Beş duyumuz içten ve dıştan gelen uyarıları alan bir güçtür. Her canlı dünya hayatında bu duyularla tecrübe edereK bir hayat yaşar. Ancak hayvandaki bu duyular bir yere kadardır. Hayvanda bu duyulardan başka ileri seviye algılama yetisi yoktur. Hayvani anlayış geçim derdinden başka bir maksadı olmayan bir anlayış ve yaşayıştır. Bu anlayış bundan daha fazla ileriye gitmez. Hayvandan zati bu beklenmez. Hayvani anlayış, insandaki akl ediş ,anlayış, hatırda tutuş (hıfs), hayal ediş (tefekkür) vb özellikler ile kıyaslanamaz. Yeni doğan bebek, aklı ermeyen insanda böyledir.
Fakat beş duyudan başka bir yeti olan akıl devreye girince işlerin işleyişi ve seyri değişir. İnsanın gerçekten de hayvandan ayrıldığı yer burasıdır. Anlayışı hayvan anlayışın ötesine geçemeyen insan, ister yaşlı olsun ister genç, çocuk aklına sahibtir yahutta hayvan aklına sahib deyin fark etmez. O gelişmemiş bir akıldır. Olduğu yerde sayan hadiselerden hiç ders ve ibret almayan akla akıl denmez şehvet denir. Akıl baştadır yaşta değil sözü bize bu hakikati remz ve ima eder...
Hz pir Mevlana Mesnevide aklı ve anlayışı istekli alıcı ve dinleyicisine kolay anlaşılması için bir şehir metaforu ile çok güzel tasvir eder. “Öküz, Bağdat’ a geliverir… Bir ucundan öbür ucuna kadar şehri dolaşır. Bütün o yaşayıştan, o güzelliklerden, o lezzetlerden, ancak ve ancak sokaklardaki karpuz kabuğunu görür! Öküzün yâhut eşeğin seyrine lâyık olan şey, sokaklara atılan samanlarla yollarda biten otlardır!” (Mesnevi IV/192).
Hz pir Mevlana insanla hayvanın ayrıldığı noktayı herkesin rahatlıkla anlayacağı şekilde şöyle izah eder ; Oğul ''İnsanda öküzün, eşeğin anlayışından ve canından başka bir akıl, can ve anlayış vardır. O deme erişen, o makamda Allah velisi olan kişide de ; insandaki candan, akıldan başka ve ayrı bir can ve akıl vardır. '' Buyurur.. Beş duyunun ötesinde olan akıl ve can mertebeleri buradan sonra başlar. Nihayet insani can ve akıl, akdes akla ve cana, ondan Mukaddes akl ve cana ulaşana dek sürekli yücelir.
İşte insana verilen bu''CAN ve AKIL'' dan, istadınca, doğru daha doğru, kamil dahada kamil bir anlayış görüş doğar. Hayvani can ve akıldan daha ileri seviye gelişen bir anlayış doğmaz zira bu özellik ona verilememiştir onun bakışı yere doğrudur.. Pirin bu sözü çok önemli bir yol ayrımıdır. Yücelere meyilli can ve akıl, aşağılara yani karbuz kabuğu ve ota meyilli can ve akla benzemez. Sürekli geçim derdi kemendi ile meşgul olmaz.
Bu hususa çok dikkat etmek gerekiyor. Burada beş duyudan çıkılır başka çeşit bir duyu ve anlayışa gelinir. Yani ten bakışının gıdası kesilir başka çeşit bir can ve akıl gıdasına geçilir. Hayvandaki can tabiatın dört unsurlarıyla gelişip yerde hayat yaşarken. İnsandaki can ve akıl, küllü olgunluk olan bilgi denizinden gıdalanır sürekli bilgi, anlayışla, görüşle doğan, doyan, gelişen, büyüyen, değişen aynı yerde kalmayan can ve akıl olur. Gözünü sonsuz olgunluk deryasına (göğüne) diker ondan beslenir..
Bu can ve akıl tanede kalmaz yetinmez sonsuz ambarı arar bulur, cüzde karar kılmaz bütüne yani külle odaklanır. İsimlerin, şekillerin,kalıbların, fiillerin çokluğu ve kalıbından çıkar sıfatlara ve semaya oradan müsemmaya ulaşır, kesretten vahdete erişir.
İnsan bu can ve aklın sürekliliği için gayret göstermelidir. Aslı vatanı olan ilahi kudsi cevhere ulaşması istenir. Yoksa insan, eşeğin hayvanın aklı ve anlayışında ve yaşayışında kalırsa daha ileri gidemez. Bu halde kalan insan yaşasa bile ölü ve cansız sayılır.
