Selçuklu Devletinde Tuğrul Bey, Alparslan Ve Nizamülmülk Dönemi -3

Ahmet DÜZGÜN

13-08-2025 17:00

Selçuk bey ve Süleyman şahdan (...) sonra Dandanakan zaferini kazanan Tuğrul Bey Selçuklu devletinin sultanı ilân edilmiştir..

Tuğrul beyin kardeşi Çağrı Bey’in doğudaki fetihleri sürerken 1047 yılında Bizanslılar tarafından Tuğrul Bey’in amcası Musa Yabgu’nun oğlu Hasan şehid edilmiş, bir yıl sonra Tuğrul Bey’in kardeşi İbrahim Yınal komutasında Selçuklular, Pasinler’de Bizanslıları mağlup etmiştir. Tuğrul Bey, 446/1054 yılında Azerbeycan bölgesini yönetenleri kendisine tâbi kılmış, Bizans topraklarına gelerek Malazgird’i kuşatmış, ancak kışın bastırmasıyla geri dönmüştür.

ABBASİ HALİFESİNİN TUĞRUL BEYİ BAĞDATA DAVET ETMESİ, Şİİ (RAFİZİ) BÜVEYHİ DEVLETİNİN SONA ERMESİ

Büveyhîlerin komutanı Besâsirî’nin Abbâsî halifesi aleyhine tavırlarının da etkisiyle, hâlife el-Kâim Biemrillah, Tuğrul Bey’i Bağdad’a davet etmiştir. Tuğrul Bey’in Bağdad’a yaklaşmasıyla, Besâsîrî, Bağdad’dan kuzeye doğru çekilmişti.Büveyhî hükümdarı el-Malikürrahim, Tuğrul Bey’e itaatini bildirdi. Halife hutbeninTuğrul Bey adına okunmasını emretti. Tuğrul Bey’in Bağdad’a girişinden (Ramazan 447/Aralık 1055) sonraki gün şehirde çıkan çatışmalar neticesinde, Tuğrul Bey tarafından, el-Malikürrahim ve adamlarının yakalanması ve hapsedilmesiyle, Şiî Büveyhî devleti sona erdi.

TUĞRUL BEYE ''RÜKNÜD-DÜNYA VE' D- DİN'' LAKABI VE ''YEMİNÜ EMİRİÜL MÜMİNİN '' ÜNVANI VERİLMESİ

Tuğrul Bey, halîfe el-Kâim Biemmrillah tarafından hilâfet sarayına davet edilmiş, sancaklar, hil’atler verdiği Tuğrul Bey’e kılıç kuşatarak, onu “garbın ve şarkın hükümdarı” ilân etmiş (zilkade 449/1058) ve ona “Ebû Tâlib” künyesi ile “Ruknü’d-dünyâ ve’d-din” lakabı ve “Yemînü Emüri’l-müminin” unvanını vermiştir.

Tuğrul Bey, isyan eden kardeşi İbrahim Yinal’in isyanını bastırılmış ve onu affetmişti (441/1049-50).134 Tuğrul Bey, Fâtımîler ile de irtibata geçerek, tekrar isyan eden İbrahim Yinal ile uğraştığı dönemde,135 harekete geçen el-Besâsîrî, Bağdad’ı ele geçirmiş, hutbeyi Fâtımîler adına çevirmiş, ezanı Şiî tarzında okutmuş, halife Bağdad dışına gönderilmiştir. Tuğrul Bey, kardeşinin isyanını bastırıp tekrar Bağdad’a gelerek, halîfeyi getirtip makamına oturtmuş, üzerine gönderilen orduyla Besâsîrî mağlûp edilip öldürülmüştü.Büyük Selçuklu Devletinin ilk sultanı Tuğrul Bey, Ramazan 455’te (Eylül 1063), 70 yaşında, vefat etti ve Rey’deki türbesine137 defnedildi. Kaynaklarda Sultan Tuğrul’in adaleti ve dindarlığı övülmektedir.

TUĞRUL BEYİN EŞARİLİĞE KARŞI TUTUMU 

Tuğrul Bey zamanında mezhepler tarihi ile ilgili önemli olaylardan biri de elEşarî’nin minberlerden lanetlenmesidir. Ebu’l-Hasan el-Eşarî’nin minberlerde lanetlenmesi, 445 (1053) yılında ilan edilmiş ancak  el-Kuşeyrî, kendilerinin bu konudaki delillerini sultanın dinlemediğini Bu sürecin Alparslan tahta çıktığında Nizamulmülk tarafından sona erdirildiği,151 on (diğer bir kayda göre on dokuz) yıl sürdüğü kaydedilmektedir.15

Daha sonrasında Danişmend Oğulları’nın kurucusunun babası Türkmen Danişmend (Bilge) Ali Taylu, Harezm ve Maveraünnehir’de (Buhara’da) Selçuklu şehzâdelerine muallimlik yapmıştır. İbn Tağrîberdî’nin (ö. 874/1469) Bu konuyla ilgili verdiği bilgileri aktaran Mikail Bayram’a göre Eşarilerin lanetlenmesi, Tuğrul Bey’in aldığı eğitimin etkisinde kalıp Mu’tezilî bir tutum benimsediğ  görüşünü ön plana çıkarmıştır.. Tuğrul Bey, Mu’tezile mezhebi mensuplarının Kur’ân-ı Kerîm’in mahlûk olduğu görüşünü savunmakta ve mezhebî tercihini, Eş’arî ulemâya karşı savunmaktadır.

