Türk demek İslam kahramanı anlamına gelir. Kanı, canı ve imanı ile İslam’a hizmet eden demektir. Türk erkeği, Allah’ın büyük günah saydığı içki içmediği gibi Türk kızı da orasını burasını açıp teşhircilik etmez. İslam’a aykırı davranan her kim görürseniz bilin ki; ya Türk gibi görünmeye çalışan Sabetay Yahudileri veya gayrimüslim unsurların çocukları, torunlarıdır. Türklerin bütün toplumlar tarafından gıpta edilen milli kimliği; İslam’a olan kuvvetli bağıdır.
İslamiyetle Türklük birbirinden ayrılmaz bir gerçektir. Müslümanlıktan çıkan biri aynı zamanda Türklükten de çıkar. Kendini Türkten başka birisi olarak görür. İslam kardeşliğinden kopup Şeytan’ın en kıymetli arkadaşı olur. Adeta topluma veba mikrobu gibi hastalık bulaştıran bir zehir hükmüne geçer.
Örneğin Macarlar; Türk, Hun soyundan gelir. Bugün Katolik Hıristiyan olmuşlardır. Türklükle, İslam ile hiçbir bağları kalmamıştır. Kendilerine Türk denildiği zaman rahatsızlık duyarlar. Demek ki; Türk kalabilmek için Müslüman olmak şarttır.
Türkler; Müslümanlıkla şereflenmezden önce göçebe olarak yaşayan bir topluluktu. Yaşam şekillerini ve kültürel yapısını Orhun Anıtlarından ve daha çok da Çin kaynaklarından öğrenebiliyoruz.
İslamiyetten önceki Türk toplulukları ile övüneceğimiz pek bir şey yoktur. Hunlar, Tabgaçlar, Göktürkler, Uygurlar; Gök-Tanrı’ya kurbanlar sunan atalarına kutsallık veren pagan inançları ile yaşayan topluluklardı. Şiddet ve yağmacılık en belirgin özelliklerindendi. Bir rivayete göre Koca Çin Seddi bu toplulukların akınlardan kurtulmak için yapılmıştır.
Bir-iki örnek olması bakımından bu inançların ne kadar çirkin olduğunu nazarlara sunayım zira İslam öncesi dönemi arzulayan bir çok sapkın vardır:
Hunlar, her yıl mayıs ortalarında atalarına kurban sunarlardı. Ata mezarlarına yapılan saldırılar ağır cezalar gerektirirdi. Hatta Attila, Hun hanlarının aile mezarını Bizans piskoposunun soyması yüzünden 2.Balkan seferini yapmıştır. Çünkü bu inançlara göre, aynı Mısır firavunları gibi ölülerin silahları, değerli eşyaları, takıları ile birlikte gömülür ve böylece öteki dünyada, ölen kişinin rahat yaşamı sağlanmış olurdu.
Hunlar’da, yenilen düşmanın kafatasını altınla doldurup kadeh yapma geleneği bile vardı. Asya Hun hanı, Yüe-çi hanının kafatasını içki kabı olarak kullanmış olup bu adet Müslüman olmayan Türkler arasında uzun süre yaşamıştır.
Kısaca söylemek gerekirse Orta Asya Şamanizmi’nin esasları Eski Türklerde de yaygındı. Gök Tanrı, Güneş, Ay, yer, su, ata, ateşe tapan çeşitli topluluklar vardı. M.Ö. 121 yılında Çinliler bir Hun prensini yenip otağı ele geçirdiğinde savaş ganimetleri arasında altın puta da rastlamışlardır. Yani putperestlik dahi inançları arasında vardır. Çin tarihçilerine göre, Hun prensi bu put karşısında Gök Tanrı’ya kurbanlar sunmaktadır.
Bu bilgileri kısaca vermekten maksat İslam’dan önceki Türklerin ne derece berbat bir durumda olduklarını anlatmak içindir. Putperestliğe ve Allah’a ortak koşmaya dayanan bir inanç sistemini benimsedikleri için atamız dahi olsa bunlarla övünemeyiz. Fakat Türk Hakanı Satuk Buğra Han’ın Müslüman olması ile birlikte İslamiyet’i seçen Türk obaları; insan olmanın faziletlerini ve kahramanlığın en güzel şeklini göstermiştir. Hangi dinden olursa olsun aç olanı doyurmuş yolda kalanı misafir etmiştir. İşte kervansaraylar hala taş haliyle ortada durmaktadır.
