi veren nur
5- Gönle aydınlık veren nur şeklinde düşünebiliriz.
GÖLGE ,İŞIK ,NUR VE ZİYA
Aklın ve kalbin güneşi, cisim yani beden güneşine benzemez. Aklın ve kalbin ışık aldığı güneşin aydınlığına’’ nur’’ denir. Cisim ve beden güneşinin verdiği aydınlığa ise ’ışık’’ denir. Dünya güneşi ışığı ile yeryüzü aydınlık olduğu gibi akıl güneşinin nuru ile insanda aydınlanma ve bilgi hikmet marifet irfan ilmi gerçekleşir.
Gözümüzün algılayamadığı ancak tesirleri ve eserleri ile kendini hissettiren Aklın güneşi ve nuru şimdilik yok gibi kendini gizlesede herşeyi kuşatmıştır. Zati bütün çaba marifet ve hüner, o nur veren güneşi bulmaktır. Ancak matruşkaya benzeyen beşeriyet perdelerinden geçib latiflik mertebelerine varmakla ancak bu mümkün..
Aklın güneşini nuruna nispetle bu dünya güneşinin ışığı gölge gibi kalır. Işığın aydınlığı ile Nurun aydınlığı birbirine benzemez. Biri odayı aydınladırırken diğeri insandaki aklı ve kalbi canı gönlül aydınlandırır.
İşleri düzene koymak için insanın nefsine , aklına, kalbine ve canına can katar ,çaresizliğinde careler verir öğretir. O zaman insan uyanır, akıl aydınlığı, kalb aydınlığı, can aydınlığı ki ona aydın canda denir nihayetinde gönül aydınlığına kişiyi erdirir.
Hakikat ve akıl güneşinin nuru akla vurunca Onun aydınlığı tertibli düzenli, hayırlı ve doğru işlere insanı iletir getirir. Bu güneş yeryüzü karanlığını aydınlatırken, hudutsuz hakikat ve aklın güneşi insanın cahilliğini aydınlatır olgunlaştırır. Nefsi,aklı, kalbi canı ve gönlü gaflet uykusundan uyandırır.
Bu bizim bildiğimiz alıştığımız dünya günü içinde başka bir gündüzün doğması gibidir. Yaşadığı halde tekrar doğmak yeni huy kazanmak gibidir. İnsandaki beş duygunun başka beş çeşit his ve duyguya dönüşmesidir. Buda Hak idinde övülen bir meziyettir. Nefsin başka bir nefse yani Gözün başka bir göze ,kulağın başka bir kulağa, aklın başka akla, kalbin başka kalbe ve dahi canın başka bir cana dönüştüğü bir doğuştur.
Sona değin birliğe yani tevhide değin bu aydınlamalarla doğuş devam eder. Bu doğuş yalancı sabahı gerçek sabahdan ayırd etmek içindir. Hayal ile hakikati, sahte ile gerçeği, gecici olanla kalıcı olanı , yalan ile doğruyu, hak ile batılı tanımak bilmek birinden ayırmak içindir. Gündüzün aydınlığı içinde bambaşka bir gün ve aydınlık bulmak. ikinci defa doğmak gibidir. Nur üstüne nurdur. Anlayış üstünde anlayıştır.
'''Açık güneşli bir bahar günü sabahı neşesi içindeyken, güzelliği dillere destan sevgilinin sani gelişi ile başka bir aydınlık ferahlık huzur ve aydınlık doğdu içimize..O an sevgilinin yüzü dünya güneşini ve baharı örttü karattı göstermez oldu. Neşe üstüne tarife sığmaz başka bir neşe huzur üstüne başka bir huzur, ferah üstüne başka bir ferah kapladı her yanımızı .. Tarifi imkansız bambaşka parlak bir güneş ve bir bahar doğdu içimize... sanki bu candan çıktık başka bir can bulduk...Bu eskimiş akıldan çıktık başka yeni bir akıl olduk.. ''
Akıl ve can beden gibi cisim değildir. Cisim, herşeyi kuşatan ve kabzayan mananın zahir kalıbı yani izafi libasıdır. Bir başka tabirle denizin kıyıya vuran köpükleri gibidir. Nihayet geldiği yere döner. Mevcudun ve bedenin bir mühlet aydınlandığı ışık şimdilik tabiat ışığı bilgisidir.
Faydalandığımız dünya güneşi ve ışığı bilgisi, Aklın güneşine ve ışığı bilgisine nispetle gölge gibidir. İşte bu aydınlık insanın gecici hayvanlık ve tabiat vasıfları olan ışığı ve gıdasından başını bir an önce başını kaldırması ile doğar.
1-NEFSE AYDINLIK VEREN BİLGİ NURU
İnsanın tabiat unsurlarının bedene ve nefse verdiği ışık ile, yücelik unsurları ve göklerinin verdiği ışığı birbirinden ayrd etmesi ve fark etmesi aydınlanması demektir. Bu ise bir nurdur. İnsanın aklıyla hayvandan ayrıldığı bilgi mertebesi bu nurla başlar. Bu ayırd edici nur Aklını kullanmayan insanın Hayvani anlayıştan insanlığa dönüşünü sağlar..
Bu nur ondaki körlüğün aydınlık oluşudur. Bu bilgiye nefse aydınlık veren nur da denir. Yani insanın gaflet perdesini yırtışıdır.
2- AKLA AYDINLIK VEREN BİLGİ NURU
Bu aydınlanma ,öğrenme anlama inanma bilgisidir..Küllü akıl olan (Hakikati Muhammediyye- ilk akıl) dan verilen yahut yansıyan nur bilgi..Hakkın ve elçileri yahut sevdikleri vasıtasıyla dilediklerine doğan gelişen gittikce kemale doğru artan büyüyen bilgi. Olduğu yerde kalan akıl akıl değildir. Zira akıl kendinden başka ileri seviye akıldan kuvvet almak ve bulmak için yaratılmıştır. O akla akıl denir. İleri akıldan akıl almayan akıl ise hep yerinde sayan akıldır. O akla kibirli aklı, ahmak akıl, hayvani akıl, cahil akl da denir.
