Can bir müddet, fani beden içinde görünmez bir bağla bağlı ilahi bir nefha yani rahmani nefesdir.
Ölünce toprağa girecek olansa toprak unsurlarından yaratılan bu bedendir. Can nasıl olur da toprak altına sığar. Canın unsuru, beden gibi toprak unsurlarından olmadığından oraya sığmaz.Ama Hak dilerse başkadır. Hak işleri yani efalullah aklın ötesinde sır işlerdendir. Dilerse katre ye bir deniz sığdırır. Her can bedenini tanır nerede olduğunu bilir toprağını bulur. Ama istendiğinde toprağın özünde olur orada durur. O kabiliyettedir. Ya da izin verildiğinde özgür olur. Canın esareti yahut özgürlüğü imanı ve salih amellerin azlığı ve çokluğu birde kabul edilişiyle ilgilidir. Buda insanın manai derecelerini gösterir.Kimi ruhların özgür kimi ruhların esareti bu sebeble ilişkilidir.Velev ki hak dilenmesin..
Çünkü ‘’O rahman ve rahimdir.’’
Bu varlık ve beden kalıbları matruşkaya benzer. İçi açıldıkça açılan kat kat yapraklar gibidir İçten içe sonuna kadar gidilir oradan yokluğa varılır. İşte o yoklukta beseri gözlerle görünmez can gizlidir. Her şeyi keyfiyetsiz ihata etmiş ve kuşatmıştır. Beden kuvvetini bu can dan alır. O sebeble gölge hareketlerini yapar. Canın bedenle bağı insanın ruyası ile olan bağına benzer. Ölü gibi uyayan birinin ,uyandığı zaman kendi ruhunu başında bulmasına benzer.Binlerce koyunun içinde bir kuzunun annesini tanıması bilmesi ve bulması bunun gibidir.. Yıllarca dışarda arayıp durduğun hazinenin aslında senin havlunda gizli olması ve bulman gibidir.
Hz Mevlana bu durumu şöyle izah eder ''Haşa Allah hakkı için sen, diriyken de bu alemden dışarıda değilsin, ölüyken de..Gayb havasında bir kuş uçar ama gölgesi yere vurur. Beden, gönlün gölgesinin,gölgesinin gölgesidir. Nereden beden gönül mertebesine erişecek? Adam uyur, ruhu, güneş gibi gökyüzünde parlar. Bedense yorgan altındadır. Can, boşluklarda astar gibi gizlidir, bedense yorganın altında döner durur. Ruh, “Rabbimin emrindedir” gizlidir buyurmuştur.
Marifetin doğuşu ,beşeri bakış görüs, yaşayış ve anlayışın, can bakışı ,görüşü, yasayışı ve anlayışı haline gelmesiyle olur.Yoksa insan beşeri vasıflarla kaldıkça suretlerin ardındaki hakikati ve ahireti insan idrak edemez. Cahil ve hayvan gibi tabiata bağlanarak bir hayat sürer. Canın özelliği ebedidir ve diridir. Gaflet içindeki bedenin vasıfları geçicidir. İnsan geçici toprak yani tabiat vasıfları uğruna ,Can incisini nimetini heba eder ucuza satar yahut gülyabanilere bedavaya verir. Eğer can vasıfları idrak etse insan, bilse, farkında olsa, hemen secdeye kapanır iman eder..Can vasıfları kjitablara anlatılışa sığmaz.
Hakikat, cahillikten kemale yani can olgunluğuna doğru yaşanan bir terakki sürecidir.İnsanın maksadı budur. Kendini bilen rabbini bilir marifetine sahib olur. Ahirette insana yarayacak olan ancak canın bakışı,görüşü ve anlayışıdır.. ona göre insana ahir unsurlardan libas giyer. Bakışı ve görüşü bu dünyada kör olan Ahir alemde de yine kördür. Bu husus ayetlerle cenabı hak tarafından insana bildirilmiştir.
İnsan can ile ten; akılla şehvet, ulvî ve süflî hisleri cami ismi gereği kendinde toplayan barındıran bir varlıktır. Bir yandan Ulvî olan his ve hasletleri ile kanatlanıp yükseklere uçurmak isterken buna mukabil bedenide ait olduğu yer kabuğuna bitki gibi pençelerini geçirmiş ona dört elle sarılmış bırakmamaktadır. Bu dünyadan ayrılmak istememektedir. İşte insan bu çeşit paradoks yahut çekişler içinde kalan yaşayan bir varlıktır. Sınamak için bir kalıbla dünyaya gönderilmiştir.