İnsanın, hayvan duyu ve dürtüleriyle algılayan yaşayan can ve aklı bir an önce terk etmesi istenir. Kısaca insanın cahil ve çocuk aklından çıkması tez kurtulması gerekir. Gerçek ayrd ediş anlayış görüş bundan sonra başlar. Bu yer akıllı ile ahmağın ayrıldığı sahadır. Bu saha kör ile göreni, sarhoş ile ayınığı, sihirle gerçeği ayırır ortaya koyar. Safı tortudan eler, kesifi latifin üzerinden soyar , şeytanı melekten ayırır göze gösterir. Kendi aslını bulur.
Bu saha, yalanla doğruyu, hak ile batılı, müminle münafığı ,cennet ile cehennemi, iyi ile kötüyü, güzel ile çirkini, doğru gibi görünen yalanla, yalan gibi gösterilen doğrunun ayırıldığı yerdir. Buyer karanlığın içinden doğan bir aydınlıktır. Yani hakkın insana verdiği ilahi aydın bir göz ilahi bir ışık yani nurdur..
Alimler bu işığı aklın nuru olarak ifade eder. Bu işığa nurun doğusu ve doğuşu da denir. Bu hal, nur doğusundan övülen aklın doğması halidir. O nur gelişip yüceldikce insanın gözüne çoğu şey gizli kalmaz. Hak dilerse hiç bir şey gizli kalmaz..İşte övülen bu akla ve onun gözüne Cenab-ı Hak ''Mazagal basar'' göz demiştir.
En erken kim anlayabilir yahut kim kavrayabilir tam gerçeği. Ancak Labirentteki peyniri mazagal basar göze sahib bir akıl görür. bulur. Ancak İnsan-i canda birlik vardır. İnsana verilen can ve akıl dan maksad bir bakıp birden görmektir. Bu insani can ve akıldan, pak Kudsi akla ondan Mukaddes olan yüceliklere varır. Hakkın bakışından insana verdiği bir bakıştır.
Bilgi ve anlayışla, dolan, doyan, gelişen büyüyen, can ve akıl kabına sığmaz, yavaşça idrak gözünün önündeki kirpikleri kalkar göz kapaklarını açar doğar. Zannı yahut irfanı derecesi hakikati aşkla ve heyecanla müşahede eder. Beş duyunun ötesinde başka bir çeşit görüş, tadış ,işitiş, dokunuş ve koku alış doğar..Hz Mevlana mazagal basar görüşün yüceliğini övgüyle şöyle tarif eder..
'O öyle engin bir gözdür ki; iki âlem bile ona bir kıl kadar görünmektedir. Gözüne binlerce gökyüzü görünse kaynağın denizin yanında kayboluşu gibi kaybolur! O göz, bu duygu âlemine ait şeylerden geçti mi gayb âlemini görür de bu kabiliyet yüzünden öpülür durur!''
Bu göz bazan kaf dağının tepesinde yaşayan zümrüdü anka yahut Süleyman peygamberin hüdhüdüne de benzetilerek resm ve remz edilir. Bu kuşu , bedenin beş duyularını aşmayan kimse edinemez. Dünyada aransa bulunmaz.. Bu ancak insani canın ve aklın zahmeti emeği samimiyeti karşılığında insana verilen yüce mukaddes bir gözdür. O gözün anlayış ve bakışıdır. Hayvani cana değil insana verilen bir ödüldür. Bu göz akil, arif, basir ve irfan sahibleri yani insanı kamilin gözüdür. Bu isim ve sıfatlar Hakkın gizli yüz örtüleridir.
İnsandaki bu cüzi göz, akıl ve can tohumundan sürekli olan küllü göze akla ve cana erişmesi onda yok olması istenir. Ancak külle nispetle insan ; eşeklikte kaldıkca, cüzi gözü kör sayılır. Yani Akıl gözü, kalb gözü ,can gözü ve gönül gözünün körlüğü bu çeşit körlüktür.
İnsandaki can ve akıl deveranın ardındaki tek kudreti görür iradesiz ona teslim olur bire katılır derviş olur. Aynı olduğu, gözde ve özde hakikate karar kılar. Yağmur düşer damla göl olur eğer onda karar kılmaz akar ırmağa ondan denize varırsa denizde kaybolur. Yahud gayb olur de sen ona.. ..