Tuğrul Bey’in “bana göre Eş’arî bid’atçıdır. Mu’tezile’ye karşı haddini aşmıştır” şeklinde tercüme edilen ifadesi, “Eşarî’nin ortaya koyduğu görüşle Mu’tezile’den daha kötü bir bidatçi olduğu” şeklinde tercüme edilmektedir. Bu ikincisine göre, Tuğrul Bey Mu’tezile’yi de bidatçi saymakta ve Eş’ariler ile aralarında bir mukayese yapmaktadır.

TUĞRUL BEYİN BAĞDATA HANEFİ ALİMİ KADI OLARAK ATAMASI

 Ayrıca Tuğrul Bey Mu’tezile karşıtı ve Ehl-i Hadis’e yakın bir Hanefi olan Ebû Abdullah ed-Dâmeğânî’yi (ö. 478/1085),159 Bağdad’da kâdı’l-kudat olarak atamıştır.  ed-Dâmeğânî’nin Eşarileri lanetlemeyi tasvib etmeyen, Eş’arilere ta’n edenlerin Ehl-i Sünnet’e t’an etmiş olacağını” ifade eden bir de fetvası vardır.161 edDâmeğânî’nin kayınpederi es-Simnânî (ö. 466/1073) de Hanefî olmakla birlikte aşırı (muğâlî) bir Eşarîdir. Minberlerde el-Eşarî’nin lanetlenmesine Abbasî halifesinin müdahale ettiği, bu dönemde “Abbasi halifeleri Eş’arî savunucuları”166 oldukları tespitleri tartışmaya açıktır. Diğer taraftan onların “Harun Reşid devrinde, Ebû Hanife’nin öğrencisi Ebû Yusuf’u (ö.798) baş kadı tayin ederek Hanefiliği bir manada Resmî mezhep haline getirdikleri ve Selçukluların da Abbasilerin bu mirasını devraldıkları” kaydediliyorsa da durumun öyle olmadığı anlaşılmaktadır. Nitekim Selçuklular Bağdad’a hâkim olduklarından baş kâdî Şafiî İbn Mâkûlâ görevdeydi. Onun vefatından (Zilkade 447/1056) sonra Hanefî olan Ebû Abdullah Muhammed b. Ali el-Dâmeğânî (ö. 478/1085) atanmıştır.

Tuğrul Bey Bağdad’a girdikten bir gün sonra, asker ile halk arasında, çıkan ve çatışmaya dönüşen olaylara Şiilerin oturduğu Kerh mahallesinin sakinleri karışmamışlardı. Ayrıca onlar, Oğuzları himaye etmişlerdir. Bu olaydan sonra Nakîbü’l-Aleviyyîn olan Adnân b. er-Rızâ huzura çağrılmış, vezir Kundurî, sultanın teşekkürlerini bildirmiş, onun ve Kerh mahallesinin muhafazası için asker tahsis edilmiştir.

TUĞRUL BEY BAĞDATTA HUTBELERDE ADI HALİFEYLE BİRLİKTE OKUTULMUŞTUR

Tuğrul Bey’in Bağdad’a gelişiyle birlikte hutbelerde adı halifeyle birlikte okunmuştur. Ezanlardaki Şiî alameti kaldırılmış, Sünnî şairler Kerh mahallesine geçip sahabeyi öven şiirler okumuşlardı. Halifenin veziri Reisu’r-ruesa’nın emriyle Şîîlerin önde gelenlerinden Ebu Abdullah Cellâb öldürülmüştür. Şiî âlim Ebu Cafer et-Tûsî’nin (ö. 460) evi yağmalanmıştır.

Nizâmülmülk’ün verdiği bilgilere göre, Sultan Tuğrul ve Sultan Alparslan devirlerinde hiçbir ateşperest, Hıristiyan, Rafızî ortaya çıkıp bir Türkten ileri bir mevki elde etmeye cesaret edemezdi. Zengin Türklerin kâhyaları, hizmetkârları Horasanlı Hanefî veya Şafiî mezhebinden olan temiz adamlardı. İster köle ister kâtip olsun Iraklı, bozuk inançlıları kendilerine yaklaştırmazlardı. Türkler onlara Deylemî mezhepli diyerek asla bir görev vermedikleri gibi verilmesini de doğru bulmazlardı

 

 – SULTAN ALPARSLAN VE NİZAMÜLMÜLK DÖNEMİ  (456-465 / 1064-1072)

Sultan Tuğrul Bey’in çocuğu yoktu. Veliahdi kardeşi Çağrı Bey’in oğlu Süleyman’dı. Sultan Tuğrul Bey’in vefatı üzerine vezir Amidülmulk el-Kundurî, Süleyman’ın sultanlığını ilân etmiştir. Ancak Çağrı Bey’in diğer oğlu Alparslan, taht mücadelesine girmiş, rakiplerini mağlup edip Rey’de Cemaziyelevvel 456/Nisan1064’te tahta çıkmıştır. Sultan Alparslan, daha sonra Kundurî’yi azlederek, yerine daha önceki görevlerinde veziri olan Nizâmülmülk’ü tâyin etmiştir (Aralık 1064).

