12 Eylül 1980 darbecileri, Türkiye’deki bir çok terör örgütünün gelişip büyümesinde, palazlandırılmasında mühim rol almışlardır. Tamamen ABD’nin güdümüne girmiş FETÖ örgütü ve PKK, bu dönemde yapılan icraatlar sayesinde aradan 39 yıl geçmiş olmasına rağmen hala faaliyetlerini sürdürmektedir.
Eğer ABD’li üst akıl olmasa çoktan bu iki örgüt yani FETÖ ve PKK tesirsiz hale getirilebilirdi. Fakat darbeci generaller ABD’den gelen talimatlarla terör örgütlerinin ekmeğine yağ sürmüştür. Örneğin henüz emekleme aşamasında olan PKK, bazı cezaevlerinde yaşanan işkence ve kötü muamele propagandası sayesinde aşama aşama büyütülerek halkımızın başına bela olmuştur.
Keza FETÖ örgütü neredeyse esamisi okunmayan küçücük bir yapı iken dindar insanlar üzerinde kurulan baskı yüzünden halkımızın duygularını istismar etmesini bilmiştir. İslam’ın emrettiği namaz, oruç ve tesettür gibi emirleri yok saymış Müslümanların alkollü içki içmesi üzerindeki yasakları kaldırmaya çalışmıştır.
Fetocular; özellikle askeri okullardaki Evren faşizmini ve dindar öğrenciler üzerindeki baskıyı çok iyi kullanmışlardır. Kısaca 12 Eylül Darbesi ve halkımız üzerindeki akıl almaz baskılar bir çok terör örgütüne aradıkları fırsatı vererek menhus emellerini gerçekleştirme fırsatı vermiştir.
12 Eylül döneminde askeri okul öğrencisi olduğum için FETÖ örgütünün nasıl palazlandırıldığına bizzat şahit oldum. Benim gibi namazını kılan, orucunu tutan, eşi başörtülü ve içki içmeyen binlerce asker ordudan atılırken FETÖ mensubu askerler “amaca ulaşmak için her yol mubahtır” diyerek ordumuz başta olmak üzere bir çok kamu kurumunu ele geçirdiler.
FETÖ örgütünün “Yargı-Emniyet-Ticaret” üçlüsü ortak hareket ederek kamu otoritesinin de imkânlarını kullanarak dev bir canavar gibi tahribat yapmıştır. Mesela bir zamanlar herhangi iş kolunda faaliyet gösterirken paralel yapı ile menfaatleriniz veya ticaretiniz kesiştiği takdirde başınıza gelmedik felaket kalmazdı. Yalan ve uydurma delillerle bir sabah ansızın kapınıza dayanıp FETÖ örgütünün yargı ve emniyet mensupları aracılığı ile ağır cezalara çarptırılmak mümkündü.
Bu acı gerçek MİT Müsteşarının tutuklama girişimi, 17-25 Aralık 2013 olayları ve nihayet 15 Temmuz 2016 tarihindeki darbe girişimleri sayesinde anlaşılmıştır. Darbeden önceki yıllarda bu dehşetli FETÖ örgütü ve yöneticisi olan Feto zındığı hakkında sayısız makale yazdım ve neşrettim. Bu yüzden bir çok tehdit ve baskıya maruz kaldım. Ne yazık ki gerekli tedbirler alınmadığı için bu yazıların çok fazla yararı olmadı.
İşte bu makalede bu yazılardan bir kısmına yer vermek istiyordum. Yıllarca önce yazılan bu yazılar hedefe tam isabet sağlamıştı. Öyle ki gelmekte olan askeri darbeyi tam 5 buçuk ay önce önemli gazetelerde yayınlayarak gerekli ikazları yapmış oldum. Özelliklen askerlik konusunda yapılan fecaat çok büyüktür.
15 yıllık askerlik hayatımda FETÖ örgütünün nasıl kumpas kurduğu, zavallı asker arkadaşlarımı nasıl avlayıp örgüte soktuklarını yeniden anlatmak gerekiyor ki; tedbirler alınsın yeniden bu ve benzeri örgütlere fırsat verilmesin.
Paralel yapı ilk faaliyetlerine 12 Eylül 1980 döneminde başlamıştı. Ülkemizde darbe yapmak moda olduğu için hedef olarak askeri lise ve Harp Okulları hedef seçmişlerdi. Darbe yolu ile kısa yoldan devleti ele geçirmek amaçlanmıştı. Bu okullara önce öğrenci sokuldu ve bu öğrenciler vasıtası ile askeri okul öğrencilerini aldatarak kendi saflarına çekmeye başladılar.
