Cumhurbaşkanımız Erdoğan ile bir dönem kader arkadaşlığımız olmuştur. Aynı davada, aynı saflarda ve birlikte mücadele ettik. Birçok hüzün ve acıyı birlikte yaşadık. Fakat ne yazık ki artık kendisine ulaşamıyor, derdimizi anlatamıyoruz.
Ulaşabilsek, devletin bir dönem yaptığı haksızlıklara karşı ödemesi gereken yükümlülüklerini hatırlatabileceğiz.
Ne yazık ki; birçok bakan ve bürokrat, altında bizzat Erdoğan’ın imzası bulunan ve sırf eşi başörtülü diye emekli edilen askerlere özlük haklarının verilmesini engellemeye çalışmaktadır.
Erdoğan, bu haksızlıkları gidereceğini söylemişti. Fakat içinde benim de bulunduğum sadece 1200 kişiye özlük haklarının bir kısmını verebildi.
Buna karşılık, binlerce 28 Şubat 1997 mağduru asker, hiçbir hakkını alamadan Erdoğan’ın verdiği sözleri yerine getirmesini bekliyor.
Eğer Erdoğan’da bir parça vefa duygusu varsa, bu haksızlığı gidermeye çalışır. Aksi takdirde, rüzi mahşerde kendisi ve ekibi dahil birçok kişiye hesap sorulacaktır.
O dehşetli mahşer gününde mahçup duruma düşmemesi için ahde vefa göstermesini bekliyoruz.
İnşallah bu yazı sayesinde çok önemli gördüğüm iki hususta olumlu ilerlemeler kaydedebilir. Birinci konu askeri vesayet ile ilgilidir.
1990’lı yılların sonlarına doğru Necmettin Erbakan Başbakan olduğunda darbeci generaller küplere binmişti. “Bu ülkeyi Başbakan değil biz idare ediyoruz” dercesine, Türk Silahlı Kuvvetleri'nde akla ziyan işler yapılmaya başlamıştı. “Gözünün üstünde kaşın var” misali “eşinin üstünde başörtüsü var” denilerek binlerce askeri ordudan atmaya başlamışlardı.
Başbakan Erbakan, darbecilerin zorbalıklarından bunalarak tarihe geçen “28 Şubat 1997” kararlarını imzalamak zorunda kalmıştı. Arkasından, benim de içinde bulunduğum binlerce asker, Yüksek Askeri Şura (YAŞ) kararıyla ordudan atılmaya başladı.
Daha önce de YAŞ kararlarıyla ordudan atılmalar vardı. Fakat ilk kez yüzlerce dosya Şura’nın önüne geliyor ve yargıya kapalı olduğu için darbeci generaller her türlü hukuksuzluğu acımasızca yapabiliyorlardı. Başörtüsü gibi tamamen özel hukuk çerçevesinde ele alınması gereken ve Anayasa’nın tanıdığı din ve vicdan özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gereken kurallar ayaklar altına alınmıştı. Görevinde çok başarılı subaylar da dâhil olmak üzere kimsenin gözünün yaşına bakılmadan büyük bir tasfiye operasyonu düzenlenmişti.
Başbakan Erbakan, gelen tepkileri bertaraf etmek için “Onlar ordudan ayırır, biz belediyelerde işe alırız” diyerek, benim de içinde bulunduğum 30 resen emekli askeri İstanbul Büyükşehir Belediyesinde göreve çağırmıştı.
Bu dönemde Büyükşehir Belediye Başkanı Erdoğan çok büyük hizmetlere adım atıyordu. Ben de Müdür Yardımcısı olarak Belediyenin çeşitli kurumlarında hizmet ettim. Bu durum darbeci generalleri çileden çıkarmıştı. Öyle ki, ordudan resen emekli edilen bizlerin “memur olamayacağını” iddia ederek; medyanın da yardımıyla linç kampanyası düzenlemişlerdi.
Bu düşmanca tutum karşısında Türkiye sınırları içerisinde hiçbir belediye bizim gibi emekli edilen askerleri istihdam etme cesareti gösterememişti. Bir iki tane istisna varsa da, onlar da direnemeyip memurluktan ayırmak zorunda kalmışlardı. Fakat Başkan Erdoğan, ısrarla bizim görevde kalmamızı istiyor, bütün saldırıları göğüslemeye devam ediyordu.
