Vazifesini yapan her insan huzurlu ve mutludur. Yapmayan insana gelince tam aksi huzursuz ve mutsuzdur. Huzursuzluk hissi, ademi fıtrata ve bedenin tabiatına aykırı olan iş ve hallerde olur. Ademi fıtrat ile tabiatın unsurlarının huzur anlayışı çok farklıdır. Nefs, huzuru tabiatın unsurlarından alır ve bulur. Ruh ise huzuru hakikatin unsurlarından alır yahut bulur. Kısaca nefs, huzuru tabiatın huzurundan bulur. Ruh ise huzuru hakikatin huzurunda bulur. Nefsimiz yani bedenimiz arzu ettiği şeylere ulaştığı zaman huzurlu ve mutlu olur. Buna mukabil ruhumuzda arzu ettiği şeylere ulaşınca huzurlu ve mutlu olur. Hak işlerininn çoğu aksine işlerdendir.
Nefsin huzuru çok kısadır ruhun huzuru ise hüviyeti gereği ebedidir. Nefsin huzuru ile ruhun huzuru asla kıyaslanamaz. Bu iki algılayış ve yaşayış biçimlerinin manaları birbirine tamamen zıd kavramlardır. Biri aldatıcı diğeri ise Hakikidir .Biri sahte diğeri gerçektir.Sahte altın ile gerçek altın arasındaki fark gibidir. Bozdurmaya gittiğinde aklın başına gelir. Nefsin huzuru huzur değildir. Bilakis huzur elbisesi içinde görünen sahte bir afsundur. Bu afsun onu ateşe çeker. Ruhun huzuru ise kalb ferahlığı verir insanı hazretlere ve nura doğru çeker..
Bedenin ve nefsin huzursuzluğu, ruhunun bedeni huzura çağırmasından kaynaklanır. Bedenin ,ruhun fıtratına aykırı hareket ve işlerde olması, vazifesini yapmaması dolayısıyla içte, sebebi bilinmeyen sıkıntı doğurur. Bu doğanlar ulvi hisler (melekler) insanı sürekli rahatsız eden akdes değerlerdir.Bu nedenle insanda hüzün hali südur eder. İşte ruhun insana seslenişi bu çeşit ulvi ve akdes hislerledir. Ama nefs bu hislerden rahatsız olur. Çareyi ondan kaçmakla bulur malayani şeylerle meşgul etmekle ondan kurtulacağını zan eder. Sinemaya meyhaneye gider. Akıllı akıl inceldikce incelir, ruhun, vicdanın sessiz sesini dinler duyar.. Çünkü onun içinde gizli hikmetler vardır..
Genel olarak huzursuzluk hissi rahmani ve şeytanidir. Nefsin huzur hali Ruhun huzursuzluğuna sebeb olur. Ruhun huzuru ise nefsin rahatsızlığına sebeb olur. Yani onu huzursuz eder. İşte insan hakikatte bu paradokslar içinde sınanır. Bu paradoks insanın suret ve siret sandığıdır.. Yahut bu paradoksa insanın suretinin sandığıda denir.
Ruhun insanı huzura çağirması ahdine dönmesi yaratanın huzuruna varması içindir. Bu ise nefsi rahatsız eder. İsyana kadar götürür. Nefsin insanı tabiata çağırmasıda ruhu huzursuz eder. Çünkü hakkın huzurundan çamurun huzuruna gitmek istemez. Hakikatte huzur Hak indinde dir. İşte tam huzur bu ruhtur..Yada tam aksine, ruh bu tam huzurdur.
Mahzurlu olmak huzurda bulunmaya mani işler de ve şeylerdedir. Huzuru bozan şeylerden uzak durmak her insanı ferahlatır. Hakiki huzura mani olan her şey mahzurludur. Mahzur huzurlu olmaya engeldir. O yüzden huzura mahzurlu olanlar kolay kolay alınmaz. Telafi edilecek mahzurlu haller olduğu gibi insanın telafi edemeyeceği elinde olmayan mahzurlu halleri de mevcuttur. Bu hal takdir bağı ile ilgilidir. Kurtuluşu ahde misake bağlıdır. Düğümü kim bağladıysa yine o çözer. Ama telafisi mümkün olan mahzurlu hallerden inanan herkesin tez kurtulması umulur istenir çünkü farzdır.
