Kerkük ve Musul Mondros Ateşkes Antlaşması'nın imzalandığı sırada Osmanlı Devleti askerleri tarafından savunuluyordu. Bu nedenle misak-ı milli sınırları içindeydi. İngiltere, Mondros Ateşkes Antlaşması'nın bazı maddelerini bahane ederek, ateşkesin imzalanmasından birkaç gün sonra Musul ve Kerkük’ü anlaşmaya aykırı bir şekilde işgal etti.
Ne yazık ki Büyük Millet Meclisi Hükümeti, misak-ı milliye dâhil olduğu halde M. Kamal yüzünden gerekli girişimler yapılaması yüzünden kaybedildi. Bu fenalığı anlatmak uzun çeker lakin özetlemekte yarar vardır.
Musul Kerkük meselesi yüzünden Mecliste sert tartışmalar yaşanmıştı. Lakin “ihtimaldir ki bazı kelleler kopacaktır” diyen faşist bir yönetim vardı ve itiraz edenlerin gerçekten de kellesini bir şekilde koparıyordu. Muhaliflerini acımasızca ezmekten çekinmeyen bu cunta hala resmi tarihimizi şekillendirip onca yalanı katarak ensemizde boza pişirmektedir.
Türkiye, Lozan Konferansı'nda Musul ve Kerkük'ün Misak-ı Millî sınırları içerisinde yer aldığını söyleyerek İngiltere'den Musul'un kendisine bırakılmasını istedi. İngiltere, ise uyanıklık edip zaten kendi kontrolü altında olan bu bölge ile ilgili kararı Milletler Cemiyeti'ne götürmek istedi. İsmet İnönü, M. Kamal’dan aldığı talimatla İngiliz tuzağına kolayca düşmüş oldu.
Musul sorununun çözümlenmesi için İngilizlerle 1924 yılında İstanbul'da Haliç Konferansı'nda görüşmeler yapıldı. Bu görüşmeler danışıklı dövüştür. Zira İngilizler Musul Vilayetinin bize terkinden vazgeçmiş üstüne üstlük Hakkâri’yi de talep ediyorlardı. Belli ki bir bildikleri vardı zira böyle küstahça davranmalarının mantığı olamazdı.
Oyun kusursuzca oynanıyordu. Bunun üzerine, 1926 yılında Musul Sorunu, İngilizlerin güçlü olduğu Milletler Cemiyeti'ne götürüldü. Sonrasında işgalciler istediklerini daha kolay bir şekilde yapmaya başladılar.
Sorun Yüksek Adalet Divanı'na verildi. Burada da olumlu bir sonuç alınamadı ve nihayet, İngilizlerle Ankara'da bu konu üzerinde yapılan görüşmeler bir anlaşma ile sona erdi. Sonuç olarak 5 Haziran 1926 tarihinde Ankara Antlaşması imzalandı. Maddelerin önemli olanları şu şekildeydi:
Sonuç olarak misak-ı milli toprağı “satılmış”, uğruna verilen bütün mücadeleler akim kalmıştır. Üstüne üstlük besbelli ihanet içeren bu anlaşmaları yapanlar, kahraman ilan edilmiştir.
M. Kamal ve İsmet İnönü, ülke menfaatlerine aykırı olarak Musul’u 1926 da Ankara Antlaşması’nda neredeyse bedavaya bir fiyattan satmıştır.
Bugün bütünlüğü DAEŞ ve PKK’nın uzantıları olan PYD, YPG vb. birçok terör örgütlerince yıllardan beri bozulmuş olan eski vilayetimiz Musul, Kerkük, Süleymaniye'ye müdahale etmek en evvel bizim için bir hak ve görevdir. M. Kamal böyle istedi diye misak-ı milli çiğnenemez.
Bununla birlikte hesap edemedikleri bir durum söz konusudur. Musul ve Kerkük'ün statüsünü belirleyen 1926 Ankara Antlaşması, Türkiye'ye bazı şartlarla askeri müdahale hakkı vermektedir. Çünkü Kerkük ve Musul, 1926 yılında yapılan Ankara Antlaşması ile birlikte toprak bütünlüğü sağlanması şartıyla terk edilmişti.
