“Sivil toplum”, ülkemizde 1983’ten bu yana en çok kullanılan kavramlardan bir tanesi olmasına rağmen, ne yazık ki, en az anlaşılanı olmuştur. Çünkü Sabetay Yahudileri özgürlüklerin halk tarafından anlaşılmasına ve yaşanmasına asla müsaade etmiyordu. Devletin Silahlı Kuvvetler başta olmak üzere bütün karar alıcı mekanizmasını ele geçirmişler hala da bu yapıyı korumaktadırlar.
Sabetay Yahudilerinin en güçlü olduğu yer üniversitelerdir. Hürriyet ve özgürlükleri yok sayıp hatta alaya alarak boğulmasında medya ile birlikte ortak hareket eden akademisyenler; büyük rol sahibidirler. Akıl almaz bir biçimde devam eden askeri vesayet uygulamaları ve darbeler hep bu otoriter anlayıştan kaynaklanmaktadır.
Fakat tarihin kırılma noktalarından bir tanesi 15 Temmuz 2016 tarihinde meydana geldi ve ülkemiz askeri vesayetin elinden kurtuldu. Artık sivil toplum ve devlet kurulması adına önemli değişikliklerin yapılma sırası gelmişti.
Nitekim son 3 yılda Türk Silahlı Kuvvetlerinde (TSK) sessiz bir devrim yaşanmaktadır. Genelkurmay Başkanlığının, Milli Savunma Bakanlığına (MSB) bağlanması bunlardan sadece bir tanesidir. Ne yazık ki hala gerçekleştirilemeyen önemli yapısal değişiklikler de var. Fakat belirli bir sıra halinde her geçen gün olumlu değişikliklerin yapılması bu konuda hükümete ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a olan güvenimizi arttırmaktadır.
Nelerin yapılıp nelerin yapılmadığına geçmeden önce şu hususu hatırlatmak isterim. Ordudan resen emekli edildikten hemen sonra TSK’da yapılması gereken yapısal değişiklikler ile ilgili yazılar neşrettim. Hatta gazeteciliğe ilk bu makalelerimle başladım diyebilirim. En önemli yapısal değişiklik talebim Genelkurmay Başkanlığının MSB’ye bağlanması gerektiğiydi. Çünkü mevcut yapısı ile devlet içinde devlet olan TSK, hükümetten bağımsız hareket ediyor kafasına estikçe ABD’den onay alarak her 8-10 yılda bir darbe yapıyordu. Darbeci faşist gelenekleri ile dünyanın en disiplinsiz ordusu olup çıkan TSK’ya çeki düzen verilmesi şarttı.
Darbe yapmalarını bir kenara bırakalım faşist generaller işi o kadar ileri götürmüşlerdi ki halkın seçtiği Cumhurbaşkanı ve Başbakanlara Milli Güvenlik Kurulu ve Yüksek Askeri Şura (YAŞ) gibi toplantılarda küfür dahi edebiliyorlardı. Hafıza-i beşer nisyan ile maluldür yani insanlar çabuk unuturlar; yapılan disiplinsizlikleri tekrar etmekte yarar vardır.
TSK’daki en büyük disiplinsizlik şüphesiz Genelkurmay Başkanı Necip Torumtay’ın Irak harekatına karşı yaptığı disiplinsizliktir. TSK’nın görev tanımında yazılan en önemli vazife “ordunun her an harbe hazır bulunmasıdır”. Bu açık hükme aykırı olarak; ordumuzun baş komutanı olan Cumhurbaşkanı’nın vermiş olduğu harekat emri, yerine getirilmemişti.
Cumhurbaşkanı Özal’ın Aralık 1990 tarihinde vermiş olduğu müttefik ülkelerle birlikte Irak’a girme emri, Torumtay tarafından çeşitli atraksiyonlarla engellenmişti. Savaş tarihinde belki de ilk defa bir komutan askeri harekattan kaçıyordu. Ne tarafından bakarsanız tam bir rezalet durum yaşanıyordu.
Eğer ordumuz harbe hazır değilse görevini yerine getirmemiş bir Genelkurmay Başkanı ile karşı karşıya kalmıştık. Yok ordu harbe hazır ise Cumhurbaşkanının emrini dinlemeyen disiplinsiz bir komutan ile karşı karşıya kalmıştık.
Ne acıdır ki; bu büyük skandal doğru dürüst hiçbir kimse tarafından analiz edilip incelenmemişti. Bırakın yazmayı eleştiri dahi olmadı. Sabetay Yahudilerinin ellerinde olan medya; Torumtay’ın büyük rezaletini görmemiş bilakis alkışlamıştı. O tarihlerde Deniz Kuvvetlerinde Üsteğmen olarak görev yapıyordum. Savaştan kaçan bir general gördüğüm için giydiğim üniformadan utanmaya başlamıştım.
