Hiç kimse istemediği sevmediği bir şeyin hayalini kurmaz. Hakikatte, alem bir hayalden ibarettir" sözü bu anlamda çok manidardır. Üzerinde çok tefekkür edilmesi gereken bir husustur. Arif olana bir söz kafidir yeter. Bu söz, hayal, ya şiddetli muhabbetten yada şiddetli bilinmeyi istemekten olur veya doğar. Bu hayal teşbihle kabına sığmayan aşk gibidir. Kusurlu anlayışımızın idraki ancak bu kadar.
Böyle bir hayali ancak salt iyilik hayır sahibi mutlak bir varlık kurar. Biz bu hayalin hakikatini görmez veya anlamasak bile o hayal mutlak vücuda gelir, gelmeye de halen devam etmektedir. Gelenler ancak ve ancak safi iyilikler ve güzellikler ulvi emeller mukaddes feyzlerdir. Sonu gelmeyen ikramlar, ihsanlar ve lütuflardır.
Ancak bu hayale nispeten gölge mesabesinde addedilen nefse de hayal kurma kabiliyeti verilmiştir. Nefsin kurduğu hayaller nefesler sayısınca çoktur saymakla bitmez ama çoğu gerçekleşmez. Nefs hayalini kurduğu bir çok şeye ulaşamadan gözleri açık dünyayı terk eder gider. Onun emelleri ise zemmedilmiş şeylerdir. Yani fena işlerdir. Yani adı üzerinde fani işlerdir. Yani aslında yokturlar.
Mutlak hayr karşısında nefsin kurduğu hayaller, karanlığın ,aydınlığa nispeti yani aksi gibidir. Yani Nefs arzulamadığı istemediği şeyin peşine asla koşmaz. Onun şiddetli muhabbet ettiği taleb ettiği istek ve arzuları vardır ama onun hayali hayr sahibinin hayalinin tersinedir.
Yani aksine şiddetli bir şekilde kör gidişe doğrudur. Aşağıların aşağısına doğrudur. Onun hayali gündüze nispetle gece gibidir. İşte marifet dediğimiz hikmetler bu paradoksun içindedir. Hakikati anlamakta bu meseleye her iki kurgunun dışından bakmak ve idrak etmekle mümkün. Farkı fark edebildiği ölçüde insanın olgunluğu artar ,görüşü büyür. Görüşün büyümesi anlayışın genişlemesi ancak ilahi bir lutufla olur. Bu iki özellik yani görüşün büyümesi ve aklın sınırlarının genişlemesi hakikatin büyüklüğünü idrak te ilk temel hususiyettir.
Hakkın (muradı) yani hayali şiddetli muhabbetle hayale dönüşmüştür. Bu hayal, alemi kapsayan çok geniş ve çok latif bir kılıftır. işte bizim bu varlık dediğimiz alem onun hayalidir. Bu alemler Allah'ın bir hayali ise, ki öyle olduğuna iman ediyor inanıyoruz o zaman bu hayale çok kıymet verdiği için yarattığına yakin oluruz.
Yoksa Hak kıymet vermediği bir hayali kurmaz çünkü onu sevmez. Çünkü o lüzumsuz işleri boş şeyleri sevmez. Yarattığı hiç bir şeyi lüzumsuz yaratmamıştır yüzden hak, insanın bu hayale çok kıymet vermesini ister. Çünkü bu hayalin içindeki tüm varlıkları o kabiliyette ve istidatleriyle yaratmıştır.
İşte bu hayal dediğimiz varlık, şu anki ''mevcud'' tur. Yani bu varlık gibi görünen mevcudun cevheri ilahi hayaldir. O ilahi madenden varlık yaratılmıştır. Alimlerin bir kısmı, rahmani nefes kimi hayal kimi ise duhan olarak tarif eder. Bu Hayaldeki tüm yaratılan varlıkların hepsi sabit aynlerine (bi nev-i kader) yani mahiyetlerine göre kimi latif kimi de süret haldedir. Yani mütecessim haldedir yahut halidir. Biz buna şehadet alemi diyoruz.
Ama bu varlık Hakka göre ise bir hayal mesabesindedir. İşte alem bir hayalden ibarettir" sözü bu manada ifade edilmiştir. İnsan bu hayal içinde bir hayal gibidir. Ve o hayalin içindeki bir hayale şiddetle muhabbet kapılmış hiç peşinde koşmakta bir şeyden habersiz ve farkında olmadan yaşayan biri gibidir. İşte insan hadislerde belirtildiği gibi alemin hayal olduğunu öldükten sonra görecek ve bileceklerdir.
