Şehzade katli, saltanat denilen ve Peygamber Efendimizin (asm) kötülüğünü ifade ederek “ısırıcı” olarak nitelediği yönetim sisteminin sonucudur. Tarihteki bütün medeniyetler Mısır, Roma, Pers ve daha nice devlet saltanatı benimsemiştir.
Emevi, Abbasi devletlerinin yanı sıra Osmanlı ve Selçuklu gibi Türk devletleri de saltanatla idare edilmiştir. Ecdada saygı yüzünden olsa gerek ne yazık ki saltanatın çirkin yüzünü nedense kimse görmek istememektedir. O halde bu çok kötü yönetim biçiminin en kötü tarafını nazara vererek bazı ezberleri bozmakta yarar vardır.
İşte saltanatın en kötü yanı şehzade katlidir. Daha kundakta iken sabiler, yavrucaklar boğazlanmış, öldürülmüştür. Bu cinayeti işleyenlerin cevabı da hazırdır “devletin bekası için yaptık”. Sanki ruz-i mahşerde bu cevap kendisini kurtaracak. Hadi cinayete ortak olanları anlamak mümkün, vicdanlarını rahatlatmak için böyle söylüyorlar. Peki, hiç alakası olmadığı halde günümüzde dahi “şehzade cinayetlerini” savunanlara ne demeli. Bu zavallılar hangi amellerine güveniyor ki bu dehşetli günahı üzerlerine almaktan çekinmeyip savunabiliyorlar. Allah’ın akılsız böyle çok kulu vardır…
Şimdi konuyu biraz daha detaylı izah etmeden önce tasnif ihtiyacı bulunmaktadır. Yani şehzâde, bilfiil isyana teşebbüs etmiş, çıkardığı fitne kanın akmasına sebep olmuş mu? Eğer böyle bir durum söz konusu ise durum farklıdır. Zaten bu konuda bir tartışma yoktur. İsyan çıkaran şehzadeyi kimse savunmuyor. Saltanatın genel kaidesidir “ya devlet başa ya kuzgun leşe” giderler. Hala bu acımasız ve ısırıcı saltanatı savunan varsa bu zavallılara acımak gerekir.
Konu asıl şu noktada düğümleniyor. “Daha küçücük veya hiçbir isyana teşebbüs etmemiş şehzadeleri öldürmek”. İşte bunun hükmünü cevaplandırmaya çalışıyoruz.
Çok kestirme ve basit olarak söylemek gerekir ki masum insanları katletmek ve buna taraftar olmak, insanı bir günahkâr olarak ruz-i cezada yüzünü kara etmeye yeterlidir. Demedi demeyin…
Maksat tarihî seyri içinde hâdiseleri ele alıp, defalarca yazılmışları bir daha tekrarlamak değildir. Hala inatçılık yapan kişileri ikna etmek ve İslâmiyet’i bu dehşetli iftiradan korumaktır. Çünkü çok bilmiş şekilde konuşan adamlar; kelli felli ve burunlarından kıl aldırmayan diploması, sertifikası, makamı ve mevkii olan kişiler. Bunlara laf anlatmak zordur. O yüzden biraz detaylı yazmak icap ediyor.
Şimdi temel itiraz noktasından başlayalım. Diyorlar ki; bu şehzadeler yarın isyan edeceklerdi. Haa! Orada durun bakalım. Çünkü İslâmiyet’e göre, niyet yalnız başına sebeb-i ceza değildir. Bir kişi, on kişiyi öldürme niyetini ilân etmiş bile olsa, on kişiyi öldürmüş gibi cezalandırılamaz. Değil buna Şer’i Şerif’le hükmetmek, beşerî hiçbir kanunla da hükmetmek mümkün değildir.
Zira suç vâki olmamıştır. Suç vâki olmadığı için de son ana kadar niyet sahibi, hem vaz geçebilir, hem de niyetini herhangi bir sebebe bağlı olarak gerçekleştirmeye muvaffak olmayabilir. Dolayısı ile niyetine terettüp eden bir ceza varsa, o ceza verilir ki; istibdad idarelerini bir kenara bırakırsanız, dünyanın hiçbir yerinde bunun cezası niyet sahibini öldürmek değildir.
Bir de düşününüz ki, teşebbüs şöyle dursun, orta yerde bir niyet bile mevzubahis değil. Ancak diyorsunuz ki, ya böyle bir şeyi yaparsa? Bu ihtimalden hareketle yeryüzünde öldürülmeyecek tek insan kalmaz. Her insanı bu tuhaf ihtimalden hareketle öldürüp imha edebilirsiniz. Buna misal olarak Napolyon’u örnek verirler. Bu adam demiş ki “bana öyle bir şey söyle ki seni o söylediğin söz yüzünden idam edeyim”. İşte niyetinden dolayı adam öldürmekle akıl ve iz’ana karşı bundan daha büyük bir cürüm işlenemez.