Zemin tam da onların istediği gibi idi ve bu Paralel Devlet Yapılanması için çok müsaitti. Zira Evren ve faşist darbeciler dini konularda pek acımasız davranıyor namaz kılan öğrencilere ağır baskılar yapıyordu. Evren kendisini Cumhurbaşkanı olarak seçtirdiği yetmiyormuş gibi sık sık milletin huzuruna çıkıyor irtica ve din namına aklına gelen her türlü safsatayı söylemekten çekinmiyordu.
Sanki anarşi ve terörü dindar insanlar çıkarmış gibi komünistlere verdiği sıkıntı kadar belki daha fazlasını dindar insanlara veriyordu. O yıllarda askeri okul öğrencisi olduğum için konuşmalarından çok etkileniyordum. Zira durumdan vazife çıkaran komutanlar dindar öğrencilere her türlü eziyeti fazlasıyla yapıyordu.
Evren, askeri okullarda dindar öğrenci kalmayacağına dair mücadele edeceğine adeta yemin etmişti. Kendisine darbe yaptıran Amerikalılar demek ki öyle istiyordu. Toprağı bol olsun ona yardım eden de hatırı sayılır bir insan kitlesi vardı.
İşte fırsat bu fırsat diyerek FETÖ Örgütü, askeri okul öğrencilerine “asla namaz kılmamaları” konusunda uyarılarda bulundular. Çünkü günde beş vakit farz olan namaz kılındığı takdirde irticacı oldukları ortaya çıkacak bu nedenle okulu bitiremeden atılarak ciddi bir borç senedi imzalatıldığı için zor duruma düşeceklerdi.
O günleri daha dün gibi hatırlıyorum. İma ile namaz adı altında uydurma bir hareketle namazı tağyir ettiler. (Tağyir dini bir emri bozma, ortadan kaldırma demektir) Dinin direği olan namazı tağyir eden fitne örgütü daha başka ne yapmaz ki? Bunlar din adına ne kadar emir ve yasak varsa hepsini akıl almaz usul ve yöntemlerle ortadan kaldırdılar.
Bu konuda dindar askerlere aman vermemekle övünen generaller Feto’nun dine verdikleri zarar karşısında sevinç duyuyor, tepeden baktıkları Türk halkına dini konularda vicdansızca işkence etmekten ayrı bir zevk alıyorlardı. Dinimizin gereklerini yaşamaya çalışmak isterken karşılaştığım zorlukların bir kısmını anlattığım “Bahriye’de 15 Yıl” isimli kitapta dindar insanlara yapılan zorluklara bir parça olsa da değindiğim ve bunu dile getirdiğim için ferahlık duyuyorum. Yoksa bu çekilen çile ve yapılan zulümler öyle kelimelerle anlatılan cinsten değildir.
Kısa zamanda FETÖ yapılanmanın birinci basamağı olarak “itaat et kurtul “ anlayışı ile elde edilen gençler orduya alınmış sayı olarak hızla artış sağlanmıştı. Üniversiteye hazırlık kurslarına giden öğrencileri özel kurslara sokmak ve soru çalarak okullara sokmak en başarılı oldukları yöntemlerden birisi idi. Asker olmak istemeyen öğrenciler emniyet teşkilatına ve hukuk fakültelerine yönlendiriliyordu. Bu konuda dershaneler Fetullahçı yapılanmanın arka bahçesi olmuştu.
