Darbelerin mağduru tüm halktır. Fakat halkın içindeki bir kısım askerler daha fazla mağdur olmuşlardır. Eğer bu mağduriyet giderilmez ise hem dünyada hem ruz-i mahşerde dehşetli bir ceza ile karşılık bulacaktır. Zira âlemlerin yaratıcısı olan Allah; “huzuruma kul hakkı ile gelmeyin” diye buyurmaktadır.
28 Şubat Davası neticelendi ve darbeci generaller müebbet hapse mahkûm oldular. Her ne kadar elleri kolları serbest geziyor ve devlet korumaları ile lojmanlarda hala keyif sürüyor olsalar da; mahkeme darbecileri suçlu görerek yapılan fiilin büyük bir suç teşkil ettiğini tescil etmiştir.
Bu paradoksal durum nedense hükümeti harekete geçirmeye yetmemektedir. Tam 21 yıl önce gerçekleştirilen ve dindar askerleri ordumuzdan tasfiye ederek sonraki darbelere hazırlık amacı taşıyan bu darbeyi iyi anlamak zorundayız.
Darbeler ABD planlanırken şu husus elbette gündeme gelmiştir. “Darbe esnasında halka ateş açılması gerektiğinde buna karşı çıkacak ordu mensuplarına karşı nasıl bir tedbir alınmalıdır”. İşte ancak ABD gibi emperyalist devletlere köpeklik eden darbeciler; böyle bir durumda yani halka ateş açmayacak askerleri derhal ordudan tasfiye etmeyi akıllarına koymuşlardır.
Her 8-10 senede bir gerçekleştirilen askeri darbelerde sayıları binlerle ifade edilen subay, astsubay ve uzman erbaş ordudan resen emekli edilmiştir. Resen emeklilik ya da başka bir ifadesi ile zorunlu emeklilik sözün kibarcasıdır. İşin aslı resmen ordudan tasfiye etmektir. İşte ordudan tasfiye edilen binlerce asker hala mağdur durumda olup bu fenalığa istemeyerek de olsa imza atan Cumhurbaşkanı Erdoğan da dahil olmak üzere hükümet yetkilileri, kılını dahi kıpırdatmamaktadır.
Kaderin cilvesine bakın ki ordudan atılan bu askerler, 15 Temmuz 2016 da ABD tarafından FETÖ’ye yaptırılan darbe esnasında halkı örgütleyerek darbecilerin çözülmesinde önemli roller üstlenmiştir. Ezanlarla beraber manevi bir güçle tanklara karşı gerçekleştirilen darbe kırıcılığında askeri bilgileri olan bu insanlar, darbecileri güç duruma sokmuştur.
Askerlere verilen talimatlarda, darbeci komutanların emirlerini dinlememeleri gerektiği, bunun büyük bir suç olduğu; askerlikteki tecrübeleri sayesinde ordudan atılan subayların katkısı ile kolayca aşılmıştır. Böylesine büyük 15 Temmuz darbesinin 250 şehitle bertaraf edilmesi, hiç de kolay bir iş değildir. Hiç telaffuz edilmeyen bu hususun halkımız tarafından bilinmesi gereklidir.
Ben de 28 Şubat 1997 sürecinde ordudan tasfiye edilen subaylar içinde yer almaktayım. Darbenin önlenmesi için kendi adıma konuşmam gerekirse önemli işler yaptığımı söyleyebilirim. Bunların başında; Silahlı Kuvvetlerdeki Fetullahçı yapılanmayı defalarca makaleler yazmak sureti ile deşifre etmek olmuştur. Hatta darbeden 5 buçuk ay önce o tarihte Başbakan olan Davudoğlu’nu “Kamikaze Fetullahçı Darbe” ve “Feto İhaneti” makaleleri ile ikaz ederek çok önemli bir vazifeyi gerçekleştirmek nasip oldu.
Hükümet ve Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT), bu makalelerden elbette istifade ederek darbecilerin başarısız olmasında bazı tedbirleri almışlardır. Yoksa ülkemizi kan gölüne çevirmek isteyen ABD ve FETÖ örgütü çok daha dehşetli katliamlara imza atacaklardı.
Şimdi önümüze bakalım. Geçmişte yapılanlar ders niteliğinde olmalı, geleceği şekillendirirken bu tecrübelerden istifade edilmelidir. Özellikle de 28 Şubat 1997 tarihinde mağdur edilip hala bunun acısını yaşayan insanların dertlerine de çareler aramak lüzumu vardır. Bu yapılmaz ise büyük bir nankörlüğe ve haksızlığa imza atılmış olacaktır.
