Son zamanlarda herkes başımıza fıkıh âlimi kesildi. Şu helaldir bu haramdır, diye fetva verenler çoğaldı. Hatta bu konuda Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan da dini hükümler işittik. Rize’de bir programda “Ben Cumhurbaşkanı olarak sevdiklerime diyorum ki; inanın bu haramdır” diye sözler sarf etti.
Maalesef konu hiç de uygun olmayan noktalara uzamıştır. Suriye meselesinden tutun da ekonomik ve sosyal bir çok problemi aşmaya çalışırken devlet adamlarının bu konuya el atması en hafif ifadesi ile israftır, zamanı boşa harcamaktır.
Gören de diyecek ki; herkes Allah’a ve resulüne iman etmiş zina ve içki gibi İslam’ın reddettiği davranışlar ortadan kalkmış. Sıra bu sefer mekruh denilen sigara gibi kötü alışkanlıklara gelmiş. Yani imani esaslar hallolmuş da önceliğimiz sigara gibi konuları konuşmaya dayanmış. İşte bu kabul edilmesi mümkün olmayan yanlış davranıştan kurtulmamız gerekiyor.
Peki, önüne gelen herkes dini konularda ahkam kesebilir mi? Özellikle dini alimlerin “mekruhtur” dediği bir konuda; sağlığı veya parasal meseleleri öne sürüp “haram” demek; ne derece doğrudur? İşte bu konuya İslam âlimlerinin yazmış olduğu eserlerden özellikle de Bediüzzaman’ın Sözler isimli kitabından istifade ederek cevap arayacağız…
Öncelikle dini konularda hüküm vermek anlamındaki “ictihad” kavramına bir bakalım. İctihad kelimesinin sözlük anlamı, güçlüğe katlanmak ve çaba sarf etmektir. Terim anlamı ise, bir fıkıh bilgininin, şer’î bir hükmü delilinden çıkarmak için çaba sarf etmesi ve bu hususta bütün gücünü kullanmasıdır. Burada delil, İslam hukukunun temel kaynakları olan Kur’an-ı Kerim ve Hz. Peygamber Aleyhissalatü Vesselamın sünnetidir.
Evet, ictihad kapısı açıktır lakin şu zamanda oraya girmeye altı engel vardır:
Birincisi: Nasıl ki kışta, fırtınaların şiddetli olduğu bir vakitte, dar delikler dahi kapatılır aynen öyle de yeni kapıları açmak, hiçbir cihetle akıl karı değildir. Hem nasıl ki büyük bir selin hücumunda, tamir için duvarlarda delikler açmak boğulmaya vesiledir. Öyle de şu İslami hükümlerin ihmal edildiği bir zamanda ve ecnebi adetlerin istilası zamanında İslamiyet sarayında yeni kapılar açıp, duvarlarından saldırganların girmesine vesile olacak delikler açmak, İslâmiyet’e karşı işlenmiş bir cinayet gibidir.
İkincisi: Namaz, oruç, zekat, içki içmemek ve tesettür gibi dinimizin zaruri emirleridir ki; ictihad onlara giremez. Çünkü kat’î ve muayyendirler. Hem o zaruri hükümler, kut ve gıda hükmündedirler. Şu zamanda çok fazla terke uğruyorlar. Örneğin her 10 kişiden bir tanesi namaz kılıyor. Şehirlerde kadınların üçte biri örtüsüz geziyor. İşte bütün himmet ve gayretimizi, bu emirlerin ikamesine ve ihyasına sarf etmek lâzım gelirken, İslâmiyet’in nazariyat kısmı ile ilgili olan sigara gibi konularda “haramdır” hükümleri vermek büyük bir hatadır.