Hakikatte ölü kimdir ; yaşasada canından haberi olmayan kişidir. Hakikatte Canlı kimdir canından haberi olan, can verenine yani Hakk’a muhabbeti olan kimsedir. Yani candan haberi olan kimse daha bu dünyada ikinci kez doğmuş demektir. Buna doğuşa gafletten uyanış da denir. Kimin Hakk’a karşı muhabbeti yoktur? Kendi canından haberi olmayan kimsenin işte o ölü kişidir. insanın bedeni suretten,canı ise ilahi manalardan mütevellit kuvveler bütünüdür. Bu kuvvelerin hepsini insana hak kendi özelliğinden vermiştir.İşte İnsan-i can bu candır. Ama toprak karanlıklarında esaret altında, kalan can özelliğini ve kaabiliyetlerini unutmuştur. Yüce Allah resullerini ve nebilerini bu sebeble yeryüzüne göndermiş insanı yanlız bırakmamıştır.. Ahir zaman velilerinide insanların içlerinden seçmiş aralarına koymuştur.
Hz pir Mevlana ''can'' hakkında şöyle buyurur ; ''Bil ki sen onun sanat elindesin. Gözündeki bu bağ kalktı mı sanatın sanatkarın elinde halden hale girmekte olduğunu anlarsın. Gözün varsa kendi gözünle bir bak. Hiçbir şeyden haberi olmayan bir ahmağın gözüyle bakma. Can alemi, safa denizidir; bedenin, maddî varlığın da onun köpüğü gibidir! Safa denizine bak; köpüklerden elini çek..
Duygu akla esirdir, fakat bil ki akılda ruhun yani canın esiridir. Can, aklın bağlı olan ellerini çözdü mü haline imkân bulunmayan işleri de yapar, düzer. Duygularla düşünceler, duru suyun yüzünü çer çöp gibi kaplamıştır. Bütün canlar birdir, bir yerden gelmiştir! Görünen her şey, kainatın sahibi, kainatı yaratan büyük bir varlığın bulunuşunun belirtileridir! Eğer aklın varsa, şaşı gözünü düzelt de, kainata öyle bak!..
Bir an için, altın kırıntısına benzeyen "din"i al, dilinin altına koy da, senin kendi gönlünde, kendi içinde nasıl çok kıymetli bir maden bulunduğunu gör, anla! Sende bulunan beş duygu ışığını gönül nuru ile aydınlat! Duygulan, beş vakit namaz gibi bil! Senin gönlün ise, yedi ayetten ibaret olan Fatiha Suresi'ne benzer! Her sabah, göklerden bir ses gelir; gönlünden dünya sevgisini atabilirsen, o sesi duyar, hakikat yolunun izini bulur, yol alır gidersin!
Illetlerle, nefsanî arzularla dolu olan hayvanî rühunu ona ver de sonsuz olan, hoş olan insanî rühu elde et! Beden canla gelişir, günden güne büyür; fakat can gitti mi bedene bir bak, ne hale gelir? Bedeninin ancak bir iki arşın boyu vardır; lakin canın, ta göklere ağar, gökleri dolaşır. Can düşünmeye başladı mı a yüce kişi, Bağdat’ a, Semerkant’ a dek yol, yarım adımdan ibarettir. Can, bedenin sakalına, bıyığına aldırmaz; fakat beden, can olmadıkça bir leştir, aşağılık bir şeydir.”buyurur.
Daha henüz dünyada iken Candan bakmanın anlamanın yaşamanın nasıl bir şey olduğunu öğrenmek istiyorsan küçük bir örnek vermek gerekirse 100 km süratle giden arabanı karşıdan gelen bir tırın üzerine sür.! O zaman bak sen şu canın anlayışına, görüşüne.! Can bakışı işte o an başlar devreye girer. O bakışa göre bu dünyadaki bakış görüş rahatlığı bir aldatmaca yani rüya gibidir..Nefsimiz ve arzularımız olan kötü huylar ,can gözünü kapamış yahut kör etmiştir.
