Hayat sevgiyle başladı... Ancak insanlar bu hakikatin kıymetini pek bilmedi.
Zamanla sevginin yerine saygısızlık geçti. Öyle ki, saygısızlık neredeyse övülen bir “sanat” hâline getirildi. Oysa saygının sevgiyi büyüttüğü, pekiştirdiği ne çabuk unutuldu! Bugün saygısızlık, sevginin istismar edilmesi eyleminden başka bir şey değildir. Bu yüzden saygısızlık, bizi hep yarı yolda bıraktı. Seviye yükselmesi beklenirken tam tersine, seviye daha da düştü.
Unutmayalım:
Bir insana saygı göstermezsen, saygı göremezsin.
Saygı gösterirsen, saygı görürsün, sevilirsin.
Bu kadar sade… Haddi aşma. Orada dur.
Saygılı insanın etrafına saçtığı nezaketi, zarafeti ve huzuru göremeyen göz kördür. Saygılı insanın varlığı, sevgiyi eksiltmez; bilakis artırır. Çünkü o insanın varlığı, bir huzur kaynağıdır.
Bugün hayâsızlık ve ahlaksızlık adeta bir marifet gibi sunuluyor.
Oysa:
Hayânın karşısında hayâsızlık,
Sevginin karşısında saygısızlık,
Uyanıklığın karşısında gaflet,
Ahlakın karşısında ahlaksızlık,
Aklın karşısında ukalalık,
Erdem değil, açıkça çirkinliktir.
Hiç kimse bu zilleti kabul etmez. Sen de etmezsin!
Ahlaklı insanı herkes sever. O hâlde kendine gel. İnât etme.
Hayâ kaybolunca, bir müddet madenine çekilir. Ahlak yok olunca o da öyle…
Gaflet hâkim olursa uyanıklık durmaz, çekilir…
Ukalalık artarsa, akıl da kendini saklar, görünmez olur. Tecrübeyle sabittir.
Işık çekilince her yer karanlık olur.
İzzet çekilince, yerine zillet yerleşir.
Zira kıymet verilmeyen hiçbir değer, bulunduğu yerde kalmaz.
Ne zaman ki samimiyetle aranır, ihtiyaç duyulur; işte o zaman her güzel haslet, usul usul tenezzül eder ve insanı onarır.
Ahlaklı insanın şûlesi, karanlığın ortasında ışık gibi parlar. Dikkatini çeker, muhabbetini kazanır. Seni kendine çeker. Yani, seni ahlaksızlıktan alıp ahlaka çağırır.
Kör değilsin ya, gör!
Yarasa değilsin ya, insanoğlusun. Ne işin var karanlık mağaralarda?
Zulmün karanlığından, nurun aydınlığına kaç! Koş!
Evet, bazı dönemlerde yaşananlar insanlığa ibret olsun diye vardır. Ancak bunca kadim tecrübeye, ikaza rağmen hâlâ aymazlıkta ısrar etmek, gaflettir.
İnsan, artık durmalı.
Bir vasat (ölçü) tutturmalı:
Giyimde, kuşamda, konuşmada, davranışta…
Aksi hâlde her şey ayan beyan ortada.
Şeytan gibi ayak diremenin, inadın kime ne faydası var?
Kendini ziyan etme.
Biz Serengeti ormanlarında yaşayan hayvanlar değiliz ki…
Adem oğluyuz, şeytanın değil.
Ne olacak bu hâlimiz?..
Vesselâm.