Önce hapsedilen Kundurî, Nizâmülmülk’ün de tahrikleriyle idam edilmiştir.186Alparslan 456/1064’de Arran, Gürcistan, Kars ve Ani’ye hakim olmuş, 459/1066-67’de de Aral çevresini itaat altına almıştır. Alparslan, Fâtımîlerin hakimiyetindeki Mısır’ı fethetmek üzere sefere çıkmış, ancak Haleb’e geldiğinde Bizans imparatorunun Doğu Anadolu’da olduğunu öğrenip bir kısım kuvvetlerini Suriye’nin zaptı için orada bırakıp süratle geri dönmüstür. Sultan Alparslan 463/1071’ de Bizans İmparatoru Romanos Diogenes’e karşı Malazgirt’te kazandığı zaferle Anadolu kapılarını Türk-İslâm dünyasına açmıştır.

 

SULTAN ALPARSLANIN HANEFİ ALİMLERE İTİBAR ETMESİ

Maveraünnehir seferine çıkan Sultan Alparslan 10 Rebîü’l-evvel 465/24 Kasım 1072’de esir bir kale muhafızı olan Yusuf Harizmî tarafından yaralanması sonrasında vefat etmiştir.188 Bazı kaynaklar Alparslan’ı şehid edeni Batınî olarak göstermektedir. Ancak bu iddia kabul görmemektedir. Alparslan, Hanefî âlimlere itibar eder, Ebû Nasr Muhammed el-Buharî’yi yanında bulundururdu.190 Onun döneminde Müstevfî Şemsülmülk Ebû Sa’d (ö.494/1101),191 Bağdad’da gidip (459/Ocak 1067) Ebû Hanife’nin türbesinin yanına,onun mezhebine mensup olanlar için bir medrese yaptırmış, müderris tayin etmiş, vakıf tahsis etmiştir.

VEZİR NİZAMÜLMÜLKÜN ŞAFİİ OLMASI MESELESİ

Tuğrul Bey zamanında başlatılan Eş’arîlerin lanetlenmesi, onun ölümüyle sona ermiştir. Ancak sultan Alparslan, Şâfiî olan veziri Nizamülk’ün193 Hanefî olmasını temenni etmekte, bu durum Nizamülmülk’ü endişelendirmekteydi:

Şehit Sultan (Alparslan) kendi mezhebinde o kadar katı ve dürüst idi ki, (şu) şözü defalarca söylemişti: “Ah, ne yazık; Eğer vezirim Şafiî mezheb(inden) olmasaydı, çok daha siyasetli bir heybetli olurdu.” Ve kendi mezhebine böylesine ciddi (olarak bağlı) olması, Şafiî mezhebine itikadı ayıp sayması sebebiyle ben ondan daima endişeli idim ve korkardım.”

Nizamülk’ün Alparslan’ın “Şafiî mezhebine itikadı ayıp saymasından”

bahsetmesi dikkat çekicidir. Bununla birlikte, Alparslan döneminde, Nizamiye Medreseleri’ni yaptıran Nizâmülmülk, bu medreselere zengin gelirli vakıflar bağlamıştır. Bağdâd Nizamiye Medresesi için yapılan vakıftan anlaşıldığı şekliyle bu medreselerde ders verecek müderristen kütüphanecisine kadar görevlilerin usûlde(itikadde) ve furûda (fıkıhta/amelde) Şâfiî mezhebinden olmalıydı.

Bu durum, bazı araştırmacılar tarafından, “Eş’arilik, Nizâmülmülk eliyle Selçuklu Devleti’nin resmî akidesi oldu.” diye yorumlanmasına sebep olmuştur. “ Nizâmülmülk devrinde Eş’ariliğin hükümet ricali tarafından tutulması ve Nizâmiyye Medresesi’nde tedrisatın bu cepheden yürütülmesi, Irak, İran ve Suriye’de mezhebin inkişafına sebep oldu.”

NİZAMİYE MEDRESESİNDE HANEFİ- MATURİDİ VE ŞAFİİ -EŞARİ İTİKADI  KÜLTÜRÜ HAKİMDİ

Yörükan’a göre Nizamiyye medreselerinde (onun deyimiyle kadîm Bağdad medresesi) okutulan akaid kitapları, Eş’arî esaslarına göre yazılmış ve diğer Sünnî mezheplerin mensupları da bu kitapları okumaya devam etmişlerdir. Mâturidî mezhebi mensuplarının ellerinde Eş’arî kitaplarından başka bir şey yoktur. Sönmez Kutlu, Selçuklular döneminde Hanefî Mu’tezilîlere ve İsmailî/ Batıniliğe karşı bir cephe oluşturmak amacıyla Eş’ariliğin resmî bir mezhep olarak benimsendiğini ve Nizamiye Medreselerinin kurulduğunu kaydetmektedir.

Ancak Kutlu’nun da ifade ettiği gibi “Türkler arasında bu medreselerin etkisinin sanıldığı kadar güçlü olmadığı anlaşılmaktadır. Çünkü bu Nizamiye Medreselerinin yanı sıra Hanefî-Mâtürîdîlerin kendi medreselerinde Hanefî-Mâtürîdî kültür okutulmaya devam etmiştir. Selçuklular dönemi Mâtürîdî’nin görüşlerini savunan âlimlerin yetişmesi bakımından en verimli bir dönem oldu ve Hanefî-Mâtürîdî çizgide hem fıkıh hem de kelam sahasında son derece önemli eserler200 yazıldı.”

