Hiç bir zaman işitme, görmeye benzemez. Görmeye göre işitmek eksiktir. İşitmeye nispetle görmek ise tam ve doğrudur. Akıl burada karar kılar. Kimse görmek varken dinlemekle yetinmez. Kimi insan bilmekten kimi görmekten huzur bulur. .
Nihayetinde bu görmek ve işitmekte insandaki uzuvların varlığı ve vesilesi ile olur. Gerçek o zaman ortaya çıkar.
Bu iki örnek yani görmek ve işitmek, kişinin hangi uzvuyla meseleye baktığına göre değişik halk arz eder. Buda kişinin mertebesini gösterir. Yani kişinin beden gözü ve can gözü ile bakışına görüşüne göre değişir.
Anlatılmak istenen başımızın üzerinde nasıl ki görünen kesif uzuvlar mevcutsa latif olan canda dahi görünmez latif uzuvlar mevcuttur. Her ikisinin uzuvları kendi bulundukları alem unsurların dan yaratıldığı gibi gıdası, görüşü ve hayatı vardır.
Bu uzuvların birbiri ile görünmez bağı vardır. Birinin tarifi yapılır gösterilir lakin diğerinin yapılamaz gösterilemez. İnsandaki kulağın, göz tabiatını kazması kulakların, göz kesilmesi buna benzer.
İşte her iki varlığın uzuvlarının anlayışları, duyuşları, görüşleri unsurları yani madenine göre olur. Canın gözü, kulağı, aklı ile başın gözü, kulağı ve aklının, görmesi, bilmesi işitmesi farklı farklıdır. Buna farkı fark da denir. Farklar burada başlar. Baş gözüyle görünene dünya gözüyle görünen denildiği gibi .,duyulana da, dünya kulağıyla duyulan denir.Bunun gibi Can gözüyle, görünene de gayb gözüyle görünen ve duyulanda denir.
İnsandan istenen ,can gözüyle görmesi, can kulağıyla duyması ve aklıyla bilmesi meselelere öyle bakması kısaca her tarafının göz ve gönül haline gelmesidir. Bu emanet, Allahın istidatince herkese verdiği ancak insanın bir türlü fark edemediği varlığımızın mukaddes bir özelliğidir. İnsan isterse çabalarsa dünyada iken bu bilgiye ve görüşe sahib olur. İnanan inanmayan herkes ölümden sonraki hayatta, Allah'ın insana verdiği bu mukaddes özelikte olan uzuvları ile alemlerin unsurlarında yaratılmış vaadlere göre ölümsüz hayat yaşar.
Bu baş gözü ile can gözünün mücadelesi, görüşler şeklinde olduğu gibi, başta ki akl ile candaki aklın savaşı da anlayışlar içinde olur. Diğer uzuvlarında savaşı özelliklerine göredir. Kesif ve latif olan uzuvların kendi içlerinde ve aralarında dahi bu farklılıklar devam eder. Bu farklılar ulvi ve suflilik yönündendir. Tüm mesele alçalmak ve yükselmekle ilgilidir.
Can ve beden uzuvlarının anlayışları birbirine zıttır. Ancak bu zıtlığın sulhu imanla olur. İmansa dışarıda gayesiz boş gezen aklın bir emr veya memur bir melekle ait olduğu başa yani yere yeniden gelmesiyle veya getirilmesi ile başlar. Bu savaşın galibi en nihaye can aklı ve gözüdür. Can gözü ile görmek insanı bulunduğu alemin arifi yaptığı gibi bilgisi ilede marifet sahibi yapar, o marifette insanı asla yani kaynağa çeker götürür. Baş gözü de aynı böyledir insanı kendi kaynağına tabiatına çeker götürür.
Yani baş gözü insanı tabiat bilgisine sahib kılar..
İnsan hangi alemde ve şekilde olursa olsun var oldukça onda kaybolmayacak tek şeyi can gözü yani ruh gözüdür. O göz devamlı süretsiz gelişir ve büyür. Ve ona ait bilmediğimiz görmediğimiz diğer mukaddes asli uzuvları da öyledir.
Ademdeki uzuvların unsurları, zati o özün, gözün sözünden ibaret olduğu gibi onun nişanlarını taşır. Herkes bedeni görür ama kendinde bulunan emaneti yani canı ve aklını göremez gösteremez. Ancak can ve akıl, eserleri ile görünür varlığı anlaşılır. İnsan ve alem de ki var oluşlar hep böyledir. Sende eserinle tanınırsın . Her iki göz, kendine tesir edenin esiridir. Tesirlerine göre yön bulur hareket eder. Sen sana tesir edenin kim olduğunu ara bul bil ..
