Hem mikro ölçekte hem de makro ölçekte büyümek için tasarruf etmek, tasarruf içinse israf etmemek gerekiyor. Bu önemli konuya ışık tutup açmaya çalışalım.
Ekonomik olarak büyümek için kaynağa ihtiyaç duyulur. Örneğin bir devlet gayrı safi milli hasılasını arttırmak için ya borç alacaktır, ya yatırımcıları ülkesine çekecektir veya tasarruf ederek kaynak meydana getirmeye çalışacaktır. Nasıl ki evimizi büyütmek için ne bileyim mesela üç odalı bir eve taşınmak istiyor isek ya borç almamız gerekecek ya da tasarruf ettiklerimizi toplayıp girişimde bulunmamız icap edecektir. Devletler ölçeğinde de durum aynısıdır.
Devlet büyümek için üretimi arttırmak zorundadır. Üretim için altyapı yatırımları yapmak gerekir. Bunun içinde ya borçlanacak ya da tasarruf ettiği bir miktar parayı bu işte sarf edecektir.
Yabancı yatırımcı kar etmek için ülkeye gelir. Eğer karlı bir alan bulamaz ise kılını dahi kıpırdatmaz. Kimsenin karakaşı kara gözü için bir ülkeye yatırım yapmaz. Ve sonunda da kazandığını alıp götürür. Sana geriye bıraktığı sanayi atıkları ve çevre kirliliğidir.
Yabancı yatırımcı elbette istihdamı arttırır, ticareti büyütüp vergi verir lakin götürdükleri ile mukayese edilirse çok da karlı bir durum değildir. Borç ise her ne kadar “yiğidin kamçısıdır” deseler de inanmamak gerekir. Zira eğer alacaklılar güçlü ise aynı Yunanistan’da olduğu gibi enseye bir şaplak vurup adamın özgürlüğünü elinden alırlar.
Bir zamanlar Osmanlı Devleti de aynı duruma düşmüştü. Alacaklısı olan devletlerde çok güçlüydü. Düyun-u Umumiye borçları adı altında bütün alacaklarını söke söke aldılar. Lozan Anlaşması ile Osmanlının topraklarını işgal edip yağmaladıktan sonra yetmemiş gibi bir de kuruş kalmayana kadar borçlarının hepsini tahsil ettiler. Bu konuda yeni kurulan Türkiye Cumhuriyetine dahi hiç acımadılar. Sonuna kadar borçlarının hesabını sordular. İşte borçlanma da eğer alacaklılar dişli ise tehlikeli ve kötüdür. Aile hayatında da durum böyledir borç aldığın adama eğer geri ödemez isen ya icra ile ya da zorla kapına dayanıp malını mülkünü yağma ederler…
Peki, geriye ne kaldı? Kendi dünyamızda ya bilmediğimiz bir akrabamızdan miras kalacak ya da tasarruf edeceğiz. Birinci şık sadece sinema filmlerinde olduğu ve gerçekçi olmadığı için ikincisi üzerinde yani tasarruf konusunda durmak lazım.
Devlet hayatında da durum böyledir ya petrol gaz gibi değerli bir maden bulunacak ya da tasarruf oranları yükseltilerek büyümek için kaynak meydana getirilecek. Eğer ticari değeri olan bir petrol olsaydı zaten şimdiye kadar çoktan çıkarılırdı. O halde bunu geçelim zaten petrol oldu mu her türlü fitne ve çatışma eksik olmuyor. Ülkelerin tasarruf yapması öncelikli olarak ele alınmalıdır zaten yazının ana fikri de budur…
Peki, ailede veya devlette nasıl tasarruf edip kaynak ayıracağız. Bunun cevabı ise çok basittir. İsraf etmeyerek…
“Kulü veşrebü vela tüsrifu” Yani Cenabı Allah, “yiyin için fakat israf etmeyin” emrediyor. Yediğimizde, giydiğimizde lükse kaçmaz isek, israf etmemiş oluruz. İşte en önemli tasarruf kaynağı budur: israf etmemek.