NİZAMİYE MEDRESELERİNİN AMACI;  Şİİ RAFİZİ FATİMİLERE KARŞI EHLİ SÜNNET AKİDESİNİN GÜÇLENDİRİLMESİYDİ

Nizâmiyye medresesinin kuruluş gayesi, devletin ihtiyaç duyduğu görevlileri yetişmenin yanısıra, Şîî Fâtımîlerin Sünnî Abbâsîleri ve Selçukluları yıpratmak amacıyla siyâsî ve askerî faaliyetlerinin yanısıra ilmî açıdan da yoğun bir propagandaya giriştikleri bir dönemde Ehl-i Sünnet akidesini güçlendirmek olarak görülmektedir.

Ancak burada dikkat çekilmesi gereken başka noktalar vardır. Besâsîrî hadisesinde Selçuklulara karşı cephe almış olan Fâtımîler ağır ekonomik krize sürüklenmiştir. Hasan Sabbah’ın İsmâiliyye’ye girmesi sürecinden de anlaşılacağı gibi Selçuklu toprakları içerisinde bunu sağlayabilen bir İsmâilî davet etkinliği vardı. Ancak Hasan Sabbah’ın İsmâiliyye mezhebini kabülü (464/1072) henüz gerçekleşmemiş, Alamut kalesi, onun eline 483/1090 yılında geçmiştir.

Nizâmülmülk, Şafiî mezhebine bağlılıkta taassub gösteriyordu. O, Hanefileri kadı olarak atıyor, Şâfiîleri ise medreselere tayin ediyordu. Bunda gayesi, Şafiîlerin fıkıh ile iştigal etmeleri ve onlardan olan

fakîhlerin çoğalması, diğer taraftan, Hanefî olan kadıların da mahkeme işleriyle uğraşarak, fıkıhla iştigallerinin azalması ve gerilemeleri/âtıl hale gelmeleriydi.

HUTBENİN ABBASİ VE ALPARSLAN ADINA OKUTULMASI

Alparaslan zamanında Selçukluların hakimiyeti için anlamlı bir gelişme daha olmuştur. Mekke emiri Muhammed b. Ebî Haşim, 462/1069-70 yılında elçi gönderip şehirde hutbenin Abbasi halifesi ve Alparslan adına okunduğunu ve ezandaki Şîî ibaresinin terk edildiğini haber vermiştir. Sultan da ona otuz bin dinar ve hil’at verdi ve yıllık tahsisat bağladı.

NİZAMÜLMÜLKÜN SİYASETNAMESİNDE Kİ DURUM BUGÜN Kİ SURİYE VE IRAKTAKİ MEZHEBLERİN JEO POLİTİK DURUMUN HEMEN HEMEN AYNISIDIR(ÖNEMLİ)

Nizâmülmülk’ün Siyâsetnâme’sinde verdiği bilgilerden devletin başlangıçta, Tuğrul Bey ve Alparslan zamanında, Şîa hakkında hassas olduğunu anlıyoruz. Başlangıçta devlette görev alacakların mezhebinin ve yaşadığı bölgenin sorgulandığını, Şîî olarlar ve Şîîlerin yaşadığı bölgelerden olanlara görev verilmediği, buna riayet etmeyen yöneticilerin hoş karşılanmadığı görülmektedir.

Sultan Tuğrul Bey zamanında olduğu gibi Sultan Alparslan “hiçbir Rafızî” ortaya çıkıp bir Türkten ileri bir mevki elde etmeye cesaret edemezdi. Zengin Türklerin kâhyaları, hizmetkârları Horasanlı Hanefî veya Şafiî mezhebinden olan temiz adamlardı. İster köle ister kâtip olsun Iraklı, bozuk inançlıları kendilerine yaklaştırmazlardı.

Türkler onlara “Deylemî mezhepli” diyerek asla bir görev vermedikleri gibi verilmesini de doğru bulmazlardı. Bir kişi kâhyalık, ferraşlık, rikâbdarlık isteyerek bir Türk’ün hizmetine girmek isteyince, ondan hangi vilâyetin hangi şehrinden, “hangi mezhepten olduğunu” sorarlardı.

Eğer Hanefî, Şafiî, Horasanlı ve maveraünnehrli olduğunu söylerse, onu kabul edecekler. Fakat “Kum, Sâve ve Rey’den olup ve Şiîyim” derse, “Git; biz yılan besleyen değil, yılan öldüreniz” derlerdi.. Kendilerine pek çok mal ve para teklif etseler bile onları reddedip, sarayına kabul etmezlerdi. Eğer Sultan Tuğrul ve Sultan Alpasrlan bir emirin veya bir Türk’ün, bir Râfızîyi hizmetine aldığını duysaydı, kızıp onu cezalandırırdı.”

SULTAN ALPARSLANIN KOMUTANI ERDEM'E RAFİZİ BİRİNİ KATİB YAPMASINA KIZMASI

Nizamülk tarafından nakledilen bir olayda, Şîî (Râfızî) birini hizmetine alan Erdem isimli komutana karşı Alparslan’ın tavrı dikkat çekicidir. Konuşmanın sonunda görüşleri sorulan âlimler, “Râfızîlerin müşrik ve öldürülmeleri gereken kimseler olduğuna” dair rivayetler gündeme getirmektedirler:

SULTAN ALPARSLANIN GÜNÜMÜZE IŞIK TUTAN MÜTHİŞ SÖZLERİ (ÖNEMLİ)

(..)Sultan her ikisinide huzurdan kovdukdan sonra ; Sonra (sultan)

