Gurbet acısı en çok bayram günlerinde hissedilir. Dünyanın bir ucunda bayramı karşılayan denizciler, ailelerinden ve sevdikleri insanlardan ayrı kalmanın verdiği burukluğu en fazla yaşayan insanlardır.
Fakat bazen bayramlarda yurduna kavuşmanın sevincini hissettiğimiz de olur. Nitekim altı buçuk aylık bir çalışmadan sonra bayramın ilk günü yurduma dönmek nasip olmuştu. Hatta bayram namazını İstanbul’da kılabilmiştim. Bu güzel hatırayı anlatayım…
Tersane onarımları devam ederken kontrat sürem çoktan bitmişti. Sonunda çalışmış olduğum şirket Bahriye’de iken birlikte görev yaptığım Erdal Ağabeyimi benim yerime gemiye göndermişti. İlginçtir Erdal kaptana Estonya’da iken başka bir gemiyi teslim etmiştim. Şimdi ikinci kez hem de yine tersanede gemi teslim ediyordum.
Ramazan ayının sonuna gelmiştik ve taş havuzdan indiğim gün yola çıkmam gerekiyordu. Kaptanlık devir tesliminin hemen ardından 2 gün sürecek dönüş yolculuğum başladı. Çin’in Daishan Adasında gemiden ayrılmış ve havaalanının bulunduğu diğer bir adaya Zhousan’a feribot ile gidiyorduk.
Acente yetkilisi Bay Şao ile özellikle yol boyunca sohbet etmiştik. Daha sonra ülkelerine dönmekte olan benim gibi iki denizci Koreli bir başmühendis ve Filipinli bir İkinci Kaptan ile tanışmış farklı ülke denizcilerinin yaşam tarzlarını öğrenme fırsatı bulmuştum.
Uzun süren yolculuğumuzda Şao’ya hangi dine mensup olduğunu sordum. Bana dininin olmadığını söyledi. Peki, “Allah’a inanıyor musun?” dedim. Yine olumsuz cevap vererek inanmadığını söyledi. Ailesini sordum. Annesinin Budist olduğunu söyledi. Fakat Budizm dinine de inanmadığını ayrıca bu inancı beğenmediğini ifade eden sözler sarf etti. Bu durum beni çok üzmüştü. Sadece Bay Şao değil neredeyse bütün bir Çin, dinden nasibini almamıştı.
Bu arada Konfiçyüs’ü sordum. Konfiçyüs’ün bir din adamı olmadığını ve sadece insanlara öğütler veren iyi bir insan olduğunu söyledi. Bu durumda, sohbet etmeyi sevdiği anlaşılan Bay Şao’ya Allah inancının gerekliliğini anlatmaya çalıştım. Öncelikle ölüm olayını sordum. Bana öldükten sonraki hayatın olmadığını söyledi. Cennet ve Cehennem için de keza aynı şeyleri tekrarladı. “İyi ama yok olmak çok kötü bir şey değil mi?” şeklindeki soruma bu sefer “Sanki başka türlü oluyor mu?” diye soru ile cevap verdi.
İşte o zaman Allah’ın var olduğunu ve bize verdiği “sonsuzluğu” kutsal kitabımız Kur’ân’da ve Peygamberimiz Hazreti Muhammed (asm) aracılığı ile vaat ettiğini söyledim. Bana Peygamber Efendimizi (asm) duyduğunu, ismini vererek anlattı ve yine sordu, “Allah’ı niçin göremiyoruz?” dedi.
Kendisine dünyanın büyük bir imtihan yeri olduğunu ve bu imtihanı ancak Allah’ın var olduğunu söyleyerek kazanabileceğimizi söyledim. Yapılacak şeyin çok basit olduğunu, inanarak “Lâilâhe illallah” demenin imtihanı kazanmak için yeterli olduğunu söyledim. Bu esnada bu cümleyi bildiğini kendi şivesi ile “Lâ ilâhe illallah” sözünü birkaç kez söyledi. Yine soru sorarak imtihan olmanın niçin gerektiğini öğrenmek istedi.
Bu esnada feribotla yolculuğumuz devam ediyordu. Kendisine bu geminin kaptanı olmadan gidemeyeceğini söyleyerek, Güneş, Dünya ve Ay’ın mükemmel bir şekilde hareket ettiğini, bunların kendi başlarına böylesine sistematik bir şekilde hareket edemeyeceğini söyledim. Mantıklı bulduğunu ifade ettikten sonra bu sefer “Cehennem niçin vardır?” sorusunu sordu. Sadece “iyi bir insan olsak” bunun yeterli olup olmayacağını merak ettiğini söyledi. Nedense Bay Şao, Allah inancını bir türlü kabullenmek istemiyordu.
