Gene saat 19.00 haberleri.
Gün içerisinde bu saate kadar TV seyretmem. Günümü gazete ve kitap okuyarak ve dostlarım ile hemhal etmek ve yeni bir şeyler yapabilir miyiz diye muhabbetle geçiyor.
Saat 19.00..
Ulusal bir kanalda haberleri seyrediyorum.
"Gezi Parkı davasında yargılanan Osman Kavala, 4,5 yıllık aradan sonra ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı.
Osman Kavala hakkında verilen kararın ardından HDP ve CHP'li milletvekilleri adliye önünde açıklama yaptı.
CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı hedef alan ifadeler kullandı.
"Tarih önünde Erdoğan mahkum olacaktır"
Özgür Özel, "Kavala özgürdür. Tarih önünde Recep Tayyip Erdoğan mahkum olacaktır, hesap verecektir. Ant olsun, ant olsun, ant olsun." dedi.
Ne demek şimdi bu.
Hangi aklın ..
Hangi bir düşüncenin ürünü ki halkın seçmiş olduğu bir insanı ki bu hangi partiden olursa olsun tehdit etmek üstelik bağrı patlatırcasına.
Yaşanılan, yaşatılan talihsiz ve haddini aşan bu olay karşısında kendi bağlamız da konuşacak olursak buradaki soru işaretlerini de konuşabiliriz fakat yargıyı tehdit eder gibi yaparsak bu doğru değil. Hele hiç değil.
Sırf bu ülkenin Cumhurbaşkanını yargılamak için milletvekilin konuşmasının sonunda gelen
"And olsun!!! And olsun!!! And olsun!!!" bunu üç kere tekrar ederek söylüyorsanız bu problemli bir ifadedir.
Zira Mustafa Kavala için alınan karar yargının kararıdır. Eğer Cumhurbaşkanı Erdoğan bugün her şeye (yargıda buna dahil) muktedir olsaydı Anayasa Mahkemesi’nin vermiş olduğu kararları da eleştirir, bununla da kalmaz istediği kararları çıkarırdı.
Peki öyle mi oldu?
Erdoğan, zaman zaman mahkemeleri ve verilen kararları eleştirdi.
Hatırlayalım, geçmişte meclisteki milletvekili sayısını 2/3 si kendisinde iken AK parti için maalesef kapatma davası açılmıştı. Peki neticede ne oldu, yargıya, hakim ve savcılara ne kadar müdahalede bulundu?
Hele hele Ergenekon sürecini Erdoğan ile kıyaslamak abes ile iştigal etmekten başka bir şey değil.
Bu tamamen fetö üzerinden bu ülkeyi ele geçirmek istenilen bir operasyondu. Unutmayın, unuttu iseniz bir kere daha hatırlayın. Bu davanın sürecinde de kimlerin destek verdiğini, meydanlarda hopörlerler ile tek tek isimleri sayılarak alkışlattırılmıştı. Hatırlıyorsunuz değil mi?
Hatta harp okullarındaki törenlerine benzer şekilde, bizzat muhalefet partisinn Genel Başkanlarının da bulunduğu meydanlarda ismi zikredilen dönemin vitrindeki gazetecileri Nazlı ılıcak "İÇİMİZDE", Ahmet Altan "İÇİMİZDE" diye bağırmışlar idi. Hatırladınız değil mi?
Bu kadar pespayelikti.
Diğer önemli problemde, ABD'den, Almanya ve tüm AB ülkelerden medet ummak. Hele hele bu ülkenin resmi zevatlarına, duayen diye tabir edeceğimiz gazeteci meslektaşlarımızın da
"ŞİMDİ TEPKİ KOYMAYACAKSINIZ DA NE ZAMAN TEPKİ KOYACAKSINIZ"
şeklinde twitler atmalarıdır. Tepki utanmazcasına ve bir de akıl verircesine. Abd ve Almanya'nın elçiliklerine
"BU KADAR CILIZ TEPKİ Mİ OLUR" diyerek âdeta göreve çağırırcasına.