Bu haksızlığı gidermek için Yüksek Askeri Şura (Y.A.Ş.) kararları ile ordudan ayrılmış benimde içinde bulunduğum bir kısım askere bazı haklar verilmiştir. Bunun sayısı yaklaşık 1200 asker ile sınırlıdır. Fakat suçu sırf eşi başörtülü olmak olan “resen emekli” edilen binlerce askere zırnık dahi verilmemiştir. Öncelikle bu zulmün adını koyup nasıl gerçekleştirildiğini bir defa daha dile getirelim;
Resen emeklilik olayı; YAŞ toplantılarında Hükümet üyeleri, Başbakan ya da Cumhurbaşkanının ilişik kesme kararlarına şerh koymasının önüne geçmek ve kamuoyundan gizlemek amacıyla, idarenin tek taraflı yürüttüğü Anayasaya aykırı hukukta yeri tartışmalı bir işlemdir.
Kuvvet komutanının teklifi ve Genel Kurmay Başkanının oluru (2’li) ya da Kuvvet komutanının teklifi, Genel Kurmay Başkanının uygun görmesi ve Bakan Onayı (3’lü) ile uygulanmıştır. TSK personelinin, gerek YAŞ kararlarıyla, gerekse TSK Personel Kanununun 50/c (subaylar) veya 94/b (astsubaylar) maddeleri gereğince çeşitli nedenler gerekçe gösterilmek suretiyle “haklarında hiçbir yargı kararı olmaksızın” görevden uzaklaştırılmasıdır.
Yani (uzman çavuş ve astsubaylar) 2’li ve (subaylar) 3’lü kararnameler ile TSK’dan çıkarılması işlemine Resen emeklilik denir. Resen emekli edilenler bazı yazışmalarda “Kararname Mağduru” olarak ifade edilmektedir.
Her ne kadar emeklilik tabiri kullanılsa da olayın emekli olmak ile alakası yoktur. Haklarında memuriyetten çıkarmayı gerektirecek hiçbir mahkeme kararı olmayıp, keyfi ve hukuksuz bir işlem olduğundan, olayı yumuşatmak adına emeklilik kelimesi eklenmiştir. Emeklilere tanınan hiçbir hak tanınmamaktadır.
Bazen hiçbir suç istinadı dahi olmadan, isimsiz mektuplar ile başlatılan soruşturma kapsamında hazırlanan fezleke esas alınarak, yargılama bile yapılmadan ya da sonucu beklenmeden veya beraat kararları dikkate alınmadan ya da basit disiplin suçlarından atılanlar da vardır. Hiçbir hukukçu kimliği olmayan sicil amirlerinin verdiği cezalar ve siciller ile Yüksek Askeri Şura’ya götürülmesine bile gerek duyulmayan, yargısız infaz edilen ve adalet aramak için 12 Eylül Anayasası ürünü çıkmaz sokak Askeri Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM) adres gösterilen mağdurlar işte bunlardır.
Silahlı Kuvvetlerde amir ve komutan vasıflı kişilere verilen sınırsız yetki; Disiplinin tesisi için değil, tasfiyeler için kullanılmıştır. Darbelerin icrası için idarenin sopası olarak ast rütbedeki personelin sırtından hiçbir zaman eksik edilmemiştir.
Burada yanlış anlaşılmayı önlemek zorunluluğu vardır. Çünkü kasıtlı olarak bazı çarpıtmalara ve yalanlara şahit oluyoruz. Türk Ceza Kanununda “yüz kızartıcı suçlar” olarak tanımlanan suçları işleyenler, Askeri Mahkemelerde yargılanarak, yani haklarında yargı kararı verilerek TSK’dan ihraç ve tard edilirler. İşte resen emekli edilmiş personelin bu personelle hiçbir ilgisi olmadığı gibi ilişiklerinin kesilmesinde, haklarında verilmiş herhangi bir yargı kararı da bulunmamaktadır.
YAŞ kararlarıyla ilişiği kesilenler ile Bakanlık Onayı veya Kararname yoluyla ilişiği kesilenler arasında da yargı kararı eksikliği yönünden herhangi bir farklılık bulunmamaktadır. Fakat benim gibi şanslı grupta olanlar en azından bazı haklarını alabilmiş çoğunlukta olan kesim ise mağdur bırakılmıştır. Devlet 6191 sayılı yasa uyarınca yapılmış olan başvurularda çoğunlukla çözüm bulabilmiş iken kararname yoluyla yani resen emeklilik adıyla ‘TSK’dan ayırma işlemine” ise yargı yoluna açık olarak yapıldığından çare bulamamıştır.
Halbuki; 1602 Sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 21. maddesi uyarınca; “ “İdari yargı yetkisi, idari işlem ve eylemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır. Yerindelik denetimi yapılamaz. Yürütme görevini kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak tarzda kullanılamaz ve idari eylem ve eylem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemez.’’ Hükmü uygulanmak zorunda ve binlerce mağdur askerin hakları verilmelidir.