Bu dönemde İstanbul tarihinin en güzel belediyecilik hizmetlerini gördü. Burada gösterilen halka hizmet tarzı sayesinde Cumhurbaşkanı Erdoğan halkımızın güvenini kazanmıştı. Belki de buradaki başarılarından dolayı girdiği bütün seçimleri kazanarak, tarihte ender devlet adamlarına nasip olan bir noktaya ulaştı.
Elbette darbeci generaller ve ABD’ye uşaklık eden Siyonist gruplar, sendika, işveren, medya çeteleri bu durumdan çok rahatsızdı. Sonunda amaçlarına da ulaşarak Erdoğan’ı Başkanlıktan indirmeyi başardılar. Askeri vesayet sisteminin kendilerine sağladığı imkânlar sayesinde Başkan Erdoğan’ı bir şiir okudu diye hapse atmışlardı.
Yerine gelen Ali Müfit Gürtuna isimli şahıs darbeci generallere boyun eğerek İstanbul Büyükşehir Belediyesinde benim gibi çalışan 30 civarındaki arkadaşımızın işine son verdi.
Erdoğan’ın başına gelen, kendisi için aslında bir felaket değildi. Tam tersine, halkımızın Erdoğan’ı lider olarak tanıması için iyi bir fırsat olmuştu. Nitekim hapis cezasını çektikten sonra, yeni kurulan Ak Parti’nin Genel Başkanı oldu. Bundan sonra da çok az kimseye nasip olan devletin en üst kademesinde yöneticilik yapmaya başladı. Halen de bu görevini başarıyla yürütmektedir.
Bizler için ise kader ağlarını bir başka şekilde örmüştü. Her birimiz yurdumuzun hatta dünyanın bir tarafına dağılmış, Allah’tan rızkımızı aramaya bakıyorduk. Zira hepimizin bakmakla yükümlü olduğu bir ailesi ve yakınları vardı. Benim gibi denizci askerler gemilerde çalışıyordu. Diğer arkadaşlarım ise ya kendi işlerini kurmaya ya da ücretli olarak çeşitli özel sektör kuruluşlarında çalışmaya başlamışlardı.
Bu arada hukuk mücadelemize devam ediyorduk. Emekli edilen askerlerin memur olarak çalışabileceğine dair mahkeme kararını çıkarmayı başarmıştık. Fakat daha önemli olan, Adaleti Savunanlar Derneğini (ASDER) kurarak darbeci generallerle mücadelemizde önemli bir adımı atmış olduk.
Rızkı veren Allah’tır. Bazılarının bol, bazılarının ise az yazılmıştır. Hayatın gerçeklerini anlayan insanlar için bu konu tamamen bir nasip meselesidir. İnsanlar, kimsenin rızkına mani olamazlar. Fakat Allah bizden her ne şart olursa olsun çalışmamızı istemiştir. “Leyselil insan illa ma’sa” (İnsana ancak çalıştığının karşılığı vardır. Necm 39) ayeti bunu emreder.
Allah, hem bizi hem de Erdoğan’ı bu konudaki çalışmalarında muvaffak kıldı. Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Sistemi’ne geçilerek tek başına ülkeyi yönetme imkânı buldu. Bizler ise Anayasal düzeni silah zoruyla yıkmak isteyen ve bankaları hortumlayarak yetimin malına göz koyan darbeci generalleri yargıya götürerek; müebbet hapis cezası almalarını sağladık. Hatta bu kararlar, üst mahkeme tarafından onaylanarak kesinleşmiş oldu.
Kısaca söylemek gerekirse, Allah emeğimizin karşılığını dünyada iken dahi almayı nasip etti. Şimdi işin kolay kısmı kalmıştı. Darbeci ve yüz milyarlarca dolarlık yolsuzluk yapan hortumcu generallerin cezalarının infaz edilmesi gerekiyordu. Ayrıca mağdur ettiği, özellikle asker binlerce insana tazminatlarının verilme sorumluluğu vardı. Hatta bu konuda Kamu Denetçiliği Kurumu dahi hükümete ve Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne gerekli düzenlemeler yapılması için gerekçeli yazılar göndermişti.