Askeriyede ise örgüt mensuplarının okul bittikten sonra uyması gereken kurallar çoğalmıştı. Bunların başında içki içmek gibi haysiyetsiz bir davranış geliyordu. (İçki, kebair yani büyük günahlardandır) Ayrıca Fetullahçılar asla başı örtülü bir kızla evlenemezdi. Olur ki bir hata yapıp evlenmişse eşinin başını açmak zorunda kalacaktı. Bu nedenle ağlayıp sızlayan hatta ruhsal çöküntüye girip aklını kaybeden kadınlarımızı bilirim. Bu fenalık öyle basit bir şey değildir. Çocukluğundan itibaren başörtüsüne alışmış bir kızın başını açması adeta soyunup sokağa çıkmak kadar zor bir iştir. Bunu bilen bilir…
Ramazanlarda oruç tutmamak, dini konularda konuşmamak konuşmak gerektiğinde ise irticayı kınamak bu Fetocuların en önemli vasıflarından bir tanesiydi. 15 Yıllık Bahriye hayatımda komünistler kadar bu zavallı Fetullahçılarla mücadele ettim. Komünistlerle kavga etmek daha kolaydı. Zira karşımdaki adamın tavrı netti. Dine ve dindarlara olanca gücü ile düşmanlık etseler dahi karşılığını vermek zor olmuyordu. Lakin bu iki yüzlü Fetocuların nasıl ve ne biçim bir tepki verecekleri meçhuldü. Yalan söylemek, gizli ve sinsi hareket etmek bu örgütün en bariz vasfıydı.
Yıllar geçtikten sonra bu Paralel Yapı mensupları Harp Akademilerine de sızdılar. Sızdıktan sonra burada da soru çalmak ve sınavlara özel bir şekilde hazırlamak en önemli vazife idi. Benim gibi namaz kılan ve içki içmeyen üstelik eşi de başörtülü olan bir subayın sınavları geçip Kurmay sınıfına geçmesi imkansızdı. Örneğin beni sınavlara dahi sokmadılar. Elbette Fetocu örgüt mensupları bu sayece dindar subayları baştan elemine etmişler önleri açılmıştı.
Uydurma delil ve iftiralar ile başarılı askerlerin önü tıkandı. Hatta bir kısmını hapse attırmaktan dahi çekinmediler. Bu konu çok vicdan sızlatıcıdır zira sonunda çok kötü hukuk cinayetlerine şahit olduk. Balyoz davasında açık açık darbe planını yürürlüğe koyan Çetin Doğan gibi darbeci generaller, Fetocu örgüt kumpasının anlaşılması sayesinde beraat etti,
Balyozcu generaller öyle küstah ve kendinden emin idiler ki Balyoz isimli Harp Oyununda darbe planlarını açıkça kayda dahi almıştı. Yazdıkları günlük ve kitaplarında darbe planlarını açık açık söylüyorlardı. Ergenekon davası ile birlikte bunlar da aradan sıyrıldılar. Aynı fenalık 28 Şubat davasında da görülmektedir. Apaçık post modern darbe yapan generaller bu davada aklanırsa şaşmayın!...
İşte girdiği her yeri bataklığa çeviren bu FETÖ Örgütü, silahlı kuvvetlerdeki bir çok güzel hasleti dahi tahrip etti. Liyakat ve kabiliyetin yerini örgüt sadakati aldı. Darbeden önce bir yazımda “Generallerin % 40’ının Fetullahçı olduğuna dair ciddi bilgiler bulunuyor. İşin kötüsü silahlı kuvvetlerde bu yapı ile ilgili hiçbir temizlik yapılmadı. Lakin iş dindar subaylara gelince aslan kesilen komutanlar, Fetullahçı Paralel Yapılanma karşısında çok utangaç ve sessiz duruyorlar. Peki, bunun hesabı sorulmayacak mı?” demiştim. Darbeden çok daha önce başka bir yazımda ise şöyle diyordum:
“Fetullah Terör Örgütünün yeraltına inmesi ve palazlanıp büyümesi 12 Eylül ve 28 Şubat darbecileri sayesinde olmuştur. Zira Fetullahçılar dindar insanlara baskı yapıldığı için yeraltına inmek zorunda kaldıklarını söyleyerek masum bir çok insanı kandırmaya muvaffak olmuşlardır. Kısaca Fetullah Terör Örgütünün mimarı da yine darbecilerdir. Bu darbeci alçaklar; Fetullahçı ve Siyonist örgütlerle işbirliği yaparak Türk Silahlı Kuvvetlerinden on binlerce dindar askerin atılmasına sebep olmuşlardır. Sadece eşi başörtülü olduğu için ordudan atılan benim gibi binlerce insan var”
Yüksek Askeri Şura Kararlarının yargı denetimine alınması ile birlikte artık irtica suçlaması ile ordudan atılan asker kalmamıştır. Anayasa değişikliğinin 12 Eylül 2010 yılında referanduma götürülmesi ile bu ahlaksız uygulama yürürlükten kaldırıldı. Lakin Fetocu ve din düşmanı bütün örgütler zaten amacına ulaşmıştır. Orduda 28 Şubat Süreci başta olmak üzere o kadar çok operasyon yaptılar ki namazını açıktan kılma cesareti kalan çok az sayıda asker kalmıştı. Bunun yerine her türlü gizliliğe önem veren hatta ibadetlerini yapmadığı gibi dindar insanlar hakkında atıp tutan binlerce zibidi türedi. Her fırsatta dini inançlara sövmeyi adet edinen bu insanlar hala hayasızlıklarını kendilerine teşne olan medya grupları vasıtası ile dillendirmeye devam ediyorlar.