Ona zaten feribotta seyrettiğimiz için denizcilikle ilgili örnekler vererek Allah’a inanmak gerektiğini anlatmaya çalıştım. Dedim ki; “Benim şu geminin kaptanı olduğumu farz et; eğer bana ‘Sen bu geminin kaptanı olamazsın’ dediğin takdirde sinirleneceğimi ve bana hakaret etmiş olacağını kabul edersin değil mi?” diye sorduğumda, gülerek, elbette böyle bir şey söylenirse, kızmanın normal olduğunu söyledi.
O halde “dünyayı ve yıldızları yaratan ve mükemmel bir düzen içinde idare eden Allah’ı tanımaz isek, bu durum kötü bir şey değil midir?” diye sorduğumda Bay Şao diyecek bir söz bulamadı ve daha önce söylediği sözlerin aksine Allah’a inanmanın gerektiğini ifade etti. Söylediğim örneklerden etkilendiği belli oluyordu. Bundan sonraki konuşmalarımızda bir “ateist” olarak değil de, kendisi ile inanan bir insan gibi konuşmaya devam ettik.
Eşinin inancı olup olmadığını sordum. “Belki” dedi, “Belki de Allah’a inanıyordur” ve bundan mutlu olacağını söyledi. Bay Şao’ya dinsiz bir hayatın olmayacağını, yok olmanın insana çok büyük bir sıkıntı vereceğini anlatmaya çalıştım. Bu arada şu soruyu sordum: “Krallar gibi bin sene yaşamak mı istersin, yoksa sonsuz fakat normal bir hayatı mı arzularsın?”
Çok tuhaf lakin bin sene yaşamayı tercih edeceğini söyledi. “İyi ama yok olmak insana çok büyük bir ıztırap veriyor, kaldı ki sevdiklerimiz, her şey yok olacak, buna kalbin nasıl katlanıyor?” diye söyleyince gülmeyi bıraktı ve ciddî biçimde beni dinlemeye başladı.
Böyle bir şeyi insanların çoğunun asla istemeyeceğimi söyledim. Kalbimizin, sıkıntılı bir hayat bile olsa, sonsuzluğu arzuladığını ifade ettim. Bunu, haklı olduğumu gösteren bir yüz ifadesi ile gösterdi. Sonunda Zhousan Adası'na varmıştık ve sohbetimizi burada noktalamak zorunda kaldık. İnşallah muhatabım Bay Şao, bu sohbetten olumlu bir şekilde istifade etmiştir.
Şao’yu bilmem ama ben Allah’a ve onun son elçisi olan Hazreti Muhammed’e (asm) inanmanın ne kadar güzel bir şey olduğunu, sohbet sonunda daha iyi anlamıştım. Çinlilerin ölümü çağrıştırdığı için “4” rakamını yani “sı” ifadesini niçin sevmediklerini şimdi daha iyi biliyordum. Rabbimden dileğim; bütün insanların âlemlere rahmet olarak gönderilen son Peygamber Hz. Muhammed Mustafa’ya (asm) inanmasına vesile olacak fırsatları sunmasıdır.
Feribottan inince bizi bekleyen araç ile Zhousan şehrine geldik. Bu şehir aynı adı taşıyan adada olmasına rağmen köprüler ile Çin ana kıt'asına bağlanmıştı. Türkiye’de “köprü yapılsın mı, yapılmasın mı?” tartışmaları yapılırken Çinliler dünyanın en uzun köprüsünü inşa etmeyi başarmışlardı. Şanghay ile Ningbo şehirlerini birbirine bağlayan bu köprü, yolu sadece 120 km. kısaltmasına rağmen inşa edilmişti. Aslında kara yolu ile de Şanghay’a gidebilirdik. Fakat havayolunu özendirmek için yurt dışına giden yolculara iç hat seferi yaptıran Çinliler bu sayede hava ulaşımının gelişmesine çalışıyorlardı.