Ancak bu hayali yokluk ve hayali varlık her ikisi yaratılmıştır. Ustanın sanatını göstermesi için bir zemin birde mazhar gerekir. Bu manada zemin hayaldir, yani izafi yokluktur. Mazhar ise bu izafi yokluğun içindeki yaşatılan (hayali) izafi varlıklardır. Bu varlıkların özü yani nüvesi o varlığın içindeki insandır. Ve o insanların içinde olan İnsanı kamildir. Ve onun içinde sakladığı hakikatte, Hakikati Muhammediyyedir. Ve onunda hakikati sırrın sırrı olarak tefekkür edebiliriz. Sondan başa tefekkür edilebildiği gibi baştan sona doğruda tefekkürü mümkündür.. Ama Hak bunlardan mustağnidir. Anlayışta kemal içinde ve üzerinde başka kemaller vardır. Çünki Allah en Kamil olandır. Ve beridir. Ve Sameddir.
Kısaca bir hayal olmadan hayalin içindeki şeyler yani suretler de olmaz. Kalıbsız mana, manasız kalıbın bir anlamı olmadığı gibi. Bir şeyin içi varsa dışı da vardır. Yani hayal kaplayan ve kapsanan halinde ve latif bir haldedir veya latif şeklindedir. Manayı kaplayana hayal dendiği gibi kaplananlar ise hayalin içindeki varlıklar olarak tabir olunur. Bu hayal kaplayan olduğu gibi hem de içinde barındırdığı şeyleri kapsar. Bu kapsayış hakkın hayalinin kudret kapsayışıdır. Zatının değil.
Başka bir alt mertebe izahla teşbih edilecek olursa. Uzayın boşluğu içinde gezegenlerin hali gibidir. İşte bu uzayın boşluğu izafi yokluk gezegenler ise bu izafi boşluktaki izafi varlıklar gibidir. İzafi yokluk izafi varlığı kapsar. Başka örnekle deniz ve o denizin içinde diğer varlıkların yaşaması gibi teşbih edebiliriz. Ama denizde, içindeki balıklarda yaratılmışlardır. Deniz bir hayal, içinde yaşayanlarda hayalin içindeki varlık mesabesindedir. Ama bu bize göre değil hakka göredir. Unutulmamalıdır ki barındıran şey ile onun içinde barınanlar yaratılmıştır.
Zira yaradılış en latif halden ki ona hiç görünmezlik hali de denir en latiflikten kesifliğe olduğu gibi, kesafetten de en latifliğe doğru olan bir döngü gibidir ve sürekli vardır.. Buda sünnetullah gereğidir. Ama her iki hal de hakka nispetle bir hayal gibidir. Alem Hakkın nispetidir. Hakkın bu cihetle varlıklarla olan bağıntısı hayal gibidir. Bir kısım alimlere göre ise varlıkları gölge gibi tabir ve tarifte bulunur.
Çünkü yukarıda zikrettiğimiz gibi, Allah cc tüm kemal sıfatların sahibidir. Hak gayblerin gaybidir çünkü o gaybul guyubdür. Gizlilerin gizlisidir. Ve Allah ALLAMÜ'L-GUYÛBtur. Nasıl ki tüm gizlileri ve gizlenenleri bilir. Kemal sahibi olanlarında en mükemmeli olduğu gibi latiflerin de en latifidir. Hakikatte ve gerçek latif odur..
Diğer latif olarak anlatılanlar ya da var olanlar ise yaratılan izafi, itibari ve fanidir. Çünkü O tüm şeylerin başıdır. Yani kaynağın yani abı hayatın başı odur. Çünkü Allah her şeyin Evveli, ahiri olduğu gibi aynı zamanda zahiri ve batınıdır. Her şey bu isimlerin içindedir.
En latif olanın latif oluşuna delil onun bu gördüğümüz lütufları bir bulut gibidir. İşte bu lütuf önce latif hayal gibi görünür. Yani Olmayacak bir şey dua hayal gibi görünür veya sanılır. Yani var olması asla mümkün olmayan şey veya bir iş gibidir. İlk başta asla inanamayacağın bir şeyin gerçekleşmesi gibidir. Bir de bakarsın ki sahiden olmuştur. Bu seni nasıl şaşırtmışsa lütfun varlığı da seni öyle şaşırtır. Hayret edersin.
