Bir önceki yazımda Deniz Kuvvetlerinde yaşadığım acı olaylardan bahsederek darbeci cunta lideri Kenan Evren’in dindar askeri öğrencilere ve subaylara yaptığı çirkin eziyetlerden bahsetmiştim. Kaldığım yerden devam edeyim.
1987 Yılında Kenan evren’in seçerek amiralliğe terfi ettirdiği general ve amiraller çoğunlukla cunta yapılanması içindeydi. Bir darbe esnasında “ayağımıza dolanırlar” diyerek dindar askerlere aklın alamayacağı derecede suçlu muamelesi yapıyorlardı.
Askeri vesayet unsurları “yılanın başı küçükken ezilmeli” diyerek namaz kılan, oruç tutan ve alkollü içki içmeyen bütün subayları fişlemişlerdi. Özellikle Batı Çalışma Gurubu (BÇG) adı verilen bir yasa dışı kurum; askeri teamül ve geleneklere aykırı olarak dindar askerlerin ordudan atılması için büyük çaba sarf ediyordu.
BÇG yöneticisi general ve amirallerin büyük bir kısmı 28 Şubat Mahkemeleri sonucunda suçlu bulunarak “müebbet hapis” cezası almışlardır. Daha sonra Yargıtay tarafından onaylanan bu kararlar ne ilginçtir ki hala infaz edilmemektedir.
Suçluya cezasını, mağdur edilenlere ise tazminatlarını ödemeyen bir devlet aygıtını kabul etmiyorum. Tam 23 senedir; yetimin malını yiyen, bankaları hortumlayarak yutan ve binlerce askeri ordudan atan darbeci generallerin cezalandırılması için emek ve çaba harcadım. Fakat ne çare ki hala askeri vesayet güçlüdür ve bu darbeci generallere kimse dokunamamaktadır.
Darbeci generallerin 12 Eylül 1980 darbe sürecinde Türk Silahlı Kuvvetlerinde estirdikleri terörden en fazla yararlanan ise FETÖ örgütü olmuştur. Benim gibi namazını kılan, orucunu tutan üstelik eşi başörtülü subayların ordudan atılması, en çok FETO örgütünün işine geliyordu. Bu sayede asker arkadaşlarımın önce namaz kılmalarını önlediler daha sonra eşlerinin başlarını açması için zorladılar ve nihayetinde alkollü içki yasağını pervasızca delen bir çok insanı “Mankurt Fetocu” haline getirdiler.
Şimdi kalkmış 28 Şubat’ın darbeci generalleri ve onların sözcülüğünü yapan medya organları “biz Fetocuları ordudan attık” diyerek insanların akılları ile alay ediyorlar. Bu insanlara sormak gerekmez mi: “Madem Fetocuları ordudan attınız 140 general ve yüzlerce darbeci subay, 15 Temmuz 2016 darbesini nasıl yaptı?” Elbette bu soruya verecek cevapları yoktur.
O halde bu makale fırsatı ile ben cevap vereyim: “28 Şubat 1997 sürecinde ordudan atılan subaylar sırf dindar oldukları için ordudan atılmışlardır”. Bu sayede Fetocu subaylara yer açılmıştır. ABD’ye uşaklık eden FETÖ örgütü öylesine semirtilip büyütülmüştür ki 350 general-amiralin yarısı Fetocu olup çıkmıştır. Şu anda yurt dışına kaçamayan yüzün üzerindeki Fetocu general ve amiral; 70-80 kez müebbet hapis cezası almış olarak milletimizin karşısında durmaktadır.
Bunları anlatmaktan maksadım “Bahriyede 15 Yıl” isimli kitabımda izah ettiğim Feto yapılanmasının bir şekilde ispatıdır. Feto örgütünün palazlanmasına ise Kenan Evren Cuntasının yetiştirdiği 28 Şubat generalleri sebep olmuşlardır. Bu yalın gerçeği halkımız gayet iyi bilmektedir. Fakat dile getiren çok az sayıda medya mensubu vardır. O halde 1987 yılında dindar subayların uğradığı soruşturmalara ve eziyetlere kaldığımız yerden devam edelim…
Daha teğmen rütbesini taktığım yıl Deniz Harp okuluna çağrıldım. Beni Öğrenci Alay Komutanı karşıladı. Pek keyifli bir hali vardı. Zira çok güzel bir iş yapmış gibi çok başarılı 6 son sınıf öğrencisini okuldan attırmanın zevkini çıkaran bir hali vardı.
Önce çok laubali bir biçimde “Seni niçin çağırttık, biliyor musun?” diye sordu. Fakat ben gayet ciddi bir şekilde cevap verdim: “Soruşturma yapıyorsunuz onun için” dedim.
