“Ekonomik Krizin Çözümü İsraf Etmemekte Yatıyor” başlıklı yazımla ilgili olarak Hakan Aydın’dan çok önemli bulduğum eleştiriler çeşitli medya kuruluşlarında yayınlandı. Üniversitelerimizde tartışılması ve sorgulanması caiz olmayan “vahşi kapitalizm” hakkında ciddiye alınması gereken bu makale üzerinde durmak gerekiyor.
Kadınların çalışma hayatına girmesi ile ilgili olarak Elizabeth Warren ve Suzanne Venker isimli akademisyenlerin yaptığı çalışmaları değerlendiren Aydın, aslında benim yazılarımı çok da fazla eleştirmiyor. Zira Silivri Fatih Camiinden bahseden kısmını ayrı tutacak olursak “Çalışma Ekonomisi” alanında oldukça kıymetli bilgileri sunmaya çalışmış. Bu nedenle bir başucu kitabı olması gerektiği halde üniversitelerimizde tartışılmasına dahi müsaade edilmeyen Warren ve Venker’in aynı başlıklı “İki Gelir Tuzağı” eserleri üzerinde bir kere daha bende durmak istiyorum.
Aydın, beni eleştirdiği çalışmasında şunları söylüyor:
“Vehbi Kara, 11 Ekim 2021 tarihli yazısında; kadınların çalışma yaşamına katılmasını evirip çevirip “israf” olarak tanımlamaktadır. Bahis konusu yazıda; kendisine referans olarak ABD’den iki kadını seçmiş. İlk referansı, ABD’de 2020 seçimlerinde Demokrat Parti’den başkanlığa “aday adayı” olduğunu ve hemen ardından çekildiğini açıklayan Senatör Elizabeth Warren.
Warren, akademisyendir, hali hazırda çalışmaktadır ve yüksek gelir grubundadır. Çocukluğunda; babası bir satış elemanı olarak çalışırken kalp krizi geçirerek çalışamaz duruma gelir, ailesi yokluk içerisine düşer. Babası iyileşip ayağa kalktığında satış işine dönemez ve apartman görevlisi olur. Aile, Mortgage kredisi ile başını sokabilecekleri bir ev alır ancak kullandıkları krediyi ödeyebilmek için annesi de çalışmak zorunda kalır. Ailenin elde ettiği gelir hem evin hem de arabanın kredi taksitlerini karşılamadığı için arabalarına haciz gelir ve o günlerde 13 yaşında olan Warren da teyzesinin restoranında garson olarak çalışmaya başlar…
Bu tipik kapitalizm hikâyesinin içerisinden sıyrılan Warren, akademisyen olmayı başarır. 2012’de Massachusetts’te ilk kadın senatör olana kadar en büyük başarısı 2008 yılında hazırlanan Sorunlu Varlıkların Kurtarılması Programı’nın çıkarılmasına katkıda bulunmaktır. Program, o yıllarda ABD’yi kasıp kavuran Mortgage Krizi sonrasında finans kurumlarının elinde patlayan sorunlu gayrimenkullerin devlet tarafından satın alınması yoluyla bu şirketlerin finansal durumlarını düzeltilmesini kapsamaktadır. Yani şirket kurtaran bir program…
Warren, ticaret profesörüdür ve kapitalizminin (meydana getirdiği) eşitsizliklerin toplumsal bir krize dönmemesi üzerine düşünür. Çalışan istihdamı sorunu ve ABD’de yükselen işsizlik oranlarına kafa yorduğundan, nihai sonucu kadınların eve kapanmasını teşvik eden “İki Gelir Tuzağı” adında bir teoriyi bir başka kadın yazarla birlikte kitaplaştırırlar.
Kitap, özetle; yükselen geçim fiyatlarını karşılamak için eşlerin birlikte çalışması durumunda geçimlerinin anlamsız harcamalarla tehdit altına girdiğini anlatıyor. Hele bir de çalışan kadın çocuk doğurursa iflasın kaçınılmaz olacağından, kadının evden sorumlu olmak üzere çalışan istihdamından çekilmesini öngörüyor.
Teorisini çocuk ve yaşlı bakımları ile ailenin güvene alınması, ev yemekleri yaparak fast food’dan uzaklaşmayla ve hastalanmayı engelleyerek harcamaların düşürülmesine bağlayarak süslüyor. Kapitalizmin ürettiği düşük ücret ile yükselen geçim fiyatlarının (meydana getireceği) krizi, emekçi sınıfa ‘tasarruf yoluyla’ yüklenme sorumluluğu veriyor. İşin sonucu ABD ekonomisindeki istihdam sorununun re-organizasyonuna varıyor.
