Dini bayramlar, dostlukların pekiştiği küslüklerin sona ermesi gereken önemli günlerdendir. Kurban bayramı bu açıdan çok önemlidir. Müslümanlar arasında dayanışma, kardeşlik ve sevginin pekiştiği çok güzel günlerdir.
Bu mübarek günlerde “hac ibadetini” yapabilen kardeşlerimiz İslam’ın önemli bir şartını yerine getirmiş olur. Bunu yapamayanlar ise kestirmiş oldukları kurbanlar vasıtası ile dostları, komşuları ve akrabaları ile mevcut yakınlıklarını daha da ileri götürmüş olurlar. Bayram ziyaretleri ve ikramları bu açıdan önemli bir fırsattır. Buna rağmen maalesef bazı insanlar tam tersine hareket ederler.
Denizde çalışan insanlar için ise kurban bayramı buruk ve üzgün geçer. Sevdiklerinden, ailelerinden ve vatanlarından ayrı kalmış yetmedi çok uzak diyarlarda bulunan insanlar, bayramın meydana getirdiği kaynaşma ve sevinçten mahrumdurlar. Bunu gidermeye çalışmak gemi komutanlarının ve kaptanlarının en zor işlerinden bir tanesidir.
Gemilerde çalışma, 24 saat 7 gün esaslı olduğu için bayramların güzelliğini yaşamak oldukça zordur. Eğer gemimiz limanda ise, limanın çalışma durumuna göre gemide de bir mesai programı uygulanır. Eğer gemi seyirde ise, gemi kaptanı mesaiyi durumun özelliklerine göre değiştirir ve bayram sevincini gurbette iken dahi yaşatmaya çalışır.
Denizciler, Ramazan ve Kurban Bayramlarında gemilerinin Türk limanlarına denk gelmesini çok ister. Zira evine gidemese bile, en azından eş ve dostlarını arayarak bayramını tebrik etme imkânını bulabilir. Deniz ortasında her ne kadar uydu ile telefon görüşmesi yapmak mümkünse de hem pahalı olması hem de telefonun köprü üstünde olması nedeniyle rahatça konuşamaması yüzünden pek kullanılmaz.
Bayramın ilk günü, gemi Türk veya Müslüman bir ülke limanında ise genellikle çalışma olmaz. Bunu fırsat bilen denizciler gerekli emniyet tedbirlerini alarak bir bayram mesaisi uygulamak imkânını bulabilirler. Fakat çoğu limanda ikinci günden itibaren çalışmalar başlar. Yurt dışında ise özellikle Müslüman olmayan ülkelerde bayramın geldiğini anlayamayız bile. Ticaret gemilerinde çalışmalar “zaman eşittir para” dayatmasına göre hiç durmadan devam eder.
İçinde olduğumuz bu güzel bayram günlerinde denizci kardeşlerimize dua etmek vesilesi ile yaşadığımız bazı ilginç bayram hikâyelerini anlatmak istiyorum. Bu sefer sadece askeri gemilerde yaşadığım hatıralarımı arz edeyim…
Askeri gemilerde kurban bayramı, bazen tatbikat ve görevler nedeni ile bağlı olduğumuz limanların dışında geçer. Böylesi durumlar bayram sevincini yaşamak açısından üzücü olsa da ana üssümüzün olduğu limanda da nöbet uygulaması nedeni ile evine gidemeyen denizciler de olur. Gemi ikinci komutanları hakkaniyete uygun nöbet vardiyası yaparak senede sadece iki defa olan dini bayramlarımızı yaşatmaya çalışırlar.
İşte böyle bir kurban bayramında ilginç fakat üzücü bir durum yaşamıştım. Son zamanlarda “kurban kesimi” nedeniyle dini duygulardan uzak bazı insanların saygısızlıklarına benzer ve saygısızca bir örnek olacak davranışla karşılaşmıştık.