Hikmeti hükümeti bilmiyoruz. Bu nedenle askeri müdahaleden kaçınıyor olabilir. Fakat bu durum öylece kös kös oturmayı gerektirmez. Yapılacak işlerden bir tanesi artık iyice küstahlaşan Irak’ın Bağdat yönetimini çok ciddiye almadan ana yolumuzda yürümeyi esas almaktan ibarettir. Zira Bağdat yönetimi halen ABD ve İran’ın maskarası olup edepsizce Türkiye’ye karşı meydan okumaktan çekinmemektedir. Ne yazık ki hükümetimiz şimdiye kadar Irak yönetimine hiçbir ciddi karşılık verememiştir.
Öncelikle yapılması gereken Irak'ın toprak bütünlüğü esas alınarak imzalanan İstanbul Anlaşması'ndaki haklarımızı korumaktır. Kerkük’ün Kuzey Irak Yönetimine bağlanması için yapılacak referandum aslında büyük bir fırsat doğurmaktadır. Bu nedenle aktif bir dış politika uygulayarak anlaşmaların çiğnendiği ve Türkiye’ye müdahale hakkı doğduğu ilan edilmelidir.
Elbette günün şartları neyi doğurur bilinmez. Belki askeri bir müdahale zamanlama olarak sakıncalı olabilir. Daha önce Genel Kurmay Başkanlığı yapmış bazı şerefsiz generaller yüzünden ayağımıza gelen onca fırsatı kaçırmıştık. Torumtay denen korkak general, orduyu harbe hazır tutmak yerine Cumhurbaşkanı Özal’a isyan edip misak-ı milli sınırlarına ulaşacağımız harekatı durdurmuştu.
Daha sonra 1 Mart tezkeresi de perde arkasındaki dolaplar nedeniyle meclisten geçmedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuyla ilgili 2016 yılında yaptığı bir açıklamada "Irak’ta düşülen hataya Suriye’de düşmek istemiyoruz. Ben 1 Mart tezkeresinin yanındaydım, karşı olanlar bunu açıkça söylemediler. Birileri de gizli kulisler attılar. O insanların kimler olduğunu araştırır bulursunuz. 1 Mart tezkeresi ilk anda kabul edilip Türkiye, Irak’ta olsaydı, Irak’ın durum böyle olmazdı. 1 Mart tezkeresi ilk anda geçseydi, Türkiye masada olacaktı" değerlendirmesinde bulunmuştur.
Türk Silahlı Kuvvetlerinin son 50 yılda yaşadığı en ağır utanç bu Irak meselesinde olmuştur. Zira orduyu 50 yıl beslersin; o tek savaş günü içindir. O gün geldiğinde ölüm dahi olsa kaçılmaz. Sonrasında savaştan kaçan generallerimiz utanmadan yağcılık için verilen madalyaları boyunlarına takmıştır. Haram zıkkım olsun…
Tereyağından kıl çeker gibi ustalıkla darbe yapan generaller, ordunun Irak’a girip misak-ı milli sınırlarına ulaşma şansını pisipisine harcamışlardır. Şimdi bu generallerin yaptığı fenalıkları temizlemekle meşgulüz. İşte iğneyi önce kendimize çuvaldızı sonra başkasına batıralım.
Artık askeri müdahale şansını kaçırdık bu iş öyle çözülmez seçeneği ağır basar ise işte o zaman şu hususlar önem kazanmış demektir. Bir kere bu küstah Bağdat yönetimine okkalı bir tokat vurulmalı ki Türkiye için sarf ettiği sözleri bir daha ağzına alamasın. Barzani yönetimindeki Kürt-Türk ve Arap unsurlardan meydana gelmiş Kuzey Irak oluşumu bu yüzden desteklenebilir. Bu sayede ülkemize bağlı çok daha kolay politika üretebileceğimiz bir müttefik komşu, elde edilebilir.
Zengin petrol kaynaklarının bölge halkının menfaatine uygun bir şekilde değerlendirilmesi çok önemlidir. Bu konuda Türkiye en önemli güzergâh olup bölgenin refahı için çok kıymetli imkânlara sahiptir. Dünyaya tek çıkış yolu olan Türkiye, her bakımdan Kuzey Irak Bölgesinin hamisi ve kalkınmasına çalışan ülke olabilir.
Ekonomisi düzelmiş ve ABD, İran gibi şer kuvvetlerin etkisinden kurtulmuş bir Kuzey Irak Devleti, Türkiye ile iyi ilişkiler geliştirmek zorundadır. Bu nedenle bağımsızlık ilanı belirli şartlarla desteklenebilir. Askeri seçenek uygulanamasa bile ekonomik ve siyasi gücümüzle bu toprakları yeniden yaşanabilir kılmak mümkün olabilir. İstikrarlı bir yönetim Ortadoğu barışı için zorunluluktur.