Yasa hükmü uyarınca, idari işlemlerin hukuka uygunluğunu denetleme ve idarenin takdir yetkisini kaldırma yetkisi olmayan bir mahkemenin yargı yolu olarak gösterilmesi hukuka aykırılık olduğu gibi aynı zamanda yargı yolunun fiilen kapalılığıdır. Kararname mağdurlarına ilişik kesme ile ilgili belge verilmemesi ya da verilse de yargı yolunun gösterilmemesi de fiilen yargı yolunu tıkayan uygulamalardır.
Şimdi kapatılmış olan Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin, idarenin takdirinde bulunan ve denetim mekanizması ve kanun yolu bulunmayan sicil amirlerinin cezalandırma yetkisini sorgulama ve doğrulama imkânı bulunmamaktadır. Bu haliyle de ayırma işlemine konu yapılan ve disiplinsizlik gerekçesine mesnet olarak gösterilen eylemler ve cezalar idare mahkemesince yargı konusu yapılamamaktadır. Bu başlı başına idarenin takdir yetkisinin herhangi bir yargı denetimine açık olmadığının net olarak göstergesidir.
Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan Hukuk Devleti İlkesi uyarınca idarenin tüm düzenlemelerinin açık, öngörülebilir, sınırlarının belirlenebilir olması, keyfiliğe neden olabilecek uygulamalara yol açmaması gerekmektedir.
Resen ayırma işlemlerinin menşei ve resen ayırmaya tabi tutulacak kişilerin belirlenmesinde yetkinin tamamen idareye bırakılması Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan Hukuk Devleti İlkesiyle bağdaşmamaktadır.
Anayasanın 10-5 maddesi uyarınca; “Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar” demektedir. Kesinleşmiş yargı kararı olmaksızın haklarında resen emeklilik kararı verilen herkesin, bu kanun kapsamında değerlendirilmesi hukuki ve vicdani bir zorunluluktur.
Yukarıda sayılan hukuki nedenden dolayı, idare tarafından verilen “red” kararının yok hükmünde sayılması hukukun gereğidir. Ayrıca, “yasa ile esasları belirlenmeden, çerçevesi çizilmeden idareye yetki verilmesi yasa ile düzenleme anlamına da gelmez” denilerek, resen emekliliğin Anayasaya aykırı olduğu tescillenmiştir.
Disiplin suç ve tecavüzlerinden dolayı disiplin amirlerince verilen cezaların yargı denetimi dışında tutulması, Anayasanın 129 ve 1602 Sayılı AYİM Kanunun 21 nci maddesinin amir hükmü olup; bu cezalar gerekçe gösterilerek tesis edilen idari işleminde Yargı denetimine kapalı bir işlem olduğu her hukukçu tarafından görülmektedir.
Danıştay 11nci Dairenin Anayasa Mahkemesine götürdüğü ve Anayasa Mahkemesi tarafından 8.6.1949 günlü, 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu’na 13.11.1981 günlü, 2559 sayılı Yasa’nın 4. maddesiyle eklenen Ek Geçici Madde 16’nın Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İptaline, 3.6.2010 günü Oybirliğiyle karar verilmiştir.
Anayasa Mahkemesi’nin ilgili yasayı iptal etmesinin ardından idarenin, Anayasa’nın 137. maddesi gereğince, yasa iptal edildiği için yeniden düzenleme yapıp, hakların iadesini sağlaması gerekmektedir.
Bu yapılmadığı gibi Anayasa Mahkemesi kararları geriye işlemez diye bütün işlemleri reddetmektedir. Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye işlemeyeceği” gerekçesine de bu karar bir cevap niteliğinde olmuştur. Çünkü yasanın iptali ile zaten hukuksal temeli ortadan kalkmıştır. Danıştay bu kararı ile hukuksuzluğu ortadan kaldırmıştır. Danıştay’ın bu kararı ile zaten hukuksal temeli olmayan bu kararların yasal dayanağını da ortadan kaldırmıştır. İdarenin hiçbir yorumu Anayasa’ya aykırı olamaz. Aynı nedenlerle (disiplinsizlik) ve aynı kanun maddesiyle ayrılışı yapılanlar arasında eşitsizlik yapılmış kimine “Red” kimine “Kabul” verilmiştir. Bu durum ise anayasaya aykırıdır.
YAŞ mağduru olmasına rağmen, Red cevabı verilenler, haklarında kesinleşmiş mahkeme kararı olanlardır. Diğerlerinin ise kesinleşmiş mahkeme kararları yoktur. Ayrıca 2324 sayılı kanundan faydalanmışlardır, yani haklarını alanlar, iptal edilen resen emeklilik yasasına dahil olanlardır. Haklarında mahkeme kararı olanlar, resen emekli yasası kapsamında mütaalâ edilmediklerinden başvuruları red edilmiştir. Çünkü başvuruları kabul edilenler, 32.maddenin ayrıcalığından değil resen emeklilik yasasının iptalinden faydalandırılmış Anayasaya ve kanunlara aykırı olarak, Kararname mağdurları yani Resen Emekli edilenler bu yasa kapsamında mütalaa edilmemişlerdir.
