Cumhuriyetimizin 98. kuruluş yıldönümünü yine gerçeklerin tamamen tersyüz edildiği resmi tarih anlatımı ile beraber kutladık. Ne yazık ki beklentimizin aksine cumhuriyetimizin kurucu ilkeleri ve temel değerleri olduğundan çok farklı bir şekilde ele alınıp analiz edilmeye devam etmektedir.
Bu kadar önemli konuları konuşmak yerine hala Yunan Savaşının kazanılması üzerine inşa edilmiş destanların anlatıldığı hamasi nutuklardan başka bir şeye rastlamadık. Takılmış plak gibi küçücük Yunan’a karşı kazanılan zaferi anlatan hatta “Kurtuluş Savaşı” denilecek kadar abartılan bir resmi söylem ile karşı karşıya kalmış durumdayız.
Dünyanın en büyük on devleti içinde yer almaya çalışan ülkemizi bu kadar sığ ve kısır tartışmalar içine çeken siyasetçi ve akademisyenleri kınıyorum. Biz bu kadar küçümsenmeyi ve aşağılanmayı asla hak etmedik. Siyasi, sosyal, kültürel ve teknolojik anlamda büyük gelişmelerin yaşandığı hatta ürettiğimiz harika silahlar ile öne çıktığımız bu dönemde ezber bozmak artık şart olmuştur.
Öyle ki; tek parti yönetiminin iktidarda olduğu ilk 23 yıl için “demokrasi yönetimi” vardı diyecek kadar akıldan uzak yorum yapan generallere hatta akademisyen kılıklı şarlatanlara rastlayabiliyoruz. İşin daha kötüsü böyle bir açıklamanın ne kadar ahmakça bir söz olduğunu söyleyemeyecek kadar resmi söylemin etkisinde kalmış televizyon sunucuları ve öğretim görevlileri bulunabilmektedir.
Her ne kadar profesör, hukukçu, diplomat, siyasetçi unvanını taşımış olsa da akıl tutulması yaşayan bu insanlara cevap vermeye hiç niyetim yoktur. Varsın kendi cehaletleri içinde boğulsunlar. Bu durum kendi sorunlarıdır.
Burada söz söyleyeceğim kişiler; kamu otoriteleri, üniversite yöneticileri ve medya patronlarıdır. Zira 2021 yılını bitirmek üzere iken hala faşist yönetim sistemine güzellemeler yapılmasını isteyenler bu büyük suça ortak olmaktadırlar.
Adeta hokkabazlık yaparak olmayan işleri yapılmış gibi gösteren; yapılan güzel işleri ise yok sayarak gerçekleri örtmeye çalışan bu insanları, elbette tarihçiler bir gün mutlaka yargılayacaklardır. Hele hele delilsiz ve mesnetsiz iddiaları pervasızca söylemeye devam eden bu sahtekârlardan; gençlerimizin bir gün layık oldukları gibi değerlendirileceğinden ve alay edeceklerinden hiç şüphe duymuyorum.
Cehalet denizinde yüzen bu insanlara değil de; yakın tarihimizi öğrenmek isteyen insanlara cumhuriyetimizin ilk yıllarında yaşanmış bir iki olayı anlatmak istiyorum. Meseleye sadece hukuki yönden yaklaşarak milletimizin ne derece acı travmaları yaşadığını gözler önüne sermeye çalışalım. Umulur ki; insanları kendileri gibi ahmak zanneden bu sahtekârlar belki konuşmalarını bir parça düzeltiverirler. Aksi takdirde daha fazla rezil duruma düşeceklerdir.
İşte cumhuriyetimize adını idam cezaları ile yazdırmış olan Ali Çetinkaya isimli hakimlik yapmış bir subaydan bahsetmek istiyorum. Namı diğerle “Kel Ali” isimli bu şahıs, 9 Şubat 1925 tarihinde Mecliste Ardahan Milletvekili olarak görev yapan Halit Paşa’yı (General Halit Karsıalan’ı) öldürmüştür. Bu olay TBMM’de gerçekleşen ilk cinayet olup siyasi cinayetlerin ne derece ciddi ve büyük olduğunu gösteren bir delildir.
Resmi kayıtlara göre her ne kadar Kel Ali katil olarak görünmüş olsa da gerçekte katil başka bir şahıstır. Fakat devrin yöneticilerine şirin görünmek isteyen Ali Çetinkaya, cinayeti üstlenmiş ve bu cesareti sayesinde yüksek makamlara terfi ettirilmiştir.
