Bu lokmadan geçmedikçe asla lokman olamaz insan. Lokmayı bırakmayan ona bağlı kalan her insan lokma için ekmek için yaşayan biri olarak kalacaktır. İnsanın hayvandan ayrıldığı nokta tamda burasıdır. Bu ayrımda ancak temyizle olur. Temyiz ; güzeli çirkinden, gerçeği yalandan, hırsızı masumdan, haklıyı haksızdan, Hakkı batıldan ayırd edebilmek demektir. Kimde bu temyiz kabiliyeti varsa o kardadır. Kimde yoksa o zarardadır. Lokmadan lokmana sözünden özet ; insan neyi çok seviyorsa ona benzer. Yahut neyi çok istiyor neyin peşinden koşuyorsa kıblesi odur gerçeğini ifade eder.
Lokmanlık istersen güzel bir mana ol yahut bul... Lokman suretsiz güzel manalarla doyar lezzet alır yücelir. Lokman olmayan ise mukayyet süret yer. Ondan lezzet ve gıda alır öyle yaşar. Lokman demek ''lokma'' nın tesirinden kurtulmuş çıkmış kişi demektir. Diğer bir kıyasla benlik ve varlıktan kurtulan yahut geçen, yaratıldığı unsurlara geri dönüşen insanı hakikiyi remz eder. O zaman insan hakikaten hür olur. Lokma ile lokman arasındaki fark; varlıkla yokluk arasındaki farka benzer. Biri maddi diğeri manevi olan unsurlardan oluşur. Akabinde biri fani diğeri baki bir özelliğe dönüşür. Lokma, maddi olan dört unsurdan oluşur yine ona döner. Lokmanın gıdası ise hayale ve rüyaya benzeyen ilahi latif unsurlardan meydana gelir ve yine ona döner. Bu hayal ve rüya ile sana verilmek istenen mana, Hakkın nuru ile isim sıfatlarıdır.
Kimi lokman olmak ister kimi lokma.. İnsan, maddi lokma olursa yalancı dostlara ve bu maddi aleme yem olur yani cansızlaşır gerçekten yaşasa bile sen ona ölü de.. Kimde manevi lokma olmak isterse manevi aleme yani hakiki dosta yem olur. İşte o zaman lokman olur. Hakiki can bulur. Ona katılır. Çünkü aslı odur. Ondan gelmiştir. Herkes kendini ve ettiğini bulur. Yahut her şey yerli yerine oturur. Hakikatte sır işleyiş budur. Akıllı olan ibret alır yahut burada yolu bulur.!
Lokma karadan yani topraktandır, lokman ise deryadandır .O ondan, buda bundan gelişir beslenir büyür. Lokma mukayyet bir damlaya benzer, lokman ,manevi sınırsız ummanın unsurlarından oluşan ve yaşayan bir balık demektir. Lokma dört unsurdan mütevellittir. Lokman ise ; İlahi sıfatlar ummanından. Bu ummanda olanlar, Hakkın sonsuz ve sınırsız isim ve sıfat denizlerinden beslenir. Bu beşleniş ; bedenin beslenmesine benzemez. Bu denizler pak güzel isimler ve manalar deryasıdır.Oraya ancak ve ancak pak manalarla erişilir. Zira orası mukaddeslik yurdudur. Oraya bu dünya gıdası ve onun tesirlerinden kurtulabilenler erişebilir.
İnsan yönlerle ve bir kalıpla mukayyettir yani sınırlıdır. Bu varlık Maddi cihetle, diğer alem ise manevi cihetle ihata edilmiştir. Manevi cihet, beşerin beş duygu ve altı yönünün dışındadır. Ruhun ilahi algılayış, anlayış ve yaşayış alemidir. Belirli bir kalıb yada sınırla mukayyet değildir. Hak (cc ) ahir aleme verdiği özellik, yaşadığımız dünya özelliğinin üzerinde başka bir özellik verilmiş ve yaratılmıştır.
