At sahibine göre kişner demiş atalarımız. Maalesef yöneticilerimiz meydanlarda mangalda kül bırakmaz lakin icraata gelince hiç de öyle konuştukları gibi davranmazlar. Korkak ve pısırık yöneticileri gören başta askerler de, bu durumu fırsata çevirip her türlü fenalığı yaparlar.
Sadece darbe yapmakla kalmazlar bir de dinimizde yeri olmayan türlü türlü günahları işler hem de hiç korkmadan çekinmeden devam ederler. İşte askeri garnizonlarda yapılan içki satışı da böylesine acı olaylardan bir tanesidir. Kim ne içiyor ise içsin bunu devletin kurumlarında ve binalarında yapmanın âlemi var mıdır? İlmi siyasette dahi, Mehmetçiğe içki sevisi yaptırmak ayıp değil midir?
Annesi yavrusunu yetiştirir askere gönderir, düşmana karşı nöbet tutsun vatanımızı müdafaa etsin diye. Lakin dinden nasibi olmayan bazı komutanlar onu alır gazinolarda alkollü içki servisi yaptırır. Bir tane Allah’ın kulu da kalkıp itiraz etmez hesap sormaz. Bu ne biçim memlekettir anlayan beri gelsin…
Silahlı kuvvetler en ağır dini baskıların uygulandığı yerlerden bir tanesidir. 15 Yıl Bahriye’de görev yaptım ve burada yaşadıklarımı kitap haline getirip 10 yıl önce neşrettim. Maksat; askeriyenin hali pür melali anlaşılsın da gerekli düzenlemeler yapılsın diyeydi.
Gel gör ki hiç ibret alınmadı, darbeciler yine kesintisiz darbe süreci ile fenalıklarına devam ettiler. Nihayet 15 Temmuz’da aynı haltı yiyince, bu sefer kıyamete kadar şiddeti dinmeyecek öyle bir tokat yediler ki asla unutulmaz. Lakin başta Cumhurbaşkanı Erdoğan olmak üzere seçtiğimiz yöneticiler halkımızın bu intibahından cesaret alarak yüz yıldan fazla zamandır devam eden fenalıkları önlemede yetersiz kaldılar ve işin kötüsü bunun farkında dahi değiller. 10 Ay oldu değişen bir şey yok. “Atam sen kalk ben yatam” nutukları, ve dahi gelen ağam giden paşam konuşmaları…
Ne zaman kalkıp “askeriyedeki şu fena işleri düzeltin desem” önce asker arkadaşlarım sonra da siyasetçiler “ilmi siyasetten” dem vurup “şimdi zamanı değil” diye susturuverirler. Sonra da “bu ne münasebetsiz adam” diyerek onca hakaret ve gıybeti peşimden yollayıverirler.
Vakti zamanında, eşlerinin başörtüsü nedeniyle ordudan atılan askerler ile ilgili olarak atıp tutan siyasetçilere biraz ilişmiştim. Bunlardan bir tanesi “tek başına iktidara gelelim o zaman düzelteceğiz” diyerek cevap vermişti. Bende “atılan asker sayısında rekor kırmayın yeter” diyerek konuşmalarının palavradan öteye gitmediğini anlatmaya çalışmıştım.
Ah! Keşke beni utandırsa idiler. Ben de kalkıp özür dileseydim. Ne yazık ki, bunu söyleyen siyasetçiler iktidara gelip önce beni ve sonrasında on binlerce dindar askerleri ordudan attılar. 28 Şubat 1997 yılında yaşadığımız onca fenalık ortadadır. Rezaletin bini bir paradır.
Hem de öylesine bir kıyım yaptılar ki sonunda ordudan atacak subay kalmadı. Sonrasında ise mangalda kül bırakmayan pişkin siyasetçiler tek başına iktidara geldiler. Hem de 15 yıldan fazla koltukta kalarak Cumhuriyet tarihinin rekorlarını da kırdılar. Sonunda karşımıza çıkıp “bakın ordudan atılan dindar asker kalmadı” diye bize cevap veriyorlar, iyi mi?