Yine askerlik ciddiyetine yakışmayan bir üslup ile “Demek sen bir şeyler biliyorsun! Anlat o zaman” diye karşılık verdi.
Bir Ramazan günüydü ve hala arkadaşlarımın Deniz Harp Okulundan atılmasını içime sindiremediğim için çok kızgın bir ruh hali yaşıyordum. Adeta patlamaya hazır bir bomba gibiydim. Fakat ciddiyetimi muhafaza ederek “Okulda aşırı sol faaliyetler var” dedim.
Hiç beklemediği bu cevap karşısında “saçmalama be” dediğinde ise bendeki kayış koptu ve Alay komutanına bağırmaya başladım. O gün taşıdığım rütbem teğmen iken; bağırdığım şahıs deniz kurmay kıdemli albay idi. Bu olayı yaşatanlar utansın. Zira hayatım boyunca bu olaydan başka askerlik mesleğine aykırı hiçbir tavır ve tutumum olmadı.
“Siz ne biçim alay komutanısınız! Okuldan hiç mi haberiniz yok! Madem bilmiyorsunuz tabur komutanlarınız, bölük komutanlarınız da bilmiyor mu?” diyerek ağzıma geleni söyledim. Yüksek sesle bağırarak konuşmamdan sonra Alay komutanı masasından kalktı ve odayı terk etti.
Makam odasında yapayalnız kalmış biraz sonra askerler tarafından yakalanıp hapse atılmayı bekliyordum. Fakat bir parça rahatlamıştım. Gerçekten de Deniz Harp Okulunda o yıllarda Maocusundan Lenincisine hatta Enver Hocacısına kadar türlü türlü komünist subay vardı. Bu subaylar gizli bir şekilde öğrencilere komünizm propagandası yapıyordu. Öğrencilerin dinlenme salonu olan bütün teneffüshanelerde aşırı solcu sanatçıların müziği dinleniyordu. Fakat gel gör ki okuldan atılan sadece başarılı ve dindar olan öğrencilerdi.
Alay Komutanı, birkaç daktilo yazan astsubay ile yeniden içeri girdi. Eski şımarık ve laubali halinden eser kalmamıştı. Belli ki Okul Komutanı ile görüşmüştü. Çünkü zaman geçirmeden ifademi alacağını söyledi. Astsubaylar ağzımdan çıkan her şeyi yazmaya başladılar.
Bu arada iki askeri okul öğrencisi tek tek odaya girdi. Her ikisine de aşağı yukarı aynı soruları sordu: “Beni tanıyıp tanımadıklarını ve kendilerine neler telkin ettiğimi” sordu. Her iki öğrenci de neredeyse aynı cevapları veriyordu. Kısaca “benim namaz kılmaları ve dini kitap okumaları konusunda baskı yaptığımı” söylediler.
Sonra bana dönüp sordu “ne diyorsun?” dedi. Öğrencilerin doğru söylediklerini fakat bu yaşa gelmiş kişilere baskı yapmadığımı, sadece teşvik ettiğimi” söyledim. Soruşturma bu minval üzere saatlerce devam etti.
Sonunda nedense Alay komutanının aklına “oruçlu musun?” diye sormak geldi. Evet dedikten sonra asker karavanasından kuru fasulye ve pilav yemeği geldi. Bu esnada 50-60 sayfa tutanağı okuyup imzalamamı istedi. İlk birkaç sayfasına baktım. Gerçekten de ne söylenmiş ise aynısı yazılmıştı.
Alay komutanı, Ramazan iftarını açarken hala bana sorular soruyordu. Bende cevap vermedim. Bu sefer özür dileyerek yemeğimi bitirmeme müsaade etti.
İftar yemeğinden sonra “bana gidebilirsin” dedi. Çok şaşırmıştım. Zira askeri birliğime döneceğimi düşünmüyordum. Buradan hapse yollayacaklar zannetmiştim. Fakat aradan geçen 3-4 ay sonrasında tekrar soruşturmalar devam etti. Beni Deniz Harp okuluna tekrar çağırdılar.
Soruşturmalar bittiğinde Deniz Kuvvetlerinden atılmayı beklerken bu sefer Harp Filosu Komutanlığına tayin ettiler. Atandığım savaş gemisi şu anda İzmit’te müze olarak kullanılan o tarihte en önemli gemilerden biriydi. İşin ilginç tarafı sadece iki muhripte Harpoon güdümlü mermisi bulunuyordu ve bir tanesine de Silah Elektronik Subayı olarak ben kumanda ediyordum.
