Kardeşim acizane söylüyoruz eğer nasihatler ve tavsiyeler aklımızı başımıza getirmiyorsa hayatı ve ölümü anlamak, hak ile batılı ayırt etmek öğrenmek için çok uzun bir zaman geçmesi gerekiyor. Yani bir şeyleri anlamak için epeyce badire atlatmak, tecrübe edinmek ve kötek yemek şart... !
Şu geçim derdi ve hayatın zorluklarından kurtulup din işini kendine dert yani gaye edinebilirsen ne ala. Din derdini anlamak Hak vergisi bir iş. Hak inayet ederse anlayışın artar. Dilemezse din ile ilgili anlatılanı ancak taklit eder tekrar eder durursun. Mukallit olursun. Nitekim inancımız konusunda çok cahiliz. Çoğu şeyi sonradan anlıyor öğreniyoruz. Çünkü ileriye bakamıyoruz..! Nakısız.
Bizim savaşımız Hak tabiatı ile Ten tabiatı arası da geçen bir savaştır. İnsan Hakk’ın tabiatı yani huyu ile ten yani nefsimizin huyu arasında kalan bir varlıktır. İkisi arasında gider gelir bazen arafta kalırız. Bu ten, gıdasını hava ve topraktan alır yaşar. İnsan canı ise gıdasını bilgi ve nurdan alır. Can, bilgi anlayış ve hikmetle nurla dirilir. Kimin anlayışı fazlaysa o daha fazla canlıdır. Kuran o sonsuz aklın bize verdiği bir bakış ve görüştür. Hak inananlara bakışını ve görüşünü vahiyle elçileriyle bildirmiştir.
Hakkın işlerinin anlayışı çok başkadır. Hem bu dünyada hem ahirette, zahmetlerin ardında rahmet olduğu, darlığın ardında genişliğin bulunduğunu ahirette misliyle karşılığının verileceği bize bildirmiştir. İşlerimizde bize hep sabrı tavsiye eder. Acele etmememizi karar vermememizi ister. İşin sonunu başından görmemizi ister. Başımızı kuma gömmemizi istemez. Günü birlik yaşamak hayvanların adetidir der. Hak İşlerinin sırrı yine onun bakışıyla anlaşılır.
Yüce Allah insanları kahır ve lütufla sınar. Bunlar insanın imtihan gayretleridir. Lütfun içinde kahrın olduğunu, kahrın içinde de sayısız gizli lütufların bulunduğu Hak inananlara bildirmiştir. Hak bize gam verdi ise onu neşe görmemizi ister. Dert verdi ise deva görmenizi ister. Sıkıntı verdi ise bunun bir sebebinin olduğunu bilmemizi. Hastalık verdi ise bunun büyük bir nimet olduğunu bilmemizi ister. İstediklerine nail olmadın diye sakın gam yeme üzülme der. Belki senin hayrınadır.
Ama nedense biz tam aksine bu sıkıntı bu hastalık bu gam bu fakirlik derdinden nasıl sevinir, kayıplarına nasıl üzülmez insan diye hayıflanırız. Halbuki meselelere bu bakış türü, ten vasfının anlayışıdır. İnanan insanın canı meselelere böyle bakmaz. Mesele çok başka. Hak ve elçileri hep böyle buyura gelmiştir..
Yani işlere aksine bakmamız, aksine anlamamız inanmamız ister. Yani Ruh ve onun vasıflarıyla mesellere bakmak ahlakın sünnetüllahın görüşüdür. Beşer vasıflarından dışarı bir anlayış ve görüşle meselelere bakmaya biz iman etmişiz bi kerre. Hangi ateist yokluğa inanır yani gaybe inanır. Meleklere inanır. Hangi ateist orucun manadaki faziletini bilirde oruç tutar. Hak için karşılığı beklemeksizin servetini bağışlamak akıl karımı onlara göre tam aksi ahmaklık ve apdallıktır. Her insan kendi imanının inancının tefsiridir. Bakış ve görüşün nasıl olacağı inananlara kuranda zikredilmiştir.
Dinin anlayışı ile varlığın görünüşü bakışı aksinedir. Bu işler bizim düşündüğümüz gibi değildir. Bakış ve görüşü kaynağın dan gaybten almadıkça kimse aslını bilinmez. Sen üzülürsün ama Hak güler. Sen sevinirsin ama Hak sana küser. Hz Musa ile Hızır kıssası bu işleyişin bir örneğidir.
İnsanın nefsi ve anlayışı onu tabiata doğru çeker dünyayı ister din anlayışı ise insanı bu madde aleminin anlayışının ötesine çeker yani hakkı ve cenneti ister. Dünya ve dinin anlayışı birbirine zıt ve aykırıdır. Bu yüzden insan elini dişler. İşin içinden çıkamaz...!Elem keder burada ve bu sebeple başlar.