Warren, belirtilen kitabı tek başına çıkarmamış. Yazar ortağı, Amelia Warren Tyagi, McKinsey Company’de Yönetim Danışmanı. Hani şu uluslararası şirketlerin finansal danışmanı olan McKinsey! (Tyagi, Warren’ın kızıdır)
Tabii ki bu teori; Warren’ın inanç dünyası ile de uyumludur. Kendisi, Hristiyanlığın Protestanlık mezhebine bağlı Metodizm kolunun bir üyesidir. Metodistler, emeği ile çalışan insanları ve sistemin çarkları içinde suça itilen kişileri, sabırlı yaşamaya davet etmektedir. Bu insanlar sabırlarının karşılığını elbette cennette alacaklardır.
Örneğin; İngiltere Metodist Kilisesi, 1760 yılından 1820 yılına kadar İngiliz vahşi kapitalizminin kan emici sömürüsüne karşı, emekçilerin ‘sağduyusunu’ geliştirmek için çalışmalarda bulunur ve yer yer başarılı olduğu dönemler de olur. Yani isyanın eşiğine gelen İngiliz işçi sınıfını dini telkinlerle sömürüye karşı sabırlı olmaya davet ederler. Cemaat, şirket ve servet sahiplerinin huzur ve güvenliği için vardır. Dinin, kapitalist sömürü mekanizmasında nasıl kullanıldığının iyi bir örneğidir.
Vehbi Kara’nın ikinci referansı ise yazar Suzanne Venker!
Venker, kendisini anti-feminist olarak tanımlıyor. Feminizmin içsel sorunları ile uğraşmak bir yana erkek haklarının karşı cinsten savunucusu olarak konumlanıyor: ‘Kadınlar öfkeliler ve sebebini hiç bilmeden sürekli savunma halindeler. Çünkü iş hayatındaki rekabet erkekleri bir düşman olarak sundu. Erkekleri kendi alanlarından kovdular ve oraya yerleştiler. Şimdi erkeklerin gidecek hiçbir yeri yok.’
Ne demek lazım? Erkeklerin yeryüzünde kadınlar tarafından kovulabildiği tek bir nokta var mıdır, bilinmez! Ancak Venker’de kadınların ‘eskisi’ gibi olmasını istiyor. Din ile, gelenek ile, töreler ile… erkek tahakkümünü savunuyor.
Referans gösterilen kadınlar bunlar!
Bahis konusu yazı, referanslarına dikkat edildiğinde; içinden çıkılamaz hale gelen işsizlik sorunun (meydana getireceği) toplumsal bir krizin ötelenmesi ile Türkiye’de alabildiğine gelişen kadına şiddete dinsel olanla müdahale etmeye çalışıyor. Da… Mızrak çuvala sığmıyor!”
Aydın, çalışmasının bir bölümünde işsizlik konusuna eğilerek ülkemizin bu önemli sorununa ışık tutmaya çalışıyor. “Ekonomik Krizin Çözümü İsraf Etmemekte Yatıyor” başlıklı yazımda ifade etmeye çalıştığım “israf” konusunu pas geçerek kendi düşüncelerini sıralamış. Hükümetin ciddiye alması gerektiğini düşündüğüm bu eleştirisi şöyledir:
“DİSK Genel-İş Sendikası Araştırma Dairesi’nin Temmuz 2021’de yayınlanan “Türkiye’de Genç İstihdam” isimli raporunda, Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD)’ne üye ülkelerde yüzde 39,6 olan genç istihdam oranının Türkiye’de 2021 yılının 1. çeyreğinde yüzde 30,6 olduğu açıklanmıştır.
2021 yılının aynı döneminde; genç erkek istihdamı yüzde 41,1 (2 milyon 489 bin kişi) iken, genç kadın istihdamı sadece yüzde 19,6 (1 milyon 131 bin kişi) düzeyindedir. Türkiye’de genç istihdamı düşüyor ve genç kadınların istihdama katılım oranı ise genç erkeklerin yarısında seyrediyor. Gençlerde İşsizlik Oranı “kızlı erkekli” yüzde 42,7! Daha vahimi “kızlı erkekli” üniversite mezunu her 10 gençten 4’ü işsiz durumda!
Aynı rapor, 2020 yılında 1 milyon 73 bin gencin hem iş bulma ümidini yitirdiğini hem de iş aramayı bıraktığını belirtiyor. Çalışan gençlerin sorunu ise bitmiş değil. Türkiye’de sigortalı olarak çalışan her 10 kişiden 4’ü asgari ücretle çalışıyor. Çalışanların yüzde 95’i sendikasız ve düşük ücretlere karşı sendika mücadelesi verenler ise hiçbir engellemeyle karşılaşmadan kapının önüne konuluyor”.