- “suç bu adamcağızın değildir: Suç, bir kötü mezhepliyi kendi hizmetine alan Erdem’indir. Ben defalarca sizlere söylemişimdir ki, sizler Horasanlı ve Maverâunnehrli Türklersiniz. Bu diyara yabancısınız; bu vilayeti ben kılıçla ve zorla almışım. Irak ahalisi çoğunlukla, kötü mezhepli, kötü dinli, kötüitikadlı ve Deylem taraftarı olurlar. Türk ile Deylem arasındaki düşmanlık ve ihtilaf bugüne ait değildir. Allah, Deylemlilere musallat oldukları için Türkleri yüceltmiştir. Allah’ın lütfu ile Türkler, (hem Müslümandırlar, hem de) temiz dinlidirler. Onlar (Deylemliler) boş şeyler (hevâ), bid’at (ile uğraşırlar) ve kötü mezheplidirler. Türkler (karşısında) aciz kaldıkları müddetçe, itaat gösterirler. Türklerin işlerinde zayıflık zuhur ederse, onlar kuvvet kazanırlar, Türklerden öcalmaya çalışırlar” dedi.

Sonra (sultan), emretti: at kılı getirdiler: arasından bir parça kıl çekti; Erdem’e, “bunu kopart” dedi. Erdem aldı ve kopardı. Ona başka beş kıl verdi, onu da koparttı. Sonra (sultan) bir ferrâşa emir verdi: Bu kıllardan bir ip büküp getirdi: Sultan (bunu) Erdem e verdi (Erdem), her ne kadar çalıştı ve zorladı ise de koparamadı. Sultan,“düşman da tıpkı bunun gibidir: Birer, ikişer, beşer ile başa çıkmak kolay olur; lakin, çoğaldıkları ve birbirlerine sırt verdikleri zaman, onlar yerlerinden kaldırılamazlar.

Bu, Erdem’in, “O, hep zehir olsa, bu devlete ne yapabilir sözüne cevabtır.” dediğinin cevabıdır: Bunlar tek tük Türkler arasına girip memuriyetleri ellerine geçirdikleri, Türklerin ahvaline vakıf oldukları zaman, kısa bir zamanda Irak’da bir isyan zuhur eder, veya Deylemliler memlekete hücum ederler, bunlar da gizli veya açıktan açığa onlarla bir olurlar; Türkleri helak (etmeye) çalışırlar.Sen Türksün ve Horasan ordusundasın. Senin kedhüdânın ve hizmetkârının hep Horasanlı olması gerekir ki işine bozukluk gelmesin.”

Alparslan’ın bu açık ifadelerinden anlaşılıyor ki, Büyük Selçuklu İmparatorluğu, Büveyhoğulları Devleti’nin yerine geçtiği halde, hala Şîî Büveyhoğulları Devleti’nin taraftarlığını güden ve bu devletin geri gelmesini isteyen büyük bir zümre vardır. Alparslan, Şîî Büveyhoğulları taraftarlarının devlet hizmetine girerek, imparatorluğu içten çökertme lerinden ciddi şekilde endişe etmektedir.

SONRASINDA  GELEN DÖNEMLER

3 – Melikşah Dönemi (465-485 / 1072-1092) .............................................

4 – Berkyaruk Dönemi (485-498/1092-1104)..............................................

5 - Muhammed Tapar Dönemi (498-511/1105-1118)

6 – Sencer Dönemi (511-552/1118-1157) .....

FAZLA BİLGİ İÇİN ;