BEYLER!!!
Bu ülke müstemleke değildir. Atatürk'ün mirasını kimseye bırakmayan hızlı Atatürkçü ve Kemalistler, lütfen bu konuya da sahip çıksınlar, öyle değil mi yani!
Atatürk'e sahip çıkanlar nedense bizler her ağzımızı açtığımızda resmen üzerimize çullananlar, bizleri linç etme gayretinde olanlar,
"SİZ BUNA SAHİP DEĞİLSİNİZ"
diyenler o halde lütfen hızlı Atatürkçü olan arkadaşlarımız siz sahip çıkın.
Ve bu hayasızca tepkilere karşı "manda ve himaye kabul edilemez. Türkiye tam bağımsız bir ülke ve müstemleke değildir" diye bu ülkeye ayar çekenlere, racon kesenlere, onların kapılarının önünde tıpkı şimdi yaptığınız gibi bağrınız yırtılıncaya kadar bağırın. Bağırın ki nerede hata yaptıklarını belki anlarlar.
Ayıptır beyler!!!
Sosyal medyada yayınladığınız paylaşımlar ile Avrupa'dan, ABD'den yardım çığlıkları atmayın.
Utanç vericidir beyler!!!
Unutmayın ki; bugün söylediğiniz her cümleyi tarih kayıtlara geçiyor. Yarın söylediğiniz tüm sözler çocuklarınızın ve torunlarınızın önüne konulacak. Öyle bir çağda yaşıyoruz ki konuştuklarınızın hiç birisi havada, boşlukta kalmıyor. Hepsi kayıt altına alınıyor.
Bugün söylediğiniz her söz noktasına, virgülüne kadar yıllar geçse de önünüze "siz şu tarihte, şurada, bu insanlarla bunu bunu söylediniz" diye önünüze koyarlar.
Bu nedenle ince eleyip sık dokuyarak kelimelerinizi seçerek kullanacaksınız. Sonrasında "YEDİĞİNİZ HURMALAR, GÜN GELİR HEPİNİZİ TIRMALAR'
olmasın (!)
UNUTMAYIN!!!
Hepimiz bu gemideyiz. Bu geminin içerisinde tüm siyasi partinin sevenleri, hangi inançtan, hangi ideolojiden olursa olsun bulunmaktadır. Bu nedenle bu gemiyi batırmak, delmek, parçalamak abesle iştigaldir. Zira batarsak sadece AKP’liler değil geminin içindeki tüm insanlar, insanlarımız heba olur. Herşeyden önemlisi ne bayrağımız kalır, ne de vatanımız.
Bu gemiyi batırmak utanç vericidir. Hayasızca bir davranıştır. Avrupa Birliği ülkelerine "daha ne zaman ses çıkaracaksınız." demek akıl tutulmasından başka bir şey değildir beyler!!!!
Ne demek!!!!
Sizler bu ülkenin varlığına, birliğine, kolluk kuvvetlerine, silahlı kuvvetlerine inanmıyor ve güvenmiyor musunuz ki ABD'yi, AB'yi operasyona veya ameliyata çağırıyorsunuz.
Bu tek dişi kalmış canavarların girdikleri ülkelerde veya perde arkasında yaptıklarından sonra ortaya çıkan kaos ve karmaşa ortamını da mı görmüyor, göremiyorsunuz? Nasıl bir hayasızlıktır.
Nasıl bir vicdansızlıktır.
Nasıl bir vatan sevdasızlığıdır.
Bunu yapan kim, hangi parti ve hangi ünvanda olursa olsun şiddetle reddediyor ve şiddetle kınıyoruz.
ABD'nin de AB'nin de Almanya'nın da bu ülkenin yargısına müdahalesini bu ülkenin bir vatandaşı olarak şiddetle reddediyoru(z)m.
SİZLER!!!