İşte Hak bu lütufları ile her an ve gün şaşırtmaya devam etmektedir. Bu yaratılış gerçekte hayret edilecek şeydir. Sana bir şey anlatılınca onu anlamak için önce hemen onun hayalini kurarsın gözünün önüne getirmeye ve onun çözmeye çalışırsın kendini zorlarsın..
Mesela birisi sana melekleri tarif edince veya ahiretteki bir tablodan bahsedince hemen onun hayalini kurmaya başlarsın. Tabi inanıyorsan. İnanmıyorsan konu dışındasındır. O da artık senin hayal kurma kabiliyetin kadardır. Kurdun yetmez temel unsurlarını bozmadan sürmeye devam etmen gerek. Bu da arif olmanla ilgili. Hayli sürmek ise hayalin maksadı ve ufkunda kaybolmamak ve uzaklaşmamak kaydı ile.
Allah her insana hayal kurma kabiliyetini belli miktarda vermiştir. En güzel hayalleri ise iman sahibleri kurar. Bu kadar ince bir yol ayrımıdır burası zira her şey burada başlar hak ve batıl düşüncelerin burada ortaya çıkar.
İnsan hayal kurarak hayalindeki birçok şeye hayat verebilir ama bu hayalinde olur ve kalır. Ama bu kurduğu hayal dünyada aynı düşündüğü gibi gerçekleşirse biz buna hakkın duasını ve duamızı kabul etmesi var etmesi ile oldu deriz. Duanın gerçekleşmesi rabbin mucizesiyle olur. Bir kulda görünmesine de keramet denir.
Mademki dünyada gerçekleşmesi için Allah'dan dua ile istediğimiz şey yani hayalimiz karşılık buluyor o zaman niçin bizim cennette bir hayal tablomuz yok. İşte bunun içinde ölçü cimriliğe asla yer vermemiz, büyük düşünmemiz ve büyük görmemiz olmalı. Alabildiğine engin olmak Hak indinde insanın yüceliğini arttırır.
Hz pir ''korkma sen insanoğlusun, büyük oğlu büyüksün büyük düşünebilirsin. Çekinme elin göklere kadar uzanabilir gök kapılarını çalabilirsin '' şeklinde ifade etmiştir. Bu da yer ve ten kalıbından dışarı çıkarak bakmakla hayal etmekle mümkün.
Gelin bizde cennetteki canlı tablolarımızı çoğaltalım. Niçin cennette eşimiz dostumuz tüm sevdiklerimizle beraber alabildiğine geniş bir yer tahayyül etmeyelim. Ve bu tabloda ısrarcı olmayalım. Yahut arşa değin bütün cennetleri hayalimiz de tefekkür edip, latifliğimiz ve güzellik anlayışımızla süslemeyelim...
Sonra içlerinde sevdiklerimizle beraber ahiret unsurlarından yaratılmış cennetleri bir bir seyahat etmeyelim. Her birinin mahiyetini unsurlarını özelliklerini fezasını zeminini meyvelerini içindekilerini bir bir görmeyelim. Önemli kimseleri ziyaret etmeyelim. Onlarla konuşmayalım. Irmaklarından tatmayalım. Kevser’in den içmeyelim. Ama bu arada haddimizi de bilelim. Makamları üzmeyelim. Edebli olalım.. Engel mi var buna...hayır yok ..!! Nefsimizden başka ne engel olabilir ki.
Biz o hayale gidersek onlarda oradan çıkar bizim o hayalimize eşlik ederler. Sanılmasın ki gelmezler eşlik etmezler. Sadece bize düşen samimi ve şiddetli iştiyakla o hayali kurmak orada ısrarcı olmaktan ibaret. Zamanla o latif hayallerimizdeki ısrarcılığımız cennetin unsurlarından oluşan suretimizi belirginleştirmeye başlar. Cennetin diğerleri ve değerleri de işte o zaman belirginleşir. Gerçek olur
Herkesin hayalindeki cennetin genişliği, duygularının zenginliği kadardır. Mutluluğu, ilmi sevgisi arifliği kadardır. İzzet ve ikram görmesi dünyadaki merhameti kadardır. İnsanın cennette gördüğü karşılık bu dünyada düşündüğü ve yaptığı işlerin misillerinden oluşur. Cennetteki sarhoşluğu dünyadaki aşkı kadardır. İnsanın cennetteki rahatı dünyada ki cömertliği kadardır.