Nitekim sabah erkenden kalkan uçağa yetişmek için Zhousan’da bir otele yerleştik. Akşam yemeğinde Koreli Başmühendis ile Filipinli 2. Kaptan olan meslektaşlarımla tanıştım. Onlarla birlikte Şanghay’a gidecek oradan ülkelerimize dağılacaktık. Denizcilerin genellikle birbirimize sorduğu ilk soru milliyeti, ikinci soru ise çalıştığı gemi tipidir. Daha sonra maaşlar ve çalışma süreleri gelir. Nitekim bizde de aynı şey oldu. Maaşlar Türkiye’deki ile aşağı yukarı aynı seviyede idi. Fakat çalışma süresi bizde 6 ay olmasına rağmen Korelilerde 8 ay, Filipinlilerde ise 9 ay idi. Bu bakımdan biz Türkler daha şanslıydık. Filipinli Kaptanın iki çocuğu vardı ve Manila’da ikamet ediyordu. Denizcilik konularında ve dinî konularda sohbet ettik.
Filipinlilerin yüzde 90’ının Hıristiyan Katolik olduğunu söyledi. Güneyde Mindanao Adası'nda Müslümanlar yaşıyordu. Müslümanlar ile devlet güçleri arasında devam eden sorunlar var mı? diye sorduğumda, maalesef çatışmaların devam ettiğini söyledi. Filipinler’e hiç gitmediğim halde bu ülke hakkında denizcilik ile ilgili bilgilerim vardı. Bu bilgilerimin ne derece doğru olduğunu bu meslektaşımdan öğrenmiş oldum. Filipinlerde denizcilik mesleği millî bir konu olup devlet gemi adamı yetiştirilmesinde öncü rol oynamaktaydı. Gemicilerin sınav ve terfileri ciddî bir şekilde denetleniyor, bu ülkenin dünyanın en gelişmiş denizci ülkesi olması yolunda büyük çabalar sarf ediliyordu. Nitekim bu çalışmalarının sonuçları kısa zamanda alınmış dünyanın tüm denizlerinde Filipinliler en çok çalışan denizciler olmuşlardır.
Benzer çalışmaların ülkemizde de yapılması bir denizci olarak en büyük dileğimizdir. Zira denizcilik bir nev'î Peygamberimizin (asm) mesleğidir. O (asm), Peygamberlik görevi gelmeden önce Hazreti Hatice’nin kervanlarında yöneticilik yapardı. Deniz yollarının keşfi ile birlikte ticaret, kervanlar yerine denize kaymıştır. Peygamber Efendimiz (asm) “Rızkın onda dokuzu ticarettedir” buyurmuştur. Bizler bu sözden çok dersler çıkarabiliriz. Zira günümüzde ticaretin yüzde 75’inin deniz yolu ile yapıldığı için ticaretin en önemli kolu olan denizciliği öğrenmeli ve bir millî proje olarak gençlerimizin önüne sunmalıyız.
Her ne ise biz yine dönüş yolculuğumuza bakalım. Zhousan’daki otelde müthiş bir baş ağrısına tutuldum. Hatta öyle ki ertesi günkü orucumu tutamayacağım diye endişe ettim. Yaklaşık 40 yıldır her Ramazan aralıksız oruç tutmuştum ve burada bir gün ara vermeyi düşünüyordum. Üstelik Ramazan ayının son günüydü ve ertesi gün bayramdı. Otelde yana yakıla bir aspirin aradım. Ya anlatamıyordum ya da böyle bir şeyi bilmiyorlardı. Bana istersem hastaneye gönderebileceklerini söylediler. Hâlbuki ben, ne olursa olsun ülkeme dönmeyi istiyordum. Zira 6,5 aydır gurbette kalmıştım ve bir Çin hastanesinde kalmaya hiç niyetim yoktu. “Tevekkeltu Alellah” diyerek uyumaya çalıştım.
Uyandığımda imsak vakti yaklaşmıştı ve birkaç meyve yiyip su içerek son gün orucumu tutmaya devam ettim. Sabah erkenden Şanghay uçağına bindik. İç hatlar yolculuğundan sonra yaklaşık 20 km ötedeki dış hatlar terminaline gidecektik. Uçaktan inip bavullarımı alınca bu kadar yükle oraya nasıl giderim diye kara kara düşünürken birden acente yetkilisi, bizi havaalanına götürmek üzere hazır beklediğini söyledi. Minibüse binerek diğer meslektaşlarımla birlikte Şanghay’ın korkunç trafiğine takıldık. Yaklaşık 4–5 saatlik bir yolculuktan sonra havaalanına geldik. Benim uçağım gece kalkacaktı. Yani yaklaşık olarak 12 saat beklemem gerekiyordu.
Havaalanı oteline yerleştirdiler ve akşama kadar burada istirahat ettim. Sonunda baş ağrım da geçmişti. THY’nin uçağına binerek Türkiye’ye doğru 12 saat sürecek yolculuğumuza başladık. Yaklaşık 180 gün sonra ülkeme dönüyordum. Bu sırada 6 kıt'aya uğramıştık ve dünyayı boydan boya dolaşmıştım. Dünya etrafında batıya doğru bir tur attığım için bir gün daha az yaşamış olarak dönüyordum.