Kuran ve hadisler bu hususu inananlara süreli ikaz eder.Cennetler ve cehennem,meleklerin varlığı bunlara örnektir. İnsan vefatından sonra o aleminin unsurları ve tabiatına göre sürete yani yaşayışa bürünür. Ancak bunu hak bilir. Bilinmeli ki, Dünya ve ahiret yinede yaratılmıştır. İkisi de şehadet alemidir. Bu husus asla unutulmamalıdır. Ahir alem, burada gizli olan iç alemimizin adaletli karşılığıdır, Karşılığımız orada ortaya çıkar dışa dönüşür. Ulviliği yahut sufliliği ile bir başka edindiğimiz gözle bize gözükür.
Hak ise tüm bu maddi ve manevi cihetlerden uzaktır. İlmel, aynel ve hakkal yakin olarak tasnif eder. Ama bu görüşler Hak' dan dır. Ancak Zat her şeyden münezzehtir. ZAT HER TÜRLÜ KAYITTAN MÜNEZZEHTİR. Zira o özel ve sır bir hüviyettir. Hak ile olan bağ ancak vahiyle kurulur. Hz Mevlana bu hususu ''yönsüz yön'' olarak ifade eder. insanda bu öze yönelişi ise, dıştan içe yani gönle doğru olan bir yön olarak ''tabir'' eder. Zira gönlün yeri yönü ve yüzü olmaz.! Onun özelliği Hak dandır yahut ondandır.
LOKMAN' DAN SÜLEYMAN'A
Lokman olmak isteyenler sonunda Süleymanlık taçı ile taçlanır. İşte hakiki anlamda süleymanlık budur. Yani varlık, Hz süleymanın emrinde olduğu gibi onun emrinde hizmet eder. Tutan eli gören gözü olur. Lokmadan lokmana , Lokman'dan Süleyman'a kadar olan mana bize şu hakikati sembolize eder; Oda suretten ilme, ilm den manaya, manadan da külli akla ulaşmaktır. Ama bu yinede nihayet değildir.
Külli akıldan kinaye, ilk yaratılan akıl olan peygamberimiz ve onun nurudur. Ondan ancak vahdete ulaşılır. Zira Hatem-ül enbiya odur. Yani Allah'ın yarattığı, bu varlık ve yokluktaki en yüce mertebe ona lutf edilmiştir. Hakkı ondan daha iyi tanıyan ve bilen kimse yoktur. Zat sırrı onda tecelli etmiştir. Ve yine ondan insanların anlayış mertebelerine göre tenezzül etmiştir ve eder.
İnsanın, lokmadan lokmana gelinceye değin geçirdiği bu sürecin, hangi safha ve mertebeler halinde olduğu husularını alim ve mutasavvıflar tasniflere ayırmış uzunca izah etmiş lerdir. Ayrıca bu konu başlı başına bir ilim konusudur. Biz kısaca konu başlıkları ile ele aldık. Örnek gerekirse Abdulkerim ceyli, insanı kamil ve Erzurumlu ibrahim Hakkı hazretleri Marifetnamesi, Muhyiddin ibni arabi, Fusus ve Futuhatta ,Hz Mevlana, mesnevisinde ,Yunus Emre ve Niyazi Mısri'nin divanlarında, son dönem Osman kemali vb gibi büyük zatlar nutku şeriflerinde bu konu defalarca zikredilir. Bunlardan en önemlisi ;
Mevlana Celalettin Rumi ;
''İnsan göbek bağı kopup da kanla beslenmekten kesilince gıdası süt olur; sütten kesilince gıdası lokma olur;lokmadan da kesilince Lokman olur,hikmete ve hakikate acıkır gerçek sevgiliyi aramaya koyulur.''
Hz Mevlana'nın bu sözünü tefekkür etmek gerçekten de insanı çok derin düşündürür.Bu söz çok manidar ve hikmetli bir sözdür. Paha biçilmez bir inci gibidir. Arif olana ise bir işaret yeter. Akıllı insan bu sözün kıymetini iyi anlar bulur. Bu örnek taneden ambarı, izden eseri bulmak gibidir. Bu söz; henüz çocuk anlayışında kalmış insana, bir bakıştır bir görüştür, bir başka gıdadır, bir yöndür ve bir yoldur verir.!