İnsandaki ilahi donanım; Yani Allah ülkesi olan bu şehirde vehimden kurtulmak, tanımak bilmek ve görmek ,bütünü bir görmek içindir. Bu şehir sadece karpuz kabuğu ve ot için değildir. Sürekli geçim derdinde olma ahmaklığından kurtulup insanın başını toprağa değil göğe kaldırması istenir. Kayıt ve endişelerden arınıp kurtulup olgunluğun mülkünde emin olmak mutlak huzurda olmak içindir. Bu gerçekleştimi gelinen yer eminlik yurdudur. Orası tam huzurdur. Tam huzurdan ayrıldık nihayet yine düşe kalka huzura vardık. Ruh mutlak huzurdur. Zati meselede budur.
Labirente atılan iki farenin hikayesi gerçeği anlamak isteyen insana güzel mesajlar verir. Maksad labirentte saklı peynirin bulmaktır. İlk fare içeri girer girmez aceleyle peyniri labirentin tünellerinde aramaya koyulur. Sonunda yorgun perişan kalır ancak mümkün değil peyniri bulamaz..
İkinci ı fare ise, acele etmez derin derin düşünür akabinde peynir aramayı bırakır oturur duvara yaslanır.. Diğer yorgun fare bakar ki, arkadaşı kenarda oturmuş peyniri yemeye koyulmuş..Arkadaşını yanına çağırır . boşuna yorulma peynir bu labirentin ta kendisidir der''.!'
Hz Mevlana ; hayvani akıl ile insani aklı : Can kırıldı da, çok güzel, latîf can ortaya çıktı. Bu cihan yok oldu da, başka bir cihan kendini gösterdi. Maddî cihan yok olunca, mana cihanı belirir.
“O (Allah), bir gizli yerde (ruhta) duyulur; ama bu evin duyguları (bedensel duyular) ile duyulmaz. Allah’ın anlaşılacağı, duyulacağı duygu, bu dünyanın duygusu değildir; o duygu, başka bir duygudur.
Hayvan duygusu, o suretleri (ilâhî tecellileri) görseydi, öküzle eşek de vaktin Bâyezîd’i olurdu.” (VI/175).
Hz Mevlana insanın çok gayret ederek bu anlayışa gelmesini ister. Bu anlamlı sözlerle akıllara sunar..
Songül KARAMAN
ALLAH DER
Hüseyin KURT
Yaşar Doğu’dan Astorya’ya
Seyfettin BUDAK
Dağları Kurtaranlar, Evlerini Kaybedenler
Halil MERT
Tarihsel Gerçeklik: İran’da Türk Hâkimiyeti…
Adnan ÖZ
Samsunspor ve mircea lucescu’nun ardından!
Mehmet BOZKURT
Tarih Konuşuyor, Alınacak Dersler Var! - 1
Recep YAZGAN
Bugün öğretmenler eylemde mi tatilde mi!
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Ömer Naci Yılmaz
Erbakan ve Teknoloji
Eyüphan KAYA
Veda Hutbesi insanlık için bir kurtuluş reçetesidir
Aydın BENLİ
Cengiz Zor “Aile Çökerse Devlet Ayakta Kalamaz” Diyor
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Bülent ERTEKİN
Engel Bedenlerde Değil, Vicdanlarda Başlar!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
Hakikatı hatırlayış ve öze dönüş!
Ahmet SAĞLAM
Mümin mi, Müslüman mı!
Cevahir AYDIN
Hareketsizliğin Makyajı: Şikâyet
Nihat Güç
ABD-İsrail Ve İran Savaşı
Özlem Gürbüz
Helallik Meselesi
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Mesut CİHAT
İmamoğlu'nu Özel'e, Özel'i Belediyelerine Vursan
Ahmet DÜZGÜN
Fabrika Ayarlarına Dönüş
Hamdi TEMEL
Sarı Kantaron: Gelenekten Bilime Uzanan Şifa Bitkisi
Aydan KURT
ÇOK FAZLA ANLAM YÜKLEMEYİN...Part 3 (The End)
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Mehmet Nuri BİNGÖL
Üstad Said Nursi Vefat Etti Ama Eserleri Asırları Parlatıyor
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Gülay ÇETKİN
Özgürlük Vaad Ediyoruz; Aslında Öyle Değil, Çok Kolay
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
İsa ÇOLAKER
Kitap Okurunun Hakları
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Hasan KARADEMİR
HALK (!) PARTİSİ
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Adnan İPEKDAL
Ne Vereyim Abime, Biraz Sokak Kültürü Alır mısınız?
Vehbi KARA
İnsan Çok Zalim Ve Çok Cahildir
Servet ZEYREK
Dünden Bugüne Çarşamba'da Eğitim
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Ahmet Eren KURT
Sessizlik Bazen Bir Tercih Değil, Son Çaredir
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Murat GÜLŞAN
Türk Milliyetçisinin Vicdan Muhasebesi
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Memiş OKUYUCU
Zübeyir Yetik’in Ardından…
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)