Vakti zamanında 28 Şubat’ın darbeci faşistleri, dindar insanlara dünyayı dar etmek istemişti. Fakat şimdi hesap veriyorlar. “Bin yıl sürecek” denilen 28 Şubat dava süreci aradan 20 yıl geçmiş olsa da nihayet sona yaklaştı.
Savcılık milletin iradesine darbe vurup “balans ayarı” yapan darbeciler için dönemin Genelkurmay Başkanı Karadayı ile dönemin İkinci Başkanı Bir’in de arasında bulunduğu 60 kişiye ağırlaştırılmış müebbet istedi. Sakın ola bunlara acımayın. Çünkü aşağıda yazdığım hususları göz önüne alacak olursanız, bana hak vereceksiniz.
Başörtülülere zulüm yapıldığı, ikna odalarının kurulup imam hatiplerin kapatıldığı, Sincan’dan tankların yürütüldüğü, dini vecibelerini yerine getirmek isteyenlerin askeriye ve kamudan atıldığı, kısacası milletin iradesine darbe yapıldığı 28 Şubat’ın belki de hiç açıklanmamış bir yönüne bu yazıda yer vermek istiyorum.
Zira içinde benim de bulunduğum 30 emekli askere dünyayı dar etmek istemişlerdi. Elbette bunun benzeri fenalıklar çoktur ve ülkenin her yerinde yapılmıştır. Fakat bunları yeterince bilmiyorum. Halkımız da bilmiyor. Ne yapayım onlarda kendi hikâyelerini yazsın, anlatsın. Burada sadece kendimle ilgili kısmını anlatmaya çalışacağım.
Darbeciler, Silahlı kuvvetlerden Yüksek Askeri Şura Kararı (YAŞ) ile attıkları yetmiyormuş gibi kamu kurumlarında hatta özel sektörde dahi çalışma imkanı vermiyorlardı. Amaç “bak ordudan atılırsan dışarıda iş dahi bulamazsın hayatını cehenneme çeviririz” tehdidi ile gözdağı vermekti.
Sene 1996, o günlerin modası; Silahlı kuvvetlerde her askeri şura toplantısında yüzlerce dindar askeri ordudan atmaktı. Bu yüzden her şura toplantısında telefonlar durmak bilmez “ne oldu atıldın mı?” diye sorulup asabımızı iyice bozarlardı.
Özellikle eşi başörtülü olan subayların hiç şansı yoktu. Eninde sonunda askeriyeden atılacaklarına kesin gözü ile bakılıyordu. Fakat yönetici olarak Cumhurbaşkanı Demirel, Başbakan ise Erbakan’dı. Bu politikacılar yıllarca dindar insanları koruyacaklarını söylemiş seçim meydanlarında askeriyeden atılma olayına son vereceklerine dair söz vermişlerdi. İşte bu yüzden “olur ya belki sözlerinde dururlar” diye boş yere ümide kapılacak kadar saf insanlardık.
1996 Aralık ayındaki Yüksek Askeri Şura, içinde benimde bulunduğum yüzlerce askeri ordudan atmıştı. O yıllarda yargıya kapalı olan YAŞ kararını Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Milli Savunma Bakanı imzalıyordu. Ne yazık ki politikacılar sözlerinde durmamış faşist askerlerin baskısı ile kimsenin gözünün yaşına bakılmamıştı. Buna kibarca resen emeklilik diyorlardı. Ne yani “biz din düşmanıyız” diyecek değillerdi ya! Böylesine bir kılıfa sokuyorlardı.
Emekli olan adam maaş alır fakat daha yüzbaşı rütbesinde olduğum için bize zırnık dahi vermediler. Emeklilik süresini dolduranlar ise gerçekten emekli oluyordu. Bu kelime oyunu yani resen emeklilik, halkın tepkisini önlemek içindi. Nitekim ordudan ayrılma kararının tebliğ edildiği 1997 Şubat ayında özellikle 28 Şubat Milli Güvenlik Kurulu kararlarının açıklanması sonrasında halkımızdan büyük tepkiler geldi. Halkımız bu zulme resmen isyan etmişti.