İster istemez İzmir Suikastı akla geliyor. Bu yüzden başta Kazım Karabekir olmak üzere birçok İstiklal savaşı gazisi kişi idam edilmek üzere yargılanmıştı. Ordu Karabekir’e sahip çıktı da paçayı kurtardı. Lakin diğerleri o kadar şanslı değildi. İddialara göre “suikasta sadece niyet etmişler, teşebbüs dahi etmemişlerdi”. Fakat hepsi asıldı. Çünkü bunlar şehzade katline kılıf geçirenlerden ders almışlardı. İnsanı ne derece sukut ettiriyorlar, ibret almak lazım…
Şimdi, “ihtimaldir ki bazı kelleler kesilecektir” sözünü söyleyen ve Nutukta çekinmeden yazan M. Kamal’ı kaale bile almıyoruz. Zira onun için değil şehzade binlerce insan da öldürülse sorun olmazdı. Biz bir parça İslam hukukunu bilen ve ona saygı duyan insanlar ile hesaplaşıyoruz.
Dahası var: Düşününüz ki, devlete yani padişaha isyan edebileceği ihtimalinden hareketle öldürülenler arasında emeklemekte olan bebekler de var. Hükümranın aklına bakar mısınız? Diyor ki, “Bu bebek büyüyecek, bana veya kardeşine isyan ederek devletin bekasını yani kendi iktidarını tehlikeye düşürecektir. Onun için şimdiden öldürünüz.”
Behey zalim! Nereden biliyorsun ki, o çocuk, erken bir hastalık veya başka bir sebeple ölmeyip büyüyecek, sonra isyan edip fitneyle kanın akmasına sebep olacaktır? Sorulacak en kaba ama en doğru sual, “Sen kimsin? Nefs-ül Emre sen mi hükmediyorsun? Kaderin mizanı senin elinde mi? Sen mi halk ediyorsun?
Hadi katil olmayı göze alıp öldürüyorsun. Hesabını âhirette vereceksin elbet. Peki, neden senin korkundan ödleri patlayan zavallı bir kaç âlimi fetvacı yapıp hem İslâmiyet’i kirletiyor, hem de o zavallıları da kendin gibi Cehennem’e sürüklüyorsun?
Düşünce kabiliyetleri düşük, fanatik tarafgir hissiyatının insanlıktan çıkardığı bazı zatlar kızacaktır elbette. Olsun ziyanı yok, yeter ki hakikat anlaşılsın.
Öncelikle hakkın hatırı alidir, gerçekleri zarar görmek pahasına da olsa söylemek lüzumu vardır. Hele de bu hakikatler İslâmiyet’e taalluk ediyorsa, asla tereddüt edilmemelidir. Kim kırılır, kim kızar; beş para ehemmiyeti yoktur.
Sakın zannedilmesin ki bu yazı ve sözler Osmanlı düşmanlığıdır. Haşa ve kellâ! Değildir, o muhteşem devletin iyiliklerine ve hasenatlarına asla gölge düşürmez. Aksine, Cihan Devleti Osmanlı’nın iyilikleri o kadar çoktur ki söylemek kitaplara sığmaz. Bunu daima yapmaktan şeref duyarım. O noktadan bakmamalı zira çok özel ve çok tartışılan bir konuya bakmaktadır. Muhakemesi yerinde olanlar maksadı takdir etmekte zorlanmaz ve hak verirler. Çünkü Osmanlı hukuk sisteminin ana direği, elbette ki "Şer'-i Şerîf" idi. Buna itiraz edilmez.
Lakin Osmanlı hukuk geleneğinin belki en çok rahatsız edici yönü ve özelliklerinden birisi ise, dört temel şer’î hukukî delili yeterli görmeyip haddi aşmasıydı. Yani ayet, hadis, icma ve kıyası yeterli görmeyip şeriatın açık-kesin hükümleriyle çelişmemesi şartıyla cevaz vermiş olduğu ‘beşinci delili’ yani "örfî hukuku" etkin ve bazen söz konusu edilen dört delilin de alanına müdahale edecek derecede kullanmasıydı.
İşte bu tavır ise saltanat sistemini, İslam’la uyuşturmaya çalışmaktan tutun da “hikmet-i hükumet” kurgusuna veya şehzade katlinin meşruluğundan, meşhur istibdat devri uygulamalarına kadar hayli yanlışı “doğruya” çevirebilmişti. Halen de çeviriyor nice zihinleri bu günahlara ortak edebiliyorlar. Aman sakın ha. Zaten yeteri kadar günaha bulaşmış insanların böyle işlere cesaret etmesi ciddi anlamda çok tehlikelidir.
Üstelik aynı tavır, bu meselelerde sesini yükselten mümin vicdanları ise cahillikle suçlayarak “bilmediğiniz şeyler var!” kolaycılığıyla hakaret noktasına kadar gidebilmektedir.
