11 Eylül 2001 Saldırısından sonra ABD’nin embesil Başkanı George W. Bush Haçlı Seferi (Crusade) düzenleyeceklerini söylemiş ve nihayetinde Afganistan ABD ve NATO güçlerince işgal edilmişti.
Elbette 85 milyonluk Müslüman bir ülke olan Türkiye’nin bu haçlı seferindeki rolü tartışılacaktır. Fakat Türkiye Afganistan’ın işgalinden bu güne kadar bu toprakla muharip güç bulundurmamıştır. Başta Kabil havaalanının işletmesi olmak üzere Afganlıların ihtiyaçlarını gidermeye çalışan askeri güçlerle hareket eden Türkiye’yi bu konuda kimse suçlayamaz ve bunu yapmak doğru değildir.
Haçlı Seferleri ortaçağda Kudüs’ün Müslümanlardan kurtarılması maksadı ile başlamış ve neredeyse bin yıldan beri devam etmektedir. Fakat Batılı güçlerin şimdi İsrail işgali altındaki Kudüs’ün kurtarılması diye bir bahaneleri yoktur. Bununla birlikte “11 Eylül İkiz kuleler saldırısı” veya “kitle imha silahlarının yok edilmesi” gibi uydurma sebeplerle haçlı seferlerine katıldıklarını gözlemlemek mümkündür.
Ortaçağda haçlı seferleri daha çok Roma’da bulunan Papa tarafından başlatılırdı. Dünyanın en vahşi ordularını Müslümanları yok etmek üzere köpek sürülerinin saldırılarına benzer şekilde organize ederdi. Daha sonra Selçuklulara ve Osmanlılara karşı düzenlenen bu seferlerin neredeyse tamamı Anadolu ve Rumeli ovalarında yok edilmişti.
İslam’ın bayraktarı olan Türkler haçlı seferlerini durdurmayı başardığı gibi Orta Asya’dan çıkıp gelen Cengiz Han ve Moğol yağmacıların İslam’ı ortadan kaldırma girişimlerine de son vermişlerdi. Sultan Baybars komutasındaki Türkler Ayncalut adı verilen bölgede Moğol askerlerini kılıçtan geçirmiş ve daha ileriye gitmelerine mani olmuştu.
Haçlı seferleri ne yazık ki günümüzde de devam etmektedir. İslam topraklarını sömürmek ve Müslümanları emir altına almak için türlü türlü bahanelerle savaşlar açılmakta ve batılı yağmacılar Müslüman topraklarına saldırarak milyonlarca insanı şehit etmektedirler.
Bugünkü yazıya konu olan Afganistan haçlı seferinde de ABD öncülüğünde bir saldırı olmuştur. Fakat bu saldırıdan yaklaşık 180 yıl önce İngiltere Krallığı işgal girişiminde bulunmuştu. İngiltere bu önemli geçiş yolları üzerindeki toprakları ele geçirmek için üç büyük girişimde bulunmuş fakat 1842, 1881 ve 1919 tarihlerinde Afganistan halkları ile yaptıkları savaşları kaybederek bölgeden çekilmek zorunda kalmışlardı.
1842 tarihindeki ilk saldırı, 74 sene sonra 1916’da Kutul Amare’de 6. Osmanlı Ordusuna teslim olmalarına benzer şekilde gerçekleşmişti. İngiliz tarihindeki en utanç verici yenilgi budur. Daha sonra Kutul Amare gelmektedir.
Üç kere saldırıp sonuç alamayan İngiliz İmparatorluğu, Emanullah Han’ın başında bulunduğu Afganistan’la imzaladığı Ravalpindi Antlaşmasıyla bölgeden kuvvetlerini tamamen çekmek zorunda kalmıştı. Bu çekilme İkinci Dünya savaşından hemen sonra devam edecek bu sefer İngilizler Hindistan’ı Müslümanlar aleyhine olarak üç parçaya bölerek terk edeceklerdi.
1989 Yılında Afganistan’ı terk etmek zorunda kalan Sovyetler Birliği, İngilizlere benzer şekilde yenilginin şokunu atlatamadan çok kısa bir zamanda tarihin çöplüğüne atılan bir başka ülke olmuştu. Komünist ideolojinin en acımasız icraatçısı olan Sovyetler, bir yıl sonra 1990 yılında 6 tanesi Türk Devleti olan 15 parçaya bölünmüştü.