İstanbul Üniversitesi

Sosyal Bilimler Enstitüsü

Temel İslam Bilimleri Anabilim Dalı

Doktora Tezi

BÜYÜK SELÇUKLULAR DÖNEMİNDE ŞÎA

Adem ARIKAN (2502040107)-2010

DİĞER YAZILARI Alın Alayını Bunların 01-01-1970 03:00 Artık seviye eğitim sistemi şart 01-01-1970 03:00 Fabrika Ayarlarına Dönüş 01-01-1970 03:00 Bir Oy Vermenin Değeri 01-01-1970 03:00 Kimse mucize beklemesin 01-01-1970 03:00 Putlarımız ve Perestlerimiz 01-01-1970 03:00 Ümmetin Varisleri 01-01-1970 03:00 SCOOTER ÇILGINLIĞI 01-01-1970 03:00 Nizâmülmülk'ün Siyasetnamesinde Sultan Alparslanın Günümüze Damga Vuran Işık Tutan O Müthiş Sözleri 01-01-1970 03:00 Aklın aydınlığı ile ahmaklığın karanlığı 01-01-1970 03:00 Selçukluların İslam Tarih Sahnesine Çıkışı Ve Şia Mücadelesi - 2 01-01-1970 03:00 Anadolu Selçuklu Dönemi Dini Ve Tasavvufi Yapı 01-01-1970 03:00 Tarikatlar İçindeki Fetö'cü Yapılanmaya Dikkat 01-01-1970 03:00 Saygılı Olmanın Dayanılmaz Hoşluğu 01-01-1970 03:00 MİLLİ RUH 01-01-1970 03:00 Karanlığa Tapanlarla Aydınlığa İnananlar 01-01-1970 03:00 NO SAVAŞ YES TİCARET 01-01-1970 03:00 Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığına 01-01-1970 03:00 Ayrılığın Acısı 01-01-1970 03:00 Mustafa Tatcı Hocamızın Tesirli Sohbetleri 01-01-1970 03:00 Kelime Hazinemiz ve Anlama Kapasitemiz 01-01-1970 03:00 Allah' ın Mülkü Zalimlere Miras Kalmaz 01-01-1970 03:00 Aydınlık ve Işık Kavramları Üzerine - 2 01-01-1970 03:00 Aydınlık ve Işık Kavramları- 1 01-01-1970 03:00 Akıllı Yolcuya Notlar - 2 01-01-1970 03:00 İbn'ül Arabinin Tevhid (Vahdeti Vücud) Görüşü - 2 01-01-1970 03:00 Varlık Mertebeleri Hakkında Okuyucuya Notlar 01-01-1970 03:00 Akıllı Yolcuya Notlar 01-01-1970 03:00 Büyük Resmi Görmek 01-01-1970 03:00 İlkeli Duruş 01-01-1970 03:00 Emeklilerin Zammına Farklı Bakış 01-01-1970 03:00 Çarşambada Sandığa Gelmeyen Seçmen 01-01-1970 03:00 İstikamet Sahiblerinin Yolu 01-01-1970 03:00 Tefrika 01-01-1970 03:00 Ak Partiye Navtex İlan Etmek 01-01-1970 03:00 Biz Dönmeyiz Yolumuzdan 01-01-1970 03:00 Kim Dönerse Dönsün 01-01-1970 03:00 Bağımsız Adaylar Hakkında 01-01-1970 03:00 Dar Anlayış 01-01-1970 03:00 Ahde Vefana Ne Oldu 01-01-1970 03:00 İhtiyaç ve İnanç 01-01-1970 03:00 Sosyal Medya ve Modern Selefilik 01-01-1970 03:00 İnsanlık Gazzede Sıkıştı 01-01-1970 03:00 Berrak Göze ve Görüş'e Sahib Olmak 01-01-1970 03:00 Hatırlamak ve Hatırlatmak 01-01-1970 03:00 Ahmaklık İlleti ve Seba Kavmi 01-01-1970 03:00 İnananlar orta yolda birleşir 01-01-1970 03:00 Tarafını Seçmelisin 01-01-1970 03:00 Dünya İhtiyaçlarımız Putlaşmasın 01-01-1970 03:00 Sen Önce Kendi Yüzünü Gör 01-01-1970 03:00 Hz Mevlanaya Göre Görüş Sahibi Olmak-2 01-01-1970 03:00 Hz Mevlana'ya Göre Görüş Sahibi Olmak 01-01-1970 03:00 Nacizane Tefekkürhane 01-01-1970 03:00 Duygu Kalpazanları 01-01-1970 03:00 Hz Mevlânâ Celâleddîn-İ Rûmî hikmet dolu sözler 01-01-1970 03:00 Piyasada Şok Etkisi Yapacak Bir Ücret Tespiti Elzemdir 01-01-1970 03:00 Cumhur Abi 01-01-1970 03:00 Kısmet Görenedir 01-01-1970 03:00 Fikir ve Düşüncelerimizin Doğduğu Yer 01-01-1970 03:00 Milli öngörü ve veri bankacılığı sistemi 01-01-1970 03:00 Şehvet Sarhoşluğu 01-01-1970 03:00 İnsan Noksanını Tamamlayan Varlıktır 01-01-1970 03:00 İnsanın İhtiyaç Anlayışı 01-01-1970 03:00 Seviyesiz Ortamlardan Kaçmak 01-01-1970 03:00 İyilikle Anmak ve Anılmak 01-01-1970 03:00 Dalgınlık ve Dirilik Alemi 01-01-1970 03:00 Uyutan Bilgi İle Uyandıran Bilgi 01-01-1970 03:00 Aczimizi Bilmek 01-01-1970 03:00 Hayvanlar boğazdan insan kulakdan beslenir 01-01-1970 03:00 İnsan-I Gafil Ve İnsan-I Kamil 01-01-1970 03:00 Dünyada İkinci Kez Doğmak 01-01-1970 03:00 Yem Ve Tuzak 01-01-1970 03:00 Akıl Ve Ziya 01-01-1970 03:00 Akıllıların düşmanlığı cahillere iyiliktir! 