İhata sadece dışarıdan olursa ona ihata denmez kuşatma olur. O zaman da maksad hasıl olmaz. Ama hem içten hem de dıştan olursa o zaman ihata tam olur hüküm sürmek kolay olur. Akıllı insan, kaleyi dışından kuşatmakla kolay feth edilmeyeceğini çok iyi bilir. Her şeyde ve konuda bu böyledir. Tam ve olgun hakimiyet bu şekilde kurulur yahut başarı böyle sağlanır. Feleklerin ,devletlerin, insanların, evlerin, şirketlerin işleyişi anlayışı tıpkı buna benzer. Felekte ve insandaki bu gölge özellik, küll-ü aklın ihata etme özelliğinden, insana yani cüzi akla verilen bir gölge ihatadır.
Her iki açıdan olaya bakmakla maksada yani zafere en kolay bu şekilde ulaşılır. Mesele o zaman daha kolaylaşır yahut konu o zaman daha iyi anlaşılır. Diğer anlamı ise ancak kuşatmak olur ki, buda önceki anlayışa göre noksan bir anlayıştır. Özden habersiz her cerçefe, resimsiz boş tablo gibidir. O da manasız faydasız iş ve güç demektir. Boş verilir. Sende boş ver gitsin. Meseleleri içinden hem de dışından değerlendirmek insana konusunun hakimiyetini verir. Ancak çoğu kişide bu bakış, istidat ve kabiliyete göre farklılık arz eder yahut yön bulur.
Her varlık mutlak bir yaratıcıya muhtaçtır. Varlık alemini içten ve dışından ihata eden Yüce Allah cc dır. Ancak Hakkın ihatası keyfiyetsiz dir. Bu keyfiyetsizlik mutlak manada izah edilemez. Bu konu ve mana ancak teşbihle izah edilebilir. İhata konusu ile ilgili bir örnek yani benzetme dahi ona eşit ve denk asla olamaz. Çünkü Hak tüm noksan sıfatlardan münezzehtir. Ancak örnekle anlatılmak istenen bir konu akla sığabilir. O hususda da insanda ki can ile beden arasındaki ilişkiye benzetilerek konu akla sığdırılabilir.Yani can hissedilir ancak gösterilmez gibidir. İçimizde tasavvur ettiğimiz her hayal veya düşünce de böyledir. Ancak bunu kimseye gösteremeyiz. Kurduğumuz hayali ancak biz ihata ederiz. Ama hayalimiz bizi ihata edemez. Ederse ki burası çok mühimdir oda başka birinin hayali olur ancak. Hayaldeki bir insan, kendini hayal edenin varlığını, yani niceliğini ve niteliğini tasavvur edemez bilemez. Velev ki haber vermiş olmasın.!
Bu örnek, ihatanın bir hayalde ve düşündeki soyut durumuna bir örnektir. Orası başka çesit bir aleme yani içten ihataya bir örnektir. Şimdi bu varlıktaki somut örnekse anne karnındaki bebeğin durumuna benzer. Anne bebeği ihata eder ama çocuk onu ihata edemez. Çocuk ancak ihata olunur. Çünkü çocuk bir annenin varlığına muhtaçtır. Bu muhtaçlık anne karnında bir kordon yani bağla kurulur. Yani çocuk doğmadan önce hem içten ve hem dıştan anne karnında ihata edilir. İhata hem maddi hem mana yönünden olur. İşte bu ihata ediş ,akılda ,hayalde, düşüncede ,kalb te, gönülde,canda veya ruhta ve beden kalıpların da, yani nicelik yahut nitelik alemlerinde bu hallerdedir..
İşte bunun gibi aleminde insanında içten ve dıştan yaratıcısına karşı görünmez bir muhtaçlık bağı ile vardır. Bu bağa ihata diyoruz. Bu bağ bir yönden dış da görünen şu bedenimiz ve alemdir. Diğer iç yönden ise insanın görünmeyen anlamları ve canı gibidir. Canın meleküt alemiyle olan bağı gibidir. Dünyada ki sünnetullah gereği işler yaratılmış sebeb ve nedenlerle olur. Hak indinde ise sebepsiz ve aletsizdir. Zira Hak, yüce emir ve buyruk sahibidir. Müminlerin varlık aleminde ki gökler ile dışından nasıl bir bağı aidiyeti olduğu gibi içinden de anlamları ile gizli bir yol ve bağı vardır. O anlam bağı insanın güzel işlerinin manalarıdır. Yani ihlasları, ahlakları ,amelleri ruhları vb dir..İnsanı bu ihata ediş yani rabıta onları içten ve dıştan görünmez manevi bir çekişle kendine doğru çeker.