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bu zamana kadar yabancı bir ülkenin adaletine veya yargı kararlarına karşı vermiş olduğu bir beyanatı duydunuz, okudunuz mu?
Sadece "bir" tane.
Evet, sadece bir tane açıklaması var.
Erdoğan, bugüne kadar hiçbir ülkenin yargısına ve verdiği kararlara karışmamıştır. "Bir tane var mı" dediğimizde,
Evet, Mısır'da halkın helal oyları ile iktidarda olan, seçilmiş Mursi'nin ihtilal ile hükümetten, iktidardan gayri meşru bir şekilde indirilip idam ile yargılanması sonucunda verdiği bir beyanat var.
Hatırlarsanız o günkü verdiği beyanatı da
"BU İHTİLALCİLERİN YARGISIDIR"
demiş idi.
Sonrasını tüm dünya gibi hepimiz biliyoruz ki; Mursi içeride kaldığı süre içerisinde bir şekilde öldürüldü.
Bunun dışında bir tane bir ülkenin yargısının aldığı karar hakkında açıklamasını göremezsiniz. Zira yok.
Bu ülke ve onu temsil eden seçilmişler kimsenin yargısına karışmıyor ise hiç bir ülkenin de bizim içişlerine ve yargımıza ayar çekmeleri hadleri değildir.
Buna yakın bir geçmişte sayılarının bir veya on, hiç önemli değil büyükelçilerin yayınladıkları bildiri de dahildir. Zaten Dışişleri Bakanımızdan da ayar çekenlere güzel bir "AYAR ÇEKİLMİŞTİR"
Nasıl olurda yargılanan bir hükümlü için, Kızıl Saros diye tabir edilen birçok yanı karanlık olan birisi için "Derhal bırakın" diyerek bu ülkeye racon keser, emir verirsiniz.
Gücünüz...
Siyasi kuvvetiniz...
Kutsal Haçlı ortaklıklarınız ne olursa olsun AYAR ÇEKEMEZSİNİZ.
Haddinizi bileceksiniz.
Bu ülkenin yargısına ve seçilmişlerin yüksek perdeden konuşamaz ve emir veremezsiniz.
Burada elbette bu ülkenin tüm akil adamları, siyasetçileri, bilim adamları, entellektüelleri siyasetin duayenleri de tepkilerini aynı şekilde yüksek perdeden göstermelidirler.
Evet, göbeğimiz kesilecekse biz bunu kendimiz bizzat yaparız. Ne ABD'ye ne AB'ne nede ismi ne olursa olsun hiç bir Avrupa ülkelesine ihtiyacımız yok.
İçimizde elbette sıkıntılar, problemler, kargaşa, kavga olabilir. Lâkin tüm bu olumsuz davranışlar için birilerini çağırmayacağız. Utanç verici ve alçakça bu davranışın ne içinde olacağız nede bunu yapanlara çanak tutacağız.
Ne demek bu yaaa.
Ne demek!!!
"DERHAL BIRAKIN"
Burada bizleri de rahatsız eden elbette hususlar var. Herşeyden önemlisi ve olması gereken bu davanın neden dört yıl gibi uzun bir zaman dilimine yayılması idi. Niçin bu kadar uzun sürdü?
Devletin Gezi Olayları ile birlikte güvenlik güçlerinin, MİT'in diğer istihbarat birimleri topladıkları tüm bilgiler, görüntüler, konuşmalar vs vs ellerinde var iken neden, niçin bu dava veya bu davalar bu kadar uzun sürdü ve sürüyor?
Neticede yargımıza güveneceğiz. Kimsenin bu ülkenin yargıcına hakimine adaletine aşağılayıcı, hakaret etme hakkı yok. Üstelik tehdit kabilinden "Ant olsun, ant olsun, ant olsun "diyerek seçilmiş bir Cumhurbaşkanına tehdit etmek ne hakkıdır nede hukukudur. Herkes yerini ve haddini bilecek, bilmelidir.