Feto, “başörtüsü fürüattır” diyerek kendine bağlanmış olan müritlerini başörtülü olmaktan men etmiştir. Hatta emrini dinlemeyen askerleri örgütten kovmuş kendine has usullerle yaptırım uygulamıştır. Daha sonra Balyoz kumpası ile rakip olarak gördüğü kurmay subayları ordudan attırmış meydan kendisine kalmıştır. Şimdi sayıları yüzleri bulan Fetocu general ve amiral ordu saflarında yer almaktadır. Soru çalarak ve daha nice usulsüzlüklerle askeri okullara ve silahlı kuvvetler akademisine giren FETÖ Örgütüne mensup subayların sayısı ise binleri bulmaktadır. Bunlar irticacı denilmesin diye her türlü gizliliği yapmaktan çekinmeyen, içki içen, tesettürlü hanımlarla evlenmeyen örgüt üyeleri fırsatını bulduğu anda darbe yapmaktan çekinmeyen kişilerdir.
FETÖ örgütünün finans, uluslararası ticaret, uluslararası eğitim, uluslararası sanayi, uluslararası diplomasi, medya, istihbarat yapılanmasını da başka bir yazıya bırakalım, vesselam…
Vehbi KARA
Özlem Gürbüz
Kurban Bayramı Ve Manevî Değerlerimiz
Nihat Güç
Zuhruf Suresi 37. Ayet
Hüseyin KURT
Asabiyenin Gölgesinde Bir Coğrafya
Gülay ÇETKİN
Denizli Eğitim Gücü Sen’den Proje Okulu Çağrısı
Seyfettin BUDAK
Güveninizi Bir Gerçek Sandığınız Duygusal Avcı Narsistin Sosyal Medya Tuzağı
Mehmet BOZKURT
Türkiye'nin CHP ile tarihi yolculuğu...
Eyüphan KAYA
Ailenin selameti için 7-S
Recep YAZGAN
Karl Marks’ın Hindistan İhaneti!
Öztürk Samuk
Proje Derin
Mehmet Ali Çamoğlu
Sisli Meydan: At İzi İt İzine Karıştı
Mesut BALYEMEZ
Ulan kapitalizm.
Bülent ERTEKİN
Engelliler İçin Söz Değil, İcraat Gerekiyor
Aydın BENLİ
Çok Gerginiz Çok!
Aydan KURT
Bir yolculuktan fazlası...
Adnan ÖZ
Bu sezon samsunspor’a yakıştı!
Songül KARAMAN
Aile İçi İletişimde 10 Altın Kural
Kadir Erol
İnsan Olmak....!
Vehbi KARA
Kocatepe Muhribi’nin Batması ve Liyakatsizlik Sorunu
Murat GÜLŞAN
Maskeler düştü: saha yeşil, zihniyet kara!
Mesut CİHAT
Adamlığın Sende Kalsın
Adnan İPEKDAL
ODTÜ Semalarında Amerikan bayrağı Dalgalanacak mı!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
Burak Çileli
Sumud filosu işkencesine kısas milli haysiyet meselemizdir
İsa ÇOLAKER
YAZAR TIKANIKLIĞI
Ömer Naci Yılmaz
Ali Kolcu Hoca’mızı Hakk’a Uğurladık
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Mehmet Nuri BİNGÖL
En Büyük Miyar: Kanaat
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Memiş OKUYUCU
İyilikle İyileştirerek Eğitim
Hamdi TEMEL
Suçun Adresi: Başta Medya, Sonra Hepimiz
Halil MERT
Türklük Tanımının Güncellenmesi
Hasan KARADEMİR
HİKMET KIVILCIMLININ DİNİ ANLAYIŞININ ELEŞTİRİSİ
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Ahmet SAĞLAM
Din Düşmanlığı
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Ahmet DÜZGÜN
Artık seviye eğitim sistemi şart
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)