Gelecek şimdilik bize yokluk yani yok gibi gözüküyor.
Ama geldiği zaman, bize hayal yani yok gibi görünen şey birde bakarız ki gerçek olmuştur. Yokluk şimdi bizim bilmediğimiz veya görmediğimiz gayb halinde bir zaman alemidir.
Yani bu yoktan maksad hiç zaman olmayan bir şey değildir. Kasd ettiğimiz var ancak henüz zamanı gelmemiş olan yokluktur. Hiç var olmayansa zati hiç var olmamıştır. Sözü dahi edilmez.
Çünkü onun bir adı ve sanı yani manası yoktur. Her şey bir vardan mütevellit tir. Her var olanın bir adı ve sanı vardır. Bütün adlar ve sanlar bir vardan meydana gelmiştir. Bizim bahse konumuz olan yokluk ise adı ve sanı olan '''gelecek yani yokluk'' dur. Ümidler hep bu bu yokluktan gizli bir elle doğar ve gelir.
Ufkumuzu biraz daha açarsak düşünürsek sadace ümidlerin değil her şeyin oradan yani yokluktan gelmekte olduğunu anlarız. İnsan ister inkar etsin ister etmesin hepsi de ondan bir şey istemekte beklemektedir. Yokluk işleri şimdilik insana sırdır ama insanda bunun emareleri sürekli görünür durur. Devletler ve insanlar sonraki zamandan gelecek olan beklentilere göre yatırım yapar ona göre yaşarlar. Yarın emekli olduğunda sahilde oturabileceği bir ev ve yer hayalini kurar. Yahut çiftçinin tarla ektikten sonra mahsulu gelecekten beklemesine benzer. Ama şimdilik bunlar onun elinde değildir. Herkes şimdi yokluktan gelecek olanı ümitle ve sabırla bekler...!
Sabırla bekleyenler de, beklediklerine göre karşılık bulurlar. Uzun bab vesselam..
Biz bilmiyoruz diye bu bilgi yok değildir. Şimdi görmüyoruz diye yarın doğmayacak yahut olmayacak değildir. Bir ilkokul talebesi bilmiyor diye bu öğretmeninde birşey bilmediği anlamına gelmez. Şimdi anne karnında olduğunu bilmeyen bir bebek zamanı geldiğinde doğmayacak değildir. Doğmadan önce doğduktan sonraki alemi bilecek de değil..
Bugün bilmiyor yahut görmüyoruz diye felekler cennet ve arş dahi yok değildir.
Körlüğün en yüksek derecesi olan şu örnek insanın cahilliğinin boyutunu nedenli büyük olduğunu bize çok güzel anlatıyor. Anne karnında bir çocuğun dışarıda hayat var gerçeğine rağmen hayır demesi doğumu ve ötesine inanmaması, inkar etmesi neye yarar. Anne karnındaki aleme yapışması, kan emerek yaşamaya inanması ve bu anlayışla yetinmesi düşünmesi, insanın körlüğü cahilliği değilde nedir. Ama ne kadar böyle düşünse inansa bile nihayetinde doğuyor. Zira doğmamak elinde değildir..! Sen bilmiyor, görmüyor, inanmıyorsun diye alem tertip ve terkib üzere dönmüyor sanma.
Bu saçma sapan sanmalarına anlayışlarına da fazla aldanma..Öfke de , körlükte zati bu bilmemeler zanlardan den kaynaklanıyor.
Şimdi bize bilmediğimiz ve görmediğimiz sonraki safhaları ve anlayışları varın artık siz kıyas edin.
Dünya safhasına gelin. Sonra ahiret safhasına..
O safhadan sonraki sır safhasına kadar hayal edin. Her safhanın içinde gizli bir mana söz ve şekilden müteşekkil bir alem olduğunu da unutmayın...
Bu safhalar, ezel ve ebed arasında yaratılan ama şimdilik insana sır safhalardır. Ancak saf ve pak mukaddes düşünce ile anlaşılabilen görünebilen ve yaşanabilinen safhalardır. Suret şeklinde görünen güzel hassasiyetler den daha latif hassasiyetlere, irfana ve mana kuvvelerine yani Hakiki ve mutlak nura değin olan hicab safhalarıdır. Bu safhalar Hakkın insana ve varlığa izafi yani fani olarak verdiği ödünç aks lerden ibarettir.