Mecliste estirilen terörün ne derece büyük olduğunu anlamak için sadece resmi kayıtlara bakmak bile yeterlidir. Zira Halit Paşa, yaralı olduğu halde 5 gün Millet Meclisi'nde tutulmuş hastaneye kaldırılmadan kan kaybı nedeniyle ölüme terk edilmiştir. Durumu giderek kötüleşen Milletvekili Paşa, 14 Şubat'ta ölmüştür.
Ankara Savcılığı, Halit Paşa’yı Ali Çetinkaya’nın vurduğu kanaatine varmış fakat bu olaydan dolayı kovuşturma yapılmaması kararını vermiştir. İşin daha kötüsü ise bundan sonra cereyan etmiş Türk hukuk tarihinde çok acı sayfaların açıldığı yeni bir devir başlamıştı.
Türkiye Cumhuriyetinin ilk Ulaştırma Bakanı olan Kel Ali, ayrıca Bayındırlık Bakanlığını da yapmıştır. Mecliste ilk yedi dönemde milletvekili olarak da görev yapan Ali Çetinkaya’yı asıl meşhur eden husus ise Ankara İstiklal Mahkemesi Başkanı olmasıdır.
Hukukçu olmamasına rağmen 1926'daki İzmir suikastı davasına da bakmıştır. Cumhuriyet tarihimizin en önemli siyasi davalarının ne şekilde cereyan ettiğini anlamak için Kel Ali’nin başkanı olduğu mahkemeleri iyi bilmek gerekir.
Yüzlerce insanın idamına karar vermiş olan istiklal davaların başkanı ve bir dönemin en önemli şahsiyetlerinden birisi olan Kel Ali’nin hayat hikâyesini anlatarak okuyucularımı daha fazla üzmek istemiyorum. Bu nedenle sadece bir davaya değinerek Cumhuriyetimizin ilk yıllarının hangi ortamda geçirildiğini yorumlarını okuyucularıma bırakmak istiyorum.
Bu davanın en önemli özelliklerinden bir tanesi Osmanlı Devletinin son yüzyılında ve Türkiye Cumhuriyeti’nin çok büyük bir bölümünde; köken olarakYahudi olduğu halde Türk isimlerini kullanan ve Müslüman gibi görünen Sabetay tarikatının adının geçmesidir.
Bu Sabetay tarikatı içinde de çok ciddi kavgalar da meydana gelmiştir. Örneğin Kapani grubunun Karakaşilere karşı tasfiye hareketinden bir tanesi “İzmir Suikastı” bahanesi ile gerçekleştirilen idamlardır.
Takriri sükun kanunları nedeni ile kimsenin sesini çıkaramadığı “İzmir Suikastı Mahkemeleri” Türkiye’nin siyasi hayatını derinden etkilemiştir. Uzun yıllar tek partili bir yönetim sorunu yüzünden özgürlükler daima askıya alınmıştır. Fakat bu konuda neredeyse ciddi hiçbir çalışmaya rastlanılmamıştır.
Hâlbuki bu suikast yargılaması; teşebbüs aşamasına dahi geçmediği halde devrin en önemli siyasetçilerinin idamı ile sonuçlanmıştır. İdam yerine hapis cezaları verilebilirdi fakat büyük bir tasfiye gerçekleştirildiği çok açıktır.
Osmanlı Devletinin bakanlarının da yer aldığı bu idamlıklar siyasi yaşamımızı derinden etkilemiştir. Örneğin Hamidiye Kahramanı Rauf Orbay, yurt dışına kaçarak hayatını kurtarmayı başarmıştır.
Bu mahkemede yargılanan diğer önemli şahsiyet ise Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasının Başkanı Kazım Karabekir’dir. Fakat Doğu cephesinin komutanı olan ve Ermenilere ağır bir yenilgi yaşatan Karabekir’i askerler çok seviyordu. Bu nedenle olsa gerek bazı subaylar, mahkeme salonuna silahlı olarak girip mahkeme başkanı hakkında “Kel Ali, Kel Ali…” şeklinde tempo tutarak slogan atmaları yüzünden; idamdan kurtulmuştur.
Sonuçta diğer muhalif Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası yöneticilerinin de tasfiye edildiği bu dava yüzünden Karabekir; yıllarca ev hapsine tutulmuştur.