Bu dünyada ve hayatımızda ki var oluşlar, yok oluşlar, insanı sınamak için birer vasıtadır. Bu oluşlar ve yok oluşların çoğu kuranda bize hile ve tuzak olduğu bildirilmiştir. Bu dünyaya lanet edilmiş ancak hak için olan müstesna tutulmuştur. Dünyada yaratılan faydasız işler olduğu gibi faydalı işlerde vardır.
Faydasız işlerin peşinden koşma seni helak eder ikaz edilmiş onlara tapmamız emredilmiştir. Hâlbuki insanların çoğunun taptığı şeyler imtihan için gerekli malzemelerdir. Bu var oluşlar ve yok edilişler bunun için yaratılmışlardır. Kimi kıymetsiz işlerin peşinde koşar kimi de faydalı olan işlerin peşine koşar. Sen sana bildirilmiş faydalı işe koyul.. O fayda seni Hakka götürür Hakka taptırır. Mesele bu. Hak ölçüyü koymuştur. Nasip kısmet işi işte bilinmiyor. Sana az bana çok. Zengine daha fazla diğerine daha da az. Yetmez daha daha da az. Sen ise taksimata razı olmuyor kıskanıyor haset ediyorsun. Zaten bütün meselede buradan başlıyor.
Dünyayı anlayana dek insanın ömrü de, aklı da kendi de tükeniyor. Bununla beraber aynı oranda cahilliği küfrü, kini, inadı, hırsı artıyor. Kimi zaman sahip olamadıklarına isyanla geçiyor ömrü insanın, kimi zaman nimetlendiğinde azmakta şımarmakla. Bir kararı yok ki insanın..
Başında anla şu meseleyi. Anlamaz inad eder isyan edersen tekrarlarlar. İşin özünü yani vakıaları ondan bundan bilme. Onlar sadece sebepler yani görünen görünmeyen vasıtalardır. İnanan insanın olaylar karşısındaki tutumu çok önemli. İman zati güzel bir duruştur. Takındığın tavır ve anlayışın bakışın senin imanındır..! Ayağın sabit mi değil mi, gerçekte Hakka mı sığındın yoksa Ahmed'e, Mehmed’e mi.Veya kendine mi mesele bu ..
Akıllı ve ileri görüşlü insanlar, bırakın şu oyunu oynaşı demediler mi, çabuk vakit geçirmeden gidin, işin başında sonu gören bir göz arayın bulun, deyip durmadılar mı. Dediler.. Hala daha diyorlar.. Ama gel gör ki biz hep sıvışmanın kurtulmanın yollarını arıyoruz. Kimden kaçıyoruz..?
Biz başka türlü kurtulma yolunu ne kadar arar durursak birileri de bizden kurtulmanın yollarını düzüp durur. Ne ekersek onu biçeriz. Nihayet biten ilk ekilendir. Çoğu insan idrak edene dek isyanlar içinde kahırlar içindedir. Hırsı kini daha artar ateş madenine döner. Sabırsızlık içinde ömür sürer. Kendi kendini yiyip bitirir...
Biz bu dünyada huzuru rahatı ve neşeyi sevmişiz onu istemişiz. Hayata hep böyle İnanmışız. Âmâ yüce emir bize ''la rahate fiddünya'' demiştir. Üzüntü ve mutluluk, neşe ve keder, zenginlik fakirlik, hastalık sağlık,dokluk açlık,bunlar insanın imtihanı için yani insanın cevherini yani aslını ortaya çıkarmak için mukayyet sebebler vasıtalar. Zira şimdi bunlarla işler güçler yürüyüp gidiyor. Biz ise sebeplerin peşindeyiz onlara tapmışız.
Biz bu dünyadaki neşeye huzura paraya inanmışız. Onun için çaba sarfediyoruz.. gayemiz bu. Neşe verirlerse gülüyor mutlu oluyoruz ama keder verirlerse üzülüyor perişan oluyoruz '' bu anlayışların arasında gidip geliyoruz. Ekmek verirlerse seviniyor ama verilmeyince kahroluyoruz.. Zenginlik para verirlerse coşuyoruz. Fakirlik uzaktan bize az bir görünse ona hemen düşman oluyoruz. Sağlık verirlerse çocuklar gibi zıplıyoruz, hastalık verirlerse ağlayıp kederleniyoruz. Olayları böyle düşünüyoruz. Hâlbuki mesele o değil. Mesele bambaşka...iş göründüğü gibi değil..