Üçüncüsü: Nasıl ki çarşıda, mevsimlere göre birer mal ve meta önem kazanıyor. Vakit be-vakit birer mal revaç buluyor. Öyle de şu dünya meydanında, toplum hayatında her asırda birer meta öne çıkıyor. Televizyonlarda ve medyada teşhir ediliyor, rağbetler ona çevrilip nazarlar ona teveccüh ediyor, fikirler ona bağlanıyor. Mesela, şu zamanda siyaset, ekonomi ve felsefi düşünceler öne çıkmıştır. Hâlbuki Peygamber Efendimiz (asm) sonrasındaki selef-i salihin asrında en önemli konu Yaratıcımız olan Allah’ın bizden neleri istediğini bilmekti. Allah’ın rızasını kazanmak ve ebedi saadet yeri olan Cenneti için kazanmak için neler yapılması gerektiğini düşünmekti.
İşte o zamanda zihinler, kalpler, ruhlar, bütün kuvvetleriyle, yerler ve gökler Rabbinin isteklerini anlamaya yönelmiş olduğundan; toplum hayatının sohbetleri, konuşma ve tartışmaları; o yönde cereyan ediyordu. Her bir şey, ona bir muallim hükmüne geçip onun yapısına ve içtihadına yol açıyordu. Fakat şu zamanda, Batı dünyasının baskısı ve tahakkümüyle, inançsız felsefenin saldırısı sonucunda fikirler dağılmıştır. Zihinler maneviyata karşı yabanileşmiştir.
İşte bunun içindir ki şu zamanda birisi; dört yaşında Kur’an’ı hıfzedip, âlimlerle mübahase eden Süfyan İbn-i Uyeyne olan bir müçtehidin zekâsında bulunsa, Süfyan’ın içtihadı kazandığı zamana nisbeten, on defa daha fazla zamana muhtaçtır. Süfyan, on senede ictihadı tahsil etmiş ise şu adam yüz seneye muhtaçtır ki tahsil edebilsin.
Fakat günümüzde zihni felsefede boğulmuş, aklı siyasete dalmış, kalbi dünya hayatında sersem olmuş, istidatları bozulmuş bir insan nasıl ictihad edebilir? Elbette Şeriata uygun karar vermekten uzaklaşmış ve bu kabiliyetinden mahrum kalmıştır. Onun için “Ben de selefi salihin gibi zekiyim, niçin ona yetişemiyorum?” diyemez ve demeye hakkı yoktur. Çünkü onlara yetişmesi mümkün değildir.
Dördüncüsü: Nasıl ki bir bitki ve hayvanlarda gelişip büyüme ve güçlenme meyli bulunur. Bu ise içten gelen bir değişiklik ve mükemmelleşme eğilimidir. Eğer dışarıdan bir etki ile büyümesi için bir şekil vermeye kalkışılsa bu sefer o bitki veya canlının cildini yırtmak gibi bir tahrip olacaktır. Aynen öyle de İslâmiyet’in dairesine selef-i salihîn gibi takva sahibi kamil insanların ictihadları bir kemal ve tekemmüldür. Yoksa zaruriyatı terk eden ve dünya hayatını ahiret hayatına tercih edenlerin ictihadları; bir tahrip ve şeriatın zincirini koparmaktan başka bir şey değildir.
Beşincisi: Bir hükmün hikmeti ayrıdır, illeti ayrıdır. Hikmet ve maslahat ise tercihe sebeptir, icaba, icada medar değildir. İllet ise vücuduna medardır. Mesela, seferde farz namaz kasr edilir, yani iki rekat kılınır. Şu şer-i ruhsatın illeti seferdir, hikmeti ise meşakkattir. Sefer bulunsa, meşakkat hiç olmasa da namaz yine kasr edilir. Çünkü illet var. Fakat sefer bulunmasa, yüz meşakkat bulunsa, namazın kasr edilmesine illet olamaz. İşte şu hakikatin aksine olarak, şu zamanın nazarı ise maslahat ve hikmeti illet yerine ikame edip ona göre hükmediyor. Elbette böyle ictihad dünya merkezlidir. Allah rızasını kazanmak için değildir.