Yahu iyi hoş da, eşi başörtülü askerlerden başlamak üzere nerede alnı secdeye varan asker var ise hepsinin içine kurşun suyu döküldü. İlaç için bir tane bile kalmadı ki! Kimi buldunuz ki atasınız?
Bu arada FETÖ örgütü fırsatı değerlendirip namaz kılan ne kadar asker varsa hepsine birden bunu terk ettirdi. Yetmedi içki içmekten tutun da daha ne kadar yasak var ise helal haram demeden hepsini uygulattı. Şah 1. Kavat’ı dahi utandırdılar. Bunlar ibahe mezhebinden olduğundan “amaca ulaşmak için her yol mubahtır”. Namussuzluk dâhil değmedik rezaleti işlemekten çekinmezler.
FETÖ örgütü gelen ağam giden paşam yönetimini fırsat bilip askeri okul sorularını dahi çalıp binlerce mankurt yetiştirdiler. Darbeci komutanlar da bunları elbette iyi bilip tanıyorlardı. Fakat mankurt yetişmesi kendiişlerine de yarıyor, rakı sofralarında beraber içki içerken Feto’nun darbe yapması için bunları kışkırtmaktan geri kalmıyorlardı.
İyi gaz da verdiler, sonuçta 15 Temmuz 2016 darbesini yapınca hemen kıvırıp FETÖ örgütüne son anda ihanet etmeyi de unutmadılar. Halkın korkusuzca direnişi gözlerini korkutmuştu besbelli. Vaziyeti iyi görseydiler hiç şüpheniz olmasın Feto’yu baş tacı ederlerdi. Mazdek dinine inanıyor bu embesil faşistler…
Sıkça konuşulan ve tartışılan hususlar olmasına rağmen hükümet ayrı havalarda. Milli Savunma Bakanı, kuvvet komutanlıkları kendisine bağlandığı ve icraat beklediği halde generallerle şirin pozlar vermekten bunun gibi gereksiz işlere zaman ayıramıyor besbelli. Cumhurbaşkanı ve Başbakan hakeza, mangalda kül bırakmıyorlar. Lakin gelen ağam giden paşam, sonuç hiç değişmiyor. Konuşup yazdığımızla kalıyoruz…
Fakat ben konunun daha derinine inip bu rezaletlerin yaşanmasına sebep olan siyasetçilerin beceriksiz hallerinin sebebini anlatmak istiyorum. Bunlar masaya yumruğunu vuramadıkları için faşist generalleri şımartmış milletin başına bela yapmışlardır.
Rahmetli Erbakan, Başbakan olduğunda Deniz Kuvvetleri Komutanı Güven Erkaya “burada rakı yok mu?” diyerek dışarıdan içki getirtmişti. Sonra da büyük rakıyı devirip iyice demlenmişti. İşte sorun buradan başlıyor. Ya ona içki içirtmeyeceksin ya da içkiyi gördüğün anda kafasından aşağıya boşaltıp bu terbiyesizliğinin karşılığını vereceksin. O da baktı ki karşılık gelmiyor, fenalıklarına bin bir türlüsünü ekledi.
Sonra embesil generallerden bir tanesi çıkıp Başbakan’a hem de Suudi Kralına hakaret etti. Hem de bu geri zekalı general, ordudan atılmayıp terfi ettirildi. Resmen tümgeneralliğe yükseltildi.
İşte böyle başa böyle traş! Ne diyeceksin ki! Bütün bunlar “ilmi siyasetin” incelikleri idi. Benim gibi cahil bahriyeliler ne anlar bu işten. Yıllarca devamlı surette “sus otur yerine, sesini çıkarma, erken öten horozun kafasını koparırlar” diyerek susturulduk, yetmedi bir tomar azar işittik.
Sonunda özgürlüğü doya doya yaşadığım denizlere açıldım. Dünyanın her tarafını gezip görüp ne derece faşist ve ahlaksızca muamelelere maruz kaldığımı fark ettim. Bunları gazete ve dergilerde 25 senedir yazıp çiziyorum. Lakin “doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar” misali ilmi siyaseti öğrenemediğimden dolayı yöneticilerimize bir türlü derdimi anlatmaya muvaffak olamadım. Son örneği de anlatayım.