Kaza başa geldi mi can gözünü ozman görürsün.O anı içindeki hali bir düşün ,hakiki heyecanı iyi anla ,gerçek korkuyu kendinden geçişi bi gör.! Heyecan candan gelir akıldan değil.Aklın hisleri uykuda ve gaflettedir. Ruya da yaşayan akıl gibidir..,can ise öyle değil.!? Can kendini hiç kimseye göstermez. Can akla kuvvet verir . Kaza anında akıldan o kuvveti alır kendi devreye girer. Can sadace akla değil tüm uzuvlara yani varlığa derecesince kuvve veren bir ilahi kuvveidr.
Canın çekilisi aklın kavrayacağı bir iş ve oluş değildir. Can gözünü açtımı o an gaybe mansub sırlar ortaya çıkar.Tenin aklı başında değildir ki kazaya akıl erdirsin canını kurtarsın ,o anı anlayabilsin mümkün müdür. Akıl canı daya dünyada yaşarken tanıyan akla denir yoksa ruyada yaşayan akıl diri canı kurtaramaz. O anı ancak can anlar ve can yaşar.! Akıl gider. İşte o an, candan bakış ve candan görüş başlar.
Candan görüş hakikatin ilk başlangıcıdır. Her iki alemide görür . Candan bakış, görüş ve yaşayış işte böyle bir şeydir.. Yani yaşanır anlatılmaz derler onun gibidir. Başı buysa sonrası ötesini yani sonsuzluğa doğru gidecek olan ebedi can serüvenini artık siz düşünün.!
Şöyle bir hayal edin ve bunu geliştirin bu huyunuz olsun ,hayali bir sürün bakalım sizi nereye götürecek. Belki cennet yurduna veya araf alemine.. veya cehenneme. Korkunun yaşandığı mahşer belki beka yurduna kim bilir. Mahşerin ihtişamına bak can korkusunu bi düşün,!
Bu dünyada yaşarken candan görmeye ve yaşamaya nail olanlara ne mutlu.! İhlas da,takvada,kullukta onları kim geçebilir.!
Ölümün korkusu can ın doğum sancıları gibidir. Can doğduğunda ahiret yurdunda kendi unsurlarına dönüşü için can atar.Can ne dünyaya göre bakar,nede dünyaya göre düşünür. Can ahirete hakikate göre bakar ve ona göre düşünür.! Allah için olan can dünyaya aldırış etmez..Başka çeşit yol yürür. Onların çeşit yürümeleri akıl ve ihlas kanatlarıyla olur.Hayvani can ise tam aksi çırpınır durur.Candan yaşamak ancak bedenden geçmekle mümkündür.Yani ölmeden önce ölmüş gibi davranmak ve yaşamakla ilgilidir.
Bu dünyada her vucud kendi aklının ve nefsinin bakışı ve düşüncesine göre yaşar taki ölüm gelene yani aklın rüyadan uyanıp canı doğana kadar. Ancak bedenin ölümüyle can doğar hayat sürer. Resulullah sav efendimiz buyurduğu gibi insanlar dünyada rüyada ki gibi yaşarlar..öldüklerinde ise uyanırlar..Can uyanıklıktır..işte insan bütün nedenle âlemin varlığına hamil bir var'dır. Canı ve onun cihanını anlamak için bu beyitteki ilk cümleye çok dikkat edelim.
On sekiz bin âlemin cana misâli sendedir
Bil ki sensin ferd-i cami' Hak kemâli sendedir
Hak kemâliyle cemâlin eyledi sende ayan
Sensin ol sun'-ı İlâhî Hak cemâli sendedir.
Hâsılı sensin bilirsen ol hüma-i lâ-mekân
Kim bu eşyanın serâser hep hayâli sendedir.
Sana vasıl olmak için seyr eder bu kâ'inat
Bildi ilham ile bunlar Hak visali sendedir
Ism-i a'zam rûh-u âlemsin hakikat Gaybîya
Zahir u bâtın bu dehrin hep misâli sendedir.
Divanı Ata
Çoğu alim ve mutasavvuf insandaki bu can güzelliğini ve özelliğini ısrarla vurgulamış, insan o kadar zengindir ki bu özelliğini muhafaza edebilirse ne ala ..buyurmuşlardır. İnsana ,ya alim ol, alim olamazsan öğrenen ol..O da olamazsan hiç değilse dinleyen ol..Bu üçünden biri ol. Üç şeyden birisi olursan o zaman kurtuluş kapını çalar denmiştir,
Tevhidin manası Allah'dan başka hiç bir şey yoktur.. ancak ve ancak Allah var demektir. Yani ondan başka mevcud yoktur. Ve yüce Allah yarattıklarından müstağnidir. Bu mevcudiyet yani varlık onun kıyam bi nefsihinde var ettikleridir. Onun dışında hiç birşey yoktur. Yani hiç bir şey Allah’dan ayrı değildir. Allah en doğrusunu bilir.