Ülkelerini komünistlere mezar yapan Afganistan savaşçıları, en son olarak bu sefer kapitalistlerin merkezi olan ABD’yi mağlup etmeyi başardılar. İşgale destek olan ABD’li işbirlikçi Afganlar ise utanç verici bir biçimde uçaklardan dökülmek zorunda kaldılar.
İngiltere Krallığı eski gücünü yitirmiş fakat Sovyetler Birliği, Afganistan’daki korkunç yenilgi sonrası yıkılmıştı. Bununla birlikte ABD’nin Sovyetlere benzer şekilde yıkılıp parçalanması yerine İngiltere gibi kısa bir zaman içinde dünya üzerinde kurmuş olduğu hegemonyanın yıkılması beklenmektedir.
Özellikle Çin ile giriştiği rekabette her geçen gün ağır darbeler alan ABD’yi; pek yakında ekonomik ve sosyal felaketlerin beklediğini söylememiz bir kehanet olmasa gerektir.
Çünkü bu kötü sona sebep olan ABD Başkanı Bush’tur. 11 Eylül tarihinde gerçekleşen İkiz Kuleler saldırısı sonrasında bir Haçlı Seferi düzenleyeceğini iddia etmiş ve kısa bir süre içinde Afganistan ve Irak’a giren “Haçlı Orduları!” Her iki ülkeyi de kan gölüne çevirmeyi başarıp Batılıların savaş için her türlü ahlaksızlığın yapılacağını ispatlamışlardı.
İşte şimdi Amerikalılar başta olmak üzere bütün insanlar Bush ve Biden gibi ABD başkanları sorgulayacaktır. Zira bu kadar katliam ve masrafa sebep olan saldırıların gerçek maksadının; “Müslümanları ötekileştirmek” ve yıkılan komünizm yerine “yeni bir düşman icat etme girişimi” olduğu ortaya çıkmaya başlamıştır.
Bu sorgulama elbette birçok acı gerçeğin ortaya çıkmasına da sebep olacaktır. Zira körü körüne Batı medyasına ve Hollywood filmlerinin propagandalarına alet olan insanlar, şimdi bu topraklarda yaşanan katliamlardan mesul tutulacaklardır. Ayrıca ABD’nin askeri kargo uçakları ile gerçekleştirilen dünyanın en büyük uyuşturucu kaçakçılığına artık bir son verilmiştir.
ABD ve NATO güçlerinin Afganistan saldırısının bahanesi olarak ileri sürdükleri “İkiz Kule” saldırılarının gizli kalmış bir çok yönü vardır. Örneğin hiçbir uçağın çarpmadığı halde patlayıcılar ile dikine olarak yıkılan üçüncü kule ile ilgili soruşturmaların da açılacağı beklenmektedir.
Aslında bu sorgulamayı öncelikle yapması gereken savaşın mağduru olan Afganlılar değildir. Gerçeklerin üzerine gitmesi gereken asıl kişiler; itfaiye eri olarak kulelerde ölen 2000 civarındaki ABD vatandaşının aileleridir. Çünkü inşaat tekniği olarak patlayıcı olmadan her üç gökdelenin dikine olarak yıkılması mümkün değildir. Düzenli olarak yerleştirilmiş ve ince matematiksel hesaplamalarla zamanı belirlenmiş patlayıcılar sayesinde İkiz kulelerin mükemmel olarak yıkılması ve çevredeki binalara zarar vermeden dikine olarak çökertilmesi mümkün olmuştur.
İlginçtir ki Afganistan’da yeni kurulan Taliban hükümetinin göreve başlayacağı tarih 11 Eylül 2021 tarihi olarak belirlenmiştir. Elbette bu günün seçilmesinin çok önemli nedenleri vardır.
ABD Başkanı Biden, Delaware Eyaletinden yıllarca seçilmiş ve nihayet en üst koltuğa oturmayı başarmıştır. Türkiye’de Delaware Eyaleti üzerinden çok sık kullanılan bir deyiş vardır. İnsanları aldatarak soyan kişilere “dalavereci” denilmektedir. İşte aynen bunun gibi ABD devletinin ne büyük “dalavereci” oldukları pek yakında ortaya çıkacağı değerlendirilmektedir.
Afganistan saldırısından sonra ABD askerleri Irak’a saldırmış gerekçe olarak “kitle imha silahlarının varlığı” gerekçe gösterilmişti. Fakat bunun bir dalavere olduğu bizzat ABD yöneticileri tarafından itiraf edilmiştir.