Türkiye’de, “yerli ve milli tarım" ile üretim açıklarının kapatıldığı söylemini kabul etmeyen Aydın, çeşitli tarım ürünlerinin ithal edildiğini ileri sürerek gıda ürünlerinin net ithalat bakiyesi verdiğini iddia etmektedir. Ekonomik krizin yaklaşmakta olduğunu da şu sözlerle dile getiriyor:
“Toplumsal işsizlik seviyesi yükselirken, şirketlerin çalışan ücretlerini düşürmesine göz yumuluyorsa; ithal girdilere teslim edilmiş bir üretimle önce TL’nin değer kaybına, beraberinde gıda ürünlerinin fiyatlarının yükselmesine müsaade ediliyorsa; bunlar yaşanırken, şirketler zenginleşiyor ve emekçiler daha da yoksullaşmaya zorlanıyorsa; iktisat bilimine göre bir toplumsal krizin arifesine geliniyor demektir. Kapitalizmin (meydana getirdiği) servet ve gelir eşitsizliğinin kaçınılmaz sonucu budur ve hamasi duygularla bunun üzerinin örtülmesi mümkün değildir”.
Yazısının son bölümünde bana ait olmayan “eşitlik” ile ilgili düşünceleri ifade eden Aydın’a katılmıyorum. Çünkü insanlar asla eşit değildirler. Eşitlik; sadece hukuk önünde olabilir. Zira Fransız İhtilal’i ile daha çok tartışılan “eşitlik” kavramı insanlara yapılmış büyük bir zulüm ve haksızlıktır. Çalışanla, tembel olan birisi veya Allah’ın verdiği kabiliyetleri geliştiren bir insanla hayvan gibi yaşayan birisi nasıl eşit olur? Diğer yazılarımın eleştirildiği bu kısım şu şekilde ele alınmış:
“Diğer yandan bu bilimsel veri toplumsal ve bağlı olarak cinsiyetler arası eşitliği dayatır. Aksi tahakkümdür, kapitalist düzenin olumlanmasına hizmet eder. Vehbi Kara’da ise eşitlik, İkinci Abdülhamit’le müstesnadır. İkinci Abdülhamit’in 23 Aralık 1876 yılında Almanya’nın desteğini kazanabilmek için ilan ettiği Birinci Meşrutiyet temel referansıdır. Birinci Meşrutiyet; Genç Osmanlılar, Namık Kemal, Ziya Paşa gibi aydınların mücadelesi sonucunda ve Mithat Paşa’nın etkisi ile Sultan’ın tahta geçme sözü olarak ilan edilmiştir. Sultan’ın meclisi ve Kanun-i Esasi’yi sadece iki yıl sonra rafa kaldırarak otuz yıla yakın sürdürdüğü baskıcı dönem de bu eşitliğin parçası olsa gerek!
Osmanlı’da eşitlik fikri esasen 1908 Hürriyet Devrimi ile vücut bulmuş, ‘eşitlikçi’ sultanı tahtından indirmiştir. 1908’den süzülerek ve mücadelelerden geçerek gelen Cumhuriyet ise onun tacı olmuştur.
Vehbi Kara’nın da söylediği gibi ‘… 23 Nisan 1920 Cuma günü Meclisimiz, dualar, Kur’an ve Buhari hatimleri ile törenle açılmış...’ devamında ise önce padişahlığı (1922) ve sonra hilafeti (1924) kaldırmış; tekke ve zaviyeleri kapatmış (1925) ve ardından kadınlara seçme ve seçilme hakkını (1934) teslim etmiştir.
‘5 Şubat 1937’de aslında Cumhuriyet Halk Partisi’nin ilkeleri olan ‘Cumhuriyetçilik, milliyetçilik, halkçılık, devletçilik, laiklik ve inkılâpçılık’ Anayasanın 2. maddesine dâhil edilerek Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin temel nitelikleri olarak belirtilmiştir. Şimdi kırmızıçizgiler olarak geçen ve değiştirilmesi talep dahi edilemeyen maddelerin aslı bunlardır.’
Her ne kadar bu cümlede; ilkelerden ’Ulusçuluk’ Milliyetçilik olarak, ‘Devrimcilik’ de inkılapçılık olarak geçse de… Cumhuriyet devrimi ve Türkiye aydınlanmasının ilkeleri olarak kabul ettiğimiz, tarihin gerisine yani feodal monarşiye düşmeyi reddettiğimiz için aynı bağlamda olmak üzere kadının eşit ve üretken yaşamının eve kapatılmasını savunan aforizmaların da reddedilmesinin savunulması gerçekçidir.”