3- KALBE AYDINLIK VEREN BİLGİ NURU,
Hikmettir..Kalb ehli yani hakkın sevdiği kullardan mahrem gördükleri insanların kalbine vasıtalı vasıtasız verilen aktarılan hikmetli bilgi..Yani kalbten kalbe ilhamla verilen yahut gelen aydınlık bilgisi
4- RUHA (CANA) AYDINLIK VEREN BİLGİ NURU
Anlayış ve görüştür. Cana can katan yani anlayış ve görüş katan başka neşe ve lezzet veren bilgi. Canı başka can yani mukaddes can haline getiren bilgi. Aşığın sevgilisini her görüşte yeniden canlanması, aydınlanması bitesiye değil hiç bitmeyesiye olan bilgi, her gün yeniden yeniye bir başka doğmak bilgisi..Şenler yahut şuunat..
5- GÖNLE AYDINLIK VEREN BİLGİ NURU
Ama bilgisi, vahiy ve gurbiyyet yani mahremiyet bilgisidir. Ledün ve irfan bilgisi, hakikat bilgisi.İnsanın bedeni dışında gizli bu beş aydınlık mazharı yine bedensiz kendi asli hüviyetine dönüşür.
Her şey de böyle küllüne (bütününe) kavuşmak, onda fânî olmak ister. Gözün lezzeti, güzel şeylere bakmada, kulağın lezzeti makamları, güzel sesleri duymada, kalbin lezzeti yaratıldığı şeye nail olmada yani umuru (işleri) bilmededir. Kalbin gıdası bilgidir. Gıda sevilir ve istenir. Bil ki, insanlığın saadeti yani gıdası, Allah Teala'yı bilmededir. Allah kusurlarımızı af etsin
Nihat Güç
Kur’an’dan Birkaç Mesaj
Bülent ERTEKİN
Ellerinizi aktarcı milletinin üzerinden çekiniz!
Mehmet Nuri BİNGÖL
Büyük Dedem Kado
Seyfettin BUDAK
“Ah Şu Kaliteli İnsan Rolleriniz Yok mu? Bitiyorum…”
Adnan ÖZ
Kazanabileceğimiz maçları kazanamamak alışkanlık oldu!
Halil MERT
Papa Daveti, Fener Patrikhanesi…
Eyüphan KAYA
Kadim Diyanet Reisimiz Ali Erbaş hocadan kamuoyuna
Recep YAZGAN
Papa bizi birleştirdi, gitti!
Vehbi KARA
En Güzel Yazılar Hangisi?
Adnan İPEKDAL
İsmet Özel’in Hayatta Olmasının Haber Değeri Var Mı?
Hamdi TEMEL
Metamfetamin Ölümleri
Erol AYDIN
Bir Damla Kan, Bin Bir Endişe
Ahmet SAĞLAM
Sevindik, Sevinemedik
Ahmet Eren KURT
Gölgenin Derinliğine Doğru İnen Merdivenler
Gülay ÇETKİN
Okula Gelen Gizemli Kişi
Songül KARAMAN
Zikrin Beyindeki Gücü
Özlem Gürbüz
Yeşil Yapay Zeka İçin Politika Çerçevesi
Mehmet BOZKURT
Öğretmenler Günü- 2025
Servet ZEYREK
Yedinci Oğul Nerede?
Fatih ORUÇ
ENFLASYON neden düşmüyor!
Fatma Saçak Akbulut
Bataklıktan Doğan Saflık: Lotus’un Sessiz Öğretisi; Lotus
Aydın BENLİ
Şehit cenazelerinde edep ve haya dersi şart!
Hüseyin KURT
Telekonferansın Ardındaki Gerçek: Büyük Kürdistan’ın Güncel Senaryosu
Hasan KARADEMİR
Giriş: Foucault'nun Eleştirel Soykütüğünün Temelleri
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Teknoloji Kullanımı: Fırsatlar Ve Tehditler
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı iken oruç tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (1)
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Ahmet AYDIN
Bilir misin?
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Ahmet DÜZGÜN
Putlarımız ve Perestlerimiz
Cevahir AYDIN
Yanlış Anladınız
Mesut CİHAT
Allah'ın Zatı ve Subuti Sıfatları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Batuhan ŞUORUÇ
Şıracılar
Mesut BALYEMEZ
SOSYAL MEDYA KEVAŞELERİ
Bilal Dursun YILMAZ
Her Şey Dâhil Vicdan
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Ravza ZEYBEK
Bulanlar Arayanlardır
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Aydan KURT
Farkında mısınız?
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
Mahremiyet, insanın özgür iradesiyle var oluşu!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Murat GÜLŞAN
Türk Milliyetçisinin Vicdan Muhasebesi
İsa ÇOLAKER
Aşık Veysel Şiirinin Renkleri
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Özhan KIZILTAN
Duvarların Ardında Filizlenen Hayat
Memiş OKUYUCU
Zübeyir Yetik’in Ardından…
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Cahit KURBANOĞLU
Nefis nedir ve ne istiyor?
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Emine AYDEMİR
Ateşle oynayan evliya Ateşbaz veli hazretleri
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
Abdullah BİR
Fitne, Kaos, Suriye ve Suriyeliler’e Daire İki Kelam...
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Önder GÜZELARSLAN
İsraf Bir İnsanlık Suçudur!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Levent ERTEKİN
Fakir Halkın Bağışladığı 350 Uçak
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)