Neden rahatsız iseniz akil adamlarınızı, hukukçularınızı vs toplar bu konular hakkında fikir üretir, projeler geliştirir; kanun ve hukuk çerçevesinde kimseye tehditler savurmadan, hakaret etmeden, aşağılayıp, hor görmeden gündeme getirirsiniz.
BEYLER!!!
Artık ihtilallerin, e- muhtaraların, post modern darbelerin, sokaklarda cübbeli akademisyen ve hukukçuların boy gösterdiği dönemler BİTTİİİİİİİİ. Duymadı iseniz tekrar söylüyeyim,
HARÇ BİTTİ
YAPI PAYDOS.
Derler ya hani geçti Bor'un pazarı, sür eşeği Niğde'ye.
Artık devir değişti, köprünün altından çok sular aktı, bir sağdan bir soldan, adil olsun diyenlerinde apoletleri söküldü. Şimdi onlar içinde hesap zamanı.
"And olsun seni yargıyacağız"
"ABD'yi AB'li ülkeleri operasyona çağırmak" nedir?
"Bu cılız ses nedir?"
Ne demek arkadaşlar.
Atatürk ve Atatürkçülük denildiğinde mangalda kül bırakmayanlar Erdoğan düşmanlığını veya Erdoğan karşıtlığının bünyenizi zehirlemesine sakın sakın ola ki izin vermeyin.
Özlem Gürbüz
Kurban Bayramı Ve Manevî Değerlerimiz
Nihat Güç
Zuhruf Suresi 37. Ayet
Hüseyin KURT
Asabiyenin Gölgesinde Bir Coğrafya
Gülay ÇETKİN
Denizli Eğitim Gücü Sen’den Proje Okulu Çağrısı
Seyfettin BUDAK
Güveninizi Bir Gerçek Sandığınız Duygusal Avcı Narsistin Sosyal Medya Tuzağı
Mehmet BOZKURT
Türkiye'nin CHP ile tarihi yolculuğu...
Eyüphan KAYA
Ailenin selameti için 7-S
Recep YAZGAN
Karl Marks’ın Hindistan İhaneti!
Öztürk Samuk
Proje Derin
Mehmet Ali Çamoğlu
Sisli Meydan: At İzi İt İzine Karıştı
Mesut BALYEMEZ
Ulan kapitalizm.
Bülent ERTEKİN
Engelliler İçin Söz Değil, İcraat Gerekiyor
Aydın BENLİ
Çok Gerginiz Çok!
Aydan KURT
Bir yolculuktan fazlası...
Adnan ÖZ
Bu sezon samsunspor’a yakıştı!
Songül KARAMAN
Aile İçi İletişimde 10 Altın Kural
Kadir Erol
İnsan Olmak....!
Vehbi KARA
Kocatepe Muhribi’nin Batması ve Liyakatsizlik Sorunu
Murat GÜLŞAN
Maskeler düştü: saha yeşil, zihniyet kara!
Mesut CİHAT
Adamlığın Sende Kalsın
Adnan İPEKDAL
ODTÜ Semalarında Amerikan bayrağı Dalgalanacak mı!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
Burak Çileli
Sumud filosu işkencesine kısas milli haysiyet meselemizdir
İsa ÇOLAKER
YAZAR TIKANIKLIĞI
Ömer Naci Yılmaz
Ali Kolcu Hoca’mızı Hakk’a Uğurladık
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Mehmet Nuri BİNGÖL
En Büyük Miyar: Kanaat
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Memiş OKUYUCU
İyilikle İyileştirerek Eğitim
Hamdi TEMEL
Suçun Adresi: Başta Medya, Sonra Hepimiz
Halil MERT
Türklük Tanımının Güncellenmesi
Hasan KARADEMİR
HİKMET KIVILCIMLININ DİNİ ANLAYIŞININ ELEŞTİRİSİ
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Ahmet SAĞLAM
Din Düşmanlığı
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Ahmet DÜZGÜN
Artık seviye eğitim sistemi şart
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)