Ertesi gün bayramdı ve sabah namazını ülkemde kılabilecektim. Nitekim uzun bir yolculuktan sonra İstanbul’a geldik. Sabah namazını kıldıktan sonra üzerimdeki yolculuk yorgunluğuna rağmen namaza da yetişmiştim. 6 aydır görüşemediğim ailemle ve dostlarımla hasret giderdim. Kazasız belâsız bir yolculuktan sonra ülkeme ve dostlarıma kavuşmuştum. Bu mutluluğu tarif etmek gerçekten güçtür. Rabbimden bütün Ümmeti Muhammed’in ve hususan bütün milletimin imanla yaşamasını ve dünya yolculuğunu bu iman ve istikametle bitirmesini niyaz ediyorum, vesselam…
Vehbi KARA
Erol AYDIN
Bu benim hayatım...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Adnan İPEKDAL
Eziklerin Efendisi Efendilerin Eziği
Nihat Güç
Kur’an’dan Birkaç Mesaj
Bülent ERTEKİN
Ellerinizi aktarcı milletinin üzerinden çekiniz!
Mehmet Nuri BİNGÖL
Büyük Dedem Kado
Seyfettin BUDAK
“Ah Şu Kaliteli İnsan Rolleriniz Yok mu? Bitiyorum…”
Adnan ÖZ
Kazanabileceğimiz maçları kazanamamak alışkanlık oldu!
Halil MERT
Papa Daveti, Fener Patrikhanesi…
Eyüphan KAYA
Kadim Diyanet Reisimiz Ali Erbaş hocadan kamuoyuna
Recep YAZGAN
Papa bizi birleştirdi, gitti!
Vehbi KARA
En Güzel Yazılar Hangisi?
Hamdi TEMEL
Metamfetamin Ölümleri
Ahmet SAĞLAM
Sevindik, Sevinemedik
Ahmet Eren KURT
Gölgenin Derinliğine Doğru İnen Merdivenler
Gülay ÇETKİN
Okula Gelen Gizemli Kişi
Songül KARAMAN
Zikrin Beyindeki Gücü
Özlem Gürbüz
Yeşil Yapay Zeka İçin Politika Çerçevesi
Mehmet BOZKURT
Öğretmenler Günü- 2025
Servet ZEYREK
Yedinci Oğul Nerede?
Fatih ORUÇ
ENFLASYON neden düşmüyor!
Fatma Saçak Akbulut
Bataklıktan Doğan Saflık: Lotus’un Sessiz Öğretisi; Lotus
Aydın BENLİ
Şehit cenazelerinde edep ve haya dersi şart!
Hüseyin KURT
Telekonferansın Ardındaki Gerçek: Büyük Kürdistan’ın Güncel Senaryosu
Hasan KARADEMİR
Giriş: Foucault'nun Eleştirel Soykütüğünün Temelleri
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Teknoloji Kullanımı: Fırsatlar Ve Tehditler
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı iken oruç tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (1)
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Ahmet AYDIN
Bilir misin?
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Ahmet DÜZGÜN
Putlarımız ve Perestlerimiz
Cevahir AYDIN
Yanlış Anladınız
Mesut CİHAT
Allah'ın Zatı ve Subuti Sıfatları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Batuhan ŞUORUÇ
Şıracılar
Mesut BALYEMEZ
SOSYAL MEDYA KEVAŞELERİ
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Ravza ZEYBEK
Bulanlar Arayanlardır
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Aydan KURT
Farkında mısınız?
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
Mahremiyet, insanın özgür iradesiyle var oluşu!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Murat GÜLŞAN
Türk Milliyetçisinin Vicdan Muhasebesi
İsa ÇOLAKER
Aşık Veysel Şiirinin Renkleri
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Özhan KIZILTAN
Duvarların Ardında Filizlenen Hayat
Memiş OKUYUCU
Zübeyir Yetik’in Ardından…
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Cahit KURBANOĞLU
Nefis nedir ve ne istiyor?
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Emine AYDEMİR
Ateşle oynayan evliya Ateşbaz veli hazretleri
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
Abdullah BİR
Fitne, Kaos, Suriye ve Suriyeliler’e Daire İki Kelam...
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Önder GÜZELARSLAN
İsraf Bir İnsanlık Suçudur!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Levent ERTEKİN
Fakir Halkın Bağışladığı 350 Uçak
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)