“Yiğit 40 yıl yaşar fırsat bir gün düşer” bir Türk atasözüdür. Savaş durumu söz konusu olduğu zaman işin ucunda ölüm olsa bile her şerefli Türk askeri gibi savaşmak zorunda olduğumuzu biliyordum. Fakat her girdiği kurumu yangın yerine çeviren ve koca Osmanlı’nın yıkımına sebep olan Sabetay Yahudileri; TSK’da çok güçlü idiler. Torumtay’ı kınamak yerine Irak savaşına girmediği için bütün komutanlar vardı.
Fakat olan oldu ve Torumtay emekliliğini isteyerek bir şekilde Irak harekatına engel oldu. Misak-ı milli sınırları içindeki Musul ve Kerkük’ü kurtarmak engellenmişti. Şu anda ise hala PKK terör örgütünün yuvası haline gelmiş olan Kuzey Irak, ülkemize terörist göndermeye devamediyor. Pençe 1-2-3 harekatları ile aradan 30 yıl geçtikten sonra ancak ordumuzu sokabildik. Lakin “bade harabil Basra…”
Deniz Kuvvetleri de disiplinsizliğin ayyuka çıktığı bir yerdi. Kuvvet Komutanı Güven Erkaya, Başbakanlık Konutunda verilen yemekte “burada rakı yok mu?” diyecek kadar küstahlaşmış bir kişi idi. Öyle ki Deniz Kuvvetlerinde içki içmediğimiz için benim gibi nice subay fişlenmiş komutanlarla karşı karşıya getirilmiştik. Hatta bu rakıcı amiraller öylesine ileri gitmişti ki Kara Kuvvetleri Komutanı alkollü içki içmediği için kendisi ile alay edip aşağılayan Genel Kurmay Başkanları dahi çıkmıştı.
Deniz Kuvvetleri Komutanı İlhami Erdil’in ifadesine göre bir MGK toplantısı esnasında; Genelkurmay Başkanı Kıvrıkoğlu, Kara Kuvvetleri Komutanı Hilmi Özkök’ün alkollü içki yerine kola içtiğini görünce garsonu çağırarak “Oğlum şuradan şarap getir, Hilmi de doğru dürüst içki içsin” dediği gazete sütunlarına kadar yansımıştı. Bu konuda ne yazık ki hiçbir yalanlama ve tekzip gelmemişti.
TSK’daki rezaletlerin özellikle de 28 Şubat 1997’deki iğrençliklerin haddi hesabı yoktu. Osman Özbek gibi bir general; Başbakan’a ve bir ülke kralına açıkça küfrettikten sonra 28 Şubat yargısına bile sokulmadan tümgeneralliğe terfi ettirildiğini biliyoruz. Bu kişinin paşa paşa ortalıkta gezip; caka satmasını, Rahmetli Erbakan’ın yolundan gittiğini söyleyenler içlerine sindirebilmişti. Darbecilerin zulümlerine maruz kalmış nice vatan evladına yapılanlardan dolayı maalesef kimse kılını dahi kıpırdatmamış zalim zulmünde mazlum ise zilletinde kalmıştı.
Aynı dönemde Genelkurmay İstihbarat Başkanı Korgeneral Çetin Saner, İçişleri Bakanına hakaret edebilmişti. Bir kadın olan Meral Akşener, yine bir kadın olan Başbakan Tansu Çiller’e bu seviyesizliği şikayet etmişti. Çiller, Cumhurbaşkanı Demirel’e durumu iletmesine rağmen sonuç alamamıştı. Zira darbecilerle işbirliği yapan Demirel, bu iğrenç olayı sümenaltı etmiş yargıdan ve cezalandırmadan kaçırmıştı.
İşte TSK’nın dünyanın disiplinsiz ordularından birisi olduğunu anlatmak için saymış olduğum bu örnekler yeterlidir sanırım. Türk tarihinde Genç Osman vakasından beri böylesine iğrenç olaylar olmamıştı.
Fakat bir gün gelmiş her şey tersine dönmüştü. ABD’den emir alarak darbe yapan generaller bu defasında 15 Temmuz 2016 tarihinde halktan büyük bir tokat yemişti. Artık geçmişten gelen disiplinsiz ve çirkin davranışları tekrarlama imkanı kalmamıştı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, FETÖ örgütünün darbe yapacağını benim gibi gazetecilerin ihbarıyla sezmiş ve çeşitli önlemler almıştı. Nitekim darbe günü halkın sokağa dökülmesi ve tankları birer birer ele geçirmesi sayesinde büyük bir facia önlenmişti. Bundan sonra Torumtay gibi emirlere itaatsizlik eden general kalmamıştı.
Günümüzde ordu komutanları korgeneraller arasından seçilebiliyor. Her emre itaat eden bir askeri yapı ile karşı karşıyayız. Bu durumu kabullenemeyen generaller emirlere itiraz etmek yerine emeklilik dilekçesi verip ayrılıyorlar.
İşte Erdoğan, askeri vesayetten kurtulmak adına büyük yapısal değişiklikleri gerçekleştirme imkânı bulmuştur. Elbette 15 Temmuz darbesinin başarısız kalması kadar Cumhurbaşkanlığı sisteminin de “sivil toplum ve devlet” kurulması açısından önemi büyüktür.