Bu kısımda Türkiye Cumhuriyetinin ilk yıllarını kast ederek yaptığım eleştirileri gerçekçi bulan Aydın, özelleştirmeyi ise eleştirerek asıl israfın buradan kaynaklandığını savunmuştur. Çeşitli yazılarımda “devletçiliği” rantiyecilik ve “Yağma Hasan’ın böreği” olarak eleştirmiş olduğumu bilmemektedir. Özelleştirme konusuna çok farklı yaklaşmış olduğumuzu okuyucularım çok iyi bilmektedirler.
Kriz dönemlerinin, sistemin gücünü yitirdiği dönemler olduğunu ve sermaye sınıfının dini inanışları kendi çıkarlarını korumak için kullandığını ifade eden Aydın’ın ne derece hatalı bir bakış açısı içinde olduğu açıktır. Faiz gibi sömürü araçlarını reddeden ve zekât vermeyi İslam’ın şartı olarak öne süren bir dine karşı bu sözleri söylemek konuya ne derece uzak kalındığını apaçık ortaya koymaktadır.
Yazılarımdan beş tanesini referans olarak ele alan Aydın’ın faiz ve zekât konusundaki yazılarımı incelemesini tavsiye ederim. Son söz olarak “yaratmak” Allah’a mahsus bir fiildir. Bu nedenle sık sık geçen bu kelime nedeni ile parantez içinde “meydana getirmek” ifadesini kullandım. Bunun haricinde Aydın’ın yazısının hiçbir kısmı değiştirilmemiştir, vesselam…
Ravza ZEYBEK
Bir Bayrama Uyanmak
Eyüphan KAYA
Cuma Hutbemizin konusu; Veda Hutbesi
Seyfettin BUDAK
Görünmek mi, var olmak mı?
Adnan ÖZ
Türk futbolu böyle yö-ne-ti-le-mez!
Songül KARAMAN
Geçmişten Günümüze Ramazan Gelenekler
Nihat Güç
İsrail-ABD, İran Ve Biz
Özlem Gürbüz
Çocukların Dilinde Mekke Sevgisi
Hamdi TEMEL
Oruç: Hücrelerimizi Yenileyen İlahi Sistem
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Problem Çözmenin Önemi
Halil MERT
Şehirler medeniyetin merkezi mi, suç kaynağı ve alanı mı?
Fatih ORUÇ
II. Körfez savaşı veya ABD-IRAK savaşı
Mehmet BOZKURT
İran Yalnızlaşırken, Ortadoğu Yanıyor!
Mehmet Nuri BİNGÖL
ABD, İran, Vekâlet Savaşları ve Caydırıcılık Meselesi
Levent ERTEKİN
Karatüre Üzerinden Kültürel Restorasyon (3)
Aydın BENLİ
İran’a saldırı, bölgeye saldırıdır!
Aydan KURT
Oyunlar…
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Z kuşağı daha az zeki mi, yoksa daha fazla yorgun mu?
Fatma Saçak Akbulut
Sevmek
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 76
İsa ÇOLAKER
Şiirin Gürültülü Sessizliği
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Bülent ERTEKİN
EŞKİYA DÜNYAYA HÜKÜMDAR OLMAZ
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Recep YAZGAN
Beyaz leke gösterir…
Hasan KARADEMİR
HALK (!) PARTİSİ
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SUS GÖNLÜM!
Gülay ÇETKİN
Denizli milli eğitimde usulsüz lojman mı tahsis edildi?
Ahmet DÜZGÜN
Bir Oy Vermenin Değeri
Ahmet SAĞLAM
İNANMAK
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Adnan İPEKDAL
Ne Vereyim Abime, Biraz Sokak Kültürü Alır mısınız?
Vehbi KARA
İnsan Çok Zalim Ve Çok Cahildir
Servet ZEYREK
Dünden Bugüne Çarşamba'da Eğitim
Özhan KIZILTAN
İyi Polis ve Kötü Polisten Sonra Mason Polis Tartışması
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Cevahir AYDIN
El alem Jürisinin Sahte Kürsüsü
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Ahmet Eren KURT
Sessizlik Bazen Bir Tercih Değil, Son Çaredir
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Hüseyin KURT
Telekonferansın Ardındaki Gerçek: Büyük Kürdistan’ın Güncel Senaryosu
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Mesut CİHAT
Allah'ın Zatı ve Subuti Sıfatları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Batuhan ŞUORUÇ
Şıracılar
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Murat GÜLŞAN
Türk Milliyetçisinin Vicdan Muhasebesi
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Memiş OKUYUCU
Zübeyir Yetik’in Ardından…
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)