Referandum günü askeri gazinolardan bir tanesine gitmiştim. Ne göreyim! Alkol tüketimi o kadar fazla ki; olur ya hani kaza ile kibrit çaksan, gazino havaya uçacak. O derece kesif bir alkol kokusu her yanı kaplamış. Şimdi sakın şunu demeyin! “sana ne oluyor, kim ne zıkkımlanırsa zıkkımlansın sana ne!”
Durum farklı. Maalesef içki servisini askerler yapıyor. Böyle rezalet, edepsizlik olur mu? Ben yurdumu vatanımı korusun diye çocuğumu askere göndereyim sen meyhanecilik yaptır! Burası neresi yahu? Patagonya mı? Eminim Arjantin’de dahi buna müsaade edilmez, böylesine bir işkence yaptırılmaz.
Dinden diyanetten uzak yetişmiş çoğu general, içki içmekten başka bunu getirip götürmenin, alıp satmanın dahi günah olduğunu bilmez. Bir kısım yönetici zevat cenabet dolaşıyor, gusül abdestinden bile habersiz, onu nasıl bilsin?
Tamam, bu embesilleri ve rakı içmekten beyni sulanmış zavallıları geçelim. Pırıl pırıl gençleri çocuk yaşta alıp asker ocağında beyinlerini yıkayıp mankurt haline getiren yasa koyucu milletvekillerini ve hükümeti nereye koyalım? Bu kadar rezalete müsaade eden utansın, ne denir ki…
Şimdi yıllarca bu soruna çare üretemeyen yöneticilerimize iki kelam söylemeye hakkımız yok mu? Rezaleti bilenler; “ilmi siyaset” diyerek konuşmuyor. O halde kötü polis ben olayım bari, hesap sormaktan başka çare görülmüyor. Yazıp çizmekten anlamıyorlar. Okumaya dahi vakit bulamıyorlar.
Yahu! Mükellef askerlik sistemini niçin hala değiştirmiyorsun? Bütün dünya orduları profesyonelleşip dünyanın en modern ve güçlü askerlerini yetiştirirken biz neyi bekliyoruz. Gencecik vatan evlatlarımı bu mankurtlara garsonluk yaptırmak sizleri hiç rahatsız etmiyor mu?
Alkollü içki satılan yerler özellikle seçimlerde ve olağanüstü günlerde kapatılır. Olur ki sarhoşun teki çıkıp olay çıkarmasın diye. İyi de beli silahlı askerlerin içki içmesine nasıl müsaade ediyor, görmezden geliyorsun. Peki, benim aslan Mehmetçiğimi niçin bunlara hizmet ettiriyorsun? Gelen ağam giden paşam devri, ne zaman bitecek?
Ey devletlüler. Halkımız artık uyandı. Tankı topu caddelere sokup darbe yapma zamanı bitti artık. Madem daha önce yapamadınız bari bundan sonra böyle çirkin davranışlara müsaade etmeyin!
Biz halk olarak her seçimde vaatlerinize binaen sizi destekledik. Lakin şimdi hesap sorma vaktidir. Gelene ağam gidene paşam derseniz bu yaptıklarınızın mahcubiyetinden kurtulamazsınız. Halkımızın manevi duygularını rencide eden asker-sivil her kim olursa olsun haddini bildirmek zorunda olduğunu bilmelisin. Eğer yönetici koltuğunda oturuyor isen bunu yapmak boynuna borçtur. Yoksa bu dünyada olmasa bile ruz-i mahşerde bunların hesabı mutlaka sorulacaktır. Bilmenizde yarar vardır…
Dini hassasiyetleri olmayanların çirkin davranışlarına göz yumulamaz. Zaten bu yüzden gerekli tepkiyi almayınca yol oluyor, yarın daha kötüsünün yapılmasına sebep oluyorlar.