Bütün dünyayı ateşe veren Moğol canilerini; Türkler durdurmuştur. Cengaver Türk Hakanı Celalettin Harzemşah defalarca Cengiz Han’ın ordularını yenmiştir. Sultan Baybars ise son noktayı Ayncalut’ta vurmuş Moğol çapulcuları daha ileriye gidememiştir.
Daha sonra Anadolu Selçukluları ortaya çıkmış Birinci ve İkinci Kılıç Arslan gibi yiğitlerle Haçlı ordularını defalarca Anadolu’ya gömmüştür. Ordularımız; Türk Hakanları Yıldırım Beyazıt Niğbolu’da Sultan Murat Varna’da, Fatih Sultan Mehmed Han İstanbul ve Balkanlarda, Sultan Süleyman Mohaç’ta, Haçlı ordularını hak ile yeksan eylemişlerdir. İslam’ı ortadan kaldırmak isteyen Papa’nın çapulcularına en şiddetli tokadı vurmuş Cehennemin dibine göndermişlerdir. İslam’ın keskin kılıcı Türkler sayesinde bütün Müslüman topluluklar derin bir nefes almıştır.
Osmanlı Devleti, sadece savaş meydanlarında değil bilim ve maneviyatta da dünyanın zirvesine çıkmıştır. Dünyanın en medeni şehirleri kurulmuş emsalsiz sanat eserleri ile doldurulmuştur. Bütün dünyanın gıpta ile baktığı bir İslam ülkesi ortaya çıkarılmıştır. Adaletli bir yönetim sayesinde tam 600 yıl boyunca Osmanlı Türkleri; Müslümanların gözbebeği haline gelmiştir. Bu sevgi ve saygı bütün karşı engellemelere rağmen hala devam etmektedir.
Zulme uğrayan, yok olma tehlikesi ile karşılaşan Müslim veya Gayrı Müslim yüzlerce topluluk; akın akın bu kahramanlığın hüküm sürdüğü coğrafyaya gelmiştir. Osmanlı Devletine göçedenler arasında İspanya’daki Engizisyon mahkemelerinden kaçan Müslüman, Yahudi ve Hıristiyan topluluklar; özgürce dinlerinin gereklerini yaşamış kültürlerini koruyabilmiştir.
Çeşitli zamanlarda dünyanın her yerinden kaçarak insanca yaşamak için gelen kavimler arasında; Kuzeyden Polonyalıları, Rusları ve İsveçlileri görebildiğimiz gibi Güneyden Afrika ve Doğu’dan Asya’dan göçüp gelen nice kavimler vardır. Hepsi ile aşımızı paylaşmış dertleri ile ortak olup kederli hallerinden kurtarmışızdır.
Şimdi bazı Dürzüler kalkıp; zulüm ve katliamdan kaçıp gelen Suriyeliler için “bu topraklarda ne işi var” diye konuşabiliyorlar. Demek ki 2019 tarihinde İslam’dan ve kahraman atalarımızdan ne derece uzak düştüğümüz çok açıktır. Bu kötü durumdan kurtulmak için özümüze dönmeli ve bizi biz yapan İslam’a dört elle bağlanmamız şarttır.
Peki, ne oldu da bu çok güzel hasletlerimizi yitirmeye başladık? Ensar gibi Mücahitlere ev sahipliği yaparak İslam kardeşliğinin en güzel örneğini veren Sahabelere ters düştük? Bunun birkaç sebebini biliyorum. Arz edeyim…
Bize tepeden tırnağa Munis Tekinalp ismini kullanan bir Yahudi’nin yani Moize Cohen’in temelini attığı ideoloji ile İslam’dan uzaklaşmaya başladılar. “Allah” demek yasaklandı. “Tanrı uludur” diye tangır tungur şarkı sözleri, ezan olarak okundu. Mason ve gizli Sabetay Yahudileri, çok çeşitli etnik kökenden gelen vatandaşımızı ayrıştırarak toplumu kamplara ayıran etnik bölücülüğe başladılar.
