M. Kamâl’in hayat felsefesini benimsemiş ve onun çizdiği yolda gidenlerin en başarılı olduğu konu tahrik ve hakarettir. Ağza alınmayacak en iğrenç hakaret ve küfürleri pervasızca yaparak rakip gördükleri kişileri de kendi seviyelerine düşürürler.
Bundan sonrası ise çok kolaydır. Zira 5816 sayılı kanun ile “Atatürk’e hakaret etti” diyerek hem kendilerini temize çıkarıp hem de hakaret ettikleri şahısları hapse tıkarak saf dışı etmiş olurlar. İşin en kötü tarafı ise devletin her köşesinin Atatürkçülerle dolu olduğunu zanneden zavallı halkımız gıkını çıkarıp konuşamaz hak ve hakikati dile getirmekten korkar.
Atalarımız “insan ürkmesi hayvan ürkmesine benzemez” demişler. Öyle bir korku ve dehşet meydana getirmişlerdir ki en basit konularda bile iki kelime konuşulmaz. Özellikle devletin emniyet ve askeri güçleri bu düşünce sahiplerinin elinde olduğu ve yargı çok acımasızca Atatürkçüler lehinde karar verdiği için böylesine acı bir duruma düşmüşüzdür.
Mesela; 1950 yılına kadar tek parti diktatörlüğü ile yönetildiğimiz gerçeğini söyleyemezsiniz. Bütün muhaliflerin susturulduğu, seçimlerin tek bir partinin yani Cumhuriyet Halk Partisinin tek başına yaptığı gerçeği bile dile getirilemez. Sağcısı-solcusu, dindarı-dinsizi, faşisti-kapitalisti kısaca hiçbir ideoloji bu acı gerçeğin önüne geçememiştir.
Peki, bu anlaşılması güç işler nasıl yapılabiliyor? Sadece korku ve sindirme ile bu kadar ağır bir baskı kurmak, mümkün müdür? Hele hele hiçbir kimseden korkmayan dünyanın yedi düveline kafa tutmuş Türk milleti nasıl olurda bu baskıcı ve zorba düzene boyun eğer?
Bu konu araştırılması gereken çok önemli bir husustur. Detaylarını başka yazılarıma bırakarak temel bazı gerçekleri söylemeye çalışayım:
Osmanlının son yüzyılında ve Cumhuriyet döneminin tamamında Sabetaycı adı verilen Gizli Yahudi teşkilatı ülkemizin en kritik köşe başlarını ele geçirmiştir. Özellikle askeriyede ve emniyet teşkilatının üst düzey noktalarında hep bu Sabetaycı güruh bulunur. Medya, yargı ve iş dünyası da bunların kontrolü ve tekeli altındadır. Halkın desteğini almış güçlü liderler dahi bunların tahakkümü ve baskısı altındadır.
Bu Sabetaycılar, kendileri gibi Sabetaycı bir aileden olan fakat milli değerlere sahip çıkmış Adnan Menderes’i dahi fenalıklarına alet etmiş 5816 sayılı kanunu çıkarmaya muvaffak olmuşlardır. Özellikle siyasetçilere eleştiri yapılmasını ağır cezalar ve hapis marifeti ile mahkûm eden bu ucube yasa yine Sabetaycıların kurgusu ve marifeti ile Meclis’ten geçirilmiştir. Satın alınmış birkaç kişiye Atatürk heykellerini kırdırarak, yasayı çıkarmaya muvaffak olmuşlardır.
Öyle ki bir inek heykele zarar verdiği için sürgüne gönderilmiş bunun filmi bile çekilmiştir. Fakat nasıl olduysa filmi çekenler cezalandırılmamış üstelik hala oynatılma ve izlenmesine müsaade edilmiştir.
Böyle bir iki istisna olsa da genellikle M. Kamâl’i eleştiren kişilerin başına olmadık işler gelmiştir. Hasan Mezarcı isimli bir milletvekili hapiste verilen ilaç ve işkence yüzünden aklını kaçırmış bazı siyasetçiler sırf bu yüzden ceza alırım korkusu ile yurt dışına kaçmışlardır.
Bu sinsi ve gizli komite yani Sabetaycı Yahudiler, Uğur Mumcu gibi çok önemli gazetecileri öldürmekten çekinmemiştir. Suçu başkasına atıp aradan sıyrılmak Sabetaycıların yaptığı en başarılı işlerden sayılmaktadır. Menemen olayında birkaç esrarkeşi kışkırtıp bir askerimizi şehit ettirmişler bu sayede Serbest Fırkanın ülkemizde meydana getirdiği muhalefet çıkışını boğmuşlardır. Hiç alakası olmadığı halde yüzlerce dindar insan, Menemen olaylarına karıştığı iddiası ile tutuklanmış ve idam edilmiştir.