Şimdi iş icraat yapma zamanıdır. Referandum öncesinde bir havacı generalin askeri disipline ve törenlere aykırı olarak Kılıçdaroğlu’nun önüne askerleri dizmesi gibi bir davranış ve yukarıda bahsedilen Mehmetçiğe içki servisi yaptırılması gibi aymazlıklara karşı sert şekilde tedbir alınmalıdır. Bu işin şakası yoktur. Böyle durumlarda kimsenin gözünün yaşına bakılmaz. En ağır ceza ne ise onunla cezalandırmak şarttır. Yoksa her on yılda bir yaşadığımız “kesintisiz darbe süreci” devam eder, kurtulamayız, vesselam…
Vehbi KARA
Vehbi KARA
İnsan Çok Zalim Ve Çok Cahildir
Ahmet SAĞLAM
Karı–Koca İlişkisi
Halil MERT
Suriye, ırak, iran, lübnan… s. Arabistan, pakistan, israil… Ne olmalı?
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Bir Nesil Neden Daha Az Düşünüyor?
Ravza ZEYBEK
İlim Neyi Bilmektir?
Hamdi TEMEL
Türkiye’nin Bor Hazinesi Sağlık İçin İşleniyor
Adnan ÖZ
Bu kadro ile bu kadar!
Seyfettin BUDAK
Günah mı, Saygı mı? Korku İle Yaşanan Hayat Gerçekten Bizim mi?
Mehmet BOZKURT
Üzgünüm Ey Milletim!
Fatih ORUÇ
Amerikaʼnın Kızılderili Soykırımı
Servet ZEYREK
Dünden Bugüne Çarşamba'da Eğitim
Erol AYDIN
Köyden Kente Sosyolojik Dönüşüm
Özhan KIZILTAN
İyi Polis ve Kötü Polisten Sonra Mason Polis Tartışması
Songül KARAMAN
Bir Yağmur
Nihat Güç
Rol Modellerimz (!)
Önder GÜZELARSLAN
Muğla Şehit Ziya İlhan Dağdaş Mesleki Ve Teknik Anadolu Lisesi
Aydan KURT
Yorulmuyor musun?
Mehmet Nuri BİNGÖL
Sahtelerin Tasallutu
Eyüphan KAYA
İnsanlık Alemi Veda Hutbesini Arıyor
Gülay ÇETKİN
Denizlide okullar kaosa mı sürükleniyor?
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
21. Yüzyılın Öğrenci Profili: Alfa Kuşağı
Fatma Saçak Akbulut
SEVGİ DİLİ
Aydın BENLİ
MİLLİ DUYGULAR ÖLDÜRÜLÜRSE NE OLUR?
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Cevahir AYDIN
El alem Jürisinin Sahte Kürsüsü
Özlem Gürbüz
Geçmişten Ders, Geleceğe Umut
Recep YAZGAN
Beyaz leke gösterir…
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Adnan İPEKDAL
Dijital İçerik Üretme Seferberliği
Bülent ERTEKİN
Bayraklı’daki Söyleşi Üzerinden Ciddi İddialar
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Ahmet DÜZGÜN
Kimse mucize beklemesin
Ahmet Eren KURT
Sessizlik Bazen Bir Tercih Değil, Son Çaredir
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Hüseyin KURT
Telekonferansın Ardındaki Gerçek: Büyük Kürdistan’ın Güncel Senaryosu
Hasan KARADEMİR
Giriş: Foucault'nun Eleştirel Soykütüğünün Temelleri
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı iken oruç tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (1)
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Mesut CİHAT
Allah'ın Zatı ve Subuti Sıfatları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Batuhan ŞUORUÇ
Şıracılar
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
Mahremiyet, insanın özgür iradesiyle var oluşu!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Murat GÜLŞAN
Türk Milliyetçisinin Vicdan Muhasebesi
İsa ÇOLAKER
Aşık Veysel Şiirinin Renkleri
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Memiş OKUYUCU
Zübeyir Yetik’in Ardından…
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Cahit KURBANOĞLU
Nefis nedir ve ne istiyor?
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Levent ERTEKİN
Fakir Halkın Bağışladığı 350 Uçak
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)