İki defa ayağımıza gelen fırsatı faşist ve ABD’ye uşaklık eden generaller yüzünden kaçırdık. Hiç olmaz ise bundan sonra gerçekçi bir politika izleyerek ülkemize her yönden sıkıntı vermiş Kuzey Irak konusunu çözüme kavuşturabiliriz. Hariciyeye çöreklenmiş monşerlerin yanlış politikalarından kurtulmak zamanı gelmiş de geçmiştir.
Eğer aktif politikalar sonuç vermez ise zaten ülkenin bölünmüş yapısı ve bölgenin illegal örgütlerin kontrolüne geçmesi Türkiye'ye müdahale hakkı vermektedir. Buna göre, otorite boşluğundan kaynaklanan kargaşa ortamı, Türkiye'nin Kerkük ve Musul'a girebilmesi için uluslararası hukukta meşru zemini hazırlamaktadır.
Kısaca Türkiye kuru nutuklar atmak yerine gerekli ön hazırlıkları yapmalı, ülkemiz ve bölge halkı için avantajlı durumu yakalamak için gayret göstermelidir. Kerkük ve Musul'da uluslararası anlaşmalardan doğan haklarını gündeme getirerek bu iki şehri ve bölgeyi kontrol altına almak mümkündür, vesselam…
Vehbi KARA
Ravza ZEYBEK
Bir Bayrama Uyanmak
Eyüphan KAYA
Cuma Hutbemizin konusu; Veda Hutbesi
Seyfettin BUDAK
Görünmek mi, var olmak mı?
Adnan ÖZ
Türk futbolu böyle yö-ne-ti-le-mez!
Songül KARAMAN
Geçmişten Günümüze Ramazan Gelenekler
Nihat Güç
İsrail-ABD, İran Ve Biz
Özlem Gürbüz
Çocukların Dilinde Mekke Sevgisi
Hamdi TEMEL
Oruç: Hücrelerimizi Yenileyen İlahi Sistem
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Problem Çözmenin Önemi
Halil MERT
Şehirler medeniyetin merkezi mi, suç kaynağı ve alanı mı?
Fatih ORUÇ
II. Körfez savaşı veya ABD-IRAK savaşı
Mehmet BOZKURT
İran Yalnızlaşırken, Ortadoğu Yanıyor!
Mehmet Nuri BİNGÖL
ABD, İran, Vekâlet Savaşları ve Caydırıcılık Meselesi
Levent ERTEKİN
Karatüre Üzerinden Kültürel Restorasyon (3)
Aydın BENLİ
İran’a saldırı, bölgeye saldırıdır!
Aydan KURT
Oyunlar…
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Z kuşağı daha az zeki mi, yoksa daha fazla yorgun mu?
Fatma Saçak Akbulut
Sevmek
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 76
İsa ÇOLAKER
Şiirin Gürültülü Sessizliği
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Bülent ERTEKİN
EŞKİYA DÜNYAYA HÜKÜMDAR OLMAZ
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Recep YAZGAN
Beyaz leke gösterir…
Hasan KARADEMİR
HALK (!) PARTİSİ
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SUS GÖNLÜM!
Gülay ÇETKİN
Denizli milli eğitimde usulsüz lojman mı tahsis edildi?
Ahmet DÜZGÜN
Bir Oy Vermenin Değeri
Ahmet SAĞLAM
İNANMAK
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Adnan İPEKDAL
Ne Vereyim Abime, Biraz Sokak Kültürü Alır mısınız?
Vehbi KARA
İnsan Çok Zalim Ve Çok Cahildir
Servet ZEYREK
Dünden Bugüne Çarşamba'da Eğitim
Özhan KIZILTAN
İyi Polis ve Kötü Polisten Sonra Mason Polis Tartışması
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Cevahir AYDIN
El alem Jürisinin Sahte Kürsüsü
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Ahmet Eren KURT
Sessizlik Bazen Bir Tercih Değil, Son Çaredir
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Hüseyin KURT
Telekonferansın Ardındaki Gerçek: Büyük Kürdistan’ın Güncel Senaryosu
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Mesut CİHAT
Allah'ın Zatı ve Subuti Sıfatları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Batuhan ŞUORUÇ
Şıracılar
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Murat GÜLŞAN
Türk Milliyetçisinin Vicdan Muhasebesi
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Memiş OKUYUCU
Zübeyir Yetik’in Ardından…
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)