İkinci komutanımız, gemi komutanına kurban bayramında alışılageldiği üzere her yıl yaptığımız bir uygulamayı sormuş gemi komutanından çok ters ve olumsuz bir cevap almıştı. Fakat gemi subaylarının gösterdiği tepki oldukça manidardı. Aradan en az 30 yıl geçmiş olsa da hiç unutamadığım bu olayı arz edeyim.
Kurban bayramında gemi subay ve astsubaylarının maaşlarından kesilen bir miktar para ile “kurbanlık koç” alınırdı. Bunun dini bir anlamı yoktur. Zira sadece şahıslar kurban kesebilir. Gemi adına veya bir tüzel kişilik adına kurban olmaz. Bununla birlikte yaşadığımız bayram gününe uygun bir hareket sayılabilirdi.
Bayramın birinci günü bu kurban baş üstünde demir loçasının bulunduğu yerde kesilir ve gemideki askerlerin gurbette oldukları için yaşadıkları burukluğu gidermek üzere yemeklerde bu kurban eti verilirdi.
İkinci komutan her sene yaptığımız bu uygulamayı komutanın onayını almak üzere öğle yemeğinde usulen sormuştu. Fakat komutan hiç beklemediğimiz bir tepki göstermişti. Şu anda bazı züppe ve saygısız kişilerin yaptığı gibi “hayvanları kesip katletmeye ne gerek var” demişti. İkinci komutan ve subay arkadaşlarım komutana “ne biçim cevap bu!” diyerek bakarken komutan, şaşkınlığımızı arttıracak bir sual daha sordu.
Gemide namaz kılan alkollü içki içmeyen bir subay olduğum için hedefine beni almıştı ve “Vehbi, bu hayvanları kurban diye katletmeye gerek var mı?” diye sordu. Ben de saygılı bir şekilde “Fakir fukara senede bir iki gün et yiyor komutanım! Buna karşı çıkmamak gerekir” diyerek cevap vermiştim.
Fakat aldığı bu cevaptan hiç hoşlanmayan komutan, tekrar soru üstüne soru sorup kurban kesmenin hatalı bir davranış olduğunu anlatmaya başladı. Üstelik ikmal subayı da riyakârlık yaparak “her yer mezbahaya dönüyor komutanım!” diyerek ortamı iyice germeye çalışıyordu. Yetmedi komutan hedefine beni alarak tekrar sordu. “Vehbi, bu vahşi durum seni rahatsız etmiyor mu?” dedi.
Hayatımda ilk defa böylesine saçma bir soru ile karşılaştığım için oldukça şaşırmıştım. Üstelik yediğimiz öğle yemeği etli bir yemekti. Fakat genellikle etli yemeklerden hoşlanmayan ve et yemeyen bir tip olduğum için oldukça rahat konuşabiliyordum. Türkiye’de etin çok pahalı olmasından dolayı gelir durumu düşük olan bazı vatandaşların “sadece kurban bayramında protein değeri çok yüksek olan bu gıdayı tüketebildiklerini” söyledim.
Komutan bu ters cevaptan hiç hoşlanmadı. Saygısızca soru sormaya devam etti. Ben ise almış olduğum askeri terbiye nedeni ile daha fazla ters cevap vermek istemediğim için susmak zorunda kalmıştım.
Bir müddet bu çirkin ve saygısız durum devam edince neredeyse bütün subaylar askerlik kurallarına uygun olmayacak şekilde savaş gemisi komutanına sorular sormaya başladılar. “Olur mu böyle şey komutanım! Ne yani hayvan kesiliyor diye balık da yemeyecek miyiz?”bir başka subay “Komutanım! Allah bütün canlıları insanların hizmetine vermiştir, hayvanların etlerini yememek diye bir şey olamaz!” demişlerdi.