Hz pir ; '' Ana karnındaki çocuğa birisi dese ki: Dışarıda pek güzel bir alem var, nice nimetler, dağlar, denizler, ovalar, bostanlar, bağlar, çayırlar, ışıldayan bir gökyüzü, güneş, ay ışığı, yüzlerce süha yıldızı... Bağlar bahçeler gelin gibi süslenmek te, bezenmek te , o alemdeki şaşılacak şeyler anlatılamaz ki, sen neden bu kapkaranlık yerde mihnetler içindesin? Bu daracık yerde kan ile beslenmektesin. Çocuk kendi haline bakıp bunları reddeder; bu elçilikten yüz çevirir, inkara düşer.''
İşte dünyadaki insanların çoğunun anlayışı bu çocuk aklının anlayışına benzer. Ancak bu izafi kalıbların dışına çıkabilmek bir marifettir. O yüzden insanın kabiliyetini geliştirmesi istenir. Buda ancak anlayış ve ayırt edişlerle olur. Kabiliyetler ise anlayışlarla artar. İnsana Allah bu hassayı vermiştir. İnsan yeterki talep etsin istesin... Anlayışlar aydınlık gibidir. Cahili karanlıktan çıkarır. Bir bakış ve görüşe insanı getirir.
Yine Hz pir ; ''Bir Hak dostu öbür alemden bahsetse deseki bu dünya kapkaranlık, dapdaracık bir kuyudur, bu kuyunun dışında hakiki bir alem var dedi mi, bu söz onların hiç birinin kulağına girmez; çünkü bu dünya tamahı, kuvvetli ve büyük bir perdedir.( O kuyuya inanmış dalmıştır ) Hırs, kulağa bir şey duyurmaz. Garez gözü kapar; insana bir şey anlatmaz. Tamah o aleme ait sözleri ona duyurmaz.!''
Lokman olmak daha dünyada iken mana alemini görmek yaşamaktır. Gayba inanmaktır. Bir umman olan Lokmanlıktan, bir damlaya talipse insan ; güzel mana bulması yahut güzel mana olması ondan istenir. İşte buda lokman olmak demektir. Şimdi anlayışı görüşü ve yaşayışı lokmadan lokmana gelmiş Ariflerin sözleri; gözlüye gizli kalmaz mış. Ancak körlere gizli kalır:
Nazİminin ;
Kimseyi dil-teng-i âzâr etme, sultanlık budur
Kalb-i mürri tahtgâh eyle Süleyman' lık budur
Gerçi her bir derde vardır bir tabîb-i çâresâz
Nabz-gîr-i kalb-i mahzûn ol ki, lokman' lık budur'
Ṣâir Nazîm ks
AÇIKLAMA: Gönlü dertli, sıkıntılı kimseyi azarlayıp kırma sultanlık budur. Bir karıncanın kalbine kur tahtını Süleymanlık budur. Gerçi her dert için çare olacak bir tabip bulunabilir ama ,Sen kalbi mahzun kişilere nasıl davranacağını bil, onlara deva ol ki Lokmanlık budur.)
Niyazi Mısri ks den ;
Kesret‐i emvâca bakma cümle bir deryâ dürür,
Her ne mevci kim görürsün bahr‐ı ummân andadır.
Vahdeti kesrette bulmak,kesreti vahdette hem,
Bir ilimdir ol ki kamu ilm‐ü irfân andadır.
Niyazi Mısri ks
ŞERH: Çokluğun dalgalarına bakma hepsi bir deryâdır. Her ne dalga görürsen okyanus ondadır.
Birliği çoklukta bulmak, çokluğu birlikte beraber, Bir ilimdir ki bu ; bütün ilim ve irfân ondadır.!
Her şeye mahlûk gözüyle baksan ol mahlûk olur,
Hak gözüyle bak ki bî-şek nûr-i Yezdân andadır.
Niyazi Mısri ks
“
AÇIKLAMA: Hakk gözüyle bak ki şüphesiz Allah Teâlâ’nın nûru ondadır. Eğer göz nuru basirete tâbi olursa “Nûr-i Yezdan ondadır.” Murat edilen eşyada olanlar ilâhî isimlerdir. Gözlüye gizli olmaz dedikleri budur. Yani göz, basirete tabi ve basireti Allah Teâlâ’nın nuru ile münevver olan basiret sahipleri varlıklara tayin olan ilâhî isimleri görür.” Allah, göklerin ve yerin nurudur…”
Hz Yunus şöyle ifade eder.
