Bu toprakların en cesur ve yürekli askerlerinden bir tanesidir Ethem Bey. Kuva-i Milliyenin kuruluşundan düzenli orduya geçişe kadar geçen o çalkantılı dönemde başarıdan başarıya koşan bir kahramandır. Fakat ne yazık ki kendisini ders kitaplarında “hain” olarak görüyoruz. Bu vicdansızlığa seyirci kalanlar ortalıkta “tarihçi” diye gezinirken, doğruları anlamaya ve anlatmaya çalışan “Derin Tarih” gibi dergiler, toplatılıyor, tarihe ışık tutmak isteyen araştırmacılar linç kampanyasına tabi tutulup kodese tıkılıyor. Ne feci bir durum Ya Rabbi…
19 Mayıs yine bu hamasi nutuklar ve “Atam sen kalk ben yatam” çığlıkları ile geçti. Bir tane vatan evladı kalkıp da “bu yol çıkmaz sokak” diyemedi. Yine tek parti dönemine ve onun baskıcı liderlerine övgüler dizildi. Buna mukabil Meclis kürsüsünden halifeliğin kaldırılması esnasında “ihtimaldir ki bazı kelleler kesilecektir” diyen bir kişiye bu kadar övgü dizmek kimseyi rahatsız etmiyor, maalesef. İşin kötüsü yarınlarımızı emanet ettiğimiz gençlere “rol model” olarak sunulan M. Kamal’ı takdim etmekten kimse rahatsız değil.
“Adalet” ve “Kalkınma” kelimelerini partisine isim yapan siyasetçiler, yıllardır gençlere M. Kamal güzellemesi yapmaktan hiç bıkmadı. Sonrasında ise “kalkınma ve reform” kelimelerini kullanmayı da ihmal etmiyorlar. Bunun bir tenakuz ve çelişki olduğunu, tarih adına söylenen sözlerin çoğunun kurgu ve yalan olduğunu nasıl anlatmalı, bilmem ki?
Riyakarlık ve dalkavukluk sözlerini sarf edenler ödüllendirilip farklı yorum yapanların hapse atıldığı bir zamanda; bu iş biraz zordur elbette. Ne yapalım yani, moda böyle diye; yağcılık yapanlar ödüllendiriliyorken bu sürüye katılarak şerefimizi iki paralık edelim mi? Hayır asla! Ucunda her ne olursa olsun gerçekleri açıklamaktan vaz geçmeyeceğiz inşallah! Gürültüye pabuç bırakıp kaçanlardan hiç olmadık, olmayız İnşallah!
İşte bu yazıda da Kafkas dağlarının yürekli insanlarından birisini Şeyh Şamil’in torunu olacak bir vatan evladından bahsetmeyi bir borç biliyorum. Ethem Bey ve kardeşlerinden.
21 Eylül 1948’de Ürdün Amman’da vefatına kadar bu ülke hakkında olumsuz hiçbir kelime sarf etmemiş bir yiğittir. Ceddi olan kahramanlar gibi kendisine yakışır şekilde hakka teslim olmuştur. Ecir ve mükafatı insanlardan değil Allah’tan beklemiştir.
Peki, ne oldu da Ethem Bey, Meclisteki oylamada 2 oy farkla hain ilan edildi? Bir insana böylesine bir zulüm yapmak belli ki o dönem insanlarını pek rahatsız etmiyor. İyi de günümüzdeki insanlara ne oluyor? Anlı şanlı tarihçiler iki kelime söz söylese dilleri mi yapışır? Bu zavallı besleme tarihçileri bir tarafa bırakıp acı gerçekleri haykırmaya devam edelim.
İki ağabeyi Osmanlı ordusunda şehit düşmüş, diğer iki ağabeyi de Teşkilat-ı Mahsusa üyesi olan Ethem Bey, Çerkes sürgünü ile Bandırma’ya yerleşen bir ailenin en küçük oğluydu. Babası izin vermediği için evden kaçarak Bakırköy Küçük Zabit Mektebi’ne kaydolur. Astsubay olarak katıldığı orduda subaylığa terfi eder. Rus, Irak, İran ve Afganistan cephelerinde savaşır.