Kim en güzel cennetin hayalini kurar, tablosunu süsler sürekli genişletmeye devam ederse hak indinde büyüklüğü yani yüceliği o orandadır. Ama bu tahayyülümüz ancak kusurlu anlayışımız görüşümüz kadar olması kaçınılmazdır. Olsun biz yine de kusurlu da olsa cennetin hayalini, dostumuz, eşimiz ve tüm sevdiklerimizle seveceklerimizle beraber kuralım. Bakarsınız gerçek olur. .
Hayret hayalin bir gerçeğe dönüşmesinin karşılığıdır. Hayal ve hayret arasında gizli bir bağ vardır. Ancak aralarında ki bağı gerçekleşmesiyle görürüz. Allah sonumuzu hayırlı eylesin. Kurduğumuz cennet tablolarında bizi mahcub etmesin.
Ahmet DÜZGÜN
Aydan KURT
Yorulmuyor musun?
Mehmet Nuri BİNGÖL
Sahtelerin Tasallutu
Halil MERT
İki Farklı Kader, İki Farklı Devlet Aklı
Fatih ORUÇ
Abd-Cıa ve Darbeler
Eyüphan KAYA
İnsanlık Alemi Veda Hutbesini Arıyor
Erol AYDIN
İnsan Olmanın En Ağır Yükü
Nihat Güç
İyi İnsan, Kötü İnsan
Gülay ÇETKİN
Denizlide okullar kaosa mı sürükleniyor?
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
21. Yüzyılın Öğrenci Profili: Alfa Kuşağı
Fatma Saçak Akbulut
SEVGİ DİLİ
Adnan ÖZ
Süper kupa ve transferler!
Aydın BENLİ
MİLLİ DUYGULAR ÖLDÜRÜLÜRSE NE OLUR?
Seyfettin BUDAK
Tek bir taşla kaç kuş vurulur?
Mehmet BOZKURT
Suçlu Kim? Müslümanlar mı?
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Hamdi TEMEL
Limon Tuzu: Masum Bir Ekşilik mi, Bilinmesi Gereken Bir Kimya mı?
Ravza ZEYBEK
Bizim çocukları ateşe atan kim?
Songül KARAMAN
YA RAB
Ahmet SAĞLAM
Kaçınılması Gerekenler
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’da Şirin Bir Köy: Duhancılar
Cevahir AYDIN
El alem Jürisinin Sahte Kürsüsü
Özlem Gürbüz
Geçmişten Ders, Geleceğe Umut
Recep YAZGAN
Beyaz leke gösterir…
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Adnan İPEKDAL
Dijital İçerik Üretme Seferberliği
Bülent ERTEKİN
Bayraklı’daki Söyleşi Üzerinden Ciddi İddialar
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Ahmet DÜZGÜN
Kimse mucize beklemesin
Vehbi KARA
Kocatepe Olayı
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Sevgi Mi Bağ, Yoksa Görünmez Bir Kafes Mi!
Ahmet Eren KURT
Sessizlik Bazen Bir Tercih Değil, Son Çaredir
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Servet ZEYREK
Yedinci Oğul Nerede?
Hüseyin KURT
Telekonferansın Ardındaki Gerçek: Büyük Kürdistan’ın Güncel Senaryosu
Hasan KARADEMİR
Giriş: Foucault'nun Eleştirel Soykütüğünün Temelleri
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı iken oruç tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (1)
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Mesut CİHAT
Allah'ın Zatı ve Subuti Sıfatları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Batuhan ŞUORUÇ
Şıracılar
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
Mahremiyet, insanın özgür iradesiyle var oluşu!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Murat GÜLŞAN
Türk Milliyetçisinin Vicdan Muhasebesi
İsa ÇOLAKER
Aşık Veysel Şiirinin Renkleri
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Özhan KIZILTAN
Duvarların Ardında Filizlenen Hayat
Memiş OKUYUCU
Zübeyir Yetik’in Ardından…
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Cahit KURBANOĞLU
Nefis nedir ve ne istiyor?
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Levent ERTEKİN
Fakir Halkın Bağışladığı 350 Uçak
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)