Az bakmağıl sen çoğa
çün dost içinden doğa
Varluğın saygıl yoğa
bunca ne haber gerek
Yunus Emre ks
AÇIKLAMA: Çoğa bakma, çokluğu hiç görme ki içinden sevgili görünsün. Uzun sözün kısası, varlığını yok say ki gerçeğe eresin.
Sen seni elden bırak,dost yüzine sensüz bak
Mansûr'layın Ene'l-Hak ,dahi sebükbar gerek
İşit işit key işit ,dost katına sensüz git
Dosta gidene önden ,kendüsüz sefer gerek
Yunus Emre ks
AÇIKLAMA : Kendini aradan çıkar, Sevgiliye sensiz bak. “Ben Hakk’ım”diyen Mansûr gibi benlik yükünü atıp Hakk’a gitmek gerek. Hakk’ın katına sensiz git. Dosta ancak kendinsiz gidilebilir.Kendini atmadıkça Dosta eremezsin. Allah anlayışımızı arttırsın . Amin
Ravza ZEYBEK
Bir Bayrama Uyanmak
Eyüphan KAYA
Cuma Hutbemizin konusu; Veda Hutbesi
Seyfettin BUDAK
Görünmek mi, var olmak mı?
Adnan ÖZ
Türk futbolu böyle yö-ne-ti-le-mez!
Songül KARAMAN
Geçmişten Günümüze Ramazan Gelenekler
Nihat Güç
İsrail-ABD, İran Ve Biz
Özlem Gürbüz
Çocukların Dilinde Mekke Sevgisi
Hamdi TEMEL
Oruç: Hücrelerimizi Yenileyen İlahi Sistem
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Problem Çözmenin Önemi
Halil MERT
Şehirler medeniyetin merkezi mi, suç kaynağı ve alanı mı?
Fatih ORUÇ
II. Körfez savaşı veya ABD-IRAK savaşı
Mehmet BOZKURT
İran Yalnızlaşırken, Ortadoğu Yanıyor!
Mehmet Nuri BİNGÖL
ABD, İran, Vekâlet Savaşları ve Caydırıcılık Meselesi
Levent ERTEKİN
Karatüre Üzerinden Kültürel Restorasyon (3)
Aydın BENLİ
İran’a saldırı, bölgeye saldırıdır!
Aydan KURT
Oyunlar…
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Z kuşağı daha az zeki mi, yoksa daha fazla yorgun mu?
Fatma Saçak Akbulut
Sevmek
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 76
İsa ÇOLAKER
Şiirin Gürültülü Sessizliği
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Bülent ERTEKİN
EŞKİYA DÜNYAYA HÜKÜMDAR OLMAZ
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Recep YAZGAN
Beyaz leke gösterir…
Hasan KARADEMİR
HALK (!) PARTİSİ
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SUS GÖNLÜM!
Gülay ÇETKİN
Denizli milli eğitimde usulsüz lojman mı tahsis edildi?
Ahmet DÜZGÜN
Bir Oy Vermenin Değeri
Ahmet SAĞLAM
İNANMAK
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Adnan İPEKDAL
Ne Vereyim Abime, Biraz Sokak Kültürü Alır mısınız?
Vehbi KARA
İnsan Çok Zalim Ve Çok Cahildir
Servet ZEYREK
Dünden Bugüne Çarşamba'da Eğitim
Özhan KIZILTAN
İyi Polis ve Kötü Polisten Sonra Mason Polis Tartışması
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Cevahir AYDIN
El alem Jürisinin Sahte Kürsüsü
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Ahmet Eren KURT
Sessizlik Bazen Bir Tercih Değil, Son Çaredir
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Hüseyin KURT
Telekonferansın Ardındaki Gerçek: Büyük Kürdistan’ın Güncel Senaryosu
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Mesut CİHAT
Allah'ın Zatı ve Subuti Sıfatları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Batuhan ŞUORUÇ
Şıracılar
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Murat GÜLŞAN
Türk Milliyetçisinin Vicdan Muhasebesi
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Memiş OKUYUCU
Zübeyir Yetik’in Ardından…
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)