Fıtratı gereği insanın huzurlu olması, huzurda bulunduğunun işaretini taşır ,arif olana ise bunun nişanını verir. Nişanlar ariflerin yol hurileridir. Ol nişanlardan hazrete varırlar. Hazrete ulaşmak ancak yanıltıcı olan huzurdan uzaklaşmak hakiki huzuru aramakla başlar. Hakiki huzur insanı hazret haline getirir yahut hazrete götürür..
Huzur olan yerde gurbet olmaz. Huzur ,hazretlerin manasını taşıyan bir mahaldir. Hazret ,ilahi huzurda olanlara verilen mukaddes bir elbise yahut huydur. İşte bu pak hazretler huzur bağları ile insanı kendine görünmez bir iple çeker. Hazretler bazan insanda bazan da doğru mana ve sözler halinde bulunur. Peygamberler ,pirler velileri, hepsi bir hazrettedir yada hazrettir. O makamdan insanlığı Hakka davet eder..
İnsan doğru taraftaysa doğru yerde ve sözde ise huzur olur bulur ,yalan yerde ve sözde ise huzur bulmaz ve olmaz. Huzur doğru sözden olur. Hazretler doğru ve hakiki sözlerle insanı kendine çekerler buda insanlara huzur verir. Çünkü kalbte yalan sözler rahat vermez huzur vermez..Huzur içimizde olduğunda yani biz huzurlu isek ancak o zaman dışımıza huzur verebiliriz. Yoksa veremeyiz. Sevgi içimizde olduğu zaman dışa vururuz ancak verebiliriz huzurda böyledir.Örneği siz çogaltın. Huzuru, hazreti, mahzuru iyi bilmek her mümine farzdır. Çünkü Hazretlerin tek sahibi olan hazreti huzura ulaşmak için bu şarttır.
İnsanlar sevdiklerinin yanında ancak huzur bulurlar. Bu sebeble insan ,kavgadan cedelden inattan boş ve malayani işlerden kaçıp önce huzuru araması bulmaya çalışmalıdır Fıtri ve hakiki huzuru istemek ve aramak gizli bir lütuftur. Fakat huzurlu olan ve huzur veren insan pek nadir bulunur. Onları aramak bulmak dostluğun şanındandır. İnsan ancak sevdiği huzur bulduğu yerde karar kılar yoksa dur durak bilmez ta ki huzuru bulana dek bu arayış ve bekleyiş ölene dek öldükten sonraya kadar sürer. Herşey neye layıksa ona kavuşur.
Hazret sözlükte “yakında ve yanında olmak, önünde bulunmak” anlamına gelir. Alimler hazret hakkında farklı farklı görüş ve mana verenlerde vardır. Huzur hali, hazretlerin mazhar yeridir. Hazretlerin kaynağı ise Hazaratül kudrettir. Arabiye göre kâinattaki bütün kudretler ilâhî kudretin tecellî ve zuhûr mahalleridir. Diğer ilâhî hakikatlerden farklı olan ilâhî kudret, bütün mazhar ve tecellileriyle birlikte bir hazret (bir varlık alanı, bir makam) oluşturur ve buna “hazretü’l-kudret” denir.
Allah’ın her sıfatı, her ismi ve her fiili bir hazret meydana getirdiği gibi belli bir sıfatın, ismin ve fiilin her bir tecellisine de hazret denir. Buna göre Allah’ın sıfat, isim ve fiillerinin sayısı kadar, diğer bir ifadeyle sonsuz sayıda hazretler (hazarât) vardır. Zira Allah’ın tecellilerinin sonu yoktur.
Ehli sünnetin alimleri ve sufilere göre alemin oluşumunu sudûr ve tecellî düşüncesine göre açıklayan sûfîlere göre varlıklar Allah’tan zuhûr etmek suretiyle derece derece O’ n dan uzaklaşarak ve aşağıya inerek meydana gelir. Bu durum “tenezzülât” sözüyle ifade edilir. Allah’a ulaşmak isteyen yolcu, aynı yoldan bu tenezzülâtı teker teker aşarak yukarıya doğru çıkmak zorundadır. İşte bu çıkışlara da “hazarât” denir.