Şu zamanın nazarı, evvela ve bizzat dünya saadetine bakıyor ve hükümleri ona yöneltiyor. Hâlbuki şeriatın nazarı ise evvela ve bizzat uhrevi saadete bakar, ikinci derecede yani âhirete vesile olmak dolayısıyla dünyanın saadetine nazar eder. Demek şu zamanın bakış açısı, şeriatın ruhundan ayrılmıştır. Öyle ise şeriat namına ictihad edemez.
Evet, “Zaruret, haramı helâl derecesine getirir.” Fakat şu kaide ise her konuda geçerli değildir. Zaruret eğer haram yoluyla olmamış ise haramı helâl etmeye sebebiyet verir. Yoksa keyfi ve kötü ahlakından dolayı gayr-ı meşru sebeplerle zaruret olmuş ise haramı helâl edemez, ruhsatlı ahkâmlara medar olamaz, özür teşkil edemez. Mesela, bir adam haram bir tarzda kendini sarhoş etse; fiilleri, ulema-i şeriatça aleyhinde caridir, mazur sayılmaz. Eşini boşasa vaki olur. Bir cinayet etse ceza görür. Fakat sû-i ihtiyarıyla olmazsa boşanma vaki olmaz, ceza da görmez.
Altıncısı: Selef-i salihînin müçtehidleri, nur ve hakikat asrına yani sahabeye yakın olduklarından safi bir nur alıp, hâlis ictihad edebilirlerdi. Şu zamanın ictihad yapanları ise o kadar perdeler arkasında ve uzak bir mesafede hakikat kitabına bakar ki en açık bir harfini de zor ile görebilirler.
Bu zamanda, yalan ve doğruluğun ortasındaki mesafe o kadar kısalmış ki âdeta omuz omuza vermişler. Sıdktan yalana geçmek pek kolay oluyor. Hatta siyaset propagandası vasıtasıyla yalancılık, doğruluğa tercih ediliyor. İşte en çirkin şey, en güzel şeylerle beraber bir dükkânda, bir fiyatla satılsa elbette pek yüksek olan ve hakikat cevherine giden sıdk ve hak pırlantası, o dükkâncının marifetine ve sözüne itimat edip körü körüne alınmaz.
İşte buraya kadar yazılanlardan da anlaşılacağı üzere herhangi bir konuda ictihad etmek yani “bu helaldir” veya “haramdır” diye hüküm vermek son derece hatalı bir davranıştır. Bugün sigara için söylenen bir söz yarın gazoz içmek için de söylenebilir. O halde haram-helal diye hüküm vermek yerine zararlarından bahsetmek çok daha uygundur.
Nahl Suresi 116. Ayette mealen; “Dillerinizin yalan vasf etmesi ile: Şu helaldir, şu haramdır, demeyin; aksi halde Allah'a iftira etmiş olursunuz. Şüphesiz Allah'a yalan uyduranlar asla kurtulamazlar” buyrulmuştur.
Yine Yunus Suresi 59. Ayette mealen; “De ki: “Allah’ın size indirdiği; sizin de, bir kısmını helâl, bir kısmını haram kıldığınız rızıklar hakkında ne dersiniz?” De ki: “Bunun için Allah mı size izin verdi, yoksa Allah’a iftira mı ediyorsunuz?” şeklinde çok dikkatli olunmayı gerektiren emirler bulunmaktadır.
Çünkü insanlar doğru dürüst dini bir eğitim almadıkları halde İslam fıkhı ile ilgili çok derin mevzularda dahi hüküm vermeye başlıyorlar. İşte sadece altı tanesini yazdığımız nedenden başka daha nice sebep; bu şekildeki davranışların hatalı ve yanlış olduğunu göstermektedir.