Yetmedi; Agop Martayan isimli bir Ermeniyi Türk Dil Kurumunun başına geçirdiler. Soyadı kanunu ile “Dilaçar” adını alan bu şahıs; “Güneş Dil Teorisi” ile meşhur oldu ve Türkçenin canına okudu. Harf devrimini yaptığı yetmiyormuş gibi uydurukça kelimeleri belleterek edebiyatımızı; pespaye haline getirdiler. Amaç İslam dininden uzaklaştırılmış yepyeni bir nesil türemesini sağlamaktı. Öyle ki; dedemizin mezar taşlarını dahi okuyamayacak seviyeye düşürüldük. Atalarımızın bize ne söylediklerini veya ne bıraktığını anlayamayacak kadar perişan ettiler.
Basın, medya, askeriye, hariciye ve üniversitelerini Sabetay Yahudileri; doldurdu. Bunlar namaz kılanı ve içki içmeyeni meslekten atarak bürokrasinin dışında bıraktılar. Ordumuzda bütün günahınız bana diyerek askerlerimize din dışı emirler verdiler.
Türk kızlarını başörtülü diyerek okullara almayıp üniversitelerden kovdular. Direnenleri ise hapse atmaktan çekinmediler. Aradan 15-20 yıl geçtiği için olsa gerek; şimdi yaptıkları rezillikleri inkar edip utanmadan başka çirkin işleri planlıyorlar.
En dehşetli icraatları ise namus kavramını ayaklar altına alıp özellikle gençleri “cinsiyetsizleştirme” adını verdikleri sapık anlayışla boğmak istiyorlar. Eşcinsel sapıklık; “İstanbul sözleşmesi” adı altında resmileştirilerek Türk gençlerini ahlaki değerlerden yoksun hale getirmeye çalışıyorlar.
Hazır yeri gelmiş iken bunu Sabetay Yahudileri aracılığı ile yaptıklarını ifade edeyim. Zira Türkler ile evlenmeleri yasak olması nedeni ile aile içi evliliklerden dolayı eşcinsellik başta olmak üzere türlü türlü sapıklıklar çoğunlukla bunlardan türemiştir. “Mum söndü” denilen ahlaksız adetler; bunların kutsal saydığı işlerdendir.
Türk kızlarını ise “feminizm” denilen din düşmanı anlayışla zehirleyerek sayısız aile facialarına zemin oluşturuyorlar. İşin kötüsü; dindar görünümlü sivil toplum örgütlerini çeşitli zafiyetlerinden yararlanarak kontrol ederek Türk ailesinin canına okumaya çalışıyorlar. Kamu kaynaklarını sınırsız biçimde kullanma imkanına sahip bu insanlara karşı kimse çıkıp cevap veremiyor.
Fakat mesele Suriyeli Müslüman kardeşlerimize gelince aynı Batılı gavurlar gibi “ülkemizde ne işleri var” diye Türklüğe, Müslümanlığa yakışmayan davranışlara giriyorlar. Bu haddini bilmezlere önce şu husussu hatırlatayım. Suriye denilen topraklar; Türklerin 1000 yıldır at koşturduğu meydanlardır. Atalarımız bu coğrafyada yaşamış ve 1000 yıl hüküm sürmüştür. Bir kısmı hala Türkçe konuşabilse de büyük çoğunluğu Araplaşmış Müslüman Türk topluluklarıdır. Bunlar Türkiye’ye gelmeyip de nereye gidecektiler.