İçten olan bağ çok mühimdir. Bu bağ yalnız insana verilen insanda olan ancak hayvana verilmeyen anlamdır. İnsanın anlamıdır.Bu anlam ölümsüz olan bir anlamdır. Hz pir o anlamı şöyle ifade eder ; O anlam, öylesine bir anlamdır ki insan onunla yücelmiştir, onunla ululanmıştır; onunla başka yaratıklardan üstündür. Başka yaratıklar da hünerler vardır, özellikler vardır; fakat ölümsüz olarak kalacak olan o anlam yoktur onlarda. İşte insan, o anlama yol bulursa, kendi üstünlüğünü elde eder; yol bulamazsa o üstünlükten hiçbir fayda elde edemez. Yani hayvandan aşağı olur insan. Bedenle taşınan yük, canla taşınan yüke benzemez.
Bedenle taşınan yükü ve şu maddi alemi, insan ancak beden duygularıyla anlar görür ve bilir. Ama canla taşınan yük ve onun mana alemini ise ,can aleminin duyguları olan kalb ötesi ruh ve letaiflerle anlar ve bilir. Bu anlayış mertebeleri daha önce açıklandı.Bu meseleye örnek verecek olursak ; (Beden) duyguları, uyanık kaldıkça, insan nasıl rüya göremiyorsa ancak duyguları varlığından geçince yani uyuyunca, rüya görürse bu konuda işte ona benzer.Hz pir ‘’ Gönül bu cihandan vazgeçmedikçe başka bir cihana varamaz sözü bu manada dır. Yani içten ve dıştan ihata bilgisi ve ilişkisini insan ancak bu bedeni varlık duygu ve unsurlarından kurtularak anlayabilir.
İnsanın yaşamak için nasıl varlığa ihtiyacı varsa ta ki onun da bir yaratıcıya kadar bir yolu bağı ve ihtiyacı vardır. Bu eğreti yani gecici güneş olmazsa aydınlık gün olmaz. Ay olmazsa karanlık gecede yol bulunmaz. Ama ay dan yansıyan nur kaybolan insana yönü buldurur. İşte bu ay misaliyle insanın anlaması istenen şey, aslına eşit olmamakla beraber Peygamberlerle ve ona tabi erenlerdir. Güneşten maksatta Hakikat güneşinin eğreti bir gölgesi olmasına remz dir.Hakikat güneşine ‘’Gönül güneşi’’de denir. Onun ışığı bilgidir. Dünya güneşinin ki ise ışık ve ısıdır. Tüm kainat ve varlıkların hepsi Hakikat güneşinden unsurlarına göre gıdalanır. Alimler, dışta ve içte gördüğümüz bu varlık hakikat güneşinin gölgesinin gölgesinin gölgesidir şeklinde ifade etmişlerdir. Dışımızda aydınlıktan karanlığa açıktan görünen, ama içimizden de yani kendi karanlığımızdan da aydınlığa doğru giden gizli bir yol vardır.
İnananlar bu yüzden göklere meyl eder. Göklerin gizli çekişi vardır. Ruhu yüce olanlar yücelmek ister. Gökyüzüne bakarak tefekkür ederler. Hakikat güneşi bu gördüğümüz göklerin ötesindeki yüce göklerin sahibi olan, akl-ı küllün nuru dur. Her şeyin aslıdır onların geldikleri o yere ana yurd yani ezel alemi denir. O şehir onları gizlice kendine çağırır. Bu sessiz sesi duyan müminler onu anar ve ararlar. Göze ve bedene göklerdeki güneş ve yıldızlar nasıl ışık veriyor gözler aydınlanıyor yani onu çekiyorsa . Yüce göklerde bulunan hakikat güneşin pak olan nuru da, ruhlara yansır onları kendine doğru çeker bilgi sahibi kılar .Kim bu çekişlerin farkında ise, onun dünya gözü ve gönül gözü, gece gündüz göklere ağar ve bakar.
En küçük gözün göklerdeki ufka, ta yıldızlara dek giden nasıl bir büyük bakış ve görüş açısı varsa oraya kadar görebiliyorsa, insanın ruhunu esaret kalıblarının tesirinden arıttıktan sonraki görüşünü ve büyüklüğünü bir düşünün. Dunya da az benzer den en büyük bezer görüşü bulun. İşte ruha istidati kadar Allahın verdiği o görüş ve bakış ile yüce göklerin alemini yani arş alemi görünür. Ruhun görüşü devasa ve büyük bir görüş ve bakıştır. Allah dilerse Arş üzeri alem görüşüne sahib olduğu gibi arş altındaki alemlerin büyüklüğünü ihata edecek dercede büyük ve yüce olur.
Ancak kalıbta ki bu görüş oradaki görüşe göre sınırlı ve çok küçüktür. Bu görüşü ve bakışı arttırmayı Hakdan istemek her mümine farzdır. Bu görüşe örnek vermek istersek ,bir teşbih yani örnekle büyük bir barajdan elde edilen elektirik gücünü ve bir şehri aydınlatacak kadar bir ışığı, bir insan bedeni içinde dürüldüğünü tasavvur edin. Sonrada karanlıkta yarılıp içinden açığa çıkışını parlaklığını boyutunu düşünün ve görün.Ancak bu beden bir barajın gücündeki bir beden .Ancak birde öyle ulvi bedenlerde var ki binlerce belki milyonlarca baraj gücü ve ışığı içinde barındırır.