Refah Partisi Başkanı ve Başbakan Necmettin Erbakan, halkın ve özellikle de partililerin baskısı ile bunalmıştı. Sonunda “askeriyeden ayrılır belediyelerde çalışırlar” diyerek gelen tepkileri azaltmaya çalışıyordu. Gerçekten de ordudan ayrıldığım o günlerde İstanbul Büyükşehir Belediyesinden teklif geldi ve bu teklifi kabul ederek Müdür Yardımcısı olarak göreve başlamıştım. Çünkü başımızda Erdoğan vardı ve öyle kuru gürültüye pabuç bırakmıyordu.
Fakat sadece İstanbul Büyükşehir belediyesinde memur olarak çalışmamıza izin veriliyordu. Çünkü Erdoğan baskılara karşı direnç gösteren tek belediye başkanı idi. Bir süre sonra bu gösterdiği direnç yüzünden “şiir okudu” bahanesi ile onu da hapse attılar. Çünkü bizleri savunduğu için büyük bir suç işlemişti. Belediye başkanlığından düşürüldü. “Muhtar bile olamaz” diyerek bütün faşistler dalga geçiyordu.
Yerine gelen Ali Müfit Gürtuna ise tam bir darbe işbirlikçisi idi. Benim gibi 30 memur arkadaşımı derhal belediyeden attı. Yeniden memuriyetten atılmıştık. Mecburen denizde çalışmaya başladım. Şükürler olsun ki burada çalışmamıza engel olamıyorlardı.
Askeri Şura Kararları yargıya kapalıydı lakin Belediye başkanının kararları yargıya açıktı. İdari mahkemeye müracaat ettik ve mahkeme lehimizde karar verdi. Fakat Refah Partili bu belediye, zorunlu olmadığı halde kararı temyiz etmek için Danıştay’a başvurdu. O yıllarda Danıştay faşist darbecilerin kalesiydi. Derhal kararı bozup burada çalışmamıza müsaade etmedi.
Ben denizci olduğum için yurtdışında çalışabiliyordum fakat diğer mağdur asker arkadaşlarım çok zorluk çekiyordu. “Dindar insanların burnu sürtsün” diye ordudan ayrıldığımız halde çalışma imkânı tanınmıyordu. Büyük firmalara yazılar yazılmış “irtica” suçlaması ile bizlerin rızkımız için çalışmasına dahi müsaade edilmiyordu. İşte böylesine ağır bir imtihanla baş başa kalmıştık.
Şimdi 28 Şubat darbecileri yaptıkları fenalıkları inkar ederek “biz ordudan atılan askerlerin çalışmasına engel olmadık” diye düpedüz yalan söylüyorlar. İşte sadece kendimi örnek göstererek bunun sunturlu bir yalan olduğunu yüzlerine haykırıyorum. Ellerinden gelse bizlere hayat hakkı dahi tanımayacaklardı. Çünkü suçumuz çok büyüktü. Resmen emirlere karşı gelip eşimizin başını açtırmıyor namaz kılmaya devam ediyorduk.
Allah selamet versin, İstanbul Boğaz Komutanlığında Kurmay Başkanı olarak görev yapan Abdülkadir Albay; Cuma namazına gittiğim için “yahu sen aklını mı yitirdin, her gün onlarca askeri ordudan atıyorlar, hiç korkmuyor musun” diye bütün milletin içinde bana hesap sormuştu. Fakat o yıllarda acayip bir azim ve mücadele ruhum vardı. Hiç tınmamıştım bile. Arkadaşlarıma “rızkı veren Allah’tır, bugün bir kapı kapatır yarın bin kapı açar” diye nasihat eder korkup yılmamaları ve eşlerinin başlarını açmamaları için öğüt veriyordum.
İşte hain Feto tam böylesine kritik bir anda sahneye çıkıp “başörtüsü füruattır” diyerek darbeci faşistlerin iyice çığırından çıkmasına sebep olmuştu. Bu zındık yetmemiş gibi Yaşar Nuri Öztürk adındaki İstanbul İlahiyat Dekanı “dinimizde başörtüsü zorunluluğu” olmadığını söyleyecek kadar pespayeleşiyordu. Çok şükür Diyanet İşleri Başkanlığı açıklama yaparak “başörtüsü dini bir zorunluluktur” diye açıklama yapıp bizlerin yanında yer almıştı.
İşte bu yıllarda kurmuş olduğumuz Adaleti Savunanlar Derneği (ASDER) vasıtası ile haklarımızı almak üzere büyük bir mücadele verdik. O tarihlerde Başbakan olan Erdoğan, önce anayasa değişikliği (2010 referandumu) ile sonrada 6191 sayılı kanun ile en azından askeri şura kararı ile atılan insanların bir kısım özlük haklarını almasını sağladı. Fakat çok büyük bir kitle hala hiçbir hakkına kavuşamamış tazminat neyin hiçbir şeye kavuşamamıştı.