İşte bu noktada sebebini anlayamadığım bir şekilde, hükümet tarafından bir ürkeklik ve acıma duygusu yaşanmaya başladı. Ne müebbet hapis cezası alan darbeciler hapse atılmış, ne de mağdur edilen insanlara hakları geri verilmişti. Özellikle kararname yolu ile ordudan atılan asker arkadaşlarımıza zırnık dahi verilmemişti. Biz YAŞ mağdurları ise emekli haklarımızı almakla yetinmiş, bir kuruş tazminat dahi alamamıştık.
İş Kanunu ile ilgili düzenlemeler ve infaz kanunu; yapılmasını devletin sorumlu olduğu görevleri yerine getirmesi için yeterlidir. Yeni bir yargı reformu gerekli olsa da, en azından bu konularda değişiklik şart değildir.
Zaten sosyal bilimler ve hukukta şu husus çok açıktır. Eğer bir devlet; suçluları hapse atıp cezalandıramıyor ve mağdur edilen vatandaşlarına haklarını veremiyorsa, en önemli vasfını yitirmiş demektir.
Devletimizden ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan bir lütuf ve dilencilere yapılacak sadaka yardımı beklemiyoruz. Anayasa ve kanunlarda hükümetin görev ve yetkileri çok açık ve bellidir. Herkes sorumluluğunu yerine getirip görevini yapsın. Bu bizim için yeterlidir,
Vesselam...
Özlem Gürbüz
Kurban Bayramı Ve Manevî Değerlerimiz
Nihat Güç
Zuhruf Suresi 37. Ayet
Hüseyin KURT
Asabiyenin Gölgesinde Bir Coğrafya
Gülay ÇETKİN
Denizli Eğitim Gücü Sen’den Proje Okulu Çağrısı
Seyfettin BUDAK
Güveninizi Bir Gerçek Sandığınız Duygusal Avcı Narsistin Sosyal Medya Tuzağı
Mehmet BOZKURT
Türkiye'nin CHP ile tarihi yolculuğu...
Eyüphan KAYA
Ailenin selameti için 7-S
Recep YAZGAN
Karl Marks’ın Hindistan İhaneti!
Öztürk Samuk
Proje Derin
Mehmet Ali Çamoğlu
Sisli Meydan: At İzi İt İzine Karıştı
Mesut BALYEMEZ
Ulan kapitalizm.
Bülent ERTEKİN
Engelliler İçin Söz Değil, İcraat Gerekiyor
Aydın BENLİ
Çok Gerginiz Çok!
Aydan KURT
Bir yolculuktan fazlası...
Adnan ÖZ
Bu sezon samsunspor’a yakıştı!
Songül KARAMAN
Aile İçi İletişimde 10 Altın Kural
Kadir Erol
İnsan Olmak....!
Vehbi KARA
Kocatepe Muhribi’nin Batması ve Liyakatsizlik Sorunu
Murat GÜLŞAN
Maskeler düştü: saha yeşil, zihniyet kara!
Mesut CİHAT
Adamlığın Sende Kalsın
Adnan İPEKDAL
ODTÜ Semalarında Amerikan bayrağı Dalgalanacak mı!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
Burak Çileli
Sumud filosu işkencesine kısas milli haysiyet meselemizdir
İsa ÇOLAKER
YAZAR TIKANIKLIĞI
Ömer Naci Yılmaz
Ali Kolcu Hoca’mızı Hakk’a Uğurladık
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Mehmet Nuri BİNGÖL
En Büyük Miyar: Kanaat
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Memiş OKUYUCU
İyilikle İyileştirerek Eğitim
Hamdi TEMEL
Suçun Adresi: Başta Medya, Sonra Hepimiz
Halil MERT
Türklük Tanımının Güncellenmesi
Hasan KARADEMİR
HİKMET KIVILCIMLININ DİNİ ANLAYIŞININ ELEŞTİRİSİ
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Ahmet SAĞLAM
Din Düşmanlığı
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Ahmet DÜZGÜN
Artık seviye eğitim sistemi şart
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)