Şimdi askeri vesayetin kaldırılması adına yapılan faydalı icraatlara bakalım. Elbette bunlardan başka da olumlu adımlar vardır. Lakin ilk bakışta göze çarpan hususlar şunlardır:
Bu maddeler sivil toplum ve devlet açısından önemlidir. Lakin yeterli değildir. 25 yıldan beri çeşitli örnekler vererek izah ettiğimiz üzere başka değişikliklerin de yapılması gereklidir. İlk etapta aklımıza gelen hususlar şunlardır:
Bu saydıklarımız maddelerden başka bir çok konuda ciddi çalışmalara ihtiyaç vardır. Erdoğan ve Ak Parti hükümetinden beklentimiz atılan adımları yeterli görmeyip günün ihtiyaçlarına uygun değişiklikleri gerçekleştirmesidir. İki günü bir olan ziyandadır buyurmuş Hazreti Peygamber aleyhissalatü vesselam. Her yeni gün güzel bir adımın başlangıcı olmalıdır, vesselam…
Not: Yazının uzunluğunun farkındayım. Fakat bu konuda çalışma yapanların istifade etmesi için derli toplu makalelere ihtiyaç vardır. Ayrıca haftada üç gün yazım yayınlanabiliyor. Gündemi kaçırmamak için bazı yazıları bir defada bitirmek icap ediyor. Bu nedenle uzun ve sıkıcı yazılarımdan dolayı okuyucularımın affımı talep ediyorum…
Vehbi KARA
Seyfettin BUDAK
İç Pusulan Bozulduğunda Hayat Kime Ait Olur?
Adnan ÖZ
Kupada iki de iki yaptık!
Önder GÜZELARSLAN
Muğla Şehit Ziya İlhan Dağdaş Mesleki Ve Teknik Anadolu Lisesi
Aydan KURT
Yorulmuyor musun?
Mehmet Nuri BİNGÖL
Sahtelerin Tasallutu
Halil MERT
İki Farklı Kader, İki Farklı Devlet Aklı
Fatih ORUÇ
Abd-Cıa ve Darbeler
Eyüphan KAYA
İnsanlık Alemi Veda Hutbesini Arıyor
Erol AYDIN
İnsan Olmanın En Ağır Yükü
Nihat Güç
İyi İnsan, Kötü İnsan
Gülay ÇETKİN
Denizlide okullar kaosa mı sürükleniyor?
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
21. Yüzyılın Öğrenci Profili: Alfa Kuşağı
Fatma Saçak Akbulut
SEVGİ DİLİ
Aydın BENLİ
MİLLİ DUYGULAR ÖLDÜRÜLÜRSE NE OLUR?
Mehmet BOZKURT
Suçlu Kim? Müslümanlar mı?
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Hamdi TEMEL
Limon Tuzu: Masum Bir Ekşilik mi, Bilinmesi Gereken Bir Kimya mı?
Ravza ZEYBEK
Bizim çocukları ateşe atan kim?
Songül KARAMAN
YA RAB
Ahmet SAĞLAM
Kaçınılması Gerekenler
Cevahir AYDIN
El alem Jürisinin Sahte Kürsüsü
Özlem Gürbüz
Geçmişten Ders, Geleceğe Umut
Recep YAZGAN
Beyaz leke gösterir…
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Adnan İPEKDAL
Dijital İçerik Üretme Seferberliği
Bülent ERTEKİN
Bayraklı’daki Söyleşi Üzerinden Ciddi İddialar
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Ahmet DÜZGÜN
Kimse mucize beklemesin
Vehbi KARA
Kocatepe Olayı
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Sevgi Mi Bağ, Yoksa Görünmez Bir Kafes Mi!
Ahmet Eren KURT
Sessizlik Bazen Bir Tercih Değil, Son Çaredir
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Servet ZEYREK
Yedinci Oğul Nerede?
Hüseyin KURT
Telekonferansın Ardındaki Gerçek: Büyük Kürdistan’ın Güncel Senaryosu
Hasan KARADEMİR
Giriş: Foucault'nun Eleştirel Soykütüğünün Temelleri
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı iken oruç tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (1)
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Mesut CİHAT
Allah'ın Zatı ve Subuti Sıfatları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Batuhan ŞUORUÇ
Şıracılar
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
Mahremiyet, insanın özgür iradesiyle var oluşu!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Murat GÜLŞAN
Türk Milliyetçisinin Vicdan Muhasebesi
İsa ÇOLAKER
Aşık Veysel Şiirinin Renkleri
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Özhan KIZILTAN
Duvarların Ardında Filizlenen Hayat
Memiş OKUYUCU
Zübeyir Yetik’in Ardından…
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Cahit KURBANOĞLU
Nefis nedir ve ne istiyor?
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Levent ERTEKİN
Fakir Halkın Bağışladığı 350 Uçak
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)