Sabetaycılar, saman altından su yürüterek her türlü fitne hareketini örgütleme becerisine sahip çok dehşetli bir komitedir. Mason locaları hep bunların kontrolü altındadır. Burada çevirdikleri planlar ile gayretli vatan evlatlarını itibardan düşürüp beş para etmez yeteneksiz kendi adamlarını devletin baş köşelerine getirmişlerdir. Bu localarda kurdukları planları gizli ağları sayesinde birbirlerine ulaştırarak aynı anda harekete geçme becerisi gösterirler.
Bu sayede gayretli ve imanlı vatan evlatlarından kurtuldukları yetmiyormuş gibi kendi adamlarına da yer açarlar. İşin acı veren yönü ise bu işleri yaptırdıkları insanlar halkın seçtiği milli duyguları var olan siyasetçiler vasıtası ile olmaktadır.
Politikacılara kendi yavrusunu boğarken hep şunu söyletirler: “ilmi siyaset gereğince böyle yapmak zorunda kaldık”. Sonrasında ise işte gördüğümüz manzara ortadadır. Medya da, yargı ve hükümet çevresinde bu gizli ve menfaatten başka hiçbir şey düşünmeyen omurgasız Sabetaycılar her yeri kaplamıştır.
Öyle ki Sabetaycıların “Kapani” grubu, Karakaşi grubuna mensup olanları İzmir Suikastı bahanesi ile yok etmeye çalıştığı halde bu kadar önemli bir gerçeği dahi gizleme becerisi göstermiştir. Üstüne üstlük Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası da bu bahane ile kapatılmış tam bir faşist cunta iş başına gelmiştir.
Çoğu Selanik göçmeni olan ve Sabetay Sevi’nin 1665 yılında dümen çevirdiği İzmir’de yuvalanan bu gizli komite, üç kola ayrılmıştır. Ağırlıklı olarak Kapanilerin söz sahibi olduğu bu dehşetli fitne komitesinde Karakaşi ve Yakubi adı verilen aşiret yapısına benzer kollar da bulunmaktadır. Ne var ki aşiretlerden farklı olarak başka ailelerden kız alıp vermezler. Hep kendi ailelerinden evliliklere mahkûm edilmişlerdir. Bu yüzden zorla evlendirilmiş sağlıksız ve problemli nesiller türemiş sakat doğan Sabetaycılar çoğalmıştır.
Mason locaları gibi Atatürkçü derneklerin yönetiminde de hep bu Sabetaycı ailelerin çocukları bulunmaktadır. Selanik’te Şimon Zvi yani Şemsi Efendi mektebinde okuyan Sabetaycıların en meşhuru ise her şey apaçık ortada ve Kapani kolundan olduğu halde adını hala gizlemeyi sürdürmektedir. Cumhurbaşkanı ve Başbakanlar, Cumhuriyetin ilk yıllarında hep bu aileden seçilmişlerdir.
Askeriyede general ve amiral rütbesine terfi edenleri, yargıda ve devlet bakanlıklarında hep bu insanları görebilirsiniz. Darbeciler de bu komitenin elemanlarıdır. Rakiplerini alt etmek için dört elle sarıldıkları M. Kamâl’e dört elle sarılırlar. Birisi söz söyledi mi hemen ağır hakaret ve küfürlere başvurup öncelikle muhataplarını kendi seviyelerine düşürürler. Bundan sonrası ise çok kolaydır. Çalsın sazlar oynasınlar bakalım…
Hemen yargıdan itibarsızlaştırıcı bir karar alırlar. Söz sahibi oldukları medyada aleyhte her türlü karalama ve iftira kampanyası başlar. Çoğu zaman şu andaki hükümetimiz de dâhil olmak üzere “Atam sen kalk ben yatam” nutukları her tarafı sarmış olur. Bir hamiyetli vatan evladı kalkıp iki kelime söylediği anda “urun, yaşatmayın” nidaları ile kelle avcılığı başlar. Kişiyi bürokrat ise kamu görevinden medya mensubu ise çalıştığı yerden atıp fitne operasyonunun keyfini sürerler.
Peki, ne yapmalı da Selanik dönmelerinin çirkin oyunlarından kurtulmalı? Sorunun cevabı basittir. Dik durarak, onurlu bir şekilde mücadele ederek ve teslim olmamakla bu fitne örgütü çökertilebilir. Bu mücadelede en önemli usul ise asla onların seviyesine düşmemektir. Özellikle ağza alınmayacak derecede ağır hakaret ve küfürlere karşılık; onların seviyesine düşmeden cevap verilmelidir. Mümkün ise bunlara karşı yargıya başvurarak zor da olsa bunların aleyhinde hakaret suçundan hüküm giydirmek gereklidir. Kendi silahları ile kendilerini vurmak lazımdır. Zira yargıdaki Sabetaycılar o kadar çok hakaret davası açıp suçlamalarda bulunmuşlardır ki; bu sayede sayısız rakiplerini tamamen sindirmeye muvaffak olmuşlardır.