Fatih’te bir cami vardır. İsmi de nedir bilir misiniz? Sanki Yedim Camii. Bir zat canı bir şey yemek istediğinde “sanki yedim” demiş parasını tasarruf etmiş. Bu durum böyle devam etmiş bir de bakmış ki bir cami yapacak kadar para birikmiş. İşte sana kaynak. Adamcağız tasarruf ettiği paralarla bir camiyi yiyebilirdi, fakat yemedi…
ABD’de yaşayan bir kadın kızı ile birlikte bir kitap yazıyor. Kitabın adı “The Two-Income Trap” yani “iki gelir tuzağı”. Bu kitap ile meşhur oluyor ve şimdi senatör. Demokrat Partinin Obama’dan sonra Başkan adayı olacak kadar tanınmış birisi. Hillary Clinton bu kadını alt ederek kendi aday olmaya çalışıyor. Bakalım seçilecek mi? Her ne ise… Biz gelelim asıl konumuza. Harvard’dan mezun olmuş ve Yale Üniversitesinde de hocalık yapmış bu kadıncağız yıllarca ABD toplumu üzerinde çalışıyor ve yaptığı analizler sonucunda şu sonuca ulaşıyor. Tüketim ekonomisi ve kadınların yuvalarından uzaklaştırılması tam bir bataklık. Aynı şeyi Amerikalı yazar Suzanne Venker’de söylüyor. İlginçtir kitabının başlığı dahi aynı “İki Gelir Tuzağı”. Kadınların çalışma hayatına atılması ile birlikte aile faciaları çığ gibi büyüdüğünü anlatmaya çalışıyorlar. Tercümelerini yapıp tamamladığım bu kitapların yayınlanması için hiçbir yayınevi anlaşmak istemedi. Neden korkuyorlar ise…
Kitaplar incelendiğinde şu hususlar göze çarpıyor: ABD toplumunda 1970’li yıllarda çoğunlukla sadece bir kişi çalışıyorken yıllık ortalama gelir 40 bin dolar civarında imiş. 2000’li yıllarda ise büyük oranda kadınlar çalışma hayatına atılmış ve iki gelir elde edilerek ailenin ortalama geliri 70 bin dolara yükselmiş.
Fakat bu sefer de ters orantılı olarak geçim sıkıntısı başlamış. Sadece geçim sıkıntısı olsa neyse, boşanmalar çok fazla artmış. Sonuç tam bir facia aslında. 2008 Yılında “Mortgage Krizi” adı verilen ve sadece ABD ekonomisi değil bütün dünyayı alt üst eden krizin sebebi de işte bu olay. Yani iki gelir tuzağı…
Pek anlaşılamayan bu konuyu anlatmak için kitap yazmak mecburiyetinde kalmışlar. Zira gelirin neredeyse iki katı arttığı halde iflas edilmesi ilk başta akla uygun gelmiyor.
Bu nasıl olur? Müslümanlara göre cevabı basit; çünkü israf yüzünden bu problem ortaya çıkıyor. Eskiden yani tek bir kişi çalışırken evde annelik yapan kadınlar israftan kaçınıyorlardı. Hatta tasarruf edip daha iyi eve taşınma ve daha iyi şartlarda yaşama imkânı buluyorlardı. Lakin kadın çalışma hayatına girince her şey alt üst oluyor. Bir kere; kreş, giyim-kuşam ve yiyecek masrafları aşırı derecede yükseliyor. Hiç tanımadığın insanlara çocuğunu teslim ediyorsun sevgisiz saygısız bir çocuk yetişiyor. Bunu geçelim, çalışan kadın kocasına saygı duymuyor, “ben zaten yoruluyorum bir de senin kahrını mı çekeceğim” diyerek boşanmayı çıkış yolu olarak seçiyor. Evi büyütmek ne kelime, parçalayıp un ufak ediyor. Arada kalan çocuklar ise anne şefkatinden mahrum ve acımasız bir tip olarak adeta pimi çekilmiş bir el bombası gibi toplumun içine sürülüyor.
Çalışan kadınların giyim kuşam masrafları ve ailede birlikte yemek yenilmediği için ortaya çıkan yeme içme giderleri son derece yükseliyor. Hâlbuki hem lezzetli hem de oldukça iyi fiyattan alınarak yapılmış ev yemekleri her bakımdan çok daha iyi iken fast-food türü yiyecekler yüzünden sağlığı bozulan insanlara, obezite hastalığı bu israfın faizi olarak geri dönüyor.
Tabii iki gelir tuzağının başka yönleri de var. Kredi kartları ve tüketim çılgınlığını körükleyen bin bir türlü sorun var. İnsanlar bu konuyu enine boyuna tartışıp sonuçlar üretmişler. Şimdi Amerikalılar şöyle dursun biz gelelim ülkemizin durumuna. Benzer sorunlarla karşı karşıya değil miyiz? Evet, aynı problemler bizde de var. Boşanmaların artması geçim sıkıntısının ağırlaşması ülkemizde de sık sık karşımıza çıkan bir durum. İşin kötüsü “kadın istihdamını arttırdık” diye maharetmiş gibi demeçler veriliyor. Ne büyük işler başarmışız meğer..
Kadınları yuvalarından çıkarıp çalışma hayatına sokmakla büyük başarılar kazanıyor muşuz da haberimiz yokmuş…
Evet, yol yakınken bu yanlış hesaptan dönmek gerekir. İşte ABD toplumu ortada. İnsanlar yıllarca emek verip çalışmalar, derinlemesine analizler yapmışlar. Kadınları çalışma hayatına sokmakla ekonomi büyümüyor, tasarruf edilmiyor, israfın önüne geçilmiyor. Bilakis her sorun katlanarak çığ gibi büyüyor. Peki, ne yapmalı?