01-01-1970 03:00 Hz Mevlana Nın 748 Vuslat Yıl Dönümü 01-01-1970 03:00 Ahmaklığın Karanlığı 01-01-1970 03:00 Labirentteki Peyniri Bulmak 01-01-1970 03:00 Akıl ihtiyarı ve vücud ihtiyarı nı anlamak! 01-01-1970 03:00 Mustafa Tatcı Hocamızın Yunus Emre Gayretini Anlamak! 01-01-1970 03:00 His Nuru İle Hak Nuru 01-01-1970 03:00 Ey hüznüm! Nedir senin derdin 01-01-1970 03:00 15 Temmuzun Gerçek Ve Sahte Kahramanları 01-01-1970 03:00 Mustafa Tatcı Hocamızı Tanımak 01-01-1970 03:00 Mesnevî' den Kısa Notlar Ve Açıklamalar – 1 01-01-1970 03:00 Eşyalar da Konuşur 01-01-1970 03:00 Lokma’dan Lokman’a 01-01-1970 03:00 İnsanın Hakiki Sermayesi Yokluktur! 01-01-1970 03:00 Hakiki Hayal İle Sahte Hayal! 01-01-1970 03:00 Para Kazanmak Ya Da Gönül Kazanmak 01-01-1970 03:00 Odaklanmak 01-01-1970 03:00 Toprak Sofrasından Gayb Sofrasına 01-01-1970 03:00 Ten Şişmanlığı İle Gönül Şişmanlığı 01-01-1970 03:00 Huzur ve Hazret Hakkında 01-01-1970 03:00 Aklın Başa Gelmesi! 01-01-1970 03:00 Biraz da Canımızı Tanıyalım 01-01-1970 03:00 İnsaflı Olmak 01-01-1970 03:00 Anlayış Ve Ayırd Ediş Kabiliyeti- 2 01-01-1970 03:00 Ayırd Ediş Ve Anlayış Kabiliyeti -1 01-01-1970 03:00 Varlık Ve Yokluğu Anlamak 01-01-1970 03:00 Anlamlarımız Duramıyor ve Dinlemez! 01-01-1970 03:00 Akıllı Akıl İle Akılsız Akıl 01-01-1970 03:00 Hep İçimizdeki Öküz Yüzünden 01-01-1970 03:00 Anadolu İrfanı Ve Hz Harakani K.S - 2 01-01-1970 03:00 Ödünç Bir Hayatımız Var 01-01-1970 03:00 İlahi Akıl İle İnsani Akıl 01-01-1970 03:00 Anadolu İrfanı Ve Ebul Hasan El Harakani Ks Yi Tanımak 01-01-1970 03:00 Savaş Türklerin İşidir! 01-01-1970 03:00 Bedenin Duyguları Ve Ruhun Duyguları! 01-01-1970 03:00 Dürüstlük Kazanır 01-01-1970 03:00 Cennette Hayal Tablonuz Olsun 01-01-1970 03:00 Yol Gulyabanileri 01-01-1970 03:00 İnayet Ve İhsan Beklemek 01-01-1970 03:00 Beden Gözü İle Can Gözü 01-01-1970 03:00 Geylani Hz 'den İkaz Ve Nasihatler 01-01-1970 03:00 Her cins kendi cinsi ve zevkiyle beraberdir 01-01-1970 03:00 Huzursuz İnsan 01-01-1970 03:00 Arif Olana Bir İşaret Yeter 01-01-1970 03:00 Manalar Ve Kavramlar Varlık Ve Mana 01-01-1970 03:00 İmansızlığın Ve Dinsizliğin Cinneti! 01-01-1970 03:00 Dünya Sağlıkda Sınıfta Kaldı! 01-01-1970 03:00 Anlama Kuvvetleri Ve Mertebelerini Tanımak 01-01-1970 03:00 Noksanlarımız ve Dualarımız 01-01-1970 03:00 Dert de Hak'dır Deva da Hak'dır! 01-01-1970 03:00 Maddi Ve Manevi Sebebler 01-01-1970 03:00 Krizi Fırsata Çevirmek 01-01-1970 03:00 Azgınlaşmak Ve İlahi İkaz 01-01-1970 03:00 İnsan Hakkında Alimlerin Görüşleri! 01-01-1970 03:00 Varlık alemi ve gayb alemi yaratılmıştır! 01-01-1970 03:00 Attığın Zaman Sen Atmadın 01-01-1970 03:00 Bakış, Görüş Ve Anlayış 01-01-1970 03:00 Düşünmek Ve İbret Almak 01-01-1970 03:00 İnsani Huy Ve Hayvani Huy 01-01-1970 03:00 Yetemanın Hakkını Verin! 01-01-1970 03:00 Evin Anahtarlarını Şempanzeler Kaparsa 01-01-1970 03:00 Mukaddes Bir Hayal İçinde Başka Hayaller Peşindeyiz 01-01-1970 03:00 Ruhun Garip Yolculuğu 01-01-1970 03:00 Nafakasının Azlığı Yüzünden Padişaha Kızan Köle 01-01-1970 03:00 Şeytan'ın Tahammülsüzlüğü 01-01-1970 03:00 Doğu Türkistan Ve Türkiye’nin Tavrı 01-01-1970 03:00 Kimse kimsenin ayıbını örtmüyor! 01-01-1970 03:00 Cennette bir hayal tablon olsun! 01-01-1970 03:00 Dine Olan Kin Lezzet Haline Gelirse! 01-01-1970 03:00 Mana Ve Surete Bakış 01-01-1970 03:00 Tesir Ve Eser 01-01-1970 03:00 Karmaşa Ve Hakikat 01-01-1970 03:00 Mecnun Ve Devesi 01-01-1970 03:00 Düşünmek ve İstidat 01-01-1970 03:00 Bakış Açısı 01-01-1970 03:00 “Kıssa, mesel” ve “maksad” 01-01-1970 03:00 Halkın Talepleri Ve Seçimin Sonucu 01-01-1970 03:00 Görünmeyeni Görmek! 01-01-1970 03:00 Uyanık Olmak! 01-01-1970 03:00 Abdestli Bürokrasimiz Ve Mağdur Vatandaş 01-01-1970 03:00 Kin Kardeşliği Ve Din Kardeşliği 01-01-1970 03:00 Gönül Ve Nefsin Farkı 01-01-1970 03:00 Olgunluğun yegâne sahibi 'Hak’tır ve insanın olgunlaşmasını ister! 