Afganlı mücahitler 179 yıl önce İngiltere’yi, 30 yıl önce Sovyetleri şimdi ise ABD’yi utanç verici bir bozguna uğratarak mağlup etmiştir. Bu galibiyet binlerce Afganlının şehit olma pahasına alınmıştır. Elbette yaklaşık 180 yılı aşkın bir savaş sürecinde sonuçta galip bile gelse büyük bir yorgunluk göze çarpmaktadır.
Bundan sonraki gelişmeleri ibretle izleyeceğiz. Batılıların doymak bilmez kan iştahları muhtemelen ciddi sorgulamalara yol açacaktır. Örneğin yıllarca süren bu işgal harekâtlarında saldırganlar Afganistan’da ne arıyordu? İşte asıl sorulması gereken soru bu olmasına rağmen; sanki suçlu Afganistan halkı imiş gibi akla ziyan sözler sarf edilmektedir. Bir Allah’ın kulu çıkıp da Batı emperyalizminin kana doymak bilmeyen vahşi felsefesini sorgulamak ihtiyacı duymuyor.
Hakkın üstünlüğü yerine kuvvetli olanın haklı olduğunu öne süren bir vahşi Batı kuralları yeniden tartışılmaya açılacaktır. Her türlü işin ucunda bir menfaat olması gerektiğini düşünen Batılılar; kurmuş oldukları zalim ve acımasız devletlerin ayakta kalması için güçlü bir orduya ve devamlı surette savaşmak gerektiğine inanırlar. Çünkü savaş olmadan zulme sebep olan güçlerini korumaları ve sömürdükleri insanları elde tutmak imkânsızdır.
Kurmuş oldukları zalim ve acımasız devletlerinde, kendi ülkeleri içindeki düzeni; ırkçılık bağı ile sürdürmeye çalışırlar. Herkesin aynı ırktan olmasını, yok eğer bu mümkün değilse güçlü olan ırkın hegemonyası altında yaşamak gerektiğini bütün vatandaşlarına dayatırlar. Ulus devlet sözünün altında yatan itici güç işte bu ırkçılıktır.
Batı felsefesinin gayesi ise bitmek tükenmek bilmeyen heves ve arzuları tatmin etmektir. Bu heves ve arzular bazen insanlık dışı bir şekil alabilir. Bu nedenle ahlaksızlık da dâhil olmak üzere adeta bir hayvan gibi yaşamayı göze alacak kadar iğrençleşebilirler.
Bundan 1443 yıl önce Hazreti Muhammed (asm) ile gönderilen İslamiyet dininde ise bu olumsuz esaslar yerine insanlığın onurunu kurtaracak müspet ve olumlu kaideler getirilmiştir. Bunların en önemlisi ise kuvvetli olmak yerine haklı olmayı önemsemesi ve haklı olanın isterse karşısındaki padişah olsun; haksız olanın önünde ezilmemesidir.
İslam medeniyetinin maksadı ise Allah rızasını kazanmak için faziletli bir insan olmaya çalışmaktır. Bir Müslüman şahsi menfaatinden çok toplumun menfaatini önemser. Çünkü karşılığını kısa bir dünya hayatında almak yerine sonsuz bir hayatta görmek ister.
İslam dini savaşmayı ve insan öldürmeyi reddeder. Ancak kendisine saldırıp İslam’ı ortadan kaldırmak isteyenlere karşı cihat etmeyi kabul eder. Kimsenin Müslüman olmasını dayatmaz. “Dinde zorlama yoktur” ayeti, Allah’ın bir emridir. Müslüman olmayanın cezasını ancak Allah verecektir. Müslüman dahi olsa hiç bir kula bu yetki verilmemiştir. İslam dini, insan öldürmeyi en büyük günahlardan sayar. Savaşmak yerine ticaret gibi insanların daha rahat ve kolay yaşamasına yarayan yardımlaşmayı ileri sürer.
Toplum içindeki rabıtası ise asla ırkçılık değildir. Cahiliye âdeti olarak gördüğü ırkçılığı reddeder. Bunun yerine kardeşliği esas alır. Çünkü her insanın Allah’ın kulu olduğunu bildiği için bütün insanlara karşı sevgi besler. İslam kelimesinde olduğu gibi barış, esenlik, mutluluk ve huzuru önemser.