Hazretin her basamağında gaip olan bir durum hazır, ötedeki bir makam beride, uzaktaki bir hal yakında olur. Bilinmeyen şeylerin bilindiği, görünmeyenlerin göründüğü, yani gaiplerin hazır hale geldiği bu mertebelere de hazret denilmiştir. Bir sâlik bu hazretler den ne kadar çoğunu kat ederse mânevî derecesi o kadar yükselir ve kutsiyet kazanır. Özetle Hazret ,pek çok makamı aşarak en yüksek hazrete, ilâhî huzura çıkan ve kutsiyet kazanan şahsiyet” anlamına gelir.
Huzura hazır hale gelmek ,bir teşbihle namaz için düzgün abdest almak gibidir. Derin anlamlardan yüzey anlama gelmek gerekirse insanın ,aldatıcı huzurdan kaçınıp hakiki huzura hazır hale gelmesi kendini getirmesi istenir. Kimi zaman insan huzuru duada kimi zaman tefekkürde ,kimi zaman , sohbette ,namazda azda olsa bulur. Ama insandan istenen sürekli huzurda olduğunun bilincine varması ermesidir. Tuvalette hayırda ve şerde her nerede olursa olsun bu bilinç ve şuur imandır.
Hep onun huzurunda olunduğunun farkında olmasıdır.Bu bilincte olduğunda insan ancak huzuru arar bulur. Bir teşbihle çocuğun babasının elini tutması bırakmaması ona güvenmesi gibidir. Çünkü onun bir sahibi ,koruyanı, gözeteni babasıdır.Tam huzur tam güvenin karşılığıdır. Ki ona hakiki iman da denir.. Dünyadaki en büyük servet işte bu huzurdur. Kalpler ancak Allah'ı anmakla huzur bulur. Rad-27 Kalb huzur bulduğunda ruhun huzuru orada başlar. Sonrası bize gayb.
Huzur sahibi olanlara ne mutlu..
Songül KARAMAN
ALLAH DER
Hüseyin KURT
Yaşar Doğu’dan Astorya’ya
Seyfettin BUDAK
Dağları Kurtaranlar, Evlerini Kaybedenler
Halil MERT
Tarihsel Gerçeklik: İran’da Türk Hâkimiyeti…
Adnan ÖZ
Samsunspor ve mircea lucescu’nun ardından!
Mehmet BOZKURT
Tarih Konuşuyor, Alınacak Dersler Var! - 1
Recep YAZGAN
Bugün öğretmenler eylemde mi tatilde mi!
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Ömer Naci Yılmaz
Erbakan ve Teknoloji
Eyüphan KAYA
Veda Hutbesi insanlık için bir kurtuluş reçetesidir
Aydın BENLİ
Cengiz Zor “Aile Çökerse Devlet Ayakta Kalamaz” Diyor
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Bülent ERTEKİN
Engel Bedenlerde Değil, Vicdanlarda Başlar!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
Hakikatı hatırlayış ve öze dönüş!
Ahmet SAĞLAM
Mümin mi, Müslüman mı!
Cevahir AYDIN
Hareketsizliğin Makyajı: Şikâyet
Nihat Güç
ABD-İsrail Ve İran Savaşı
Özlem Gürbüz
Helallik Meselesi
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Mesut CİHAT
İmamoğlu'nu Özel'e, Özel'i Belediyelerine Vursan
Ahmet DÜZGÜN
Fabrika Ayarlarına Dönüş
Hamdi TEMEL
Sarı Kantaron: Gelenekten Bilime Uzanan Şifa Bitkisi
Aydan KURT
ÇOK FAZLA ANLAM YÜKLEMEYİN...Part 3 (The End)
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Mehmet Nuri BİNGÖL
Üstad Said Nursi Vefat Etti Ama Eserleri Asırları Parlatıyor
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Gülay ÇETKİN
Özgürlük Vaad Ediyoruz; Aslında Öyle Değil, Çok Kolay
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
İsa ÇOLAKER
Kitap Okurunun Hakları
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Hasan KARADEMİR
HALK (!) PARTİSİ
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Adnan İPEKDAL
Ne Vereyim Abime, Biraz Sokak Kültürü Alır mısınız?
Vehbi KARA
İnsan Çok Zalim Ve Çok Cahildir
Servet ZEYREK
Dünden Bugüne Çarşamba'da Eğitim
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Ahmet Eren KURT
Sessizlik Bazen Bir Tercih Değil, Son Çaredir
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Murat GÜLŞAN
Türk Milliyetçisinin Vicdan Muhasebesi
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Memiş OKUYUCU
Zübeyir Yetik’in Ardından…
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)