Eğer arar isen kendi necâtın
Tarîk-i sıdk üzre artır sebâtın
Kıyâm-binefsihî anla hayâtın
Bu kıyâmdan hiç ayrılan olmadı.?
Kemâlî nutkundan olanlar âgâh
Bilirler söyleten söyleyen Allah
Bu söz benim değil Hakk’ındır billâh
Ârifler sözünde yalan olmadı..
Osman kemali divanı ks
Hz Mevlana, ''İşin sonunu gören gözlere ne mutlu. Onlar, bedenin bozulup çürüyüşünü görürler. Hz Ahmed’in gözü de onu görmüş, cehennemi buradayken kıldan kıla seyretmişti. Arşı, kürsüyü, cennetleri görmüş, gaflet perdelerini yırtmıştı. Zarardan kurtulmak istiyorsan gözünü işin önünde kapa, sonuna bak. Sona bak da yokları var gör, bu varları, duyguyla duyulan aşağılık bir şey bul. Sözü bu işte hakikate işaret eder.Yüce Allah yerlerin ve göklerin nurudur.Rabbim bu zulümat içinde kalan can nurumuzu arttırsın.Ziyadeleştirsin.
Amin
Ömer Naci Yılmaz
Ateş Sazlığı Yakınca
Aydın BENLİ
Cengiz Zor “Aile Çökerse Devlet Ayakta Kalamaz” Diyor
Seyfettin BUDAK
Cesaretle Yaktığınız Köprüler mi Sizi Kurtarır, Korkuyla Sığındığınız Limanlar mı?
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Hüseyin KURT
Bir medeniyeti yok etmek!
Bülent ERTEKİN
Engel Bedenlerde Değil, Vicdanlarda Başlar!
Adnan ÖZ
Samsunspor oyuncularında heyecan kaybolmuş!
Eyüphan KAYA
57 İslam Ülkesinde Eşzamanlı Referandum Şart
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
Hakikatı hatırlayış ve öze dönüş!
Ahmet SAĞLAM
Mümin mi, Müslüman mı!
Recep YAZGAN
Çarşamba Belediye Meclisinde kazan derin siyaset
Cevahir AYDIN
Hareketsizliğin Makyajı: Şikâyet
Halil MERT
Bir Çöküşten Dirilişe Uzanan Yol
Nihat Güç
ABD-İsrail Ve İran Savaşı
Özlem Gürbüz
Helallik Meselesi
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Mesut CİHAT
İmamoğlu'nu Özel'e, Özel'i Belediyelerine Vursan
Ahmet DÜZGÜN
Fabrika Ayarlarına Dönüş
Songül KARAMAN
Evlerde Bereketi Çoğaltmak İçin Neler Yapılmalıdır-2
Hamdi TEMEL
Sarı Kantaron: Gelenekten Bilime Uzanan Şifa Bitkisi
Aydan KURT
ÇOK FAZLA ANLAM YÜKLEMEYİN...Part 3 (The End)
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Mehmet Nuri BİNGÖL
Üstad Said Nursi Vefat Etti Ama Eserleri Asırları Parlatıyor
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Mehmet BOZKURT
Yeniden Bir Diriliş Gerekir!
Gülay ÇETKİN
Özgürlük Vaad Ediyoruz; Aslında Öyle Değil, Çok Kolay
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
İsa ÇOLAKER
Kitap Okurunun Hakları
Ravza ZEYBEK
Bir Bayrama Uyanmak
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Hasan KARADEMİR
HALK (!) PARTİSİ
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Adnan İPEKDAL
Ne Vereyim Abime, Biraz Sokak Kültürü Alır mısınız?
Vehbi KARA
İnsan Çok Zalim Ve Çok Cahildir
Servet ZEYREK
Dünden Bugüne Çarşamba'da Eğitim
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Ahmet Eren KURT
Sessizlik Bazen Bir Tercih Değil, Son Çaredir
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Murat GÜLŞAN
Türk Milliyetçisinin Vicdan Muhasebesi
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Memiş OKUYUCU
Zübeyir Yetik’in Ardından…
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)