İşte ruhun bir teşbihle gücüne İnsanın görüşünü büyütmesi bakışını geliştirmesi anlayışını gittikçe arttırması gerekmektedir. Tüm peygamberler insanlara kulluğu ve bunu hususu tebliğ etmek için gönderilmiştir..Çünkü o görüşe ve bakışa i,lk onlar sahibtir. İnsandan istenen baştan sona anlayış ve görüş sahibi olmasıdır. Çünkü insanın bakışı görüşü anlayışı onun inancıdır. Çünkü oraya varan ancak bakış ve görüş inancımızdır. Orada yaşayış onların mukablince ve derecesincedir. Geride kalan posası ise bu madde aleminin unsurlarıdır. Onlar oraya varamaz.İnsana ancak çalıştığınınkarşılığı vardır. Onlarda manalardır. Yani can gibidir. Manevi, kudret hassaları ile donanmış ruh, abı hayatın kabiliyetine verdiği, bakış ve görüşü zamanı gelir görünür. Allah dilerse istediği kula, şimdiki dünya da bu kabiliyeti verir ortaya çıkarır. Kiminde ise ölümünden sonra ortaya çıkarır. O zaman görür.
Özetle Hz pir Hakikatte görme ve anlamayı şöyle tarif eder.’’Anlaşıldı ya artık, bütün akla sığmayan şeyler, örnekle akla sığar bu duygularla anlaşılır hale getirilir ama ona yani asla benzemez ona denk olamaz . Görmek varlıktaki en üstün, en yüce şeydir, Sonra görmek, görülenle meydana çıkar; çünkü görmek, insandan taşan, bir şeye ulaşan işlerdendir. Görmek için kesin olarak görülen gerek. Şeklinde İfade der insanı düşündürür. Eşyanın hakikati onun anlamında gizlidir.Çünkü onun anlamı yani manası canı yahut ruhudur..
Kadir Erol
İnsâni Yardım....!
Öztürk Samuk
Zemin Uygun, Kitle Müsait
Seyfettin BUDAK
Kimse görmeyecekse hâlâ iyi kalabilir misin!
Hamdi TEMEL
Kaynatılan Su Mikroplastiklerden Kurtulabilir mi!
Halil MERT
Millî Ekonomi: Güçlü Ve Büyük Türkiye'nin Omurgası
Aydan KURT
Müsait Değilim
Hasan KARADEMİR
ÜÇ FIKRA
Ömer Naci Yılmaz
Kürt Kadını
Recep YAZGAN
Gerçekten tuhaf değil mi!
Ziya GÜNDÜZ
Düşünmek Çok Yoğun Bir Çabayı Zorunlu Kılar!
Eyüphan KAYA
Koç alnına bir kara leke sördü!
Mehmet Ali Çamoğlu
Akıl Oyunları, İlahi Hesap ve Geçilen Tövbeler
Songül KARAMAN
BEKLER KABEM
Burak Çileli
“BİR ADAM YARATMAK”DA İDAM-I NEFS VE VAROLMA MÜŞKÜLÜ SEMBOLÜ: İNCİR AĞACI
Hüseyin KURT
Bir Yanlışı Eleştirmek, Diğerini Savunmak Değildir
Özlem Gürbüz
Kurban Bayramı Ve Manevî Değerlerimiz
Nihat Güç
Zuhruf Suresi 37. Ayet
Gülay ÇETKİN
Denizli Eğitim Gücü Sen’den Proje Okulu Çağrısı
Mehmet BOZKURT
Türkiye'nin CHP ile tarihi yolculuğu...
Mesut BALYEMEZ
Ulan kapitalizm.
Bülent ERTEKİN
Engelliler İçin Söz Değil, İcraat Gerekiyor
Aydın BENLİ
Çok Gerginiz Çok!
Adnan ÖZ
Bu sezon samsunspor’a yakıştı!
Vehbi KARA
Kocatepe Muhribi’nin Batması ve Liyakatsizlik Sorunu
Murat GÜLŞAN
Maskeler düştü: saha yeşil, zihniyet kara!
Mesut CİHAT
Adamlığın Sende Kalsın
Adnan İPEKDAL
ODTÜ Semalarında Amerikan bayrağı Dalgalanacak mı!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
İsa ÇOLAKER
YAZAR TIKANIKLIĞI
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Mehmet Nuri BİNGÖL
En Büyük Miyar: Kanaat
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Memiş OKUYUCU
İyilikle İyileştirerek Eğitim
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Ahmet SAĞLAM
Din Düşmanlığı
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Ahmet DÜZGÜN
Artık seviye eğitim sistemi şart
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)