Kadınlarımızı yuvalarına döndürmeliyiz. Kâinatın en değerli varlığı olan insanı yetiştiren sevgili annelerimizi iş hayatının kötülüklerinden kurtarıp toplumun çekirdeği olan aileyi güçlü kılmalıyız. Cennet, annelerin ayağı altındadır, kadınların değil. Bunu iyi bilmeli…
Annelere tasarruf yapmaları ve ailelerinin geçiminde katkı sağlamak için yuvalarından çıkmadan iş imkânları bulmalıyız. Anneliği aşağılamak onu ve yaptığı işi küçümsemekten vaz geçmeliyiz. Bu sayede kadınların iş hayatına girmek sureti ile yol açtıkları sosyal ve ahlaki sorunların da önüne geçmiş oluruz. Şunu unutmadan söyleyelim. İslam hayatında kadına çalışma yasağı yoktur. Lakin kadın, çalışma hayatına girmek için zorlanamaz, bu davranış zorla dayatılamaz. Kadınlar isterlerse çalışırlar, istemezlerse çalışmazlar. Evlenen bir kadın maişet konusunda kocasını zorlayabilir, “git çalış para kazan” diyebilir. Lakin kocanın karısına aynı şeyi söylemesine cevaz yoktur, günahtır, vesselam…
Vehbi KARA
Seyfettin BUDAK
İç Pusulan Bozulduğunda Hayat Kime Ait Olur?
Adnan ÖZ
Kupada iki de iki yaptık!
Önder GÜZELARSLAN
Muğla Şehit Ziya İlhan Dağdaş Mesleki Ve Teknik Anadolu Lisesi
Aydan KURT
Yorulmuyor musun?
Mehmet Nuri BİNGÖL
Sahtelerin Tasallutu
Halil MERT
İki Farklı Kader, İki Farklı Devlet Aklı
Fatih ORUÇ
Abd-Cıa ve Darbeler
Eyüphan KAYA
İnsanlık Alemi Veda Hutbesini Arıyor
Erol AYDIN
İnsan Olmanın En Ağır Yükü
Nihat Güç
İyi İnsan, Kötü İnsan
Gülay ÇETKİN
Denizlide okullar kaosa mı sürükleniyor?
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
21. Yüzyılın Öğrenci Profili: Alfa Kuşağı
Fatma Saçak Akbulut
SEVGİ DİLİ
Aydın BENLİ
MİLLİ DUYGULAR ÖLDÜRÜLÜRSE NE OLUR?
Mehmet BOZKURT
Suçlu Kim? Müslümanlar mı?
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Hamdi TEMEL
Limon Tuzu: Masum Bir Ekşilik mi, Bilinmesi Gereken Bir Kimya mı?
Ravza ZEYBEK
Bizim çocukları ateşe atan kim?
Songül KARAMAN
YA RAB
Ahmet SAĞLAM
Kaçınılması Gerekenler
Cevahir AYDIN
El alem Jürisinin Sahte Kürsüsü
Özlem Gürbüz
Geçmişten Ders, Geleceğe Umut
Recep YAZGAN
Beyaz leke gösterir…
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Adnan İPEKDAL
Dijital İçerik Üretme Seferberliği
Bülent ERTEKİN
Bayraklı’daki Söyleşi Üzerinden Ciddi İddialar
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Ahmet DÜZGÜN
Kimse mucize beklemesin
Vehbi KARA
Kocatepe Olayı
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Sevgi Mi Bağ, Yoksa Görünmez Bir Kafes Mi!
Ahmet Eren KURT
Sessizlik Bazen Bir Tercih Değil, Son Çaredir
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Servet ZEYREK
Yedinci Oğul Nerede?
Hüseyin KURT
Telekonferansın Ardındaki Gerçek: Büyük Kürdistan’ın Güncel Senaryosu
Hasan KARADEMİR
Giriş: Foucault'nun Eleştirel Soykütüğünün Temelleri
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı iken oruç tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (1)
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Mesut CİHAT
Allah'ın Zatı ve Subuti Sıfatları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Batuhan ŞUORUÇ
Şıracılar
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
Mahremiyet, insanın özgür iradesiyle var oluşu!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Murat GÜLŞAN
Türk Milliyetçisinin Vicdan Muhasebesi
İsa ÇOLAKER
Aşık Veysel Şiirinin Renkleri
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Özhan KIZILTAN
Duvarların Ardında Filizlenen Hayat
Memiş OKUYUCU
Zübeyir Yetik’in Ardından…
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Cahit KURBANOĞLU
Nefis nedir ve ne istiyor?
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Levent ERTEKİN
Fakir Halkın Bağışladığı 350 Uçak
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)