Bu Sabetaycı komitenin uşağı olan FETÖ örgütü; aynı taktikle kendisine destek vermeyen kişi ve kurumları yargı eli ile itibarsızlaştırmış benzer yöntemleri kullanarak palazlanıp güçlenmiştir. Sonunda 15 Temmuz 2016’da suçüstü yakalanıp layık oldukları cezaları almışlardır.
Yüzlerce defa suçüstü yakalandıkları halde bu Sabetaycıları haklamak ve layığı olduğu cezaları vermek ise hala kimseye nasip olmamıştır. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve çevresindekileri etkilemede gösterdikleri başarılar emsalsizdir. Hele hele kadınları yuvalarından çıkarıp milli ve dini hassasiyetlerimizi tek tek ortadan kaldırmaktaki başarıları dillere destandır.
Bu dehşetli komiteye karşı elimden geldiğince gerçekleri haykırıp yazmaya çalışıyorum. Şahsıma karşı yapılan hakaretleri de aynı ile iade edip ruz-i mahşerde hesaplaşmak üzere bekliyorum. Artık yaşlandım. Ömrümün kalan kısmında da pes edip durmaya hiç niyetim yoktur. Okuyucularımdan bu haklı davamda dua etmelerini bekliyorum.
Son sözüm: Hasbünallahi ve nimel vekil’dir. (Allah bana yeter. O ne güzel vekildir)
Vehbi Kara
Vehbi KARA
İnsan Çok Zalim Ve Çok Cahildir
Ahmet SAĞLAM
Karı–Koca İlişkisi
Halil MERT
Suriye, ırak, iran, lübnan… s. Arabistan, pakistan, israil… Ne olmalı?
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Bir Nesil Neden Daha Az Düşünüyor?
Ravza ZEYBEK
İlim Neyi Bilmektir?
Hamdi TEMEL
Türkiye’nin Bor Hazinesi Sağlık İçin İşleniyor
Adnan ÖZ
Bu kadro ile bu kadar!
Seyfettin BUDAK
Günah mı, Saygı mı? Korku İle Yaşanan Hayat Gerçekten Bizim mi?
Mehmet BOZKURT
Üzgünüm Ey Milletim!
Fatih ORUÇ
Amerikaʼnın Kızılderili Soykırımı
Servet ZEYREK
Dünden Bugüne Çarşamba'da Eğitim
Erol AYDIN
Köyden Kente Sosyolojik Dönüşüm
Özhan KIZILTAN
İyi Polis ve Kötü Polisten Sonra Mason Polis Tartışması
Songül KARAMAN
Bir Yağmur
Nihat Güç
Rol Modellerimz (!)
Önder GÜZELARSLAN
Muğla Şehit Ziya İlhan Dağdaş Mesleki Ve Teknik Anadolu Lisesi
Aydan KURT
Yorulmuyor musun?
Mehmet Nuri BİNGÖL
Sahtelerin Tasallutu
Eyüphan KAYA
İnsanlık Alemi Veda Hutbesini Arıyor
Gülay ÇETKİN
Denizlide okullar kaosa mı sürükleniyor?
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
21. Yüzyılın Öğrenci Profili: Alfa Kuşağı
Fatma Saçak Akbulut
SEVGİ DİLİ
Aydın BENLİ
MİLLİ DUYGULAR ÖLDÜRÜLÜRSE NE OLUR?
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Cevahir AYDIN
El alem Jürisinin Sahte Kürsüsü
Özlem Gürbüz
Geçmişten Ders, Geleceğe Umut
Recep YAZGAN
Beyaz leke gösterir…
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Adnan İPEKDAL
Dijital İçerik Üretme Seferberliği
Bülent ERTEKİN
Bayraklı’daki Söyleşi Üzerinden Ciddi İddialar
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Ahmet DÜZGÜN
Kimse mucize beklemesin
Ahmet Eren KURT
Sessizlik Bazen Bir Tercih Değil, Son Çaredir
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Hüseyin KURT
Telekonferansın Ardındaki Gerçek: Büyük Kürdistan’ın Güncel Senaryosu
Hasan KARADEMİR
Giriş: Foucault'nun Eleştirel Soykütüğünün Temelleri
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı iken oruç tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (1)
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Mesut CİHAT
Allah'ın Zatı ve Subuti Sıfatları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Batuhan ŞUORUÇ
Şıracılar
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
Mahremiyet, insanın özgür iradesiyle var oluşu!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Murat GÜLŞAN
Türk Milliyetçisinin Vicdan Muhasebesi
İsa ÇOLAKER
Aşık Veysel Şiirinin Renkleri
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Memiş OKUYUCU
Zübeyir Yetik’in Ardından…
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Cahit KURBANOĞLU
Nefis nedir ve ne istiyor?
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Levent ERTEKİN
Fakir Halkın Bağışladığı 350 Uçak
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)