Kendi imkânlarıyla oluşturduğu çetesiyle Ege ve Marmara bölgelerinde halka zulmeden Rum çetelerine ve eşkıya gruplarına karşı savaşır. Yörük Ali Efe, Dramalı Rıza, Demirci Mehmed Efe, Parti Pehlivan Ağa ve Gâvur Ali gibi yörenin önemli silahlı güçlerini de yanına çekerek sayısı 5 bini bulan gerilla kuvvetine komuta eder.
Menderes nehri önünde Yunan ilerleyişini durdurur ve işgal altında olmayan bölgelerde düzeni ve güvenliği sağlar. Yunan Ordusu’yla girdiği onlarca müsademeden galibiyetle çıkarak milletin kurtuluş umutlarını yeşertir. İsyanları bastırmayan Ankara Hükümeti aciz kalarak kendisinden yardım isteği üzerine 1. ve 2. Anzavur isyanları ile Bolu, Düzce ve Gerede isyanlarını bastırır. Ankara üzerine yürüyen Kuva-yı İnzibatiye kuvvetlerini yenilgiye uğratarak İstanbul kapılarına kadar kovalar.
İsmet İnönü’nün ısrarları sonucu kuvvetlerinin bir kısmını alarak Ankara’ya gelir. Ankara tren garında bizzat M. Kamal tarafından törenlerle karşılanır ve ricası üzerine Meclis’te kısa bir konuşma yapar. Konuşması mebuslar tarafından sık sık “Milli Kahraman” ve “Milletin Kurtuluş Umudu” nidaları ve alkışlarla kesilir.
Genelkurmay karargâhı olarak kullanılan Ziraat Mektebi’nde M. Kamal, İsmet ve Fevzi (Çakmak) ile bir toplantı yapar ve deyim yerindeyse onları küçük birer çocuk gibi azarlar. Kaman’dan Tokat’a kadar yayılan isyanı kanlı çarpışmaların sonunda bastırır. İsyanda ihmali olduğunu düşündüğü Ankara Valisi Yahya Galip Bey’in yargılanmak üzere Yozgat’a gönderilmesini Ankara Hükümeti’nden ister.
M. Kamal, valiyi görevden alır ancak Yozgat’a göndermemek için elinden geleni yapar. Bunun üzerine Ethem Bey, bir telgraf çeker. “Hakikat ve adalet üzerine bina etmek iddiasıyla kurmaya çalıştığınız yeni düzen daha şimdiden iltimas ve adam kayırıcılık yaparak büyük bir yara almıştır” mealindeki bu telgraf ile bazı şahısların düşmanlığını üzerine çeker.
Bunun üzerine Ethem Bey’in yakın silah arkadaşları silahsızlandırılıp itibarsızlaştırılır. Askerî gücü kırılmaya çalışılır. Eskişehir’de çıkardığı gazetenin matbaasına hileyle el konulur. Sovyetlerin desteğini almak için kurulan mensubu olduğu Yeşil Ordu Cemiyeti kapatılır.
Bu arada sağlığı bozulduğu için tedavi olmak üzere Ankara’ya gelir. Buradan İstanbul Hükümeti’nin temsilcileriyle görüşmelere katılması için kendisiyle birlikte Bilecik’e gelmesi hususunda ısrar eden M. Kamal’ı kırmaz hatta sedyeyle trene bindirilir. Tren Eskişehir’de mola verdiğinde Bilecik’te Topal Osman ve adamları tarafından suikasta uğrayacağı istihbaratını alır. Bu nedenle korumalarla Kütahya’daki karargâhına geçer.
Ancak bu durum isyan olarak değerlendirilecektir. Üzerine bir ordu gönderildiğini haber alan Ethem Bey, Meclis’e “Millet fakr u sefalet içinde türlü fedakârlıklarla bir hürriyet savaşı verirken, sizler maaşlarınızı arttırmaktan başka ne yaptınız?” mealinde sert bir telgraf çeker. Telgrafı kürsüden okuyan M. Kamal, “Bu zat ve biraderlerinin ihanet içinde olduklarını reylerinize sunuyorum” mealinde bir konuşma yaparak oylama ister. Ethem Bey ve ağabeyleri 2 oy farkla “Hain” ilan edilirler. Üzerine üç koldan saldırı başlatılan Kuva-i Milliye Kahramanı Ethem Bey, o andan itibaren Çerkez Ethem olarak anılmaya başlanır.