Yaş haddini aşmış biz hala aynı dertteyiz. Hayvanlar da aynı dertte. Bak sen şu işe.. Yani hayvanlarla aynı derdi derd edinmişiz bir farkımız yok. Hissi müşterek derdi müşterek olmuşuz. Hep. Bu iki derdin arasında düşüncelerle ömür tüketmişiz. Bu din ve iman işi, gayb ve mana işidir. Maddesi rüya gibi can gibi hayal gibidir. Ama bu bir remizle söylenmiştir.
İnsan dünyaya fazla dalmamalı derdiyle ömür tüketmemeli. Hak derdini dert edinmeli. Hakkı dert edinmekte ne derece ileri isen o denli büyüksün yücesin. Yok eğer aksi bir durumda isen aşağılık bir yerdesin. Dünyayı dert edinmek menedilmiş bir iş. Bu iş çocuk akıllıların işi. Senin yaşınsa kırkı geçmiş. İşte musibet ne bela buradan gelip çatıyor insana ..
Din insana baki kalacak faydalı işleri tarif ve tavsiye etmiştir işlerin aslının baki olan nurdan olduğu belirtilmiştir. Nur ahirette geçerli akçemiz ve nakdimizdir. Biz den istenen nur olmamız ona yönelmemizdir.. Ama bu nur elle tutulan bu gözle görülen cinsten değil....Diğer faydasız yaratılmış işlerin aslı ise yani cinsi ise ateşten..
Bu din Kapaitalizm değil. Sosyalizm veya sonu izmle biten, bir şeyin hayata bakışı görüşü düşüncesi değil, onun başka bir bakışı görüşü düşüncesi var. Tabiatı yani maddeyi, ruh ve nur ile kıyas etmek cahillikte başka bir şey değil.
Bu din, bilgi, iman akıllar üstü sonsuz ve tarifi imkansız yüce bir akıldan insanlığa gelmiştir. Bu bilgi Allemelesma sırrıyla Adem babamızdan insana şekilsizlik yani gayb aleminden varlık alemine zuhur etmiş yani manalar harf ve kelimeye, ruh ve can da bir şekil ve suret kalıbına sıkıştırılmıştır. Bu dünya bu yüzden inananlara dar,.. inanmayanlara ise geniş görünmüştür.. Meseleyi iyi anla da kibirlenme, hırslanma, kendi küçük aklına inanma güvenme.. O sonsuz akla inan.. güven.. Bütün akıllar o aklın nurundan faydalanır....!
Bu dünyada kalıcı olduğumuza bizi biri fazlaca inandırmış ama o kim bunu nedense bilmiyoruz görmüyoruz. İnsanın içinde bir müddet izinli gizli düşmanı olan şeytan ve nefsin sana bunu inandırmış. Sen görmüyorsun diye şeytan yok değil ya. Nefsin yok değil ya, aklın, canın yok değil ya. Sen görmüyorsun diye HAK yok değil ya, bunun gibi..
Hadi bu kadar serkeşlik ettiğin yeter bin şu serkeş beden atına...vur eyeri sırtına .. Bu hakikatler tersine çakılmış nal izleri gibidir. Sense hala atın gittiği yöne doğru bakıyorsun... o yön tuzak, sen nal izlerine bak...Başka anlayış bul.. bakış bul .değiştir şu eski görüşü inanışı.. Sen burada ebedi kalacak değilsin yolcusun. Senin aradığın yer cennet ama bu bakışla anlayışla bulunmaz o.. Cennetin nefsin hoşlanmadığı şeylerle olduğu bize buyrulmuş...
Hak bize hayatı yazı kışı baharı, sıkıntıları, doğumu ölümü, anlasınlar diye göstermekten tekrarlamaktan bıkmamış, sende körlükten bıkmamışsın. Tam aksi daha hırslanmışsın. Biz beden tabiatımızın ve istek ve arzularımızın peşine düşmüşüz. Hak tabiatının derdine düşmekten uzaklaşmışız. Kahroluyoruz isyan ediyoruz gözlerimizden ateş fışkırıyor öküzler gibi sağa sola saldırıyor düşman arıyoruz.. Dünya tuzağındaki taneye yem oluyoruz..
Sanki çok çalışıp çaba sarf etmişiz de hakkımızı vermeyen az veren gasb eden biri var. Taksimata razı değiliz bu yüzden sokağa fırlamışız. Sağa sola öküz gibi saldırıyoruz...Ey öküz dur.... bahçeyi çiti yıkma.. gülünç duruma düşme.. Ey kurt sende yalandan adalet dağıtma karanlığa uluma.. Bedava verilen gelirin madenini görmemişin yetmez birde kalkıp taksimatın azlığından dem vuruyorsun.. Hakkın taksimatından endişe ediyorsun. Hırsız arıyorsun öyle mi. Hâlbuki onun sana verdiği kararlı ve yerindedir. Sen haline razı ol şükret hamd et.. Nankörlük etme..