YAŞ kararı ile ilişiği kesilmiş personelin, 22.03.2011 olan başvurularını yaptıkları tarih itibarıyla, Bakanlık ve kararname onaylı personel ile aralarında eşitsizlik olarak değerlendiren Yargı Yoluna Kapalı İşlemler gerekçesi, 07.05.2010 tarihinde, 125’nci maddeye yapılan değişiklikle hükmünü kaybetmiştir. Yapılan değişiklikle, “YAŞ’ın terfi işlemleri ve kadrosuzluk nedeniyle emekliye ayırma işlemleri dışındaki her türlü işlemine yargı yolu açıktır” denilmektedir.
Sonuç olarak; Anayasaya, ulusal ve uluslararası tüm hukuk kurallarına aykırı olarak yapılan işlemler ile Resen emeklilik hukuksuz tabiri ile hayatları karartılan ‘’kararname mağduru’’ olarak bilinen bir mazlum grubu oluşmuştur. Kararname mağdurları demek, hukuka aykırı olarak ve ihtilal kafası ile kurulmuş önce cuntacılar, akabinde FETÖ’cüler tarafından sonuna kadar kullanılmış zulmün, Resen emekli tabiri ile vücut bulmuş halidir, vesselam…
Vehbi Kara
Ravza ZEYBEK
Bir Bayrama Uyanmak
Eyüphan KAYA
Cuma Hutbemizin konusu; Veda Hutbesi
Seyfettin BUDAK
Görünmek mi, var olmak mı?
Adnan ÖZ
Türk futbolu böyle yö-ne-ti-le-mez!
Songül KARAMAN
Geçmişten Günümüze Ramazan Gelenekler
Nihat Güç
İsrail-ABD, İran Ve Biz
Özlem Gürbüz
Çocukların Dilinde Mekke Sevgisi
Hamdi TEMEL
Oruç: Hücrelerimizi Yenileyen İlahi Sistem
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Problem Çözmenin Önemi
Halil MERT
Şehirler medeniyetin merkezi mi, suç kaynağı ve alanı mı?
Fatih ORUÇ
II. Körfez savaşı veya ABD-IRAK savaşı
Mehmet BOZKURT
İran Yalnızlaşırken, Ortadoğu Yanıyor!
Mehmet Nuri BİNGÖL
ABD, İran, Vekâlet Savaşları ve Caydırıcılık Meselesi
Levent ERTEKİN
Karatüre Üzerinden Kültürel Restorasyon (3)
Aydın BENLİ
İran’a saldırı, bölgeye saldırıdır!
Aydan KURT
Oyunlar…
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Z kuşağı daha az zeki mi, yoksa daha fazla yorgun mu?
Fatma Saçak Akbulut
Sevmek
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 76
İsa ÇOLAKER
Şiirin Gürültülü Sessizliği
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Bülent ERTEKİN
EŞKİYA DÜNYAYA HÜKÜMDAR OLMAZ
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Recep YAZGAN
Beyaz leke gösterir…
Hasan KARADEMİR
HALK (!) PARTİSİ
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SUS GÖNLÜM!
Gülay ÇETKİN
Denizli milli eğitimde usulsüz lojman mı tahsis edildi?
Ahmet DÜZGÜN
Bir Oy Vermenin Değeri
Ahmet SAĞLAM
İNANMAK
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Adnan İPEKDAL
Ne Vereyim Abime, Biraz Sokak Kültürü Alır mısınız?
Vehbi KARA
İnsan Çok Zalim Ve Çok Cahildir
Servet ZEYREK
Dünden Bugüne Çarşamba'da Eğitim
Özhan KIZILTAN
İyi Polis ve Kötü Polisten Sonra Mason Polis Tartışması
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Cevahir AYDIN
El alem Jürisinin Sahte Kürsüsü
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Ahmet Eren KURT
Sessizlik Bazen Bir Tercih Değil, Son Çaredir
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Hüseyin KURT
Telekonferansın Ardındaki Gerçek: Büyük Kürdistan’ın Güncel Senaryosu
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Mesut CİHAT
Allah'ın Zatı ve Subuti Sıfatları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Batuhan ŞUORUÇ
Şıracılar
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Murat GÜLŞAN
Türk Milliyetçisinin Vicdan Muhasebesi
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Memiş OKUYUCU
Zübeyir Yetik’in Ardından…
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)