Birliklerini terhis ettiğini ilan eden Ethem Bey askerlerine istediklerini yapmakta özgür olduklarını bildirir; kendisi de Manyas yöresine çekilir. Amacı hastalığını tedavi ettirmek için Avrupa’ya geçmektir. Ancak yaklaşık bir ay sonra Yunan askerleri tarafından izi bulunur; yaptığı görüşmeler sonucu Avrupa’ya gidebilmek üzere bir geçiş yolu açılması karşılığında teslim olur. Bu arada ordu Yunanlıların peşini bırakmıştır. Yunanlılar fırsatı iyi değerlendirir Eskişehir ve Kütahya’yı ele geçirerek Ankara önlerine kadar ulaşacaktır.
Kısa bir süre İzmir’de tutulduktan sonra Atina üzerinden Viyana’ya geçer. Tedavi olduktan sonra da Ürdün’e giden ve 150’likler diye adlandırılan gruba dâhil edilen Ethem Bey; 1938 yılında çıkarılan affa rağmen adil yargılanma hakkı verilmediği sürece affedilmeyi kabul etmeyeceğini söyleyerek geri dönmemiş, hayata gözlerini yumduğu 1948 yılına kadar tek odalı kerpiç bir binada tek başına yaşamıştır.
Ethem Bey'in ağabeyi Reşit Bey'in kızı mimar ve yazar Güner Kuban'ın, Meclis Dilekçe Komisyonu'na başvurarak, belli çevrelerce "hain" olmakla suçlanan amcası için iade-i itibar talebinde bulunması pek bilinmeyen tarihi bir gerçeğin ortaya çıkmasına yol açmıştır.
Meclis Dilekçe Komisyonu, Kuban'ın başvurusu üzerine ilgili bakanlıklara yazı yazarak Ethem Bey'le ilgili bilgi ve belge istemiş, Komisyon, bakanlıklardan aldığı bilgiler doğrultusunda Kuban'ın dilekçesine, "Ethem Bey’le ilgili itibarını kaldıran veya zedeleyen resmi bir karar bulunmadığı anlaşılmıştır" cevabını vermiştir.
06.01.2016 Tarihinde verilen cevapta, Adalet Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı'nın bilgileri doğrultusunda Meclis Dilekçe Komisyonu'nun bu açıklamasını değerlendiren Kuban, "Dilekçemize cevap geldiği zaman gündem yoğunluğundan dolayı açıklamadık. Ama malum Türkiye'nin gündemi durulmuyor. Bundan dolayı daha fazla beklemeden bu tarihi kararı ilan etmek istedim" demiştir.
Bu çok önemli bir açıklamadır. “Yaşam Boyu Onur Ödülü” alan Kuban, "Ethem Bey haindir" karalamasının sadece ailesine yönelik olmadığını vurgulamıştır. Bu karalamanın bütün kahraman Çerkes milletine yapıldığını ve İstiklal Savaşı'nda Çerkeslerin büyük mücadele verdikleri ifade edilmiştir.
Çerkes tarihçi ve araştırmacı Murat Yalçın ise, Ethem Bey'in yeğeni Kuban tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne dilekçe ile yapılan başvurudan sonra kendilerine verilen yazılı cevabın; “Çerkeslerin uzun yıllardır anlatmak istediği gerçeği bir kez daha ortaya koyduğunu" söylemiştir. Yalçın, "Neden Çerkes Ethem'in isyan çıkardığı ve ihanet ettiği yalanı anlatıldı?” Yine; “Ethem Bey'in el üstünde tutulduğu ve en büyük övgüleri aldığı Kurtuluş Savaşlarının en ateşli zamanlarında isminin önüne Çerkes unvanı niye konulmadı?” Diyerek ''siyasi kararlar'' ile kendisi hain ilan edildiğinde isminin önüne Çerkes konulduğunu ve bunu anlayamadığını söylemiştir.