Oysa muhtemel bir tehlikeye karşı şehzade katlini hala mazur ve meşru gören ama “insaniyet-i kübra'nın” özellikle de ahir zamana bakan dersine talebe olduğuna inanan kimi müminlerin, "adalet-i mahza" hakikati ile "umumun selameti için fert feda edilebilir" anlayışının birbiriyle uyuşup uyuşmadığını, bilmeleri gerekir. Hassaten Bediüzzaman Said Nursi’yi okuyup anlamaya çalışanların bu noktada hataya düşmesi inanılamaz bir ayıptır.
Dahası, umumun selameti için ferdin feda edilmesinin ancak "ehven-i şer" ve istisnai bir çare olabileceği; muhayyel ve muhtemel gerekçelerle masumun hukukuna girmenin dinle bağdaşamayacağı; her ferdin hukukunu gözetmenin ise esas ve asıl hukukî gaye, metot olduğu gibi hakikatler, ecdadın ruhunu incitecek derecede bir ecdat sevgisine kurban edilmemelidir.
Bu bağlamda, "Kişinin kavmine zulümde yardımcı olması taassuptan asabiyettendir." (İ.Mâce, Fiten, Hadis no: 3949) hadisinde ifade buyrulan “zulümde yardımcı olmak” fiilinin, “kavminin geçmişte yaptığı hatalara, hikmet ve masumiyet yükleyerek onları şu anda da savunuyor olmayı” kapsayabileceği unutulmamalıdır.
Bu ihtimal dahi aklı başında olan insanı titretir, vesselam…
Vehbi KARA
Eyüphan KAYA
Allah dilediğini aziz, dilediğini rezil eder
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Fatih ORUÇ
ABD’nin Vietnam Savaşı ve My Lai Katliamı
Seyfettin BUDAK
Neden Lise Yılları Unutulmaz?
Adnan ÖZ
Atanı ve tutanı kaliteli olan trabzonspor kazandı!
Songül KARAMAN
Vuslat Kapısı
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Matematik Eğitiminin Önemi
Bülent ERTEKİN
EŞKİYA DÜNYAYA HÜKÜMDAR OLMAZ
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Hamdi TEMEL
Acı Yakıyor Ama Mutlu Ediyor: Acı Biberin Şaşırtıcı Gücü
Recep YAZGAN
Beyaz leke gösterir…
Hasan KARADEMİR
HALK (!) PARTİSİ
Mehmet BOZKURT
Dünya bir utancı konuşuyor!
Özlem Gürbüz
Bilimin Sınırlarında Dolaşmak
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SUS GÖNLÜM!
Gülay ÇETKİN
Denizli milli eğitimde usulsüz lojman mı tahsis edildi?
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Kaldığımız Yerden mi, Kandırıldığımız Yerden mi Devam Edeceğiz?
Ahmet DÜZGÜN
Bir Oy Vermenin Değeri
Aydın BENLİ
Son Kale Haymana ve Memleket Onuru- Recep Tümtürk
Ahmet SAĞLAM
İNANMAK
Halil MERT
Bu Coğrafya Bizimdir
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Nihat Güç
Bir Ve Beraber Hareket Etmek Zorundayız!
Adnan İPEKDAL
Ne Vereyim Abime, Biraz Sokak Kültürü Alır mısınız?
Vehbi KARA
İnsan Çok Zalim Ve Çok Cahildir
Ravza ZEYBEK
İlim Neyi Bilmektir?
Servet ZEYREK
Dünden Bugüne Çarşamba'da Eğitim
Özhan KIZILTAN
İyi Polis ve Kötü Polisten Sonra Mason Polis Tartışması
Aydan KURT
Yorulmuyor musun?
Mehmet Nuri BİNGÖL
Sahtelerin Tasallutu
Fatma Saçak Akbulut
SEVGİ DİLİ
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Cevahir AYDIN
El alem Jürisinin Sahte Kürsüsü
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Ahmet Eren KURT
Sessizlik Bazen Bir Tercih Değil, Son Çaredir
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Hüseyin KURT
Telekonferansın Ardındaki Gerçek: Büyük Kürdistan’ın Güncel Senaryosu
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Mesut CİHAT
Allah'ın Zatı ve Subuti Sıfatları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Batuhan ŞUORUÇ
Şıracılar
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Murat GÜLŞAN
Türk Milliyetçisinin Vicdan Muhasebesi
İsa ÇOLAKER
Aşık Veysel Şiirinin Renkleri
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Memiş OKUYUCU
Zübeyir Yetik’in Ardından…
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Cahit KURBANOĞLU
Nefis nedir ve ne istiyor?
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Levent ERTEKİN
Fakir Halkın Bağışladığı 350 Uçak
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)