01-01-1970 03:00 Kendi kendine kasd etmek! 01-01-1970 03:00 Ümmetin Asra İz Bırakan Lideri: Prof. Dr. Necmeddin Erbakan 01-01-1970 03:00 Eyüb'ün Tavukları 01-01-1970 03:00 Gönül belediyeciliği eylem adamı olmakla başlar! 01-01-1970 03:00 İman, ayırd etmek taraf tutmaktır.. Din ehlini kin ehlinden ayırt etmektir 01-01-1970 03:00 Hak Tabiatı İle Ten Tabiatının Görüşü 01-01-1970 03:00 İyi İle Kötü Huyların Savaşı 01-01-1970 03:00 Bakış ve görüş 01-01-1970 03:00 Ateşin oğulları, suyun oğullarının düşmanıdır! 01-01-1970 03:00 Adı Hasan huyu da hasendi! 01-01-1970 03:00 ''Gönül'' Belediyeciliği 01-01-1970 03:00 Aslın neyse seni çeken odur! 01-01-1970 03:00 Bu Alem Tersine Çakılı Nal İzleriyle Doludur 01-01-1970 03:00 Hz. Mevlâna’nın Akıl Hakkındaki Görüşleri 01-01-1970 03:00 Yokluk yolunun yolcuları çok iyi bilirler ki ‘’Yol sevgiliden ibarettir’ 01-01-1970 03:00 Emanete hıyanet etmek! 01-01-1970 03:00 Teamül Ve Temayül 01-01-1970 03:00 Aday Adayların Evsaf ve Düşüncesi 01-01-1970 03:00 Maksadı Ve Meramı Anlamak 01-01-1970 03:00 Taban Hizmetkârı Belediye Başkanı Aranıyor 01-01-1970 03:00 Cins Oluş ve Cinsiyet 01-01-1970 03:00 İdeal bir belediye başkanı! 01-01-1970 03:00 Sabredenleri Müjdele! 01-01-1970 03:00 Gerçek Dostluk Yokluk Günlerindeki Dostluklardır 01-01-1970 03:00 Üstünlükler Ve Hallerin Değişmesi Hak'tandır 01-01-1970 03:00 İnananların İmtihanı 01-01-1970 03:00 Gözler Kör Olmaz Lakin Kalbler Kör Olur 01-01-1970 03:00 Yeni Dönem ve Gençlik Erozyonu 01-01-1970 03:00 Nice Elbiseler Gördüm İçinde İnsan Yok 01-01-1970 03:00 Ölümsüz eserler ve fikirler hakkın bakış ve görüşünden doğar 01-01-1970 03:00 Mazlumun kuruyan dudağına söyleyin gülsün! 01-01-1970 03:00 Ekmekle Gelişen Ve Büyüyen Hayat Ekmek İster 01-01-1970 03:00 Hak Ve Batıl’ın Mücadelesi 01-01-1970 03:00 İşte rahmetli Erbakan hocamızın unutulmayan ölümsüz sözleri! 01-01-1970 03:00 Vatandaşların Nüfus Ve Tapuda Yaşadığı Sorunlar 01-01-1970 03:00 Kalblerinde Maraz Olanlar 01-01-1970 03:00 İnsanların En Hayırlısı İnsanlara Faydalı Olandır 01-01-1970 03:00 Kendimizi Tamamıyla Dünya İşlerine Verdik 01-01-1970 03:00 Anlamlar Sebeplere Eğreti Olarak Verilmiştir 01-01-1970 03:00 Hak ölümsüzdür! 01-01-1970 03:00 Zorlaştırmayın Kolaylaştırın 01-01-1970 03:00 İman ayırd etmektir taraf tutmaktır! 01-01-1970 03:00 Yolun Yalancıları Ve Yabancıları 01-01-1970 03:00 İnsanı yücelt ki devlet yücelsin! 01-01-1970 03:00 Neseb Bağını Yeniden Kurmak 01-01-1970 03:00 Hakikatler, Bulunduğu İsmin ve Kalıbın Manasında 01-01-1970 03:00 Belediyelerin Kat Adaletsizliği 01-01-1970 03:00 Değişmekte Zorlanıyoruz 01-01-1970 03:00 İstikamet Şuuru Ve 2019 Seçimleri 01-01-1970 03:00 Davasının Ve Milletin Adamı Olmak 01-01-1970 03:00 Tevazunun Ve Eşitliğin İktidarı 01-01-1970 03:00 Hazımsızlık Çekenlere 01-01-1970 03:00 İnsanların En Hayırlısı İnsanlara En Faydalı Olandır 01-01-1970 03:00 Değişimin Zil Sesleri.. 01-01-1970 03:00 Uyarıyoruz! 01-01-1970 03:00 Yarının Molla Kasımları 01-01-1970 03:00 Hak Yolcusunun Varlıkla İşi Olmaz 01-01-1970 03:00 Milli Görüş Tabanlılar AK Parti’den Neden Tasfiye Edildiler 01-01-1970 03:00 İdeal Belediye Başkanı 01-01-1970 03:00 Sırdan Surete 01-01-1970 03:00 Her Şey Dürüst Olmakla Başlar 01-01-1970 03:00 Yahudi Padişah Ve Hilekar Veziri 01-01-1970 03:00 Bu gidişle Kripto FETÖCÜ’ler ancak mahşerde çözülür! 01-01-1970 03:00 İstikamet Ve Handikap 01-01-1970 03:00 Milletin Zaferi 01-01-1970 03:00 Timsah Gözyaşları 01-01-1970 03:00 Sahte Kahramanlar 01-01-1970 03:00 Hayal Kırıklığı 01-01-1970 03:00 Kanadı Kırık Kuş 01-01-1970 03:00 El İnsaf Nuri Hocam! 01-01-1970 03:00 Kim Miyiz.!İşte Gerçek Kimliğimiz 01-01-1970 03:00
haber medya kadın