Baş gözü ile can gözü arasında yol ayrımı burada başlar. İnkar ve iman burada doğar. Çünkü her ikisi kendi gördüğüne inanır. Biri gördüğü tabiata …diğeri doğduğu veya doğacak olduğu rahime yani gaybe . Gayb bi nevi gelecek demektir. Gaybe, varlığı akıl gibi can gibi şüphe edilmeyen ama gözle görünmeyen mechul de denir.
Şimdilik sana bu mechul yani gayb dünyada hayal gibi görünür, yani bu hal bir meselle anne karnında doğmadan önceki bebeğin doğduktan sonra dünyadaki durumu gibidir. Burada görüş can gözünün görüşüdür Anlayışı canın anlayışıdır. her anlayış kendi gaybin de irtifa alır sürer gider.
Terakki eder. Yarın doğmadan önceki günü bugün görmek gibidir.
Baş gözü doğduğu dünya günü ve güneşini görür..
Can gözü ise hakiki günü ve güneşini görür.
Baş gözü ile can gözü arasındaki fark, eserleri veya aklı görmekle başlar. Eseri görmek başka aklı görmek başka bir şeydir. Aklı görebilme hassası marifettir. Aklı görenler ,canı, cananı ruhu manayı maksadı arar anlar hakkın inayetiyle görürler. Biri atomun alt parçacıklarını bulur diğeri kudreti ve onu yaratanı bulur...
Baş gözüyle görünenler ,artık gözle görünmeyecek bir sınıra geldiğinde artık daha göremez. Çünkü bu son nokta gaybin başladığı yer yani sınırdır. Baş gözü burada biter. Can gözü devreye girer çünkü can gözünün bidayeti burada başlar. Nasıl başlamasın onun tabiatı oradadır gıdası hayatı unsurları oradan yaratılmıştır, oradan gelmiş yurduna dönmüştür. Ancak gözü can gözü haline gelmiş olan, her iki alemi de görür. Can gözü hakkın emriyle maddeyi ve manayı da alemleri de aşar geçer.
Sevgilin kimse neyse vasıflarını kulaktan duymak güzeldir ama sevgiliyi görmek bambaşka bir şey demişlerdir. O bambaşka şey ise aklın şaştığı bilmediği bir hal ve heyecanla olur, dile gelmez hayranlıkla artar. O an baş gözü kimseyi görmez yani gayb olur, ortaya hakikat aşk yada ateş gibi ortaya çıkar. Sonrada hangisinden geldiyse insan oraya kavuşur. İyiysen, ebedi huzur, tali mutluluğun unsurların yani nur sıfatların olduğu denizine geri dönersin. Yani halk tabiriyle ruh gibi olursun…
Yahut da tam aksi olursun.
Hani övgüyle vasıfları anlatılan güzel sevgiliyi duyunca hayal eder durursun ..Sadece sevgili için mi bu hayal böyle.. hayır her şey için bu ölçü böyle.. Ama tüm bu bilgilerden maksad gerceğe yani vahdete birlik kaynağına ermektir. Sevdiğin neyse o şeye kavuşmak senin amacındır. Neysen ona kavuşursun. Senin bir varlığa, paraya mala mülke kavuşma hayalinden bile elin ayağın titriyor heyecanlanıyorsun buda ona karşı iştiyakin yani o güzele dünürcü olman, mizancılığındır senin. Debelen, ellerini çırp, ayaklarını yere vur… ağla sızla birazda sana o sütten versinler . Mizancın oluşsun.
Olur, olmaz deme hayaldeki sevgili aniden görünürse, aklın başından çıktı gitti vesselam. Halin o andaki tavrın , istidadın, karakterin yani senin hakikatindir. Orasını bana sorma kendine sor. Yaşayan sensin gören sen. Biz ne bilelim o ikinizin arasında mahrem bir sır vesselam. Bilgiye sayıya yazıya sürete sığmayan yüce ve pak olan o ilahi mananın tarifi anlatılmaz yaşanır. Bunu ancak külli olan can gözüne ve aklına sahib olunca tadarsın.
Ama senin bu baş gözün benim gibi enek oynar. Ekmek arar, ziraat yapar, bir o yana bir buyana bakar oyalanır peşinden koşar. Akşam olunca da dünya olan annen seni yanına şefkatle cağırır gel oğlum gel der ,akşam oldu yemek yemen uyuman lazım yarın işe gideceksin der. Annenin ninnisiyle uyursun..İyice uyursun..