Lütfen yazıyı okuduktan sonra hakkımda “bu adam ne kadar sigaraya meftunmuş” diye bir şey gelmesin. Ne sigara içerim ne de ailemde görmüşlüğüm vardır. Elimden geldiğince zararlı olduğunu ifade ederek dostlarımı bu kötü alışkanlıktan kurtarmaya çalışırım.
Buradaki maksat ayetlerde de geçtiği üzere dini konularda hüküm vermekten kaçınmak gerektiğini ifade etmek içindir. Özellikle namaz gibi çok önemli bir ibadet terk edilmişken içki, zina gibi büyük günahlar pervasızca işlenirken “mekruh” hükmü verilen bir konuda yeni ictihadlara girişmenin gereksizliğini anlatmaya çalışıyorum, vesselam…
Vehbi KARA
Eyüphan KAYA
İnsanlık Alemi Veda Hutbesini Arıyor
Erol AYDIN
İnsan Olmanın En Ağır Yükü
Nihat Güç
İyi İnsan, Kötü İnsan
Gülay ÇETKİN
Denizlide okullar kaosa mı sürükleniyor?
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
21. Yüzyılın Öğrenci Profili: Alfa Kuşağı
Fatih ORUÇ
SADİZM
Fatma Saçak Akbulut
SEVGİ DİLİ
Adnan ÖZ
Süper kupa ve transferler!
Aydın BENLİ
MİLLİ DUYGULAR ÖLDÜRÜLÜRSE NE OLUR?
Seyfettin BUDAK
Tek bir taşla kaç kuş vurulur?
Mehmet BOZKURT
Suçlu Kim? Müslümanlar mı?
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Hamdi TEMEL
Limon Tuzu: Masum Bir Ekşilik mi, Bilinmesi Gereken Bir Kimya mı?
Ravza ZEYBEK
Bizim çocukları ateşe atan kim?
Songül KARAMAN
YA RAB
Ahmet SAĞLAM
Kaçınılması Gerekenler
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’da Şirin Bir Köy: Duhancılar
Cevahir AYDIN
El alem Jürisinin Sahte Kürsüsü
Özlem Gürbüz
Geçmişten Ders, Geleceğe Umut
Halil MERT
Polislerimiz şehid oldu
Recep YAZGAN
Beyaz leke gösterir…
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Mehmet Nuri BİNGÖL
Rahmetin Kapısında Bir Gece
Adnan İPEKDAL
Dijital İçerik Üretme Seferberliği
Bülent ERTEKİN
Bayraklı’daki Söyleşi Üzerinden Ciddi İddialar
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Ahmet DÜZGÜN
Kimse mucize beklemesin
Vehbi KARA
Kocatepe Olayı
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Sevgi Mi Bağ, Yoksa Görünmez Bir Kafes Mi!
Aydan KURT
Çok şey istemedik...
Ahmet Eren KURT
Sessizlik Bazen Bir Tercih Değil, Son Çaredir
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Servet ZEYREK
Yedinci Oğul Nerede?
Hüseyin KURT
Telekonferansın Ardındaki Gerçek: Büyük Kürdistan’ın Güncel Senaryosu
Hasan KARADEMİR
Giriş: Foucault'nun Eleştirel Soykütüğünün Temelleri
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı iken oruç tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (1)
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Mesut CİHAT
Allah'ın Zatı ve Subuti Sıfatları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Batuhan ŞUORUÇ
Şıracılar
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
Mahremiyet, insanın özgür iradesiyle var oluşu!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Murat GÜLŞAN
Türk Milliyetçisinin Vicdan Muhasebesi
İsa ÇOLAKER
Aşık Veysel Şiirinin Renkleri
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Özhan KIZILTAN
Duvarların Ardında Filizlenen Hayat
Memiş OKUYUCU
Zübeyir Yetik’in Ardından…
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Cahit KURBANOĞLU
Nefis nedir ve ne istiyor?
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Levent ERTEKİN
Fakir Halkın Bağışladığı 350 Uçak
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)