Efendimiz ''Akıl manevîdir, eğer şekle bürünseydi, güneşin parlaklığı, onun ışığının karşısında karanlık geceden daha karanlık görünürdü; ahmaklık da manevîdir, eğer surete bürünseydi kapkaranlık gece bile, onun karanlığı karşısında güneşten daha aydınlık görünürdü.'' buyurmuştur.
Aklın aydınlığı karşısında ahmaklık karanlığının hiçbir hükmü yoktur. Bu iki gerçek mıknatısın ters kutupları gibi birbirini iter. Ahmaklığa bir an izin verilse hüküm sürse dahi bu bir hakikati anlatmak ışığını göstermek içindir.. Yoksa ona tabi olmak için değil.. Ademoğluna mihenk verilmiştir. Hayvanoğluna değil...
Aklın düşmanı ahmaklıktır.. Ahmaklığın düşmanıda akıl..Aklın güneşi parladımı karanlık cehalet o anda yok olur.. Bunda şüphe yok.. Ama inatla gözlerini yuman kulaklarını tıkayan adama yani gerçekleri örtmeye çalışanlara ne söylemeli ne göstermeli..
İbb de ki yaşanan yolsuzlukların ayyuka çıktığı şu günlerde itirafcı ve gizli açık tanıkların ifadelerindeki gerçeklere rağmen hala inat edenlerin Ebu cehilden ne farkları var..
Ahmaklık karanlığını insanlığa aydınlık gibi göstermeye çalışanlar gerçektende hasta ruhlu insanlardır. Allah kahrına maruzdurlar. Ahmaklık bir hastalıktır ve kesinlikle tedavi edilmelidir. Bilginin karşısında cahillik taslamanın kime ne faydası var. Birinde fayda diğerinde zarar olduğu apaçık ortada.. Aydınlık yücelmeye ahmaklık aşağıya çekmeye meyillidir.
Evet bilgide cehalette lazım tecrübe edinmek olgunlaşmak için. Bunlarda imtihan vasıtaları dır. Ancak bu bir yere kadardır. bir müddet sonra onlardanda geçilir. Maksad bakışı görüşü anlayışı ve yaşayışı olgunlaşmak, tevhidi anlamaktır. Hak işleri nin işleyişi anlamaya başladımı insan Tevhidi anlar. Tevhide varıldımı bilgide yok olur cehalette. Herşey aslına nura gark olur. Nur olur nurda yok olur
Hikmet gereği zararın içinde azda olsa fayda vardır. Faydanın içinde azda olsa zarar gizlidir. Fakat bu sır ehline malumdur.. İnsan zarar görmeli ki ondan uzaklaşsın. Bu zarar onun için faydalıdır. Zira zarar Hakkın kullarına sessiz azarıdır.. İkazıdır. Faydanın içinde saklı bulunan zarar ise bu faydalar seni haddi aşmaya itmesin benliğe kapılma uyarısı içindir. Zira kimse emin değildir. Temkin sahiplerinin kim olduğu işte burada ortaya çıkar..
Kendi karanlığını aydınlık olduğunu inanan adama nasıl söz söylenir.. Apaçık gerçeklik ışığının başkalarının şahitliğine ihtiyacı yoktur. Zati o ışık kendi kendinin şahididir.. O kendine yeter. Körlere inat ayan beyan ortadadır. Burdayım der durur..
Karanlıkda aynı öyle. Kendi kendine şahitlik eder.. Ben karanlığım kapkarayım diye bas bas bağırır ama ahmaklar bu sesi duymaz. Gerçeklik güneşinin ışığını görmeyenler, cehaletin karanlığının feryadını nasıl duysun.. .
Her zıddın ardında bir hakikat saklı aslında.Aklın nurunun aydınlığı, bu dünya güneşi ve ışığının ardındadır. Onu yani varlığı içinden ve dışından kapsar
Hz pirin buyurduğu gibi Bakışı ve görüşü dünya güneşi aydınlığının ötesine geçiremeyenler aydınlığı sadece bu güneşin aydınlığı zanneden körlerdir.. Çünkü onlar gıdasını ve fikirlerini bu güneş ve bu tabiattan alırlar.
Ama Aklın nurunun aydınlığına erenlere ise gıdası ve fikirleri külli aklın güneşi olan ilahi akıldan alırlar. Dünya günesine ve tüm varlığa onun nuru aydınlık ve gıda verir. Ancak onun aydınlığı her ahmağa görünmez.
Beden ortadadır da can gizli.. Kalkan ortadadır da el gizli..Tane ortadadır tuzak gizli.. Varlık ortadadır da nur gizli..Bakışı görüşü varlık perdelerinden kurtulmadıkça o görüş görüş değildir. Bu görüş bu anlayış oyalanmaca ve aldanmacadır.. Tuzağa tutulmuş bir aklın çırpınışı sonunda yok olur gider. Diğeri ise baki kalır gerçek gibi apaydındır herkesi dindirir, huzur verir.
Ardı gören göze ve akla ne mutlu..