Sonrada annenin ninnisiyle uyurken gördüğün bu rüyadan uyanırsın can gözün o zaman doğar senin..
Baş gözü ve can gözünün görüşü , düşkün olduğu şeye göre oluşur. Baş gözü sürekli düşkün olduğu tarafı görür , can gözü ise düşkünlüğün içindeki maksadın kötümü iyimi olduğunu anlar. Kabuğun içindeki özü yani mana incilerini yakalar, biriktirir zenginleşir. Herkes düşkün olduğu şeye nispetle anılır, tanınır, bilinir. Sen neye düşkünsün baş gözün can gözün neyi arar bi kendine sor.
Baş gözünün can gözü haline gelmesi Allah vergisi lutuf ve inayet bil. Baş gözüne göre, canda, canın gözü de bir hayaldir. Can gözüne göre ise bu baş gözü is tamamen bir afettir görüşe perdedir. Can gözü bu gaflete ve cehalete eyvah der feryad eder , çocuk olan baş gözü ise can gözüne ise aman der gölge etme başka ihsan istemez der. Ama bilmez ki kendi baş gözü, canının gözüne gölgedir perdedir.
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Fatih ORUÇ
ABD’nin Vietnam Savaşı ve My Lai Katliamı
Seyfettin BUDAK
Neden Lise Yılları Unutulmaz?
Adnan ÖZ
Atanı ve tutanı kaliteli olan trabzonspor kazandı!
Songül KARAMAN
Vuslat Kapısı
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Matematik Eğitiminin Önemi
Bülent ERTEKİN
EŞKİYA DÜNYAYA HÜKÜMDAR OLMAZ
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Hamdi TEMEL
Acı Yakıyor Ama Mutlu Ediyor: Acı Biberin Şaşırtıcı Gücü
Recep YAZGAN
Beyaz leke gösterir…
Hasan KARADEMİR
HALK (!) PARTİSİ
Mehmet BOZKURT
Dünya bir utancı konuşuyor!
Özlem Gürbüz
Bilimin Sınırlarında Dolaşmak
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SUS GÖNLÜM!
Gülay ÇETKİN
Denizli milli eğitimde usulsüz lojman mı tahsis edildi?
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Kaldığımız Yerden mi, Kandırıldığımız Yerden mi Devam Edeceğiz?
Ahmet DÜZGÜN
Bir Oy Vermenin Değeri
Aydın BENLİ
Son Kale Haymana ve Memleket Onuru- Recep Tümtürk
Ahmet SAĞLAM
İNANMAK
Halil MERT
Bu Coğrafya Bizimdir
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Nihat Güç
Bir Ve Beraber Hareket Etmek Zorundayız!
Adnan İPEKDAL
Ne Vereyim Abime, Biraz Sokak Kültürü Alır mısınız?
Vehbi KARA
İnsan Çok Zalim Ve Çok Cahildir
Ravza ZEYBEK
İlim Neyi Bilmektir?
Servet ZEYREK
Dünden Bugüne Çarşamba'da Eğitim
Özhan KIZILTAN
İyi Polis ve Kötü Polisten Sonra Mason Polis Tartışması
Aydan KURT
Yorulmuyor musun?
Mehmet Nuri BİNGÖL
Sahtelerin Tasallutu
Eyüphan KAYA
İnsanlık Alemi Veda Hutbesini Arıyor
Fatma Saçak Akbulut
SEVGİ DİLİ
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Cevahir AYDIN
El alem Jürisinin Sahte Kürsüsü
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Ahmet Eren KURT
Sessizlik Bazen Bir Tercih Değil, Son Çaredir
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Hüseyin KURT
Telekonferansın Ardındaki Gerçek: Büyük Kürdistan’ın Güncel Senaryosu
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Mesut CİHAT
Allah'ın Zatı ve Subuti Sıfatları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Batuhan ŞUORUÇ
Şıracılar
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Murat GÜLŞAN
Türk Milliyetçisinin Vicdan Muhasebesi
İsa ÇOLAKER
Aşık Veysel Şiirinin Renkleri
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Memiş OKUYUCU
Zübeyir Yetik’in Ardından…
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Cahit KURBANOĞLU
Nefis nedir ve ne istiyor?
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Levent ERTEKİN
Fakir Halkın Bağışladığı 350 Uçak
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)