Makalelerimde hükümeti bu konuda eleştiriyor bu yüzden dostlarımın hücumuna uğruyorum. “Hükümeti eleştirme” diyerek bu apaçık zulmün karşısında durmamı, istemiyorlar. Hâlbuki bu hakların verilmesi sayesinde mahşerdeki büyük mahkemeden kurtulma şansları doğuyor. Bana görevlerini hatırlattığım için yöneticilerin çok dua etmesi lazım.
Daha çok nedeni var. Bunları yazsam kitap hacminde olur. Daha fazla söze hacet yoktur. İşte eğer ölmez kalırsam; bu haklı mücadelede asker arkadaşlarımın ve 28 Şubat mağduru binlerce başı örtülü insanların haklarının alınması için mücadele edeceğim. Bu uğurda ne yazık ki benden başka mağduriyetin giderilmesi için çalışan yazı yazıp ikaz eden çok az sayıda insan vardır. Dualara ihtiyacımız var, vesselam…
Vehbi Kara
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Fatih ORUÇ
ABD’nin Vietnam Savaşı ve My Lai Katliamı
Seyfettin BUDAK
Neden Lise Yılları Unutulmaz?
Adnan ÖZ
Atanı ve tutanı kaliteli olan trabzonspor kazandı!
Songül KARAMAN
Vuslat Kapısı
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Matematik Eğitiminin Önemi
Bülent ERTEKİN
EŞKİYA DÜNYAYA HÜKÜMDAR OLMAZ
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Hamdi TEMEL
Acı Yakıyor Ama Mutlu Ediyor: Acı Biberin Şaşırtıcı Gücü
Recep YAZGAN
Beyaz leke gösterir…
Hasan KARADEMİR
HALK (!) PARTİSİ
Mehmet BOZKURT
Dünya bir utancı konuşuyor!
Özlem Gürbüz
Bilimin Sınırlarında Dolaşmak
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SUS GÖNLÜM!
Gülay ÇETKİN
Denizli milli eğitimde usulsüz lojman mı tahsis edildi?
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Kaldığımız Yerden mi, Kandırıldığımız Yerden mi Devam Edeceğiz?
Ahmet DÜZGÜN
Bir Oy Vermenin Değeri
Aydın BENLİ
Son Kale Haymana ve Memleket Onuru- Recep Tümtürk
Ahmet SAĞLAM
İNANMAK
Halil MERT
Bu Coğrafya Bizimdir
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Nihat Güç
Bir Ve Beraber Hareket Etmek Zorundayız!
Adnan İPEKDAL
Ne Vereyim Abime, Biraz Sokak Kültürü Alır mısınız?
Vehbi KARA
İnsan Çok Zalim Ve Çok Cahildir
Ravza ZEYBEK
İlim Neyi Bilmektir?
Servet ZEYREK
Dünden Bugüne Çarşamba'da Eğitim
Özhan KIZILTAN
İyi Polis ve Kötü Polisten Sonra Mason Polis Tartışması
Aydan KURT
Yorulmuyor musun?
Mehmet Nuri BİNGÖL
Sahtelerin Tasallutu
Eyüphan KAYA
İnsanlık Alemi Veda Hutbesini Arıyor
Fatma Saçak Akbulut
SEVGİ DİLİ
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Cevahir AYDIN
El alem Jürisinin Sahte Kürsüsü
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Ahmet Eren KURT
Sessizlik Bazen Bir Tercih Değil, Son Çaredir
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Hüseyin KURT
Telekonferansın Ardındaki Gerçek: Büyük Kürdistan’ın Güncel Senaryosu
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Mesut CİHAT
Allah'ın Zatı ve Subuti Sıfatları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Batuhan ŞUORUÇ
Şıracılar
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Murat GÜLŞAN
Türk Milliyetçisinin Vicdan Muhasebesi
İsa ÇOLAKER
Aşık Veysel Şiirinin Renkleri
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Memiş OKUYUCU
Zübeyir Yetik’in Ardından…
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Cahit KURBANOĞLU
Nefis nedir ve ne istiyor?
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Levent ERTEKİN
Fakir Halkın Bağışladığı 350 Uçak
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)