1926'daki bu mahkemede tutanakları incelediğimizde çok ilginç sonuçlara ulaşabiliyoruz. Örneğin Osmanlı’nın Maliye Bakanı Cavid Bey ve İçişleri Bakanı İsmail Canbulat sorgulanırken kendisine İzmir Suikasti ile ilgili ciddi bir soru sorulmadığı halde bu suçla alakalı olarak idam edilmek durumunda kalmıştır.
Çünkü İttihat Terakkiden kalma temizlik operasyonları yıllarca sonra, yeniden eskisine benzer şekilde devam ediyordu. Askeri otoriteyi büyük ölçüde eline geçirmiş olan Kapani Sabetaycılar; Karakaşi olan diğer Sabetaycı yöneticileri mahkeme kararları ile ortadan kaldırıyorlardı.
Mahkemede sorulan sorular bu açıdan çok önemlidir: Çünkü suikast olayı ile hiç alakası olmadığı halde “Niçin İttihat ve Terakki Partisini tekrardan kurmaya çalıştığı” ve “Neden Parti Tüzüğü hazırladığı” gibi suikastla alakasız sorular sorulmuştur.
Ayrıca Mahkeme Başkanı Kel Ali tarafından sanki yapılması mümkün değilmiş gibi “hazırladığınız parti tüzüğü neden Halk Fırkasının tüzüğü gibi 9 maddeden oluşuyor?” diye; siyasi bir gayeye yönelik yani parti kapatmak maksatlı sorular sorulmuştur. Elbette takriri sükun kanunlarının geçerli olduğu bu dönemde; mahkemeden adil bir karar çıkması beklenmezdi.
Mahkeme başkanı olan zatın bir katil olmasının da ayrı bir önemi vardı. Zira bir parça hukuk altyapısı olan bir kişi teşebbüs aşamasına dahi geçmemiş bir iddia yüzünden; 13 kişiyi idam etmezdi. Hukukçu değil de sadakatinden şüphe duyulmayan kişiler mahkeme seçiminde ön plana çıkmışlardır.
Bu mahkemede idam edilenlerin tamamı Sabetaycı ve Karakaşi değildi. Fakat Kapani grubunun muhalifleriydi ve devlet yönetimini yeniden ele geçirmek için kıyasıya savaşan iki gruptan birisine siyasi destek verdikleri için suçlanıyorlardı. Zira Meclis kürsüsünden “ihtimaldir ki bazı kelleler kesilecektir” nutukları atılabilen; olağanüstü bir dönem yaşanıyordu.
İzmir Suikastı bahanesi ile toplanan fakat asıl gayesi muhalif bir partiyi suçlayarak kapatmak amacında olan İstiklal Mahkemesi, 26 Haziran 1926’da duruşmalara başladı. Bir hafta içinde elliden fazla kişi tutuklanarak İzmir’e gönderildi. 12 Temmuz’da son savunmalar alındı. 13 Temmuz Salı günü, öğleye doğru, duruşmaların yapıldığı Elhamra Sinemasında Kel Ali, kararı okumuştu.
Kararda; 15 kişinin idamına hükmedilmişti. Bunlardan Kara Kemal ve eski Ankara Valisi Abdülkadir Bey yakalanamamıştı. Asılarak idam edilenler ise şunlardı: Eski Bakan Cavid Bey, Dr. Nazım Bey, Şükrü Bey, Gürcü Yusuf, Ziya Hurşit, Laz İsmail, Trabzon Mebusu Hafız Mehmet Bey, Rüştü Paşa, Abidin Bey, İstanbul Mebusu İsmail Canbulat, İttihat ve Terakki Genel Sekreterlerinden Nail Bey ve Albay Rasim Bey vardı.
Nail Bey idam sehpasına giderken "Bu bize Tevfik Rüştü'nün oyunudur" demiştir. Bu durum akla gelen bazı soruların cevabını da birlikte getirmektedir. Çünkü tek parti döneminin uzun süre Dışişleri Bakanlığı görevinde bulunan Tevfik Rüştü Aras’ın, idam edilenler yani Karakaşi grubuna mensup bir Sabetaycı olduğu halde; Kapanilerle birlikte hareket ettiği anlaşılmaktadır.