Halbuki hırsız bizim içimizde saklı bizden çalmakta.. Farkında bile değiliz. Hırsız bize içimizden hırsız var diye sesleniyor bizde onunla beraber, hani nerede nerede diye hırsızı yakalamaya çalışıyoruz..
İnsan şeytanın ve şeytanca düşünen insanların oyuncağı olunca, imansız dinsiz nursuz birinden çare ararsa aklımız şeytanca fikirlerin ve düşüncelerin oyuncağı ve yoldaşı olur. Başka çeşit düşünce ve akılla ekmeği adaleti huzuru mutluluğu aramaya elde etme yollarına koyulur. Şeytan da ellerini avuçlarını ovuşturur durur. Buyur.. İşte düştü keriz!
Aslımızdan bize kadar gelen ve kalan o büyük mukaddes can mirasımıza yani inancımıza bağlılığımız ne kadar azsa, o kadar keder buluruz. Ne kadar çoksa o kadar baht elde ederiz.'
Ahmet DÜZGÜN
Nihat Güç
Rol Modellerimz (!)
Halil MERT
İran… Abd’nin Pehlevi Dayatması
Seyfettin BUDAK
İç Pusulan Bozulduğunda Hayat Kime Ait Olur?
Adnan ÖZ
Kupada iki de iki yaptık!
Önder GÜZELARSLAN
Muğla Şehit Ziya İlhan Dağdaş Mesleki Ve Teknik Anadolu Lisesi
Aydan KURT
Yorulmuyor musun?
Mehmet Nuri BİNGÖL
Sahtelerin Tasallutu
Fatih ORUÇ
Abd-Cıa ve Darbeler
Eyüphan KAYA
İnsanlık Alemi Veda Hutbesini Arıyor
Erol AYDIN
İnsan Olmanın En Ağır Yükü
Gülay ÇETKİN
Denizlide okullar kaosa mı sürükleniyor?
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
21. Yüzyılın Öğrenci Profili: Alfa Kuşağı
Fatma Saçak Akbulut
SEVGİ DİLİ
Aydın BENLİ
MİLLİ DUYGULAR ÖLDÜRÜLÜRSE NE OLUR?
Mehmet BOZKURT
Suçlu Kim? Müslümanlar mı?
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Hamdi TEMEL
Limon Tuzu: Masum Bir Ekşilik mi, Bilinmesi Gereken Bir Kimya mı?
Ravza ZEYBEK
Bizim çocukları ateşe atan kim?
Songül KARAMAN
YA RAB
Ahmet SAĞLAM
Kaçınılması Gerekenler
Cevahir AYDIN
El alem Jürisinin Sahte Kürsüsü
Özlem Gürbüz
Geçmişten Ders, Geleceğe Umut
Recep YAZGAN
Beyaz leke gösterir…
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Adnan İPEKDAL
Dijital İçerik Üretme Seferberliği
Bülent ERTEKİN
Bayraklı’daki Söyleşi Üzerinden Ciddi İddialar
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Ahmet DÜZGÜN
Kimse mucize beklemesin
Vehbi KARA
Kocatepe Olayı
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Sevgi Mi Bağ, Yoksa Görünmez Bir Kafes Mi!
Ahmet Eren KURT
Sessizlik Bazen Bir Tercih Değil, Son Çaredir
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Servet ZEYREK
Yedinci Oğul Nerede?
Hüseyin KURT
Telekonferansın Ardındaki Gerçek: Büyük Kürdistan’ın Güncel Senaryosu
Hasan KARADEMİR
Giriş: Foucault'nun Eleştirel Soykütüğünün Temelleri
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı iken oruç tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (1)
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Mesut CİHAT
Allah'ın Zatı ve Subuti Sıfatları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Batuhan ŞUORUÇ
Şıracılar
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
Mahremiyet, insanın özgür iradesiyle var oluşu!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Murat GÜLŞAN
Türk Milliyetçisinin Vicdan Muhasebesi
İsa ÇOLAKER
Aşık Veysel Şiirinin Renkleri
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Özhan KIZILTAN
Duvarların Ardında Filizlenen Hayat
Memiş OKUYUCU
Zübeyir Yetik’in Ardından…
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Cahit KURBANOĞLU
Nefis nedir ve ne istiyor?
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Levent ERTEKİN
Fakir Halkın Bağışladığı 350 Uçak
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)