Ne ilginçtir ki; bu şekilde konuşan subayların hiç birisi dindar değildi. Hatta bazıları çok aşırı alkollü içki kullanırdı. Komutan ise bu cevaplardan dolayı çok bozulmuştu. Lafı değiştirmeye çalıştı. “Gençler ben şaka yaptıydım zaten. Eşim bayramlarda çok yardım yapar. Fakirleri giydirmeyi ve doyurmayı çok sever!” demeye başladı. Görmüş olduğu tepkiden dolayı rahatsız olmuş gemi komutanı olarak otoritesinin bozulduğunu düşünmeye başlamıştı.
Bu minval üzere öğle yemeği bitmiş mesaimize dönmüştük. Lakin komutan bana karşı oldukça kızgındı. Bunu hiç çekinmeden belli ediyor hatta yüzüme karşı söylüyordu. Nitekim ertesi sabah gemi komutanı makamına çağırmıştı.
Savaş gemisinde “Silah Elektronik Subayı” olarak çalışıyordum ve bundan başka ek görevim de vardı. “Polis Subayı” adı verilen ve ikinci komutana disiplin işlerinde yardımcı olmak üzere önemli bir görev daha icra ediyordum. Bu çalışmalarımdan dolayı daha sonra yine ek görev olarak “Harp Filosu Disiplin Subayı” olarak da görev yapacaktım.
Ayrıca her gün gemi mevcutlarını bölüm amirlerinden alıp ikinci komutana liste halinde verirdim. O da komutana arz ederdi.
Savaş gemisi komutanları, idari işlerde subaylar yerine sadece ikinci komutanı muhatap alırdı. Muhtemelen önceki gün yaşanan olaylardan dolayı beni hesaba çekmek istemişti. Beklediğim gibi bir durumla karşılaştım.
Komutan, mevcutlarda yanlışlık olduğunu söyledi. Kendisine durumu izah ederek yanlışlık olmadığını arz ettim. Listeye baktı ve bana hak verdi. Fakat odasından çıkmadan önce şu ikazı yapmayı da unutmadı: “Vehbi gözlerim üstünde! En ufak bir hata yaparsan seni derhal hapse gönderirim!”
Gemi komutanı odasından “Anlaşıldı komutanım!” diyerek ayrıldım. Gerçekten de komutanımız işi gücü bırakmış benimle uğraşmaya başlamıştı. Ne ilginçtir ki; sonraki komutanlardan da benzeri baskıları görüyordum. Fakat Allah yardım ediyordu. Ne bu komutanın zamanında ne de başka bir zamanda hiç hapse girmedim. Bununla birlikte görevlerimde çok başarılı olduğum hatta defalarca atış birincilikleri aldığım halde sicil notumu asgari düzeyden veriyorlardı. Alkollü içki içmediğim için tam not almam gerekirken özellikle bu hususta en düşük sicil notunu alıyordum.
Buna benzer çok baskı ve şahsıma karşı saygısız sayılabilecek olayla karşılaştım. Fakat gençliğin ve inatçılığın verdiği bir duygu ile mücadele ediyordum. Yolum doğru inancım tamdı. Askerlik yetkilerini kötüye kullanan komutanlara karşı “elinizden geleni ardınıza koymayın!” şeklinde tavır gösteriyordum. Sık sık tekrarlanan “bak seni ordudan attırırım!” tehditlerine karşı “ölümüm denizden olsun, neticede geniş bir kabirdir” şeklinde bir tarzım vardı. Nitekim 28 Şubat 1997 sürecinde eşimin başörtüsü nedeni ile “sakıncalı subay” statüsüne alındım ve Yüksek Askeri Şura kararı ile emekli edildim.
Bundan sonra ticaret gemilerinde vardiya subayı olarak başlayıp gemi kaptanı olarak yıllarca çalıştım. Denizlerde ilginç ve zorlu sayılabilecek birçok hatıralarım oldu. Bunları “Altı Ayda Altı Kıta” ve “Bahriyede 15 Yıl” gibi kitaplarımda ve Pazar günü yazılarımda okuyucularımla paylaşıyorum. Maksadım denizcilikle ilgili tecrübelerimi genç arkadaşlarıma aktarabilme çabasıdır.