Yerine gelmişken küçük bir kıyasla Kızılderililerin bir atasözü aklıma geldi ''bu topraklar atalarımızdan bize miras değildir onları çocuklarımızdan ödünç aldık '' ifadesi, ezel ile ebedin manasına çok güzel vurgu yapıyor. Zira çocuklar bugün ki babalarına geleceklerinden şimdilik ödünç verdikleri bu toprakları da nitekim gelecek olan çocuklarından yani yokluktan ödünç alacaklar..
Bu ödünçlük anlamı, sadece topraklar için değil genel olarak tüm kainatla beraber insanın varlığı için geçerli bir kavramdır. Ezel ve ebedin, varlığa izafi, itibari, yahut geçici verilen değerlerinin yanında birde insana verdiği mukaddes ve baki değerler vardır. Ki biz ona Hakkın kendinden ödünç olarak insana verdiği kutsal ve akdes değerler diyoruz. Yaşadığımız hayat ve evren işte bu izafi itibari ve geçici olarak insana verilen değerlerle kaim oluyor..
Bu döngü kaynağına varıncaya dek devam eder. Bu ödünçlük hiç bir zaman tamamıyla insanın sonuna kadar sahib olamayacağı bir emanetten ibarettir. Yani emanet sahibine aittir. Ama neden insan borcunu unutmuş bilakis kendini alacaklı zan ediyor. Ademin manası hiç bir şeyi olmayan sonradan yaratılan var gibi görünen ama yokluktan ibaret olan bir varlık anlamını taşır..
Ama Yoklukta bir sır saklıdır.
Ama insanlık sahib olamayacağı bu ödünç verilen bu kimliği ve varlığı unutuyor hırsları ve çıkarları uğruna azgınlık içinde. Çocukça bencillik firavunluk iddiasında.
Yaşadığı toprağa ve varlığa yapışıyor .Kimseyle paylaşmıyor ,cimrilik yapıyor. Bu cimrilik cömertliğin zıddına açılmış bir savaş şeklinde zuhur ediyor.
Alem zıdlıkların tezahüründen ibarettir anlamı imtihan meydanıdır.
Bu zıdlıklar sınama maksadlı,insana kendi gibi ödünç verilen izafi ve itibari manalardır. İmtihan gayretleri yani vasıtalarıdır. Bizden istenen Hak tarafından sevilen vasıflarda olmamız, buna mukabil çirkin azgın fena vasıf ve taraftan uzak olmak ve karşısında durmamız isteniyor..
Bu ezel ve ebedin sırrı, döngünün zuhuru ile ortaya çıkıyor. Taki bu zuhur ediş, sonsuzluğa dek süren hayatın kaynağına varana dek süren ilahi bir döngüden ibaret. Hayatın başladığı yere sonundan verilen bir cevab gibidir. İkisinin de aslında aynı manaya geldiğinin birbirini tamamladığını akıllı insana veriyor. Bu iki döngünün, aslında bir den ''TEVHİD' den '' yani aynı şeyden kaynaklandığını, Hak, insanoğluna gizli bir şekilde ses ve imalarla veriyor..
Kusurlu bir teşbihle, bu meseleyi anlamak ,kendi kendine soru sorup, cevabını kendin vermene benziyor. Bu çatışma sürekli kemale erene dek yani en doğruyu mükemmeli bulana dek sürüyor. İşte insandaki bu tefekkür ve mürakabe hali marifetin başladığı yerdir. Tüm soruların karşılığı bir cevapta bulmaksa bilginin tam yani ekmel noktasıdır. Burada varlık unsurları artık yoktur. Öyle bir cevab verin ki yahut bulun ki artık soru kalmasın sorulmasın. Her şeyin cevabı olsun. Ortada sadece cevab olsun..
Ezel ve ebed isim aynalarının yüz yüze oluşu ve duruşundan aralarında izafi zaman ,mekan ve hayat meydana gelir .Biz varlık aleminde buna yansıma ve akisler de diyoruz. Bu akis ve yansımalar biri varlık gibi diğeri yokluk şeklindedir. Bir teşbihle geceleyin ışığı güneşten alan ayın gölün yüzünde görünmesi gibidir. Aksine bakışla göldeki aydan, gökteki aya oradan yüksek felek güneşine ve nihayet ışığını aldığı kaynağa ve arşın nuruna kadar olan safhalardır.