Evet, Çerkeslerden devlet tarafından resmen özür dilenmeli, Ethem Bey'in mezarı Türkiye'ye yakışır bir şekilde törenle geri getirilmelidir. Benim anneannem de bir Çerkestir. Tarih derslerindeki asılsız bilgiler derhal gözden geçirilmeli ve Çerkesler başta olmak üzere Araplar Kürtler ve diğer halkları zan altında bırakacak benzer durumlara izin vermemek adına yasal adımlar mutlaka atılmalıdır, vesselam…
Vehbi KARA
Adnan ÖZ
Bu kadro ile bu kadar!
Seyfettin BUDAK
Günah mı, Saygı mı? Korku İle Yaşanan Hayat Gerçekten Bizim mi?
Mehmet BOZKURT
Üzgünüm Ey Milletim!
Fatih ORUÇ
Amerikaʼnın Kızılderili Soykırımı
Servet ZEYREK
Dünden Bugüne Çarşamba'da Eğitim
Hamdi TEMEL
Susuzluğun Ayak Sesleri: Hepimizin Sınavı
Erol AYDIN
Köyden Kente Sosyolojik Dönüşüm
Özhan KIZILTAN
İyi Polis ve Kötü Polisten Sonra Mason Polis Tartışması
Songül KARAMAN
Bir Yağmur
Nihat Güç
Rol Modellerimz (!)
Halil MERT
İran… Abd’nin Pehlevi Dayatması
Önder GÜZELARSLAN
Muğla Şehit Ziya İlhan Dağdaş Mesleki Ve Teknik Anadolu Lisesi
Aydan KURT
Yorulmuyor musun?
Mehmet Nuri BİNGÖL
Sahtelerin Tasallutu
Eyüphan KAYA
İnsanlık Alemi Veda Hutbesini Arıyor
Gülay ÇETKİN
Denizlide okullar kaosa mı sürükleniyor?
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
21. Yüzyılın Öğrenci Profili: Alfa Kuşağı
Fatma Saçak Akbulut
SEVGİ DİLİ
Aydın BENLİ
MİLLİ DUYGULAR ÖLDÜRÜLÜRSE NE OLUR?
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Ravza ZEYBEK
Bizim çocukları ateşe atan kim?
Ahmet SAĞLAM
Kaçınılması Gerekenler
Cevahir AYDIN
El alem Jürisinin Sahte Kürsüsü
Özlem Gürbüz
Geçmişten Ders, Geleceğe Umut
Recep YAZGAN
Beyaz leke gösterir…
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Adnan İPEKDAL
Dijital İçerik Üretme Seferberliği
Bülent ERTEKİN
Bayraklı’daki Söyleşi Üzerinden Ciddi İddialar
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Ahmet DÜZGÜN
Kimse mucize beklemesin
Vehbi KARA
Kocatepe Olayı
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Sevgi Mi Bağ, Yoksa Görünmez Bir Kafes Mi!
Ahmet Eren KURT
Sessizlik Bazen Bir Tercih Değil, Son Çaredir
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Hüseyin KURT
Telekonferansın Ardındaki Gerçek: Büyük Kürdistan’ın Güncel Senaryosu
Hasan KARADEMİR
Giriş: Foucault'nun Eleştirel Soykütüğünün Temelleri
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı iken oruç tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (1)
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Mesut CİHAT
Allah'ın Zatı ve Subuti Sıfatları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Batuhan ŞUORUÇ
Şıracılar
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
Mahremiyet, insanın özgür iradesiyle var oluşu!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Murat GÜLŞAN
Türk Milliyetçisinin Vicdan Muhasebesi
İsa ÇOLAKER
Aşık Veysel Şiirinin Renkleri
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Memiş OKUYUCU
Zübeyir Yetik’in Ardından…
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Cahit KURBANOĞLU
Nefis nedir ve ne istiyor?
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Levent ERTEKİN
Fakir Halkın Bağışladığı 350 Uçak
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)