Gayret bizden! Tevfik Allah’tandır, vesselam…
Erol AYDIN
Bu benim hayatım...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Adnan İPEKDAL
Eziklerin Efendisi Efendilerin Eziği
Nihat Güç
Kur’an’dan Birkaç Mesaj
Bülent ERTEKİN
Ellerinizi aktarcı milletinin üzerinden çekiniz!
Mehmet Nuri BİNGÖL
Büyük Dedem Kado
Seyfettin BUDAK
“Ah Şu Kaliteli İnsan Rolleriniz Yok mu? Bitiyorum…”
Adnan ÖZ
Kazanabileceğimiz maçları kazanamamak alışkanlık oldu!
Halil MERT
Papa Daveti, Fener Patrikhanesi…
Eyüphan KAYA
Kadim Diyanet Reisimiz Ali Erbaş hocadan kamuoyuna
Recep YAZGAN
Papa bizi birleştirdi, gitti!
Vehbi KARA
En Güzel Yazılar Hangisi?
Hamdi TEMEL
Metamfetamin Ölümleri
Ahmet SAĞLAM
Sevindik, Sevinemedik
Ahmet Eren KURT
Gölgenin Derinliğine Doğru İnen Merdivenler
Gülay ÇETKİN
Okula Gelen Gizemli Kişi
Songül KARAMAN
Zikrin Beyindeki Gücü
Özlem Gürbüz
Yeşil Yapay Zeka İçin Politika Çerçevesi
Mehmet BOZKURT
Öğretmenler Günü- 2025
Servet ZEYREK
Yedinci Oğul Nerede?
Fatih ORUÇ
ENFLASYON neden düşmüyor!
Fatma Saçak Akbulut
Bataklıktan Doğan Saflık: Lotus’un Sessiz Öğretisi; Lotus
Aydın BENLİ
Şehit cenazelerinde edep ve haya dersi şart!
Hüseyin KURT
Telekonferansın Ardındaki Gerçek: Büyük Kürdistan’ın Güncel Senaryosu
Hasan KARADEMİR
Giriş: Foucault'nun Eleştirel Soykütüğünün Temelleri
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Teknoloji Kullanımı: Fırsatlar Ve Tehditler
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı iken oruç tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (1)
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Ahmet AYDIN
Bilir misin?
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Ahmet DÜZGÜN
Putlarımız ve Perestlerimiz
Cevahir AYDIN
Yanlış Anladınız
Mesut CİHAT
Allah'ın Zatı ve Subuti Sıfatları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Batuhan ŞUORUÇ
Şıracılar
Mesut BALYEMEZ
SOSYAL MEDYA KEVAŞELERİ
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Ravza ZEYBEK
Bulanlar Arayanlardır
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Aydan KURT
Farkında mısınız?
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
Mahremiyet, insanın özgür iradesiyle var oluşu!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Murat GÜLŞAN
Türk Milliyetçisinin Vicdan Muhasebesi
İsa ÇOLAKER
Aşık Veysel Şiirinin Renkleri
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Özhan KIZILTAN
Duvarların Ardında Filizlenen Hayat
Memiş OKUYUCU
Zübeyir Yetik’in Ardından…
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Cahit KURBANOĞLU
Nefis nedir ve ne istiyor?
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Emine AYDEMİR
Ateşle oynayan evliya Ateşbaz veli hazretleri
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
Abdullah BİR
Fitne, Kaos, Suriye ve Suriyeliler’e Daire İki Kelam...
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Önder GÜZELARSLAN
İsraf Bir İnsanlık Suçudur!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Levent ERTEKİN
Fakir Halkın Bağışladığı 350 Uçak
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)