İşte Avrupa’nın medeni görünümlü gazetecisi bile çocuğu ile koşturan bir Suriyeli göçmene çelme takıp yerlerde süründürüyor. Nazi zulmünden beter bir ırkçılıkla 21. Yüzyılda dahi çirkin yüzünü gösteriyor. Şimdi kalkıp bu gavurlara özenerek “Suriyelileri” Zalim Esed’in köpeklerine teslim etmek; hangi vicdana sığar…
Suriyeli kardeşlerimizin çok sevdiğim bir özelliğini nazara verip yazıma son vereyim. Ne zaman namazımı camide kılsam ya sağımda ya da solumda bir Suriyeli Müslüman kardeşimi görüyorum. Zira beş vakit namaz kılan bizden daha çoktur. Sabetay Yahudileri yüzünden milli kimliğinden uzaklaştırılmış insanlarımız arasında farz-ayn olan namaz kılma oranı %10’lara düşmüş iken Suriyeli göçmenler arasında bu oran neredeyse %90’lar seviyesindedir. Kendi insanımız taharetsiz, abdestsiz dolaşırken bu canını kurtarmak için ülkemize gelen insanların günde beş defa alnı secdeye varmaktadır. Kuran’da 100’den fazla ayette emredilmiş olan namaz konusunda göçmen kardeşlerimizden öğrenecek çook şeyimiz var, vesselam…
Vehbi KARA
Eyüphan KAYA
İnsanlık Alemi Veda Hutbesini Arıyor
Erol AYDIN
İnsan Olmanın En Ağır Yükü
Nihat Güç
İyi İnsan, Kötü İnsan
Gülay ÇETKİN
Denizlide okullar kaosa mı sürükleniyor?
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
21. Yüzyılın Öğrenci Profili: Alfa Kuşağı
Fatih ORUÇ
SADİZM
Fatma Saçak Akbulut
SEVGİ DİLİ
Adnan ÖZ
Süper kupa ve transferler!
Aydın BENLİ
MİLLİ DUYGULAR ÖLDÜRÜLÜRSE NE OLUR?
Seyfettin BUDAK
Tek bir taşla kaç kuş vurulur?
Mehmet BOZKURT
Suçlu Kim? Müslümanlar mı?
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Hamdi TEMEL
Limon Tuzu: Masum Bir Ekşilik mi, Bilinmesi Gereken Bir Kimya mı?
Ravza ZEYBEK
Bizim çocukları ateşe atan kim?
Songül KARAMAN
YA RAB
Ahmet SAĞLAM
Kaçınılması Gerekenler
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’da Şirin Bir Köy: Duhancılar
Cevahir AYDIN
El alem Jürisinin Sahte Kürsüsü
Özlem Gürbüz
Geçmişten Ders, Geleceğe Umut
Halil MERT
Polislerimiz şehid oldu
Recep YAZGAN
Beyaz leke gösterir…
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Mehmet Nuri BİNGÖL
Rahmetin Kapısında Bir Gece
Adnan İPEKDAL
Dijital İçerik Üretme Seferberliği
Bülent ERTEKİN
Bayraklı’daki Söyleşi Üzerinden Ciddi İddialar
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Ahmet DÜZGÜN
Kimse mucize beklemesin
Vehbi KARA
Kocatepe Olayı
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Sevgi Mi Bağ, Yoksa Görünmez Bir Kafes Mi!
Aydan KURT
Çok şey istemedik...
Ahmet Eren KURT
Sessizlik Bazen Bir Tercih Değil, Son Çaredir
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Servet ZEYREK
Yedinci Oğul Nerede?
Hüseyin KURT
Telekonferansın Ardındaki Gerçek: Büyük Kürdistan’ın Güncel Senaryosu
Hasan KARADEMİR
Giriş: Foucault'nun Eleştirel Soykütüğünün Temelleri
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı iken oruç tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (1)
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Mesut CİHAT
Allah'ın Zatı ve Subuti Sıfatları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Batuhan ŞUORUÇ
Şıracılar
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
Mahremiyet, insanın özgür iradesiyle var oluşu!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Murat GÜLŞAN
Türk Milliyetçisinin Vicdan Muhasebesi
İsa ÇOLAKER
Aşık Veysel Şiirinin Renkleri
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Özhan KIZILTAN
Duvarların Ardında Filizlenen Hayat
Memiş OKUYUCU
Zübeyir Yetik’in Ardından…
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Cahit KURBANOĞLU
Nefis nedir ve ne istiyor?
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Levent ERTEKİN
Fakir Halkın Bağışladığı 350 Uçak
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)