Deniz Harp Okulundan mezun olduğum ilk yılda, inanılmaz olaylar yaşamıştım. Sonraki yıllar her ne kadar 1987 yılı kadar heyecanlı olmasa da benzer şekilde devam etti. Tayin olduğum ikinci savaş gemisinde daha gemiye katılmadan hakkımda oldukça abartılı sözler söyleniyordu.
Gemiye adım attığım gün Silah subayı, benimle özel olarak konuşmak istediğini söyledi. 5 Yıl aynı gemide görev yaptığım bu zat daha sonra Donanma Komutanı olmuştu. Kendisi ile geminin en yüksek yerinde konuşmaya başladık.
Bundan sonraki olayları “Bahriyede 15 Yıl” isimli kitabımdan takip edebilirsiniz. Çünkü bu kitap bir döneme ışık tutacak önemli bir belgedir.
Eğer okuyucularım isterler ise yaşadığım ibret dolu olayları makalelerimle de yazmaya devam edebilirim. Bu sayede FETÖ örgütünün nasıl palazlandığını, darbeci amirallerin dindar subaylara nasıl kan kusturduklarını ve nihayetinde sırf eşi başörtüsü taktığı için on bine yakın askeri; nasıl ordudan attıklarını öğrenebilirsiniz, vesselam…
Songül KARAMAN
Mevlâna Gibi
Nihat Güç
Faizli banka aracılığıyla maaşımı almak istemiyorum!
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Doğru Rol Model Olabilmenin Önemi
Ahmet Eren KURT
Sessizlik Bazen Bir Tercih Değil, Son Çaredir
Seyfettin BUDAK
Beyin Bir Bilgisayar Değilse, Zihin Nasıl Oluşur?
Eyüphan KAYA
İltifat Marifete Tabidir
Adnan ÖZ
Bir devrelik muhteşem oyuna rağmen kötü sonuç!
Mehmet BOZKURT
Bizi çok yordunuz!
Hamdi TEMEL
Toprağın Sessiz Gücü: Bor
Bülent ERTEKİN
Engellilere Reva Görülen Bu mu!
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Recep YAZGAN
Hür ve Kabul Edilmiş Silivri Locası
Erol AYDIN
Bu benim hayatım...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Adnan İPEKDAL
Eziklerin Efendisi Efendilerin Eziği
Mehmet Nuri BİNGÖL
Büyük Dedem Kado
Halil MERT
Papa Daveti, Fener Patrikhanesi…
Vehbi KARA
En Güzel Yazılar Hangisi?
Ahmet SAĞLAM
Sevindik, Sevinemedik
Gülay ÇETKİN
Okula Gelen Gizemli Kişi
Özlem Gürbüz
Yeşil Yapay Zeka İçin Politika Çerçevesi
Servet ZEYREK
Yedinci Oğul Nerede?
Fatih ORUÇ
ENFLASYON neden düşmüyor!
Fatma Saçak Akbulut
Bataklıktan Doğan Saflık: Lotus’un Sessiz Öğretisi; Lotus
Aydın BENLİ
Şehit cenazelerinde edep ve haya dersi şart!
Hüseyin KURT
Telekonferansın Ardındaki Gerçek: Büyük Kürdistan’ın Güncel Senaryosu
Hasan KARADEMİR
Giriş: Foucault'nun Eleştirel Soykütüğünün Temelleri
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı iken oruç tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (1)
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Ahmet AYDIN
Bilir misin?
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Ahmet DÜZGÜN
Putlarımız ve Perestlerimiz
Cevahir AYDIN
Yanlış Anladınız
Mesut CİHAT
Allah'ın Zatı ve Subuti Sıfatları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Batuhan ŞUORUÇ
Şıracılar
Mesut BALYEMEZ
SOSYAL MEDYA KEVAŞELERİ
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Ravza ZEYBEK
Bulanlar Arayanlardır
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Aydan KURT
Farkında mısınız?
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
Mahremiyet, insanın özgür iradesiyle var oluşu!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Murat GÜLŞAN
Türk Milliyetçisinin Vicdan Muhasebesi
İsa ÇOLAKER
Aşık Veysel Şiirinin Renkleri
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Özhan KIZILTAN
Duvarların Ardında Filizlenen Hayat
Memiş OKUYUCU
Zübeyir Yetik’in Ardından…
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Cahit KURBANOĞLU
Nefis nedir ve ne istiyor?
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Emine AYDEMİR
Ateşle oynayan evliya Ateşbaz veli hazretleri
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Önder GÜZELARSLAN
İsraf Bir İnsanlık Suçudur!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Levent ERTEKİN
Fakir Halkın Bağışladığı 350 Uçak
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)