Zaman dediğimiz mefhum zati, izafi ve itibari yani fani varlıklara verilen, elle tutulmayan gözle görülmeyen ancak fark edilebilen izafi bir yokluk yani bir mühlettir. Bu mühlet ve zamanın içinde yaşayanlar ise varlıklardır. Başladığınız yere sürekli yeni gelmeniz..
Önceden çokca gördüğünüz fakat gafletimiz sebebiyle bir türlü fark edemediğimiz kıymet bilmediğimiz değerlerin anlaşılması yani hatırlatılması içindir.
Bu insana verilen izafi ödünç emanetin hatırlamakla unutmamakla alakası yani cinsi bir bağı vardır. Ödünç veren insan dahi olsa zamanı geldiğince emanetini ister. İadesinin karşılığının verilmesi biçimi ise çeşitli söz fiil ve şekillerle müteşekkir olup olmama şekli suretini ortaya çıkarır. Bu bağı farkı nisbetin de insanın aklı ve gözleri başka bir şekilde doğar görür Bu doğuşa hidayet yahut gönül aydınlığı denir..Bağı arttırdığınız ve ihlaslı vefa gösterdiğiniz nispette de misli misli görülmemiş lutuflar sizin anlayışınızı ,marifetinizi ve imanınızı yakinleştirir.
Dilerim rabbim azaltmasın arttırsın, çoğaltsın..
Songül KARAMAN
ALLAH DER
Hüseyin KURT
Yaşar Doğu’dan Astorya’ya
Seyfettin BUDAK
Dağları Kurtaranlar, Evlerini Kaybedenler
Halil MERT
Tarihsel Gerçeklik: İran’da Türk Hâkimiyeti…
Adnan ÖZ
Samsunspor ve mircea lucescu’nun ardından!
Mehmet BOZKURT
Tarih Konuşuyor, Alınacak Dersler Var! - 1
Recep YAZGAN
Bugün öğretmenler eylemde mi tatilde mi!
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Ömer Naci Yılmaz
Erbakan ve Teknoloji
Eyüphan KAYA
Veda Hutbesi insanlık için bir kurtuluş reçetesidir
Aydın BENLİ
Cengiz Zor “Aile Çökerse Devlet Ayakta Kalamaz” Diyor
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Bülent ERTEKİN
Engel Bedenlerde Değil, Vicdanlarda Başlar!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
Hakikatı hatırlayış ve öze dönüş!
Ahmet SAĞLAM
Mümin mi, Müslüman mı!
Cevahir AYDIN
Hareketsizliğin Makyajı: Şikâyet
Nihat Güç
ABD-İsrail Ve İran Savaşı
Özlem Gürbüz
Helallik Meselesi
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Mesut CİHAT
İmamoğlu'nu Özel'e, Özel'i Belediyelerine Vursan
Ahmet DÜZGÜN
Fabrika Ayarlarına Dönüş
Hamdi TEMEL
Sarı Kantaron: Gelenekten Bilime Uzanan Şifa Bitkisi
Aydan KURT
ÇOK FAZLA ANLAM YÜKLEMEYİN...Part 3 (The End)
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Mehmet Nuri BİNGÖL
Üstad Said Nursi Vefat Etti Ama Eserleri Asırları Parlatıyor
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Gülay ÇETKİN
Özgürlük Vaad Ediyoruz; Aslında Öyle Değil, Çok Kolay
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
İsa ÇOLAKER
Kitap Okurunun Hakları
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Hasan KARADEMİR
HALK (!) PARTİSİ
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Adnan İPEKDAL
Ne Vereyim Abime, Biraz Sokak Kültürü Alır mısınız?
Vehbi KARA
İnsan Çok Zalim Ve Çok Cahildir
Servet ZEYREK
Dünden Bugüne Çarşamba'da Eğitim
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Ahmet Eren KURT
Sessizlik Bazen Bir Tercih Değil, Son Çaredir
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Murat GÜLŞAN
Türk Milliyetçisinin Vicdan Muhasebesi
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Memiş OKUYUCU
Zübeyir Yetik’in Ardından…
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)