İslâmiyet’in insanlara kazandırdığı en güçlü duygulardan bir tanesi; ruhun ulvî hislerini besleyerek insanı olgunlaştırmak ve ahlâkî erdemlere eriştirmektir. Bu sayede nefsin, hevâ ve hevesin tecavüzlerine mâni olmaya çalışır.
İşte Batı felsefesinin ortaya koyduğu bu olumsuz esaslar sadece Afganistan’da değil bütün dünyada milyonlarca masum insanın katledilmesine yol açmıştır. Akla ziyan ve olumsuz propagandalar ile İslam’ı olduğundan başka bir şekilde göstermeye çalışan Batılı emperyalist ve gaddar insanlar; Afganistan’da olduğu gibi bir defa daha içyüzlerini gösterip perişan olmuşlardır,
Vesselam…
Nihat Güç
Kur’an’dan Birkaç Mesaj
Bülent ERTEKİN
Ellerinizi aktarcı milletinin üzerinden çekiniz!
Mehmet Nuri BİNGÖL
Büyük Dedem Kado
Seyfettin BUDAK
“Ah Şu Kaliteli İnsan Rolleriniz Yok mu? Bitiyorum…”
Adnan ÖZ
Kazanabileceğimiz maçları kazanamamak alışkanlık oldu!
Halil MERT
Papa Daveti, Fener Patrikhanesi…
Eyüphan KAYA
Kadim Diyanet Reisimiz Ali Erbaş hocadan kamuoyuna
Recep YAZGAN
Papa bizi birleştirdi, gitti!
Vehbi KARA
En Güzel Yazılar Hangisi?
Adnan İPEKDAL
İsmet Özel’in Hayatta Olmasının Haber Değeri Var Mı?
Hamdi TEMEL
Metamfetamin Ölümleri
Erol AYDIN
Bir Damla Kan, Bin Bir Endişe
Ahmet SAĞLAM
Sevindik, Sevinemedik
Ahmet Eren KURT
Gölgenin Derinliğine Doğru İnen Merdivenler
Gülay ÇETKİN
Okula Gelen Gizemli Kişi
Songül KARAMAN
Zikrin Beyindeki Gücü
Özlem Gürbüz
Yeşil Yapay Zeka İçin Politika Çerçevesi
Mehmet BOZKURT
Öğretmenler Günü- 2025
Servet ZEYREK
Yedinci Oğul Nerede?
Fatih ORUÇ
ENFLASYON neden düşmüyor!
Fatma Saçak Akbulut
Bataklıktan Doğan Saflık: Lotus’un Sessiz Öğretisi; Lotus
Aydın BENLİ
Şehit cenazelerinde edep ve haya dersi şart!
Hüseyin KURT
Telekonferansın Ardındaki Gerçek: Büyük Kürdistan’ın Güncel Senaryosu
Hasan KARADEMİR
Giriş: Foucault'nun Eleştirel Soykütüğünün Temelleri
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Teknoloji Kullanımı: Fırsatlar Ve Tehditler
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı iken oruç tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (1)
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Ahmet AYDIN
Bilir misin?
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Ahmet DÜZGÜN
Putlarımız ve Perestlerimiz
Cevahir AYDIN
Yanlış Anladınız
Mesut CİHAT
Allah'ın Zatı ve Subuti Sıfatları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Batuhan ŞUORUÇ
Şıracılar
Mesut BALYEMEZ
SOSYAL MEDYA KEVAŞELERİ
Bilal Dursun YILMAZ
Her Şey Dâhil Vicdan
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Ravza ZEYBEK
Bulanlar Arayanlardır
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Aydan KURT
Farkında mısınız?
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
Mahremiyet, insanın özgür iradesiyle var oluşu!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Murat GÜLŞAN
Türk Milliyetçisinin Vicdan Muhasebesi
İsa ÇOLAKER
Aşık Veysel Şiirinin Renkleri
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Özhan KIZILTAN
Duvarların Ardında Filizlenen Hayat
Memiş OKUYUCU
Zübeyir Yetik’in Ardından…
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Cahit KURBANOĞLU
Nefis nedir ve ne istiyor?
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Emine AYDEMİR
Ateşle oynayan evliya Ateşbaz veli hazretleri
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
Abdullah BİR
Fitne, Kaos, Suriye ve Suriyeliler’e Daire İki Kelam...
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Önder GÜZELARSLAN
İsraf Bir İnsanlık Suçudur!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Levent ERTEKİN
Fakir Halkın Bağışladığı 350 Uçak
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)