İzmir Suikastı örneğinden anlaşılacağı üzere Sabetay tarikatı, kendi aralarında birbirlerini idam edecek derecede şiddetle çatışabiliyordu. İşte bu büyük menfaat ve liderlik kapışması, ikbal hırsı ile birleşince akıllara durgunluk veren siyasi idamlar ortaya çıkmaktadır. 27 Mayıs 1960 darbesinin ardında yatan gerçeklerden bir tanesi de budur. Bu sefer bir Karakaşi grubu, Kapanileri darbe ve idamlarla tasfiye etmiş; daha önemlisi iki yüzyıllık rakiplerinin gözlerini korkutmuşlardır.
İşin ilginç yanı resmi tarih ve darbeler incelenirken bu Karakaşi-Kapani kavgası daima es geçilip üzerinde hiç durulmamıştır bile. Çünkü “kol kırılır yen içinde” misali, bu kavga daima kamuoyundan gizlenmiş; bu sırları ortaya çıkaranların başı beladan kurtulamamıştır.
O halde yakın tarihimizde yaşanan olayları değerlendirmek için sadece bir tanesini örnek gösterdiğimiz siyasi davalara odaklanarak bir çok sorunun cevabını öğrenmek mümkündür. Daha fazlasını yazmak isterdim lakin yazılarımın uzunluğundan şikâyet eden okuyucularımı kızdırmamak için burada kesiyorum, vesselam…
Mehmet BOZKURT
Oruç; imanın şahlanışı ve ruhun dirilişidir!
Fatma Saçak Akbulut
Sevmek
Adnan ÖZ
Güle güle Reis Samsun seni çok sevdi!
Fatih ORUÇ
ABD’nin Laos Bombardumanı
Aydan KURT
İstifa Ettim
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 76
Özlem Gürbüz
Yuvayı Ayakta Tutan Denge
İsa ÇOLAKER
Şiirin Gürültülü Sessizliği
Eyüphan KAYA
Allah dilediğini aziz, dilediğini rezil eder
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Seyfettin BUDAK
Neden Lise Yılları Unutulmaz?
Songül KARAMAN
Vuslat Kapısı
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Matematik Eğitiminin Önemi
Bülent ERTEKİN
EŞKİYA DÜNYAYA HÜKÜMDAR OLMAZ
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Hamdi TEMEL
Acı Yakıyor Ama Mutlu Ediyor: Acı Biberin Şaşırtıcı Gücü
Recep YAZGAN
Beyaz leke gösterir…
Hasan KARADEMİR
HALK (!) PARTİSİ
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SUS GÖNLÜM!
Gülay ÇETKİN
Denizli milli eğitimde usulsüz lojman mı tahsis edildi?
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Kaldığımız Yerden mi, Kandırıldığımız Yerden mi Devam Edeceğiz?
Ahmet DÜZGÜN
Bir Oy Vermenin Değeri
Aydın BENLİ
Son Kale Haymana ve Memleket Onuru- Recep Tümtürk
Ahmet SAĞLAM
İNANMAK
Halil MERT
Bu Coğrafya Bizimdir
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Nihat Güç
Bir Ve Beraber Hareket Etmek Zorundayız!
Adnan İPEKDAL
Ne Vereyim Abime, Biraz Sokak Kültürü Alır mısınız?
Vehbi KARA
İnsan Çok Zalim Ve Çok Cahildir
Ravza ZEYBEK
İlim Neyi Bilmektir?
Servet ZEYREK
Dünden Bugüne Çarşamba'da Eğitim
Özhan KIZILTAN
İyi Polis ve Kötü Polisten Sonra Mason Polis Tartışması
Mehmet Nuri BİNGÖL
Sahtelerin Tasallutu
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Cevahir AYDIN
El alem Jürisinin Sahte Kürsüsü
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Ahmet Eren KURT
Sessizlik Bazen Bir Tercih Değil, Son Çaredir
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Hüseyin KURT
Telekonferansın Ardındaki Gerçek: Büyük Kürdistan’ın Güncel Senaryosu
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Mesut CİHAT
Allah'ın Zatı ve Subuti Sıfatları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Batuhan ŞUORUÇ
Şıracılar
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Murat GÜLŞAN
Türk Milliyetçisinin Vicdan Muhasebesi
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Memiş OKUYUCU
Zübeyir Yetik’in Ardından…
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Levent ERTEKİN
Fakir Halkın Bağışladığı 350 Uçak
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)